• BIST 96.604
  • Altın 242,637
  • Dolar 6,2685
  • Euro 7,3236
  • Kars 4 °C
  • Ardahan 4 °C
  • Iğdır 14 °C

Türk Sağlık Sen Genel Başkanı Kars’ta

Türk Sağlık Sen Genel Başkanı Kars’ta
Türk Sağlık Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, sendikal çalışmaları izlemek ve sendikanın il temsilcileriyle bir arada bulunmak için geldiği Kars'ta gündemle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Hastane birleştirmelerinin hangi amaca yönelik olduğunu henüz kestirebilmiş değiliz

-Bu toplu görüşmeler artık kamu çalışanlarının taleplerini karşılamıyor. Çağa uygun değil

-Yeni Anayasa paketinde memurlar artık toplu sözleşme yapacak diye kamuoyuna açıklandı ama bu da korkarım ki referanduma kurban edilecek

-“Memurlarda bu Anayasa değişikliğine “Evet” oyu versin, dolayısıyla memurların meselesi burada itici güç olarak kullanılsın” düşüncesi var. Bunu doğru bulmuyoruz.

 Türk Sağlık Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, sendikal çalışmaları izlemek ve sendikanın il temsilcileriyle bir arada bulunmak için geldiği Kars’ta gündemle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

 

Sendika temsilcileriyle bir araya geldiği Öğretmenevi’nde ilk olarak hastanelerin birleştirilmesine değinen Türk Sağlık Sen Genel Başkanı  Önder Kahveci , “Türkiye genelinde bazı illerimizde yaşanan hastane birleştirilmesi sorunu Kars’ta da yaşanmış. Arkadaşlarımız konuyu bize aktardılar. Zaten davada açılmış durumda. Şu anda Türkiye’nin bazı illerinde açtığımız davaları kazandık. Ankara’da iki tane dava kazandık, Zonguldak’ta kazandık, diğerleriyle ilgili davalarımız ise devam ediyor. Ancak Hastane birleştirmelerinin hangi amaca yönelik olduğunu henüz kestirebilmiş değiliz. Burada personelden azami düzeyde faydalanmak, kaynakların daha rasyonel kullanılması mı yoksa kamu hastane birliklerine yönelik bir düzenleme mi? Benim tespitim ise kamu hastanelerine yönelik bir birleştirme gerçekleştiriliyor. Şu an itibariyle plan bütçe komisyonunda kabul edilen yasamız var. Türkiye’de hastaneleri yönetim kurulları yönetecek artık. Orada hastane idarelerinin sayısı 400’e düşürülüyor. Şu anda Türkiye’de 850-900 civarında hastane var. Anlaşılıyor ki kamu hastane birlikleri alt yapı olarak birleştirilerek gerçekleştiriliyor. Bu anlamda sıkıntı yaşanan bölgeler var. Bazı bölgelerde arkadaşlar dava açılmasını istemiyorlar. Genel itibariyle de açtığımız davaları bugüne kadar kazandık. Tabi ki idarenin, sağlık hizmetlerinin vatandaşa etkin ve verimli şekilde verilebilmesi için bir takım tedbirleri alır ama en azından bu tür yapılan uygulamalarda çalışanlarla da paylaşılması gerekir kanaatindeyim. Yoksa “Ben yaptım oldu” mantığıyla bu ülkede maalesef işler iyi yürümüyor. Onun için hastane birleştirmelerinin asıl hedefinin hastane birliklerine alt yapı oluşturduğu kanaatindeyim” dedi.

