'Bundan sonra anladıkları dilden konuşacağız’

'Bundan sonra anladıkları dilden konuşacağız’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kobani'yi bahane ederek şiddet ve vandallığa başvuranlara bundan sonra anladıkları dilden konuşacaklarını belirtti.

'Bundan sonra anladıkları dilden konuşacağız’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kobani’yi bahane ederek şiddet ve vandallığa başvuranlara bundan sonra anladıkları dilden konuşacaklarını belirtti.

Erdoğan, “Yapılması gereken neyse devlet olarak bunları bütün kurumlarımızla şu anda yapmanın kararlılığı içindeyiz. Bedeli ne olursa olsun, anladıkları dil neyse o dille onlara yaklaşacağız konuşacağız. Bende bir cumhurbaşkanı sıfatıyla böyle konuşmak istemezdim. Ama 31 kişinin bu şekilde ölmesi bizi bu noktaya sevk etmiştir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trabzon ziyaretinde Karadeniz Teknik Üniveristesi (KTÜ) Akademik Yılı açılışına katıldı. Açılışta bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni akademik yıl açılışının hayırlara vesile olmasını dileyerek Bingöl’de dün yaşanan olayda şehit olan 2 polis için başsağlığı mesajını tekrarladı.

Cumhurbaşkanı olduktan sonra ilk üniversite ziyaretini KTÜ’ye yaptığını ve cumhurbaşkanı seçilmesinin üzerinden tam 61. Gün geçtiğini ifade eden Erdoğan, bu tevafuklar ile ziyaretinin anlam kazandığını söyledi. Başbakanlığı döneminde KTÜ’nün kendisine tevdi ettiği fahri doktora ünvanı nedeniyle kendisini KTÜ’nün bir mensubu olarak gördüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bununla da iftihar ediyorum” diye konuştu.

“ÜNİVERSİTELER ASLİ VAZİFELERİ İLE GÜNDEME GELMEYE BAŞLADI”

Üniversitelerin artık son yıllarda kendi asli vazifelerini yapmaya ve bununla gündeme gelmeye başladığını kaydeden Erdoğan, “12 yıl önce üniversiteler alanları dışındaki haberlerle gündeme geliyordu. Çatışma haberleri ile yasaklarla, kısıtlamalarla, ikna odalarıyla gündeme geliyordu. Özgürlüğü kısıtlayan kurumlar olarak gündemi meşgul ediyorlardı. Soru sorması, sorgulaması gereken, özgür düşünceyi savunması gereken üniversiteler ideolojik saplantıların adeta merkezi konumundaydı. Bilimsel faaliyetler, üniversite-şehir, üniversite-sanayi ilişkileri geri alanda kalıyordu. Biz göreve geldikten sonra Türkiye’de üniversite sayısını 175’e çıkardık.

Artık şu göç dalgalarını durduralım. Hakkari’deki bir genç illa da Ankara’ya veya komşu bir ile veya İstanbul’a gitmek durumunda kalmasın istedik. Tabi kutlu doğum sıkıntılı olur ama bu kutlu doğum gerçekleşiyor. Daha katetmemiz gereken çok uzun mesafeler var. Başbakanımız akademisyenlerin özlük hakları ile ilgili bir müjde verdi. İnşallah akademisyenlerimizin refah düzeyi daha de üst seviyelere doğru yükselmiş olacak Artık başörtüsü ile sakalla, bıyıkla değil eğitimle ilgilenen üniversitelerimiz var” şeklinde konuştu.

“YAŞANANLAR ESKİ TÜRKİYE’Yİ DİRİLTME ÇABASIDIR”

Erdoğan, geçmişte sadece üniversitelerin değil birçok kurumun asli vazifeleri dışında enerjisini farklı alanlara sarf ettiğini ancak bunun artık tersine döndüğünü söyledi. Erdoğan, “Eski Türkiye’de belli zümreler kazanırken millet hep kaybediyordu. Yeni Türkiye’de millet kazanırken kaos lobisi, faiz lobisi, kan lobisi kan kaybetmektedir. Son günlerdeki şiddettin nedeni asla ve asla Kobani değildir, eski Türkiye’yi diriltme çabasıdır” ifadelerini kullandı.

Son BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasına da atıfta bulunan Erdoğan, “Orada da bu işi çok açık net gündeme getirdim. Fakat bizim bu söylediklerimiz öyle zannediyorum ki bir kulaktan giriyor bir kulaktan çıkıyor. Bizim sınırımız Irak, Suriye’de 1300 kilometre. Burada tehdit altında olan heran biziz. Biz şu anda 1,5 milyon mülteciye ev sahipliği yaparken Avrupa’nın tamamında 130 bin mülteci var. Amerika vesaire oradan var mı yok. İşte ben sadece havadan bombalarım. Bunu söyledik, havadan bombalamakla çözemezsiniz dedik. Siz havadan bombalıyorsunuz, o ise tanklarıyla toplarıyla yürüyor. Silahlar ABD’nin tankı topu. Kime vermişti bunu? Maliki’ye. Maliki Musul’u bırakıp kaçtı ve bütün ağır silahlar IŞİD’e kaldı ve şimdi IŞİD o Amerika’nın ağır silahlarıyla oradaki halkı ne yazık ki vuruyor. Türkiye’deki bazı siyasi partiler şunu söylüyor, ’sadece kobani’ye yönelik tezkere yapabiliriz’ Yahu insaf, Kobani’den 200 bin insan Türkiye’de. Ama sen 200 bin insanı öldüren Esed’i korumak için mi bunu yapıyorsun? Suriye’de devlet terörü var. Katil Esed, bunu görmediğin sürece siyasette yeni bir gözlüğe ihtiyacın var demektir” şeklinde konuştu.

