• BIST 86.796
  • Altın 248,760
  • Dolar 6,0406
  • Euro 6,7414
  • Kars 22 °C
  • Ardahan 23 °C
  • Iğdır 30 °C

Ağla güzel şehrim ağla..

Muharrem YERLİ

Ağla güzel şehrim ağla..

Daha öncesi de vardır elbet;

Göz yaşlarının dere olup aktığını tarih 1877 olarak yazar

Çar ordularının başındaki Melikov

Yakıp yıkarken bu şehri,

Bir şehir olarak ağlamıştın yüzkırkbir yıl önce..

Ahmet Muhtar Paşa’nın mendili silmişti az da olsa göz yaşını..

Sonra..

Sonra 1900’lü yıllar geldi dayandı kapına..

Samanlıklarda yandın

Tahıl kuyularında başın ezildi taşlarla..

Kışlık buğday yerine,

Kanın doldu tahıl ambarlarına

Taşına yağın eriyip yapıştı.

Yoksul evine insan eti kokusu sindi

Karabekir Paşa yetişti göz yaşına..

Yarana tuz bastın

Ama göz yaşın durmadı hiç..

Çarık giydin

Bulabilirsen arpa ekmeğini kete saydın

Bir yorgan altına on çocuk doldurdun

Aç gezdin

Tok sallandın

İşte tam o günlerde

Takvim 6 Ekim yıl 1924’te

Mustafa Kemal doğdu bir sıcak güneş gibi

Bu uzun zamandır yoksul üstüne yağan yağmurdan

Sonra gördüğün ilk güneşti

Gar’da karşıladın

“Hoş gelişler ola” dedin

“Askerin, milletinle çok yaşa” dedin

Cumhuriyetin ilk ışığını anlında gören, hisseden

Üç şehirden biri sen oldun

Tunceli

Artvin

Ve ey güzel şehrim Kars;

Sen!

Asker yolu bekleyen eli kınalı kız gibi karşıladın

Cumhuriyet’i..

Sardın sarmaladın

Kucakladın

Gururlu, vakur ak alnından öptün

Ne çabuk kaynaştın aydınlıkla

Balolar düzenledin

Konserler tertipledin

Tiyatro kurdun

Sahne aldın

Yedi yerine sinema açtın

Bir günde yedi film izledin

Modayı Paris’ten takip ettin

Melon şapkalı kadınlar, fötr şapkalı beylerin kollarında dolaştı

Kulüpler kurdun

Kent, şehir

Meyhanelerinden nağmeler yükseldi

Şehrin valisi

Rakı içmek için randevu istedi asilzadelerden

Süslü faytonlarda..

Melon şapkalı kadınlar yelpaze sallarken

Ayağı şekili atlar nallarını dövüyordu

Taş caddelere..

Cilavuz’dan patlayan güneş..

Koca bir Kars ovasını dolduruyordu

Dursun Akçamlar, Kaftancıoğulları..

Her kahvede bir Aziz Nesin

Her sokakta o günün bir Levent Kırca’sı vardı..

Şahvelet Gençler

Kale’den şehire bir Kartal gibi iniyordu sanki..

Akardionun körüyü her açılışında

Sen büyüyordun, ey Kars..

Kars Çayı

Kale’nin ayaklarını öpüp geçerken

Rus sınırına sürü sürü hayvan geçiyordu

Taşköprü ayağında

Yani İlbeyi’de yani Puşkin hamamında

Taslarla türkü söyleniyordu

Gar’da son tren gelmeden civar evlerin ışığı sönmezdi

“olur ya, asker oğlunu, öğretmen kızını görmeye gelen birinin yatacak yeri olmazdı”

Kenar mahallede

Tandıra ayak sallardı çocuklar

Top oynamış çocukların buğusu çıkardı

Nenesinin dizinde yarım kalırdı hikayeler..

Fayton pazarında

Çobanoğlu, Taşlıova birseksen gidip gelirdi

Kiziroğlu Bolu Dağı’na çıkardı

Karahanlı gençliğine hayıflanırdı

Alyansoğlu Azrail’i bacanak tutardı kendine..