 

EVRENSEL NORMLARLA BÜTÜNLEŞMİŞ BİR SENDİKA YASASINA İHTİYAÇ VAR

Sendikal mücadelenin geldiği noktanın önemsenecek bir nokta olduğunu ifade eden Kahveci, sendikal mücadeleye başladıkları 1992 yıllarında kamu çalışanlarıyla memurlara sendikal hakkın verileceğinin bile çok uzak bir ihtimal olarak gördüklerini fakat bugün çok önemli atılımlar yaptıklarını belirtti. Kahveci, “Gelinen noktada o haklar verildi. 2001 yılında 4688 sayılı yasa çıktı. Ancak bu toplu görüşmeler artık kamu çalışanlarının taleplerini karşılamıyor. Çağa uygun değil. Onun için İron normlarında, İron’un 88, 98 ve 151 sayılı sözleşmeler çerçevesinde  artık Türkiye’de kamu görevlilerine, sağlık çalışanlarına grev ve toplu sözleşme içeren bir sendika yasasına ihtiyaç vardır. Biz bunun mücadelesini veriyoruz. Evet gelinen noktayı önemsiyoruz ancak sendikacılığın evrensel değerleriyle bütünleşmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Bu yasa hakikaten haklarımızı korunup geliştirmesi noktasında çok elverişli bir yasa değil. Sendika adına sendika diyeceksiniz, hak arama mücadelesi yapacak ama grev hakkı olmayacak, toplu sözleşme hakkı olmayacak, yönetime katılma hakkı olmayacak. Bu olacak iş değil. Çünkü Uluslararası Çalışma Örgütü İLO bunları öngörmüyor. Bunların standardı grev ve toplu sözleşmenin çalışma ve ücretlerinin toplu sözleşmeyle verilmesini öngörüyor. Türkiye maalesef o noktada biraz cimri davranıyor.” şeklinde konuştu.

 

TÜRKİYE’DE MAALESEF SİYASİ İKTİDAR TARAFINDAN VE BAZI YÖNETİCİLER TARAFINDAN ADETA SENDİKALAR ARASINDA AYRIMCILIK YAPILIYOR

Anayasa paketini de eleştiren Kahveci şunları söyledi:

“Kamuoyuyla tartışmaya açılan Anayasa paketi içerisinde toplu sözleşme hakkı, grev hakkı yine yok. Grev hakkı yine kısıtlanmış durumda. Toplu sözleşme hakkı Anayasa değişikliğinin içine koyuldu. Memurlar artık toplu sözleşme yapacak diye kamuoyuna açıklandı ama bu da korkarım ki referanduma kurban edilecek. Yani kamu görevlilerine toplu sözleşme ve grev hakkının verilmesini iktidar ve muhalefet partileri bütün unsurlar kabul ederken getirip çalışanların toplu sözleşme haklarının böyle bir Anayasa değişikliği paketinin içerisine koyulmasını çok samimi bulmuyoruz. Toplu sözleşme hakkının verilmesini önemsiyoruz, grev hakkını eksik olarak görüyoruz ama bu paketin içerisinde yarın yeterli çoğunluğu TBMM’den sağlayamadı ve referanduma gitti orada “Hayır” dendi peki biz toplu sözleşme haklarımızı kullanamayacak mıyız?. Temel insan hakkı olan, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün ısrarla Türkiye’ye “Bu hakları çalışanlara verin. Sendikal hak ve özgürlükler Türkiye’de geliştirilmediği sürece Avrupa Birliği ile yapılan müzakerelerin 19. başlık açılmazken” siz kalkıp memurların toplu sözleşme hakkını tutacaksınız referanduma götürülme ihtimali olan Anayasa değişikliğine koyacaksınız. Peki neden ayrı bir kanun olarak hazırlanmıyor? ŞU an itibariyle iddia ediyorum kamu çalışanlarına grev ve toplu sözleşme hakkı eğer hükümet samimiyse hükümet tarafından tek bir madde olarak ayrıca bu paketin dışarısında yapılsın ve muhalefetteki CHP, MHP ve diğer siyasi partilerle biz görüşerek hepsinin mutabakatını alacağız. Çünkü; hepsinin mutabakatı var bununla ilgili. O zaman anlaşılıyor ki memurlara toplu sözleşme hakkı bunun içerisine koyularak bir şekliyle referanduma giderse şayet, ki yeterli çoğunluk sağlanamayacak, 367’yi bulmayacakmış gibi görünüyor. “Memurlarda bu Anayasa değişikliğine “Evet” oyu versin, dolayısıyla memurların meselesi burada itici güç olarak kullanılsın” düşüncesi var. Bunu doğru bulmuyoruz. Neticede çalışanın temel insan hakkıysa, toplu sözleşme hakkını temel hak ve özgürlükler çerçevesinde değerlendiriyorsak bunu ayrıca değerlendirip kamu görevlilerine de bunu bir an önce kazandırmak lazım. Memur sendikacılığı bu noktaya geldi dayandı. Evrensel normlarla bütünleşmiş bir sendika yasasına ihtiyaç var. Çünkü biz sendikal hakların aranması ve geliştirilmesi noktasında bu yasayla zorluk çekiyoruz. Hatta onun ötesinde asıl zorluk şu: yasadan kaynaklanan güçlükleri biliyoruz. Elimizde grev hakkının olmaması bizim elimizi zayıflatıyor ama bir taraftan da Türkiye’de maalesef siyasi iktidar tarafından ve bazı yöneticiler tarafından adeta sendikalar arasında ayrımcılık yapılıyor. Sandikalar arasında, “Senin sendikan. Bana yakın duran sendikalar” gibi bir takım değerlendirmelerle bu tür ayrıştırmalar yapılıyor. Bakın bu ne ülkenin faydasına, ne o yöneticilerin faydasına ne de çalışanların faydasına. Netice itibariyle sendikaların kuruluş amacı, felsefesi bellidir. Çalışanların hak ve menfaatlerinin korunup geliştirilmesi, bu ülkenin sorun ve sıkıntılarıyla bir de sivil toplum olarak toplumda bir bilgilendirme, bilinçlendirme görevi yapmaktır. Bu görevi yaparken bana yakın olan, benim söylediklerimi tasdik eden bir sendika, sivil toplum oluşturma hevesi iyi bir heves değil. Zaten o sendikanın adı da sendika olmaz. Başka bir şey olur.”

