'Her haneye bayrak, Kur’an-ı Kerim ve Türkçe sözlük'

'Her haneye bayrak, Kur’an-ı Kerim ve Türkçe sözlük'

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Makedonya'da Türkçe konuşulan her haneye bir bayrak, bir Türkçe mealli Kur'an-ı Kerim ve bir Türkçe sözlük hediye edeceklerini belirtti.

'Her haneye bayrak, Kur’an-ı Kerim ve Türkçe sözlük'

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Makedonya’da Türkçe konuşulan her haneye bir bayrak, bir Türkçe mealli Kur’an-ı Kerim ve bir Türkçe sözlük hediye edeceklerini belirtti.

Davutoğlu, “Kim isterse her eve bir bayrak, bir Türkçe mealli Kur’an’ı Kerim ve Türkçe sözlük vereceğiz. Bu bizim taahhüdümüz” dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Üsküp’te Türkçe Etkinlikleri’ne katıldı. Konuşmasında bütün Makedonyalılara seslenen Davutoğlu, “Biz komşu kapıcıyız her an bize gelebilirsiniz, biz de her an size gelebiliriz Mahremiyetimiz dostluğumuz, ebediyen sürecek. Üçüncü mesajım bütün Balkanlara. Çünkü burada Mondi Baba Arnavutluk’tan geldi. Birçok dostumuz Bosna’dan Prizen’den gelen dostlarımız var. Demek ki Türkçe Bayramı artık sadece Makedonya’ya has değil bütün Balkanların bayramı haline geldi. Bundan sonra da inşallah 21 Aralık’ta bütün Balkanlarda bunu kutlamak için seferberlik ediyorum. Üçüncü tespitim ev mesajım ise bütün Balkan ülkelerine. Balkanlar birilerinin düşündüğü gibi çalışmaların, gerilimlerin olduğu, ırkların milletlerin birbirleriyle düşman olup her an birbirlerine saldırma riski olduğu bir bunalım coğrafyası değildir. İşte en güzel örneği burada farklı dil konuşan ama aynı gönül diline sahip olan Türk ve Makedon halklar bir arada. Bu güzel örneği bütün Balkanlarda yaşatalım. Balkanların Balkan Harbi ile anılan imajını, 90’lı yıllarda anılan imajını yom edelim. Müslüman, Hristiyan, Sünni, Şii, Bektaşi, Türk, Boşnak, Arnavut, Makedon, Sırp, Yunan, Bulgar, Ulah, Romen. Balkanlardaki bütün halklar bugün burada olan havayı teneffüs etsinler, birbirlerinin diline saygı göstersinler, birbirlerinin kültürlerine saygı göstersinler, birbirlerinin ananelerini bir zenginlik olarak görsünler. Ümit ederiz bu güzel örnek bütün Balkanlara sirayet eder. Sizleri ayakta bekletmemek için gönlümden geçenlerin sadece bir özetini sundum. Yoksa gönlümden daha fazlası geçiyor ve bunu da gözlerimden okumanızı istiyorum” dedi.

“HER HANEYE BİR BAYRAK, BİR TÜRKÇE MEALLİ KUR’AN’I KERİM…”

Makedonya’ya bir hediye ile geldiklerini ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Ama madem ki buraya geldik bir hediye ile gelmemiz gerekir ki, bir hediyeyi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Dün Türk STK’ları ile görüşürken parti temsilcilerimizle görüşürken bir talep geldi bize. Dediler ki bize Türk bayrağı gönderir misiniz, Türk bayrağına ihtiyaç var. Onun üzerine arkadaşlarıma talimat verdim. Ne kadar hane varsa Makedonya’da Türkçe konuşulan, her haneye bir bayrak, bir Türkçe mealli Kur’an’ı Kerim ve bir Türkçe sözlük hediye ediyoruz. Takriben 30 bin dediler. Ne kadarsa illa soydaşlarımız olması gerekmiyor. Kim isterse her eve bir bayrak, bir Türkçe mealli Kur’an’ı Kerim ve Türkçe sözlük vereceğiz. Bu bizim taahhüdümüz. Bu al bayrağı vereceğiz ki bayramlarda Makedonya bayrağı ile balkonlarına assınlar. Yan yana iki dost bayrak dalgalansın her evde. Türkçe sözlüğü vereceğiz ki ilk Türkçe sözlüğü Kamus-ı Türki’nin yazarı Şemsettin Sami’nin bu diyarlarında herkes Türkçe sözlüğü doğrudan evinde bulundursun ve açabilsin.

