Karakter boyutu :12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Muharrem YERLİ

Türkiye’de neler oluyor?!

15 Ekim 2009 Perşembe 10:47

Bu sorunun yanıtını, bu yazının sonunda birlikte bulacağız.

Şimdi…

Elimizde seksenbir  vilayetli ülkemizin tam seksenbir parçaya bölünmüş ve yer değiştirmiş resimler var.

Yani Diyarbakır'ın fotoğrafı, Sinop'ta, Kars'ın resmi Edirne'de...

Konya'nın ki, Mardin'de, İzmir'in resmi Ankara'da olsun..

Ve bu liste böylece uzasın..

Böyle bir durumda herkes şaşkın olmaz mı?

Olur!

Düşünsenize Konya Valiliğinin bastırdığı katalogda Mardin bilgileri var.

İzmir'in plajları ve kordon'u Kızılay'dan Ulus'a doğru uzuyor!

Olmayacak şeyler..

Ama olmuş işte!

Şimdi..

Elinizdeki o yanlış resimleri bir monitör, yani televizyon gibi izlediğinizi düşünün!..

Sol adına, ipten inmiş, işkencede sakat kalmış, hapisler yatanlar iktidarın kapı önüne koydukları tabakları yalıyorlar!

Ve okyanus ötesinden gelen seslere havlayarak çıkardıkları sese insan süsü vermeye çalışıyorlar!

Tarım Bakanı..

Toprağın ve toplumun efendisine "Gözünüzü toprak doyursun" diyor!

Sağlık Bakanı..

"Doğu'ya Doktor gönderemiyoruz" diye sızlanıyor!

Orman Bakanı..

"Ormanların yandığı iyi oldu, kenelerden arındık" diyor.

Meclis Başkanı..

"Şeyini şey ettiğimin şeyi" diye bizim ilkokuldayken  kızdıklarımıza utancımızdan açık sövemediğimiz bu sözü.. bokundan boncuk bulmuşçasına sevinçle  söylüyor!

Genel başkan Yardımcısı Dengir'in portakal yüklü tırndan eroin çıkıyor!

"Yolu iyi bilir" diye kümese bekçi yapılan naylon faturadan sabıkalı Unakıtan hazinenin tepesinde!

Sadece Belediye Başkanlığı döneminden elliiki, rakamla (52) ayrı yol suzluk dosyası bulunan adam Başbakanlık koltuğunda..

Cumhurbaşkanlığı gibi ulvi bir koltukta oturan adam Cumhuriyet tarihinde ilk ve son kez hırsızlık sabıkasıyla oturuyorlar!

Ve bu zat geçenlerde şöyle dedi:

"Eğer ülkenizdeki bir sorunu siz çözemezseniz, gelir bir başkaları bu sorunu çözer!!!

Ey Cemaat-i Müslimin, ey Ümmet-i Muhammed, ey ulus, ey halk, ey onuru kınında saklı millet, onurunu kuşan ve ayağa kalk ve bu cümleyi bu kıt beyinli bu satırların yazarına açıkla!..

Baştaki Bakan..

Yani Eşbaşkan.. yani Başbakan..

Daha dün ne yaptı…

Mekke ve Medine arasına içkili restorant izni verdi!

Yani Türkiye'nin tekmil sövdüğü, lanetlediği İMF'yi tuttu İstanbul'a çağırdı!

Yani batan geminin direğini boyama dalkavukluğunu  asıl sorumlu oldukları yere mesaj  olarak yolladı:

"Gördünüz mü ne kadar vefakarız, bizi hükümet etmekle sizi utandırmadık, en zor gününüzde size kapılarımızı açtık!"

Sonra ne dedi zat-ı muhterem..

"Dışarıdaki seslere de kulak vermeliyiz"

Bu cümle ile iki mesaj birden verdi aklınca..

Bir.. "Ey dışarıdakiler yanınızdayız, vurun-kırın"

İki.. "Gördünüz mü ey bizi seçen Avrupa ve Amerika..

Biz salon içinden yıkıyoruz, adamlarımız, dışarıdan…"

Ne itirafta bulunmuştu zamanında Keçeci Mehmet Paşa:

"Ne büyük devlet ki siz dışarıdan biz içeriden hala yıkılmıyor!"

Bunu Keçeci Mehmet Paşa zamanında İngilizlere itiraf etmişti..

Şimdi elimizdeki resimleri biraz birbirine yaklaştıralım..

Cumhurbaşkanı ve Başbakan..

Su bile içerken, "Bismillah yerine etnik farklılıklardan bahsediyor!

Niye acep?

…/

Uşak, Antep, Denizli, Maraş çöktü!

Tekstil yok artık..

Madenler çıkarılmıyor, ülke yağmalanıyor.

Fuhuş, cinnet, cinayet, çek- senet.. Mafya..işsizlik.. tarım, sanayi.. ticaret, hukuk, sağlık, eğitim .. yok!

Etnik bölücülük hükümet eliyle yapılıyor.

Sosyal adalet, sosyal yaşam.. sıfır..

Sefalet, sokak güvensizliği, işsizlik gırtlağa kadar!

…/

Böyle bir ülkede ne olur?

Birleştirin resimleri, Antep, Urfa'ya, Mersin, İzmir'e, Kars, Edirne'ye iyi baksın..

Herkes birbirine iyi baksın..

Cevabı birlikte verelim:

Türkiye’de devrim oluyor!

"olacak" demiyorum.

Oluyor!

Silivri'ye tıkılanlar, çözümün öncüleridir.

O resimlere iyi bakın..

Tazyikli suyun çeşmesine tıkadığınız parmağa özel zırhlı savcılarınız tıpa olamaz!

Ve devrim her şey yolundayken olamaz, olmaz!

Devrim kötü kokuların yayıldığı yere sıkılan bahar kokulu parfümdür!

Bağrınızı açık tutun ve durduğunuz yerin resmini çekin.

Bu resim herkesin vebali sorulduğunda gösterecek tek belge olacaktır!

harika
selim ince
harika bir yazı ancak gelinen noktaya bakın ne kötü değil mi, ancak sayın Yerli iyimser ve umut veriyor ve geleceği iyi okuyor. bu yaşananlar olmasa bu hainleri görmeyecektik ve tanımayacaktık
20 Ekim 2009 Salı 16:58
TAM İSABET!
SEDA KURT
Sayın yerli inanın bahsettiğiniz konular tam anlamıyla ibretlik hadiselerdir!
15 Ekim 2009 Perşembe 10:50
YAZARIN TÜM YAZILARI