Şehit gömülürken neden üç el ateş edilir?!

Bu soruyu hiçbir askere sormadım.

Çocukken duymuştum köy meydanındaki kalabalıktan:

“O sesi şehit duyar”

Öylece aklımın çengeline asılı kaldı bu ses..

“O sesi şehit duyar”

Kars’a son gelen şehit köyümüzdendi ve akrabamdı..

Defin töreni ve işlemi tamamlandığında..

Üç asker dizildi mezarın baş tarafına..

Komutanın talimatı ve emriyle mermilerini sürüp namluya, üç tetik çektiler gökyüzüne..

Titredim ve..

Daha yeni başını uğrunda öldüğü toprağa koyan Aygün ile göz göze geldim..

Kırptı gözlerini sanki ve gülümsedi

“Uyanığım, uyumayacağım, meraklanmayın”

Çocukluğumun köy meydanındaki o sesi duydum yeniden

“O sesi şehit duyar”

Anlamı bu olmalıydı:

Silah arkadaşları onu uyanık tutmak için gökyüzüne üç kurşun gönderiyor..

Sesini de onun kulağının dibinde ayarlıyordu..

“Olur ya bir gün başımız darda kalırsa yatıp kalma orada, koş yardımımıza!”

“O sesi şehit duyar”

Uyanık dursun diye şehit arkadaşları..

Böyle yapıyordu onu dinlenmeye yolcu eden yoldaşları…

Herkes uyanık duracak!

Bu işin ölüsü- sağı, emeklisi, hastalığı yok!

Albay Berk Erden…

Tetiği beynine düşüren son şehidimizdi.

Karargah uyuyordu..

Karargah uyuşuk, tedirgin, temkinli, ürkekti..

Karargah’takilerin uyanması lazımdı..

Düşman Edison’un dahi aklına gelmeyecek teknik ile ampul içinde Karargah’a sızmıştı.

Albay Berk Erden..

Havaya çekmedi tetiği..

Onurunu kuşanıp beyninin karargahına, merkezine sıktı!

“Uyanın” dedi.

“Siz uyanırsanız bir halk yok olacak” dedi.

Ve feda etti kendisini.

Karargah damarına zerk edilen şırınga zehri ile hala tam anlaşılmayan mırıldanmalarla konuşuyordu:

“Tahammül, Asimetrik.. simetrik, demokrasi, ayıptır..

Sabır.. lanet.. kınıyoruz.. savaşa Allah Allah..

Nemli imza.. sarı öküzü ay ışığın da aramadık.. kafes.. Zir Vadisi.. Polat Alemdar.. Ümraniye bombası..”

Peki..

Albay Berk Erden başına bomba mı atsaydı?!

Gazeteler..

“Kortu” dediler.

Azıcık yürek çarpıntısı olanlar ise:

“Onur intiharı” dediler.

Albay Erden:

“Uyanın” dedi.

“Ben kendimi feda ediyorum” dedi!

Tıpkı..

Telgrafçı Hamdi Bey gibi..

Kubilay gibi..

Hasan Tahsin gibi..

Silivri zindanlarındakiler gibi..

Başsavcı Cihaner gibi..

Ferhat gibi..

Kerem gibi…

Açlığı en iyi bastırmanın yolu uyumaktır.

Mekanizma yorulmadığından, çalışmadığından mideyi

Kimse bir süre rahatsız etmez!

Peki..

Tarlası kaç zamandır nadasta olan köylü..

Tezgahı başına yıkılmış esnaf..

Fabrikası kapanmış işçi..

Borç batağındaki memur..

Albay’ın kurşunu seni de mi uyandırmadı?

Kaç seçimdir Meclis’in iktidar koltuğuna Vekil gönderen..

Ardahanlı, Edirneli, Sinoplu, Mersinli, Tokatlı, Sivaslı, Malatyalı..

Ey seksen bir şehirli ülke..

Hanginizde bu Hükümet bir fabrika kurdelesi kesti?

Tüm fabrikalar kapanmadı mı?

Tekel Fabrikaları, Kağıt Fabrikaları, İplik Fabrikaları, Çimento, Et- Balık, Cam Fabrikaları.. Köy Hizmetleri, Telekomlar, Tüpraşlar, Petkimler, Yem Fabrikaları, Ofisler…

Din de elden gitmiyor mu?

Hıristiyanlık bunların eliyle yaygınlaşmıyor mu?

Ruhban okulu açılmıyor mu?

Yahudi, Jinsa Örgütü’nden üstün cesaret ödülü almadılar mı?

Sinegogları, Havraları, Kiliseleri bunlar açmıyor mu?

Büyük Papa’nın Heykeli altında bunlar neleri imza ettiler?

Collin Pawel’e iki sayfa dokuz madde de ne sözler verdiler?

Kim bunlar?

Nasıl geldiler?

Ne yapıyorlar?

Daha kaç Albay bu sesi size duyuracak?

Duymadınız mı?

Uyanın çoluk çocuğunuz, haysiyetiniz, şerefiniz, vatanınız, onurunuz için uyanın?

Yanınızdakini de uyandırın!

Uyandığınızda..

Onlar Amerika’da, Amerika’nın askeri sizin tepenizde olacak..

 

Yazar: Muharrem YERLİ
sitesinden 09.02.2012 tarihinde yazdırılmıştır.