Ve Türkçe mealli Kur’an’ı Kerim’le de o güzel Rabbimizin vahiyini hem aslından hem de Türkçe okuyabilsin. İnşallah bunları en kısa zamanda gerçekleştirebileceğiz. Ayrıca bugün bir teşekkür borçluyum. MATTO Makedonya Türkiye Ticaret Odası, bugün sabah kahvaltıda onların taleplerini dinledim. Taleplerini sayın Gruevski’ye sayın İvanov’a da ilettim. O sırada bana güzel bir sürpriz yaptılar. Hediye yerine Türkiye’de fidan dikiyorduk, onlar ise hediye yerine 30 yetime burs vereceklerini ifade ettiler. Ben de 50’ye çıkmasını rica ettim, kabul ettiler. Şimdi burada MATTO yetkililerine ve diğerlerine öyle bir kampanya başlatalım ki Makedonya’da sahipsiz ve yetim, öksüz kalmasın bunun için ne gerekiyorsa yardım etmeye hazırız. Burada da ırk ayrımı olmaksızın ister Makedon, ister Türk ister Arnavut olsun yetim ve öksüz çocuklara dönük olarak bir yardım kampanyası başlatıyoruz. Bu da bu güzel bayramın vesilesidir. Bundan sonra da yurt dışında her yerde bu yetimlere daha önce de başlattığımız bu kampanyayı sürdüreceğiz. Ben bir kez daha sizlerle burada evlad-ı fatihanın torunlarıyla buluşmaktan, onlarla göz göze bakmaktan, onların gözlerinde Yunus Emre’nin manevi gözlerini, dillerinde Dadaloğlu’nun, Karacaoğlan’ın, Mehmet Akif’in güzel Türkçesini duymaktan, Yahya Kemal’i Üsküp’te anmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Allah bu emanete sahip çıkmayı bize nasip etsin, gelecek nesillerimizi Türkçemizden mahrum etmesin, doğduğu andan ölene kadar dinimizi, örfümüzü güzel dilimizle birlikte yaşatmayı nasip eylesin. Yahya Kemal’in ve Üsküp’ün o güzel emanetini ilelebet korumayı nasip etsin”.

“TARİHE DAMGA VURAN MİLLETLER ZAMANA VE MEKANA SIĞDIRILAMAZLAR”

