“1915’te biz neredeydik?”

Başı omuzlarının arasında dik..

Ayakları kuvvetlice kendi toprağına basan..

Bir Başbakan’ın bu ülke topraklarından dünyaya sorması gereken soru budur!..

Dünya bu soruya cevap vermeyecektir!

O zaman ..

İşte bu ülke Başbakanı’nın..

Bir volkan patlarcasına kendi sorusuna vereceği cevap şudur:

“Çanakkale’deydik!”

“Peki ne işimiz vardı Çanakkale’de?”

Bu soruda dünyada yanıtsız kalacağından…

Yine kendisi cevaplayacaktır tek omuzlu Başbakan’ın!..

“Çünküüü” diyerek malum uzatmasını yapıp..

“Siiz oradaydınız, siiiziinle savaşıyorduk!”

Diyebilir mi bunu Başbakanımız?

Diyemez!

Neden diyemez?

Bir cümle ile cevap verip geçelim..

“Kendi gövdesinden kopan dal, başkasının elinde sopa olur!”

Ya da;

“Kendi gövdesinden kopan dalı isteyen bahçesine dikebilir”

Sanırım son söylediğim daha uydu..

Gelin gelelim asıl meseleye..

Yani başımızın Bakanının söyleyemediklerine..

Çikolata renkli Husyn Barak Obama dostumuzun (!) ülkesinin aldığı karar..

Ardından, gidip Doğu Perinçek’le yüzlerine gerçekleri çarptığımız ve bir çok ürününü hala tükettiğimiz, İsveç’in Parlemento Kararları..

Biz soykırım yapmışız!..

Biz…

İlmen, Bilmen, Hukuken, Tıbben, mantıken, gücen.. Tarihen soykırım yapacak halde değiliz..

Bırakın evde silah bırakmayı..

Öküzün samı demirini alıp Çanakkale’ye gitmişiz..

Bırakın eli iş tutanı..

Bir ayağı yürüyenimiz bile Conkbayır, Sektülbayır, Kocatepe’de!

Kim kalmış buralarda?

Hastalar, çok yaşlılar, çocuklar, kadınlar..

Evde tek atımlık barut yok!

Biz Çanakkale’deyiz!
Peki niye oradayız?

Siz topunuzu, tüfeğinizi, atınızı, itinizi nallayıp gelmişsiniz yurdumuza..

Biz de sizi defetmek için kanımızı dökmüşüz..

Hatta gelenleriniz yetmemiş…

“Eskiden bizdendiniz”

Dediğiniz “”Anzakları” bile kandırarak getirmişsiniz!..

Bu da yetmemiş …

Türkiye iki cephe açsın diye..

İngiliz, Fransız üniforması giydirdiğiniz Ermeni Taşnaklarını  salmışsınız Kars’ın, Ardahan’ın üzerine..

“Alın” demişsiniz..

“Deniz’den denize sizindir”

Yani..

Hazar’dan Karadeniz’e..

Bunu ben söylemiyorum!

Bunları, Lalayan, Boryan, Karinyan, Prumyan gibi vicdanlı namuslu bilim adamları, tarihçi Ermeniler söylüyor.

Ermeni, Rus arşivlerinde bunlar mevcut!..

Ermenistan’ın ilk Başbakan’ı Ovennes Kaçaznuni söylüyor:

“Biz Türk ve Kürtleri katlettik, onları mahv ettik” diyor!

Elimde sekiz kitap var.

Hepsi belge , hepsi rapor..

Bunları niye söylemiyor Başbakanımız!..

Amerika’ya sözüm ona blof yapıyor:

“Sizden alacağımız sekizmilyar dolarlık uçak alımını iptal ederiz!”

Sekizmilyar dolarlık ihale tehdidini (!) bırakta..

Sekiz kitabı, sekiz belgeyi sür dünyanın gözbebeğine!..

…/

Şimdi size bir soru soruyorum:

Biz kurtuluş Savaşımızı nerede verdik?

Edirne’ye mi geçtik?

Kars’tan öte kurşun mu attık?

Sinop’u aşıp Karadeniz sularında savaş gemisi mi yürüttük?

Akdeniz’i kulaçlayıp mı geçtik?

Bakın Büyük devrimci Mustafa Kemal savaşlarına..

Çanakkale.. Sakarya.. Eskişehir.. Afyon.. Antep.. Maraş.. Kars.. Sarıkamış.. Dumlupınar.. Afyon.. İzmir..

Kendi vatanımız..

Onlar gelmiş biz direnmişiz, savaşmışız, onurumuzu kuşanıp namus kavgası vermişiz..

Var mı onların vatanında attığımız tek kurşun?

Var mı topraklarında öldürdüğümüz tek adam..

Onların mezarı buradaysa..

Sormak lazım:

“Ne işiniz vardı buralarda?!”

Yazar: Muharrem YERLİ
sitesinden 24.05.2012 tarihinde yazdırılmıştır.