• BIST 89.891
  • Altın 144,926
  • Dolar 3,6212
  • Euro 3,9105
  • Kars 7 °C
  • Ardahan 4 °C
  • Iğdır 14 °C

İş güvencemize sahip çıkalım!

Çetin KOÇYİĞİT

 

AKP hükümetinin yeni hedefi kamu emekçileri.

AKP hükümeti uzunca bir süredir üzerinde çalıştığı  657 Devlet Memurları Kanunu ile ilgili ilk ipuçlarını  vermeye başladı. Ve amacının ne olduğunu tahmin etmek için alim olmaya gerek yok. 24 Ocak 1980 kararları, AKP iktidarına kamunun yeniden yapılandırılması için ışık tutuyor.

24 Ocak 1980 kararları temelde kamunun özel sektöre açılmasını, esnek, güvencesiz, performansa dayalı  personel çalıştırmaya yönelik temellerin atıldığı kararlardı. Bunun başında Turgut Özal vardı. Şimdi ise AKP hükümeti ve R. Tayyip Erdoğan ile bu hedefe yönelik çalışmalar hızla sürüyor.

İktidar istiyor ki; kamuda kadrolu, güvenceli, kurallı çalışma olmasın. Tam anlamıyla bir taşeron cumhuriyeti kurma hedefindeler. Sağlıkta bunu ciddi boyutlarda gerçekleştirdiler. 2003 yılında Türkiye’de sağlık sektöründe sadece 11 bin taşeron çalışırken bugün bu sayı 150 bin. Ve iktidar henüz yeni başlıyor. Kadrolu sağlık çalışanları esnek çalışma ve performans sisteminin pençesinde. Hekimlerin alacakları ücretler, muayene edecekleri hasta sayısına göre belirleniyor.

Eğitimde 2003 yılında esnek ve güvencesiz istihdam söz konusu değilken, bugün 50 bini aşkın ücretli öğretmen, 15 bin civarında 4-C’li ve on binlerce taşeron yardımcı hizmetli okullarda görev yapıyor.

2002’de bir öğretmen en düşük devlet memurundan yüzde 95 daha fazla maaş alırken, bugün bu oran görece yeni başlayan bir öğretmen için yüzde 17’ye kadar geriledi.

4-C’yi keşfeden iktidar, kadrolu, güvenceli, kurallı çalışan kamu işçilerini güvencesiz, esnek, düşük ücretlere mahkum etti. Birçok kalifiye kamu işçisi, mevcut ücretlerinin yarısından da daha düşük ücretlerle ilgi ve yeteneklerinin dışında çalışma alanlarına gönderildi. İktidar, yüzlerce aileyi parçaladı, binlerce işçiyi bir gecede yoksulluğa mahkum etti.

Şimdi kamu emekçilerinin tamamını ilgilendiren yeni bir yasa çalışmasındalar. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun yerine gelecek olan bu yeni yasanın niteliği, AKP’nin önceki deneyimlerinden yola çıkarak bize fikir veriyor. Bunun dışında iktidarın tartışmaları iki temel mantık üzerine sürüyor;

Birincisi; kamuda işin, işyerinin, mesai saatinin, ücretin, çalışma süresinin belirsiz olması yani kamu istihdamında kuralsızlık ve güvencesizliğin kural haline gelecek olması.

İkincisi ise, yapılması düşünülen düzenlemelerle kamu emekçilerinin ellerinde kalan son hakları, çalışma yaşamının standardını belirleyen en temel kuralların, özellikle iş güvencesinin artık büyük ölçüde ortadan kaldırılmasının hedeflenmesi.

Somut olarak kamu emekçilerini bekleyen en hafif tehlikeler neler?

  • Esnek ve güvencesiz istihdam.
  • Pek çok personel için sürgün anlamına gelen rotasyon uygulaması gelecek.
  • Liyakat sistemine son verilerek kamu personelinin değerlendirilmesinde bireysel performans ve disiplin hükümleri esas alınacak.
  • Kamuda yönetici olmak için gerekli hizmet süreleri düşürülerek siyasi kadroların kamuda üst düzey yönetici yapılması kolaylaşacak.
  • Kamu emekçileri angarya işlerde çalıştırılacak ve bu kural haline gelecek.
  • Kamuda asker, polis, hakim, savcı vb. dışındaki tüm memurlar sözleşmeli, esnek ve güvencesiz istihdam edilecek.
  • Sözleşmeli çalışılırken yatırılan düşük sigorta primleriyle beraber emeklilik artık hayal olacak.

 

 

Ne yapılmalı?

AKP iktidarının iş güvencemize yönelik ciddi saldırılar düzenleyeceği açık. Buna karşılık kamu emekçilerinin direnç göstermesi gerekiyor. Kamu emekçileri bu haklarını  mücadele ederek kazandı. Şimdi bu kadar kolay iş güvencemizden ve haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz. İşçi, memur, sözleşmeli, taşeron, ücretli ayrımı yapmadan topyekûn bir mücadeleyi örgütleyeceğiz.

Kamu emekçileri, hakları ve talepleri üzerinden yürüteceği mücadele ile geleceklerini masa başında karartmaya çalışanlara karşı en güçlü yanıtı vermek zorundadır.

Sermayenin ve iktidarın bütün gücüyle yürütmeye çalıştığı kapsamlı saldırılar, ancak bu sorunların doğrudan muhatabı olan kesimlerin ve onların örgütlü  gücü olan sendikaların birlikte yürüteceği ortak mücadele ile geri püskürtülebilir. 

Bu yazı toplam 47639 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 5
    UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde karsmanset.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Kars Manşet | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0474 212 47 51 / 3 Hat 0545 325 81 44 / Reklam ve Haber İletişim harmankayagrup@gmail.com Faks : 04742124751