Vatan varsa…

Ekmek Var..
İş var..
Namus, şeref, haysiyet..
Düşünce özgürlüğü..
Demokrasi..
İnsan hakları, adalet, hukuk
Sağlık, eğitim, ulaşım,tatil, uyku..
Vatan yoksa?
Hepsini ve aklınıza insandan yana ne geliyorsa unutun!
Vatansız tüm bunlar düşünülebilinir mi?
Peki hangi vatan?
Toprağını işleyen, suyunu kullanan..
Madenini dirhemine kadar işleyip kullanan, satan..
Fabrikalarını gürül gürül çalıştıran..
Polis otosu kadar sokağında ambülans tutan..
Ağalığı, şeyhliği, şıhlığı yıkmış..
Çağdaş, medeni, uygar, bilimci, toplumcu..
Sanatını, siyasetini uygarlığın pik noktasına çekilmiş bir vatan..
Böyle bir vatanın her yerinde güller açmaz mı?
Gül alınıp gül satılmaz mı?
Gül satanın eli gül korkmaz mı?
Peki vatanımız enlemine, boylamına gül değil mi?
Kim zehir içiriyor, kim zehir solutuyor öyleyse?
Daha dün..
Milyonlarca emekçimiz sokaklardaydı..

Niye?
Bakalım:
Dağında- taşında 60 Trilyon dolarlık madenin yatacak..
Kendi toprağında yetişen ürünü ithal edeceksin..
Kendi fabrikanın kapısına kilit asıp, kendi ürettiğin malı dışarıdan getireceksin..
Çiftçiyi, üreticiyi, yerli tüccarı ekmeğe muhtaç edeceksin..
Bu da yetmezmiş gibi..
Halkın sırtına dünyada bir eşi daha olmayan vergiler bindireceksin!..
Peki niye böyle?
1946'dan bu yana ülkenin iktidarı Amerika ve Amerika'yı ayakta tutan güçlerce belirlendi.
Ve Türkiye bu Coğrafyanın önemli pazarı..
Menderesler, Demireller, Özallar, Çillerler şimdi de Tayyipler işte bunların taşeronu olarak görev aldılar.
Tayyip Erdoğan bu sislilerin son delilli örneğidir.
Tam 36 yerde..
"Ben Büyük Ortadoğu Projesi'nin Eşbaşkanıyım" dedi.
Hal böyle olunca..
Dün milyonlarca çalışan AKP'yi uyarmak için iş başına gitmedi.
Tüm sendikalar aslında halktan anlayış beklemedi.
Destek istedi.
Bu çalışanın tek başına sorunu değildi.
Hepimizin ortak yarasıydı.
Hepimizin geleceği, çocuğumuzun geleceğiydi..
Bu yüzden sendikamız ve biz.. Halk..
Şunu kafamıza çivi gibi çakmalıyız:
"Özgür vatan varsa, iş, ekmek var"
İşte bu yüzden dağımıza, taşımıza yazılmış:
"Önce Vatan"
Vatanı işgal altındakilerin fiziksel yok oluşlarını hep beraber gördük ve görüyoruz.
Bizim gibi ülkelerde ise.
Başka şeyler yok ediliyor:
Tarım, sanayi, denizler, göller, dağlar, topraklarımız..
Kardeşlik bağlarımız..
Dostluklar, acıma, merhamet, sanat, edebiyat, kültür, tarih, gençlik gelecek yok ediliyor.
Ülkeyi taşeron firma olarak yönetenlerin derdi başka..
Daha dün gördük:
Ulusal Kanal ortaya çıkardı.
Tayyip Erdoğan, Ramsey'in sahibi Remzi Gür'den kızı Sümeyye'ye gitmesini istiyor.
Abdullah Gül yeğenin RTÜK'ün başına geçmesi için Melih Gökçek'i görevlendirmiş.
Emine Erdoğan'ın parmağında 60 bin dolarlık yüzük!
Oğlunun gemicikleri..
Kemal Unakıtan yoruldu..
Şimdi hazinenin başında başka biri var.
Ez cümle;
Bunlar kaçıp gidecekler.
Kendilerini var edenlere sığınacaklar.
Tıpkı Vahdettinler, Damat Feritler gibi..
Bu vatan bizim..
Treni kullanmayan makiniste saldırdık dün..
İşlem yapmayan memurun saçını çektik..
Polis memura saldırdı
Polis kim?
Memur değil mi?
O haklar iyileştirildiğinde o'nun da hakkı iyileşmeyecek mi?
Eğer..
Ömrümüzün geri kalan günlerini ihanetsiz bir hükümetle mutlu geçireceksek..
Bir gün işimiz yapılmasa ne olur?
Ben isterdim ki imamlar bile o gün ezan okumasaydı!..
Bir gün namazsız kalmak bir ömür boyu secdede iken her gün dipcik yemekten daha iyi değil mi?!

Yazar: Muharrem YERLİ
sitesinden 07.02.2012 tarihinde yazdırılmıştır.