• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kars 9 °C
  • Ardahan 3 °C
  • Iğdır 18 °C

Yaşamın Islak Ritüelleri‏

Serdar Ekmekçi

Ansızın sevgi sözcüğünü mırıldanıp duruyordu. Sevginin ne demek 

olduğunu belki bu yılgın yaşına kadar ilk defa ıslak ritüellerde tanıyordu. Yaşamın içerisinde hangi sözcüğü fazla mırıldanmıştı ki bu kadar veya hangi sözcüğü bu kadar terennüm etmişti ki. Aslında yaşamına veya yaşantısına aykırı bir sözcüktü belki de. Ne olduysa her şey gittikten sonra olmuştu. Bir şeylerini kaybetmiş gibiydi. Duvarları ıslatacak kadar ağlamıştı arkasından. İçinden sökülen yüreğini alıp götürmüştü meğer. 

Ona olan sevgisi, Tanrı adına okunan ezanın şehadeti gibiydi.

Sevememişti hiçbir şeyi bu kadar, dokunmak istiyordu ona, ansızın dokunmak. Bir elektriğin yüksek voltajının çekim gücü kadar kuvvetliydi dokunma hissi onda. Tenini tenine değdirerek koklamak istiyordu bedenini. Çekiyordu adeta kendisine doğru. Gizemli gücün isteği miydi yoksa bu? Dogmatik çaresizliğin içerisinde bu nasıl olabilirdi ki. Bütün hal ve hareketleri onu büyülemiş, akışına kendini kaptırmış bir filmdi gibiydi. Doyasıya izlemek istiyordu onu, bir başrol oyuncusunu izler gibi. Tekrar tekrar başa alarak bir an olsun kaçırmak istemiyordu baktığı vakit gözlerinde hayat buluyordu sanki. “Ona bakmak Allah’ a inanmaktı”  adeta…

Bir insan bu kadar mı sevebilir ve bir insan bu kadar mı müptela olur sevdiği şeye? Yorgun yaşında böyle bir sözcüğü ağza almak belki de tuhaftı; lakin yüreğin döllenmesine ne denmeliydi? Ya kor gibi bir ateşin yüreği yakmasına. Ya saatlerce durmadan yürekten boşalan gözyaşlarına. Bir nevi aniydi bu aşk, trafik kazasına benzer bir şeydi, yaralanmış olan yüreğiydi aslında.

Gerçekten insan bu kadar çok sevmeli midir? Hayır! Neden diyeceksiniz çünkü hayatın akışında sevgi her şeye ve herkese layık görülmemelidir. Layık olana verilmeli ve layık olandan alınmalıdır bence. Tuhaf mıdır bir canı sevmek? Tuhaf mıdır beklentisiz yüreğini sergilemek? Tuhaf mıdır bir cana can katmak? Hiç de tuhaf değildir, duygu yetisinin esir olmadığını biliyor muydunuz? Duygulara gem vurulmayacağını biliyor muydunuz? Ya duygunun sınırsız olduğunu.

Uyumun önemli olduğu noktasında kesin haklı olabilirsiniz; lakin yüreğin uyumu konusunda ne diyeceksiniz? Yürek; biliyorsunuz ki ne yaş ne de sınır tanır. Bunu cinsel dürtü anlamında anlarsanız çok yanlış yapmış olursunuz. Mamafih geniş bir yelpazesi olan sevgi literatürüne bu gibi kavramları alet etmek aykırıdır insanlık adına. Bilirsiniz ki: “Her şey sevgiyle başlar. Kimileri doğayı sever, kimileri denizi, kimileri kitapları, kimileri kadınları, kimileri sessiz köpekleri, kimileri de köpekliği sever. Sevgi  ile insan, su ve bitkinin özdeşidir zaten. Sevgi yaşamın ta kendisi değil midir? Bunun dışında bir yaşam var mıdır? Budur işte her şeyi anlamlı kılan, yani aşk! Yani sevgi! Sevgiler anlamlarını ebediyen hep korurlar, eskimezler hiç. Her dönemde taze kalan yanları vardır, nedense çürümezler. Beden yaşlansa da sevgi güle oynaya bir çocuk gibi değil midir?. Bilirsiniz ki sevgi aynen bir tohuma benzer. Nasıl ki her tohum her toprakta yeşermezse gerçek sevgiler de ancak gerçek yüreklerde yeşerir. Yani karşılıksız kendini adayabilmenin diğer bir adı da katıksız sevgidir belki.”

Ama şu bilinmelidir ki; hayatı anlamlı kılan bu sözcüğe yapılan saldırı, tarihte eşi görülmemiş, vahşice, bir ülkeye yapılan katliamdan daha vahimdir, affedilmezdir. Ataerkil toplum yapısının enkazında sevgi cinsel isteklerle eşdeğerdir nedense. Bu aynı zamanda hastalıklı bir sevgidir de. Siz gerçekten sevgi sözcüğünden bir şeyler anlıyor musunuz? Sevgi sizin için hangi anlam ifade ediyor? Veya şöyle diyeyim siz bu sözcüğün somut anlamda tadını yaşadınız mı hiç? Yaşamış olsaydınız ve yüreğinize kor gibi bir ateş düşmüş olsaydı ve hep yansaydı, belki de bu tür hakaretlerde bulunmaz, size olan sevgimi buruşturup yüzüme çarpmaz, aşağılamazdınız. Kusura bakmayın siz sevginin S’sine bile layık değilsiniz! Tehlike var, bir daha ateşle yaklaşmayın lütfen!                      
 

Bu yazı toplam 2273 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde karsmanset.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Kars Manşet | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0474 212 47 51 / 3 Hat 0545 325 81 44 / Reklam ve Haber İletişim harmankayagrup@gmail.com Faks : 04742124751