Ne olurdu?
Ne olmazdı ki..
PKK ellerini kaldırıp topluca teslim olurdu!
Hele o dağlara tek kaşı eğik baksaydı..
Dağda tek adam kalmazdı!
Birde işaret parmağını ileri uzatıp aşağı yukarı sallasaydı..
O esnada bir şeyler mırıldansaydı..
Irak'ın kuzeyi kesin Irak'ın batısına çekilirdi!
…/
Bakın..
Kılıçdaroğlu gidip dik durdu..
Şehit sayısı dokuzdan üçe indi!
Elini arkasına koymadan dursaydı..
Şehit sayısı dört olabilirdi!
Peki size bir soru daha:
Gizli gizli görüştüğümüz İsrail özür dilese ne olurdu?
Hemen cevaplayayım;
Öteki dünyayı bilmem ama..
Bu dünya kapılarının tamamı bize vizesiz açılırdı!
Yedi kıta krıkyedi düvel önümüzde saygı ile eğilir, "Bir" dediğimiz "İki" olmazdı!
Kapılarda karşılanır, ülkemize kadar uğurlanırdık!
Pekiii…
Yakasından kravatı sökülen Kılıçdaroğlu'nun başına bir şapka konsa ne olurdu?!
Ecevit'in halkçılığı tartışmaya açılır, Kılıçdaroğlu daha "Halk Babası" ilan edilebilirdi!
Peki..
Yakasından kravatı sökülen Kılıçdaroğlu'nun, gömlek cebinden markası gözüken ve fiyatı dörtyüzlira olan gömleğinin yerine bir halk gömleği olsa ne olurdu?
Emekli, dul, yetim, memur, işçi, köylü..
Ve dahi kocası ölmek üzere olan "dul" adayı kadınlar..
Babası ölmek üzere yetim kalacaklar bile "Ya medet" deyip Kılıçdaroğlu'na sarılabilirlerdi!..
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ikiyüzbin euroluk saati..
Ankara Emniyeti'ndeki F tipi hesaplaşma..
Tornacıdan bulunup mahkemeye getirilen ıslak imza makinesi..
Ekonomik büyüme palavraları..
"Çin olmasaydı dünya bize hayrandı" yalanları..
Marmarey'daki iki milyon dolarlık hırsızlık..
Belediye Başkanının "ikinci kürt eş" zırvası..
…/
Memleket nerede?
İşçi, memur, köylü, esnaf..
Aylardır göçük altındaki üç işçiden daha haber yok!
Güneydoğu Belediyeleri "özerklik, federasyon" diyor..
.. Ve ilana hazırlanıyor.
Bu ülkenin işçileri Bakanı nerede?
Bu Belediyeler bu ülkenin İçişlerine bağlı değil mi?
Bir tek Aytaç Durak mı İçişlerine bağlıdır?
../
Sizce Nato'yu göreve çağıran bir Hükümet fiilen iflas etmemiş midir?
Bir Belediye Başkanı'nı görevden alamayan Hükümet'in varlığından söz edilebilir mi?
Elinde dünyanın en büyük ordularından biri olan bir Hükümet'in Başbakanı kendi dağında tuzak, fak bekler gibi pusuya yatar mı?
Bana sorarsanız yatar!
O resim bilinçli verilmiş bir pozun resmiydi!
Askeri, milleti, hükümeti olarak "Korku" nun bilerek verilmiş resmiydi!
"Böyle zavallı bir durumdayız" dedirtmek içindi!
Her adımda "Kadere inanmış" bir Başbakan'ın duruşu değildi!
Çözüm:
Bu Hükümet gitmeli
Otuzdört ayrı yerde ve tüm televizyonların arşivlerinde duran;
"Biz Büyük Ortadoğu Projesinin Eşbaşkanlarından, biriyiz, bu görevi yapıyoruz" diyen bir Başbakanca ve Hükümetce yönetiliyoruz.
Bu bir suçtur!
Anayasal bir suçtur!
Bir ülkenin Başbakanı başka bir ülkenin memuru olduğunu ilan ediyor!
Şu an..
Şimdi..
Cumhurbaşkanlığı Makamında oturan Abdullah Gül Dışişleri Bakanı iken, Collin Pawel ile iki sayfa dokuz madde üzerinde gizlice anlaştıklarını Vatan Gazetesinden Sedat Sertoğlu'na açıklıyor.
İşte bu görevleri yapıyor bu Hükümet!
Bu yüzden bu Hükümet bizim Hükümetimiz değil.
Yabancılara alenen çalışan bir Hükümet var tepemizde!
İşte bu yüzden gitmelidir, yıkılmalıdır.
Cumhuriyet Savcıları bu görevi yapmıyorsa..
Halk ilk seçimde bu görevi yapmalıdır.
Yapmak zorundadır.
Aksi halde bir sabah uyandığımızda tepemizde Amerika - İsrail bayraklı coniler görebiliriz!..