Yılbaşından sonra ne yapacaksın Sayın A-KA-PE?

Yılbaşından sonra ne yapacaksın Sayın A-KA-PE?

Batılı bir ülkeden Filistin'e bir gazeteci gelir..
Filistin de tanıştığı bir meslektaşına:
"Bana ülkenizi gezdir" der.
Filistinli gazeteci:
"Peki öğleden sonra ne yapacağız" diye sorar!
…/
Parçalanmış küçük bir ülkede akşam öğleden başlar!
Saatini Washington'a, Bürüksel'e, Londra'ya, Zurih'e ayarlayanlar sahuru da kuşluk vakti yemek zorunda kalırlar.
… Ve siz, bu ülkelerin meteoroloji raporuna göre sokağa çıkarsanız..
Ya kış ortasında donarsınız.. kısa kol gömlekle…
Ya da yaz ortasında bunalırsınız sıcaktan palto ile!
Lafı şuraya getirmek istiyorum:
Memleketin devasa sorunu varken..
Hükümetin uğraştığı işlere şöyle yukarıdan bir bakın bakalım..
Tekmil millet çöpten ekmek topluyor..
Hükümet, yüzyıldır kucaklaşmış halkı, ayırıp yeniden kucaklaştırmaya çalışıyor!

Sanayici, esnaf, memur, köylü icra dairesinde dosyasını bulamıyor..
Hükümet yüzyıldır koynumuzda uyuyan Kıbrıs'ın kulağına davul çalıyor!
Ve  yüzyıllardır döndüğümüz Semah'ın arasına..
Bu Hükümet, kıllı şalvarlı bacağını sokuyor!
Aleviler tepe- taklak düşecek..
Araya sokulan o bacağı görmeyecek..
Sonra kalkıp şaplağı sunninin yüzüne atacak!
Hesap bu!
Ve size bir acı gerçeği daha söyleyeyim:
Şu büyük şehirlerimizdeki gazino- guzinolardaki "Nataşa" dediklerimiz ayırt edilmiyor ve şu soru soruluyormuş:
"Şu kadın yerli mi yabancı mı?!"
Mesele anlaşıldı mı?
Yani eşitlendik ey halk!
Kim getirdi bizi buraya?
Ufo'lara binip gelmedik !
Yüksek Seçim Kurulu'nun Yüksek (!) marifeti..
Oy sayılırken lanet olası kesilen elektrik..
Torbasına sahip çıkmayan ahmak sandık görevlisi (!)
Pirinç.. mercimek.. Bulgur.. yağ, şeker..
.. Ve toplamında biz..
Ve yüzü kömüre dönesice dört ve yedinin yan yana gelmesi!..
…/
Şimdi çok yaman meraklanıyorum:
Bu Hükümet yılbaşından sonra ne yapacak?
Üç ay on gün öence Ramazan gelmişti..
"Hele bir Ramazan gitsin, Bayram gelsin" dedik..
Ramazan gitti.. Bayram eli boş geldi..
"Bu Bayram…" deyip yutkunarak ikinci Bayram'ı yani büyük olanı bekledik!
Koçlar, koyunlar, kurbanlarla karşılamaya hazırlandık.
Kırmızının en ağır tonunda halılar serdik..
Şeker, koku, kolonya elimizde kaldı.
Kurban götürdüğümüz koçlar, koyunlar "Elde kaldı" derken  elden çalındı.
Bakın size şimdiden söylüyorum:
"Cana-bu Rabbil Alemin tezinden versin, bu Hükümet seneye bayrama kalırsa, şu fetvayı da yayınlatır:
"Kurban kesemiyorsanız, çalmak caizdir!"
Kurbanlar çalındı ey halk!
Şimdi en başta sorduğumuz soruya dönelim..
Yılın son ayının ilk gününe girdik..
Bu ne demek?
Büyük hayalin başlangıcı demek!
Devlet kendi eliyle kumara çağırıyor tekmil milleti!
Otuz Trilyon!
Kumandaları Hükümetin elindeki kanallar hesap yapı yor:
"Bir kişiye çıkarsa.."
Beş yüz daire.. istemiyor musun, beş yüz araba.. olmadı mı, iki yüz otobüs.. pekiii.. yarım ton altın.. "ıııhh" di yorsan..
On katlı yatak yap üstünde yat!
Memleket hayal kuruyor!
Tayyip hayal dünyasında gerçek yaşıyor.
Hemde halkın hayallerini çalarak,hayaline bari sahip çık

Yazar: Muharrem YERLİ
sitesinden 09.02.2012 tarihinde yazdırılmıştır.