"İÇERDE DE DIŞARDA DA POLİTİKALARIMIZI BİZ BELİRLERİZ"

“Bütün bunlarla beraber soruyorum, şehirlerimizi yangın yerine çevirmek için eylem yapanlar kimler?” diye soran Erdoğan “Bunları bilmek için ordinaryüs olmaya profesör olmaya da gerek yok. Her şey ortada, bölücü terör örgütü baş sorumludur. Çocukların eline taş verenler, silahı verenler, polislerimizi şehit edenler ortada. Bütün bunlara karşı polisimiz ne yapacak? Hala kalkan mı tutacak? Kusura bakmasınlar, kimsede bu konuda bize akıl vermesin. Artık ne polisimizin ne askerimizin kalkanla bu işin önüne geçmesi mümkün değil.Gereği neyse askerimizde polisimizde onu yapacaktır. Büyük devlet sokaktaki şiddet eylemlerine yağmacılığa şımarıklığa teslim olan devlet değildir. Açık açık ifade ediyorum, içerde de dışarda da politikalarımızı biz belirleriz. Dünyada hiçbir ülke belirleyemez. Artık bunu yapmak durumundayız. Kamu binalarını yakacaklar, hastaneleri yakıyorlar, kamu araçlarını, bindiği otobüsü yakıyor. Oradaki kürt vatandaşlarımızın, onların da araçlarını yakıyorlar. üniversitelerin içinde terör estirmeye çalışıyorlar. Bakıyorsunuz onların başını çeken siyasi de çıkıyor, ben diyor şiddet yapın demedim. Yahu ne dedin sen? dediklerin ortada. sokaklara dökülmeyi teşvik ettiniz, şimdi de söylediklerimi nasıl geri alabilirim bunun gayreti içindesin. Yapılması gereken neyse devlet olarak bunları bütün kurumlarımızla şu anda yapmanın kararlılığı içindeyiz. Bedeli ne olursa olsun, anladıkları dil neyse o dille onlara yaklaşacağız konuşacağız. Bende bir cumhurbaşkanı sıfatıyla böyle konuşmak istemezdim. Ama 31 kişinin bu şekilde ölmesi bizi bu noktaya sevk etmiştir. Malum siyasi parti, bir kez daha kendi iradesini ayaklar altına almış, demokratik meşru biz mücadele vermek yerine eski Türkiye aktörlerinin oyuncağı haline gelmiştir” dedi.

“EĞER DOLDURUŞA GELMİŞ OLSAYDIK ŞUANDA 49 VATANDAŞIMIZ OLMAYABİLİRDİ”

Musul’un IŞİD tarafından işgal edildiğinde sesini çıkarmayanların şimdi konuşmaya başladığını kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:

“Adını verdiğim siyasi parti o dönemde sesini çıkarmadı. Başkonsolosumuz ve çalışanları rehin alındığında, bazı partiler hükümet niye Irak’a Suriye’ye girmiyor dediler. Yahu biz onların kusura bakmayın, argo olacak ama onların dolduruşuna gelmiş olsaydık şu anda 49 vatandaşımız olmayabilirdi. E bunlarda herşey canice, bizim soğukkanlı davranmamız gerekiyordu. 102 gün sabrettik, sağ salim bunları kurtarmamız gerekiyor onun için hassasız, bunların sırtında yumurta küfesi yok, biz öyle değiliz. Ve sağ salim bu 102 günün sonunda 49 kardeşimizi oradan kurtarmış olduk. Efendim nasıl kurtardınız? Ne verdiniz? Ne verdiysek verdik. İşi bitirdik mi, sen ona bak. Hiç kimsenin tehditlerine tahriklerine sokakta kullandığı şımarık piyonlarına boyun eğmeyiz. Türkiye IŞİD’le de mücadele eder, PKK’yla da eder ediyor, Kobani için de mücadele eder, ediyor. Tabi bizim kardeşliğimiz farklı. Biz bu kardeşliğimizi çok iyi korumamız lazım. Birliğimiz beraberliğimiz çok önemli. Bilesiniz ki biz bize faydalıyız.”

Akademisyenlere de birlik ve beraberlik konusunda dikkat etmelerini isteyen Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Hele hele üniversitelerimizin içerisine ayrımcılık tohumunu atanlara, değerli hocalarım sizlerin çok dikkat etmesi lazım. Bu işin ihyası da inşası da sizlerin elindedir. Bizim medeniyetimiz malum, hocasına önem veren ona en yüksek irtifayı özellikle tahsis eden bir medeniyettir. Onun için bana bir harf öğretenin kölesi olurum diyen bir medeniyetin çocuklarıyız biz. Sizlerin yetiştirdiği ve yetiştireceği nesil inanıyorum ki bu hassasiyeti hisseden bir nesil olacaktır. Başbakanlığım, genel başkanlığım esnasında 77 milyonun kardeşliği için bir çözüm süreci başlattık, kararlılıkla sürdürdük. Bundan sonra da sürdürmeye devam edeceğiz. 2023 hedefleri 2071 hedefleri hayal değildir.”

Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Rektör Prof. Dr. Süleyman Baykal tarafından KTÜ Öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Raif Kalyoncu’nun yaptığı tablo hediye edildi. Kalyoncu, tablo ile Trabzon’u en iyi şekilde anlatmaya çalıştığını söyledi. Erdoğan, ardından günün anısına Rektör Baykal’a bir plaket verdi.

Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler