Son Vagon!..

Aslında..

Elini, eteğini toplayıp giden..

Son tren değildi!

Seksenyedi yıldır uzun kış günlerinde elimizi ısıtan..

Sendelersek sırtını veren..

Düştüğümüzde elimizden tutan..

Düğünümüzde oynayan..

Cenazemizde ağlayan..

Ve eğildiğimizde başımızı kaldıran, bizi dik tutan..

Ve şimdi yapayalnız bırakıp giden devletti!

Son tren değildi Kars'tan giden..

Devletti son trene binip giden!..

Şimdi o  uzun raylara bakararak uzun uzun düşünün:

Devlet eşyalarını taa yıllar önce o vagonlara yüklememiş miydi?

Süt Fabrikası yüklenirken kim ses etti?

Radyo Evi giderken kim ne dedi?

Kaz üretme çiftliği yüklenirken biz de yardım etmedik mi?

"Durun hele orman burada" kaçımız dedik, Müdürlük Erzurum'a giderken?

"Bu yaramaz" dediğinde Kombina'ya..

Kim "olmaz" dedi?

Sarıkamış'tan Ayakkabı'yı kendi elimizle yüklemedik mi?

Çimento'yu İtalyanlara verip giderken..

"Yaav biz buradayız, bize ver" neden demedik?

Sümerbank'tan tezgahlar yüklenirken neredeydik?

Ofis'in silo silo boşalmasını hep birlikte seyretmedik mi?

Yem Fabrikası'nın gidişini naklen izlemedik mi?

Hani un Fabrikaları?

Hani su değirmenleri?

Çobanoğlu- Taşlıova yıllarca Konya'da çalıp söylemedi mi?

Akyaka köylüsü pancarının tarladan son gidişine oturup ağlarken..

Biz Dereiçi'nde mangal başındaydık!

"Solun Kalesidir" deyip kale eteklerinde elma- şarap sarhoşluğun da devrim teorileri yazarken biz..

Birileri altımızdan toprağımızı çekiyor..

Biz, şaraptandır sanıyorduk!

Şimdi?

Şimdi o devletin son vagonuna sığmayan bir şey kaldı geri de:

"Vagonda yer kalmadı, sizden ricam şu şeker'i, şu adrese siz yollayın" notu!

Emir telakki edeceğiz ve kendi ellerimizle göndereceğiz Şeker'i!

Yanına bir de Kars'ın son teker kaşarını..

Ve son çiçek balını

Kaz'ı paketleyenlerimizde çıkacaktır kuşkusuz!

Gitti mi son tren?

Kim vardı içinde_

Bir uykusuz Makinist.. bir Devlet!.

Dön şimdi şehre yüzünü

Tamam..

Bakma artık raylara..

İçini de bilirim ama dudaklarından döküleni toplayanda yok:

"Biir seen kaldın.. Biir been kaldım"

Var mı mırıldandığın türküye saz çalacak adam?

Sazın sesi Konya'dan gelmez, ne kadar kulak kabartsan da!

El'de bayram kırk olur, bizim bayram ikiye indi, saz Konya'da çaldıktan sonra..

Cumhuriyet'inde izi kalmadı Zafer'in de!

Neyimize yetmiyor kurbansız ve şekersiz bayramlar.

Olacağı şu:

Birimiz Kale'ye Baykuş olacağız, diğerimiz Anı'ya!

Gelecekte cebinde yüz avro kırk sentlik bir turist..

 Biz de o zaman şakıyacağız!

Giden devlet bilmiyor mu:

Baykuş'tan Bülbül sesi çıkmayacağını?!

Demek ki..

Kim kaldı?

Sen, ben ve viran yerlerin bekçisi Baykuş!

Bir de..

İki bayram arası bile görüşmemiz haram olan iktidardan iki milletvekili miz ile sur düdüğü çalınca ayağa dikilecek olan muhalefet vekilimiz!

İktidar vekilimiz giden devletin notunu okudu bize:

"Yollar yapılınca geri gelecek"

Baykuş boynunu büküp kanadını katladı altına..

Akan su, giden ömür, devrilip giden gün.. dün..

Ne geldi geriye?!..

Gidenlerin ardından ve ağlamaktan göz pınarı kurumuş bir çift göz ve başını üstünde tutamayacak, eğik bir boyun kaldı geriye Kars Garı'ında!..

…/

Şafak söküyor, tan ağarıyor!

Kars'ta saklı duran ve içini dolduracak vagonu halka gösterecek olanlara selam olsun!

Son vagon nerede?

Siz, bana yazın!

Yazar: Muharrem YERLİ
sitesinden 07.02.2012 tarihinde yazdırılmıştır.