Siz Kars'ta yokken.. bir akşam…
Kars'a kar yağıyordu.
Bir baba, gündüz dolaştığı caddelerin ağır yükünü omzunda taşıyordu.
Bir kadın..
Bir elinin tırnakları ile pencerenin buzunu kazıyordu..
Diğer elini yumruk yapmış kazdığı camdan dışarı bakıyordu.
Bir çocuk..
Az önce televizyonda gördüğü çikolataya ağlıyordu..
Baba yolda göründü..
Anne geri çekilip durdu..
Çocuk sustu!
Baba başını kaldırmadan içeri girdi..
Anne nefesini tuttu..
Çocuk babanın eline baktı!
Donmuş parmaklar çıkınca cepten..
Çocuk, ciğerden ağladı..
Anne, sıktığı yumruğu çocuğun sırtına çekiç yaptı..
Paslı çivi çakar gibi..
Baba, bir şey demedi..
Gözlerini tavana dikip öylece kaldı.
Anne sarıldı çocuğa..
Yanağındaki yaşı, sürdü ıslak yanağına..
O çocuk..
Siz Kars'a gelmeden..
Hazırladığınız müfettiş raporu ile kapanan Ayakkabı Fabrikası'ndan atılan işçi Halil'in oğluydu..
…/
Mesela size..
Villa yeri ve kasaphane'ye dönen Et- Balık'tan atılan Yunus ustanın çilli kızı Fatma'yı da anlatmak isterdim..
"Baba üzülme sende köyde dedemin koyunlarını kesersin.. sonra da istediğim her şeyi alırsın değil mi?"
Oysa Yunus usta biliyordu:
Dedesinin koyunları kestirecek yer kapanmıştı.
"Zarar ediyor" diye Çimentodan atılan işçiler..
Ve Çimento'nun her yıl vergi rekoru kırması, nasıl uzlaşmaz bir çelişkidir Sayın Valim?
Hani…
Tepesine yazdığımız..
Ofis çiftçinin kara gün dostuydu!
Bundan daha kara gün mü var Sayın Valim?
Peki..
Kapısı burada penceresi Erzurum'da olan Gümrük Müdürlüğü?
Ormanı, ağacı burada Müdürlüğü Erzurum'da olan Orman Müdürlüğü?
Bu nasıl iştir Sayın Valim?..
Her metresinde öldüğümüz Erzurum yollarına gömseydik ölülerimizi, Kars mezarlıklarında kalanlar ya Seyyit ya da Ermiş- Eren sayılırdı!..
…/
Kurbanlıklar yüzü kara kızlar gibi geri geldi Sayın Valim!
Yani fakir hırsızlığa çıkacaktı..
Ay akşamdan doğdu!
Sağsa.. sütünü satacak fabrikanın kapısında kilit..
Satsa.. Kombinanın yerinde villa..
Beslese.. hani şöyle bir yıl…
Yem Fabrikası da geçen yıl gitti!..
Şimdi diyeceksiniz ki:
"Ben ne yapayım?"
Öyle demeyin Sayın Valim..
Siz ki devletin buradaki elisiniz..
Bakın..
Dışarı soğuk, dışarı ayaz..
Tutacak, morarmış eller var.
Hele bir kar yağsın, hele bir ayaz çıksın.. o zaman görün Kars'ı..
Bu ilk kışınız olacak Kars'ta..
Bu kış çok soğuk olacak Sayın Valim çook..
Çok acı çekti Kars..
Dokuz civanını, dokuz gencini, dokuz ışığını verdi toprağa:
Süt, Et, Çimento, Yem, Ayakkabı, Kaz, Orman, Gümrük, Ofis..
Şimdi sonuncusunu istiyorlar!
Şeker'i istiyorlar Sayın Valim..
Kars'ın, evin son direğini çekiyorlar!
Bir ocak sönüyor bir yuva dağılıyor!
Buna muktedirsiniz Sayın Valim..
Buradan bağırsanız Erzincan'a ses gider..
Bu toprağın, bu köylünün, bu halkın bir evladısınız..
Çıkın ortaya..
Kars'ın son direğinin çekilmesine izin vermeyin!
Çöken ağır toprak yüklü dama omuz verin..
Kars kadirşinastır..
Sizi tutmaz o yükün altında..
Kendisi girecektir o yüke ve sizi alacaktır çift minder üstüne ve koyacaktır baş köşeye!..
Diyeceğim o ki: Kars soğuk geçecek, kirpiklerde yaş donmasın!
Kars'ın son evladının selasını duymasın kulaklarımız. Yıkılır, bu kent karlar üstüne diz çöker!
Ve hissedilmez taziyedeki sıcak eliniz!..