PKK ve Kürtler arasındaki 7 fark!..

Derler ki;

Gök Tanrı Kars'ın başına beş şeker düşürmüş..

Azeri, almış diline sürmüş, dili tatlı olmuş..

Terekeme, çorbasına katmış, çorbası lezzetli olmuş.

Yerli, kazına yedirmiş, kazı lezzetli olmuş

Alevi, sazının teline sürmüş sazı güzel ses vermiş.

Kürt ise, başına düşen şekeri, misafirine vermiş…

Ve o gün, bugündür Kürt'te konuksever olmuş!..

Onca yıllık tecrübeme dayanarak söylüyorum:

Aynen böyledir.

Kürtler merttir.

En güzel, eşyalarını konukları için saklarlar.

El değmemiş, gün görmemiş, havluyu, çatalı, kaşığı misafirleri için çıkarırlar.

Kesmeye kıyamadığı koçu, kuzuyu, horozu misafirine ikram ederler.

Çift döşekte yatırır konuğunu.. kendisi çul da yatar!

Sözünün eridir!

Rüzgara göre konuşmaz, doğru bildiği yolda rüzgara karşı yürümesini de bilir.

Yatmaz namerdin Bürüksel, Washington şaşalı otelinde!..

Yılan sokacağını bilse.. uzanır dostunun dam gölgesine!

Altın ayaklı köprü yapsa, dünyayı kana bulayanlar..

O, soyunup vurur kendisini köpüklü sulara!..

Yani diyeceğim o ki:

Geçmez namert köprüsünden…

Ahmed Arif'in küçük dayısı Nazif'tir…

Atını şaha kaldırır Hozat önlerinde..

Ve Fransız kuşatmasına kurşun atar!

Diyab Ağa'dır Atatürk'ün kurtuluş arabasında!

Ve Vahdettin'in idam fermanını, Atatürk'ün elinden alıp yırtan adamdır!

"Padişahın fermanı buysa saklar bizi Tunceli dağları" diyen yiğittir!

Ve Atatürk'ün sırtını Ağrı'ya dayar gibi yaslandığı babayiğittir!..

"İhanet" kitabınnın sayfasından geçmez!

"Düşman" saydığının gözünün bebeğine bakar çakmak çakmak!..

Dönmez arkasına!

Göğüs kafesini genişletir ve dikleşir, heykel keser bütün kasları!..

Ne diyecekse yüzünün ortasına söyler söyleyeceğini!..

Koyun önünüze tarihin albümünü:

Sakarya'da, Dumlupınar'da, Afyon'da, Antep'te, Maraş'ta..

Çanakkale, Ağrı'da..

Yola mayın döşememiştir, yola barikat kurmamıştır!

"Ne olacaksa 'mertçe' olsun" demiştir.

Ve çarpışmaya hazır bir koç gibi tutmuştur başını!

Boynuzunun kırılacağını bile bile arkadan vurmamıştır ve göz göze gelmiştir düşmanı ile!..

Aznavur, Fransız, İtalyan, İngiliz gelmiştir has toprağına..

Çadır, kulübe, ranza kurmuştur..

.. Ve gözünün önündedir ayan- beyan..

Uykusundadır elin gavuru..

Ama o bilir:

Kimi düşünde, kimi hayalindedir.

Uyuyan karakola bomba atıp uyku bölmemiştir!

Düş'e kurşun sıkmamış, anne, yar, hayaline bomba atmamıştır!..

Uykuda adam öldürmemiştir!

Düşmanına sıktığı, namlusundaki kurşun kendi menşelidir!

Kızını iğfal eden adamı bile arkadan vurmamıştır!

"Memooo!" diye seslenmiş…

Sonra sıkmıştır kurşunu!

Yani..

"Beni gör, seni vuran benim" demiştir.

Yol ortasında bir emeklinin arabasını yakmamıştır!

Köftesi, kanadı, domatesi, mangalı bagajında, yarın pikniğe gidecek bir ha yali kundaklamamıştır.

Kırk yıllık emekli maaşı ile kurulan bir umudu bir geleceği ateşe vermemiştir!

Halkın bindiği, halkın sığınağı taşıtları tutuşturmamıştır.

Siz..

Bar'dan, meyhaneden, pavyondan, saunadan, solaryumdan, yürüyüş kortlarından kopup gelen tabut başında ağlayan bir şehit anası gördünüz mü?

Kim ağladı?

Başı şapkalı, yüzü traşsız babalar..

Saçı eşarbının deliğinden çıkmış analar!..

Kimi öldürdü?

Kimi yaktı?

Kimi ağlattı?

Yoksul halkı!

"Kurtardık" dedikleri bölgelere bakın:

Aşiret ahtapotunun koluda bir halk!

Şeyhlik, şıhlık, ağalık, gericilik, bağnazlık!..

Toprak ağalığı..

Hatta Eşbaşkan Ahmet Türk'ün köy ağalığı..

Namludaki kurşun U.S.A..

Yollardaki mayın..

Uykulara atılan İsrail bombası..

Omuzdaki dipçikte Bürüksel arması..

… Ve iki resim verdim size..

Aradaki yedi farkı siz bulun!

Ama size bir ip ucu vereyim:

Beşinin tıpa tıp aynı olduğunu göreceksiniz..

Kalan ikisin de .. ise!..

Yazar: Muharrem YERLİ
sitesinden 09.02.2012 tarihinde yazdırılmıştır.