ANKET
Kars'ın Milletvekilleri Sizce Kim Olsun?
Karsın Milletvekilleri Sizce Kim Olsun?
NÖBETÇİ ECZANE
ÇOK OKUNANLAR
YORUMLANANLAR
GAZETE BAŞLIKLARI

Video Haber
E-POSTA LİSTESİ
PİYASALAR
IMKB
62.336
DOLAR
1,7975
EURO
2,3675
HAVA DURUMU
Kars -23 / -7 °C
Ardahan -22 / -8 °C
Iğdır -5 / 3 °C
Erzurum -24 / -7 °C
Ankara -7 / 10 °C
İstanbul 6 / 14 °C
İzmir 0 / 15 °C
Karakter boyutu :12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Nurettin Öztürk

TOPLUMLARDA SOSYAL ADALET

06 Şubat 2012 Pazartesi 17:36

 

Toplumlarda Sosyal Adalet  ‘Karma Ekonomik Sistem’le mümkündür. 

      Sosyal Adalet; aşırı zenginlik ve aşırı  yoksulluğu önlemek için, toplumun çeşitli sınıfları arasında özellikle bölüşüm bakımından adaletin gerçekleştirilmesidir.

      Sosyal adaleti daha iyi anlayabilmek için çağımız toplumlarını irdeleyerek anlamaya çalışalım:

      Çağımızda iki temel sınıflı toplum şekli vardır. Bunlardan birincisi kapitalist toplumlar, ikincisi sosyalist toplumlardır. Ayrıca gelişmekte olan toplumlar ile gelişmemiş toplumlar vardır.

      Gelişmekte olan toplumlar, yarı feodal ve yarı  kapitalist toplumlardır ki, ülkemiz bu toplum şeklindedir. Gelişmemiş toplumlar ise feodal toplumlardır. Bu toplum şekli ise genellikle Afrika kıtasındaki ülkelerde hâkim durumdadır.

      Kapitalist toplumlarda burjuva ve proletarya sınıfları  belirleyici durumdadır. Burjuva yani sermaye sınıfı iktidarda olup, bu ülkelerde burjuva lehine sosyal demokrasi ile yönetilmekte holdingler ve tekelleşen sermayenin diktatörlüğü vardır. Kapitalist toplumlarda emek/sermaye temel çelişkisi hâkim olup, özel mülkiyet kapitalistlerin elinde, işçiler ve tüm emekçiler işgüçlerini bir ücret karşılığında kapitalistlere satmak zorundadır. Kapitalist sistemde emekçilerin iktidarı söz konusu olduğunda burjuva demokrasisi diktatörlüğe dönüşmekte, toplumsal çelişkiler yoğunlaştığında faşizme kadar yani sermayenin en kanlı diktatörlüğüne kadar gitmektedir.

      Kapitalist sistemde emek/sermaye arasında büyük bir adaletsizlik mevcut olduğundan bu sistemde zengin çok zengin, fakir çok fakir olduğundan sosyal adaletten söz etmek imkânsızdır.

      Sosyalist toplumlar ise proletarya’nın diktatörlüğü olduğundan, proletarya dışında başka toplumsal sınıfların yaşama hakkı olmadığından bu sistemde sınıflar arasında sosyal adaletten söz edilemez.

      Gelişmekte olan toplumlar ile gelişmemiş  toplumlarda tam bir milli sermaye hâkim durumda olmadığından, bu gibi ülkeler bağımsız değilse ya yarı sömürge ya da sömürge durumundadırlar. Ve bu ülkelerde milli burjuvazi hâkim durumda olmadığından komprador burjuvazi yani emperyalistlerle işbirliği içinde olan burjuvazinin egemenliği mevcuttur. Bu ülkelerde genellikle örgütsüz emek gücü komprador burjuvazi tarafından sömürülmekte ve ülke kaynakları yabancı sermayeye (işgücü dâhil) peşkeş çekilmekte ve yağma edilmektedir. Ucuz işgücü ve işsizlik had safhada mevcut olduğundan bu ülkelerde de milli gelirin bölüşümü adaletsiz bir şekilde paylaşılmakta olduğundan sosyal adaletten bahsetmek imkânsızdır.

      O halde, kapitalist, sosyalist, sömürge ve yarı  sömürge durumunda olan toplum şekillerinde sağlanamayan sosyal adalet; sınıflı bağımsız toplumlarda uygulama alanı bulabilir.

      Ulusal kurtuluş savaşı vermiş, emperyalist egemenliğinden kurtulmuş  gelişmekte olan ülkeler ile gelişmiş  ülkelerde kapitalist ve sosyalist gelişme yolu dışında çağdaş, laik, demokratik ve bağımsız ülkelerde karma ekonomik sistem uygulanan devletçi kalkınma yolu ile sosyal adalet yani milli gelirin sınıflar arasında adaletçi bir bölüşümü sağlanabilir.

      Ülkemiz kurtuluş savaşı sonrası 1932 yılında böyle bir kalkınma yolunu benimsemiş ve 1945 yılına kadar sürmüştür. Geri bir tarım ülkesi durumunda olmamıza rağmen karma ekonomik modelle büyük bir gelişme ile birlikte sınıflar arası sosyal adalet sağlanmıştır. 

          Veteriner Hekim Nurettin ÖZTÜRK

YAZARIN TÜM YAZILARI