 

SİZ KENDİ GÖREVİNİZİ YAPIN. GÖREVİNİZ ÜLKEYİ YÖNETMEK, KURUMLARI YÖNETMEK. BIRAKIN SENDİKACILIĞI, SENDİKACILAR YAPSIN

İktidara da seslenen Kahveci, “Dolayısıyla buradan hem siyasi iktidara hem de yöneticilere şunu söylemek istiyorum: siz kendi görevinizi yapın. Göreviniz ülkeyi yönetmek, kurumları yönetmek. Bırakın sendikacılığı, sendikacılar yapsın. Çok arzu ediyorsanız, sendikacılık yapmak isteyen, kafasından geçiren, arzu eden idareci varsa bırakacak idareciliği gelecek sendikacılık yapacak. Dolayısıyla Türkiye’de sivil toplum bilinci, sendikacılık bu anlamda böyle mesafe alır. Yoksa siyasi iktidarlar gelir geçer herkes kendisine yakın bir sivil toplum örgütü veya sendika oluşturmaya çalışır, o zamanda sendikalar asıl mecralarından sapar, başkalarının güdümüne girer. Siyasetçilerin piyonu ve paravanı olur. Biz onun olmasını arzu etmiyoruz, istemiyoruz. Sendikal mücadelede epey gideceğimiz mesafe var. Bunu biliyoruz, bunun bilincindeyiz. Ancak kısa zamanda epeyce bir mesafe aldığımız kanaatindeyiz. İnşallah son Anaya değişikliği çerçevesinde çalışanların toplu sözleşme hakları da elde edilir ve en azından sorunların çözümünde biraz daha elimiz güçlenmiş olur.” dedi.

 

Kahveci bölge toplantısı için bu akşam Erzurum’a gidecek

  • Yorumlar 2
    UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde karsmanset.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Kars Manşet | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0474 212 47 51 / 3 Hat 0545 325 81 44 / Reklam ve Haber İletişim harmankayagrup@gmail.com Faks : 04742124751