Kimse bakmazdı yanındakinin yüzüne

Bir tek,

Başta mendil sallayana bakılırdı

Diz dize vururlardı

Omuz omuza sallanırdı herkes düğünde

Biri düşüp öldüğünde

O köyden, o mahalleden sanki her evden bir ölü çıkmış olurdu

Diyeceğim o ki Ey Kars;

1877’de, 1913’te

Elini dizine

Yumruğunu göğsüne vurup ağladın, duvar dibinde

Yoksul damın altında

Yakıldın, yıkıldın, boğuldun, deşildin

Bir şehir olarak ağladın

Ve gelen düşmanlarındı

Aşına, ekmeğine, toprağına, namusuna göz koyanlardı

Direndin

Tabyalardan çıktın

Karşı koydun

Peki..

Şimdi ne oldu ey Kars;

Dizinin kalemi mi kırıldı

Gözüne perde

Yüreğine korku mu girdi?

Eydirmesini sağıp, gramını altın suyu saydığın süt fabrikasını aldılar

Kuyruk altı çakıldağını kırıp içinden yün çıkardığın hayvanını aldılar

Cebine koyduğun ve Ağrı’ya yaslanır gibi yaslandığın Et-Balık Devlet Çek’ini aldılar elinden

Kapısına kilit astılar

Düşman toplu ağlattı seni

Bunlar onar-yirmişer aileyi ağlattılar

Sen içinde yoksan

Sustun

Sen Rusya’dan, Ermenistan’dan gelene karşı koydun

Ama..

İtalya’dan gelen Çimentoyu alana bir şey demedin

Çünkü senden kimse yoktu

Toprak Mahsülleri kapandı

Kaz Üretme Çiftliği Cezaevi oldu

Veresiye yazdırdığın bakkal gitti

On aileye bir zincir marketi düşüyor şimdi

Şehirde..

Sarıkamış’ta ayakkabı fabrikan kapandı

Şehirde Şehir Stadın yıkıldı

Sınır kapın kapandı

Üniversite’de Rektör’ün doktor kovdu

Erzurum yollarında ölenin yoksa sustun

Şehrinin yollarında

Yaz tozdan,

Kış çamurdan geçilmiyor

Şehirde kaldırım kalmadı

Yol buluyorsan kendine

Körü düşürmeden

Sustun

Koca mağazalar devrildi

Sen

Zincir mağazada kuyruğa girdin

“Bir ikramın olmaz mı” diyemiyorsun

Bilgisayar

Ötüyor sen geçiyorsun

Sermayen, aklın, aydının gitti

Sen su döküp ardına el sallıyorsun

Şimdi ağla ey güzel şehrim

Ağla..

141 yıl önce gelenler cepheden, tam karşıdan gelmişti

Ve sen biliyordun, ne istediklerini

Onlarda aynı şeyi istiyordu

Yani ekmeğini, yani aşını, yani kültürünü, hayvanını, toprağını istiyorlardı

Onlar hiç değilse ne istediklerini açık etmişlerdi

Ve toptan istiyorlardı

Bunlar..

Senden sadece boynuzu tehlikeli sarı öküzü istediler

Şimdi

Kapıda kuzu kalmadı

Ağla şimdi..

Boşalt içini, yan, tutuş..

Ve

Kalk artık ayağa..

Yanındakine bakma, sorma, cephede, siperde kimin nereli olduğunun önemi yoktur

Önce son tüten ocağımız;

Şekerine sahip çık

Erzurum yoluna gitme, Üniversitene sahip çık

Spor takımına sahip çık

Sonra git otur Ofis’in karşısına

Al bir kilo et

Koy Et-Balığın bahçesine

Et yığınına çevir orayı

Çimentonu geri iste..

Git kapısına dayan Belediye’nin

Temiz cadde iste

Siz nasılsanız, Kars’ta öyle olacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Kars Manşet | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0474 212 47 51 / 3 Hat 0545 325 81 44 / Reklam ve Haber İletişim harmankayagrup@gmail.com Faks : 04742124751