• BIST 105.964
  • Altın 163,264
  • Dolar 3,9325
  • Euro 4,6364
  • Kars -5 °C
  • Ardahan -3 °C
  • Iğdır 6 °C

KARDA YAŞAM BAŞKADIR

Serdar Ekmekçi

Olduğunca yağdı kar. Her taraf bembeyaz örtüye büründü. Bazen aklına geliyor insanın “bu insanlar neden burada yaşıyor veya yaşamışlar“ diye bir anlam veremiyor maalesef. Hakikaten de yaşamın bunca kolay yolu varken gerçekten bunlar neden buradalar?

Ülkenin her tarafının ayrı bir güzelliği var elbet bu tartışılmazdır. Yine de olsun ama düşündürtüyor insanı zaman zaman.

Doğa ile mücadele insanlık tarihinde uzun süre sürmüştür bununla beraber korunma yolunu aramıştır insanoğlu ve bu süreç içerisinde başarılı olmuştur da. Anlam veremediğim nokta bu zorluklar içerisinde neden yaşıyor insanlar? Bunca binyıllar içerisinde verilen korunma mücadelesi insanın rahatı için değil midir?

Hayata bakış felsefesi insanın tarihte hep mücadelelerle doludur. Ateşi bulan insanoğlu doğaya da hakim olmamış mıdır?

Soğuk iklimlerde yaşayan canlılar gerçekten de uzun süreli olarak doğadan ayrışma ve ayrılma gereğini duyarlar. Hayvanlar kendi yuvalarında insanlar da evlerine uzun süre çekilmektedirler ta ki sıcak havayı hissedene kadar. Bu zorlu yaşam mücadelesinde yaşamanın elbette güzel yanları da vardır. Özellikle sıcak dostluk ilişikleri bunların başında gelir. Metropol şehirlerde göremediğiniz sıcaklığı burada hissedersiniz. Yolda yürürken tanımadığınız insanlarla merhabalaşmak çok güzel bir duygu verir insana kendinizi yabancı hissetmezsiniz en azından.

Metropolde yaşadığım vakit bir dost merhabasına özlem duyardım daha doğrusu merhabalaşmayı unutmuş gibiydim. Aynı apartmanda oturduğunuz insanlar dahi yabancıydı, aynı merdivenlerden inip çıktığınız komşularla karşılaştığınız vakit sanki çok yabancıymışsınız duygusuna kapılırdık. Bir merhabaya hasrettik. Bilmiyorum neden öyle oluyor, şehirler büyüdükçe ve zaman değiştikçe insanlık pılını pırtısını toplayıp gidiyor nedense.

Karla yaşam demiştim ya dünyanın ikinci güzel karı Kanada'dan sonra buraya yağmakta, parıldayan kristal kar tanecikleri rengârenk gözlerinize çarpmakta yürürken. Kardan adam yapılmıyor nedense rastlamadım bilmiyorum ama buraların kara fazla doygun olmasından mı ne.

Karda yürümek her an düşme korkusuyla ilgili korkuya kaptırır insanı ve hatta yürüyen insanlara baktığınız vakit yerli mi yabancı mı olduğunu hemen fark edersiniz. Yerliler daha rahat ve sakin yürümekte ama dikkatli ve temkinli yürüyenlerin hemen yabancı olduğunu fark edersiniz. Nedense yürüyen insanların elleri ceplerinde değil zannederim ki düştüğü vakit kendini dengede kalmasını sağlamak için. Kargalar ve kazlar buraların en önemli iki hayvan türü büyük baş hayvancılık da gelişmiş durumda. Dağlar özellikle yeryüzü şekillerinin burada toplanmış hali. Doksan Bin Askerin şehit olduğu bir diyardan bahsediyorum. Dağların tam ortasında olan bir şehirden bahsediyorum. Sarıkamış deyince aklınıza kar ve şehit gelir hemen, çağrışımı nedense bunlarla özdeşleşmiş. Her yıl göç vermekte daha önceleri Kars'la yarışır durumdayken nüfusu kırk bin dolaylarında olan bu şehir şimdi yirmi binin altında. Daha önceleri yetmiş yıllarında kurulan bir ayakkabı fabrikası harabe durumda. Şehrin etrafını kuşatan dağlar çamlarla kaplı bir şekilde. Rus işgalinde epey kaldığı için eski binaların çoğu Rus yapımı. Bunlardan özellikle ayakta hala durmakta olan Katerina Av Köşkü tam dağın sırtında uzaktan hemen gözünüze çarpar.

Oksijen ambarı da diyebiliriz buralara çamlardan olsa gerek. Eksoz dumanları pek yok, temiz hava hakim buralara. Kar biraz işi bozuyor yaşamı zorlaştırıyor yani. Çıkıp da rahat rahat turlayamıyorsunuz etrafı. Hele özellikle kış ayları çekilmez bir durumda ondan olsa gerek büyükler dememişler “kış ayı dert ayı” diye. Yine de sıcak insan ilişkileri soğuk havaya inat yaşamı sevimli hale getiriyor. Ha şunu da demekten vazgeçmeyeceğim saçaklarda akarken donması sonucu oluşan buz sarkıtları alabildiğince çok. İnsanları caddeye hapsetmiş durumda. Yürürken insanlar cadde ortasından yürüyor kaldırımlarda pek insan göremezsiniz buz sarkıtlarının düşme korkusundan olsa gerek. Nedense doğru dürüst bir pide fırınına denk gelmedim. Ekmekler iki ekmek büyüklüğünde yapılıyor ve buğulanmış pide ekmeğine hasret kalıyorsunuz. Fırından çıkan o tepsi ve güveç tavaları yok burada hele lahmacun yapan fırın hiç görmedim.

Demek ki her yerin ayrı bir yemek ve ekmek kültürü varmış. Evlerin bacalarından alabildiğince duman çıkmakta günde en az iki üç kez kayma tehlikesiyle karşı karşıyasınız. Karla yaşam güzeldir ama karda yaşam gerçekten zor.

Bu yazı toplam 4252 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
    UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde karsmanset.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Kars Manşet | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0474 212 47 51 / 3 Hat 0545 325 81 44 / Reklam ve Haber İletişim harmankayagrup@gmail.com Faks : 04742124751