2 yıl önce dışişleri bakanı olarak katıldığım toplantıda o zaman geleceğe dönük bir takım ön görülerde bulunan maya takvimine göre son gece olduğu rivayet edildiğini belirten Davutoğlu, “Eğer bu son geceyse ki bunu Allah bilir bu son geceyi Evladı- ı facianla bu dost topraklarda geçirmek en büyük onurdur, demiştim. Ve kıyamete kadar da bu dostluk devam edecektir. Çok güzel görüşmeler yaptık bugün burada hep dostluk ve kardeşlik üzerine konuştuk. Bir kez daha gerek sayın cumhurbaşkanına gerek sayın başbakana bu güzel günü Türkçe Bayramını bütün Makedonya’ya, bütün Balkanlara, soydaşlarımıza ve Türkiye’ye hediye ettikleri için çok teşekkür ediyorum. Buradaki mevcudiyetleri dolayısıyla da teşekkür ediyorum. Burada belki hep beraber fiilen ve fizikken buradayız ama ben burada sizin gözlerinizde sadece sizi görmüyorum. Aynı zamanda Türkçemizi Anadolu’ya taşıyan o güzel yunus Emre’yi görüyorum, Fuzulimizi görüyorum, Karacaoğlan’ı Dadaloğlu’nu görüyorum. Ve Türkçemizi Balkanlarda terennüm ettiren o evladı- ı facianın takipçilerini Yahya Kemal’i, Şemsettin Sami’yi görüyorum. Hepsine selam olsun Allah onların mekânlarını cennet eylesin. Ve burada yine Türkçeyi resmi dil yapan Karamanoğlu Mehmet Bey’i, buralara, bu topraklara Türkçeyi getiren Sultan Murad’ı bu topraklarda doğup Cumhuriyetimizin kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü görüyorum. Tarihe damga vuran milletler konjektürel düşünmezler zamanla, mekanla sınırlı düşünmezler ve zamana ve mekana sığdırılamazlar” dedi.

Başbakan Davutoğlu, Türkçenin birçok ülkede konuşulduğuna dikkat çekerek, “İşte güzel Türkçemiz bugün Asya içlerinden Doğu Asya’dan Tuna boyların kadar yaşıyorsa haşla en güzel muhabbeti, en güzel aşkı ifade edebiliyorsa bu aslında bizim ülkemizin tarihte nasıl bir özne olduğunu ortaya koyabilen, bu milli hasretimizi tarihte hiç silinmeyecek bir iz gibi nakşeden özelliğimizi ortaya koyuyor. Selam olsun bu güzel mirası bize bırakanlara ve o mirasa sahip çıkacak gelecek nesillere selam olsun. Özellikle de Üsküp Yahya Kemal’e selam olsun. Onun Türkçesine sahip çıkan Üsküplülere selam olsun. ‘Bir Türk gönlünde nehir varsa Tuna’dır dağlar varsa Balkandır’ biz hep böyle bildik, buna inandık. Burada üç hususu vurgulamak, üç mesajı da iletmek istiyorum. Birincisi bu bayram vesilesi ile Makedonya Cumhuriyeti’nin ve Makedonya Cumhuriyeti’nde yaşayan soydaşlarımızın durumları ve yaklaşımlarıyla ilgilidir. Gerçekten Makedonya Cumhuriyeti başta sayın Cumhurbaşkanı, Başbakanı’nın buradaki mevcudiyetiyle aslında Balkanlardaki tarihine temerküz etmiş, bu tarihte yaşamış olan çok kültürlü, çok dilli karşılıklı saygıya dayanan kültürün çok güzel timsali olmuşlardır. Kendilerine teşekkür ediyorum bir kez daha. Bugün sayın Cumhurbaşkanı ile konuşurken bizim kültürümüzde, Balkan kültürümüzde, bizim tarihimizde, ortak tarihimizde hoşgörü değil saygı vardır diye konuşmuştuk, kendisi de bunu ifade etmişti. Çünkü hoşgörü bir tarafın diğerine gösterdiği lütuf gibi anlaşılır. Halbuki saygı mahvet içinde herkesin birbirinin onuruna hürmet göstermesi olarak anlaşılır. Bugün burada bir hoşgörüden bahsetmiyoruz, bir saygıdan bahsediyoruz. Dile saygıdan, bir millete saygıdan bahsediyoruz. Bu saygının bu salonda böylesine deruni bir şekilde yaşanmasını sağlayan bütün Makedonyalı yetkililere teşekkür ediyorum. Aslında bu Makedonya’nın zenginliğidir. Bugün de vurguladım bir çok konuşmamada Makedonya Balkanlarda, Karadeniz’e Adriyatik, Tuna’yla Ege Denizi arasında en optimum noktadadır ve Üsküp bu anlamda hem coğrafi hem kültürel bir merkezdir” dedi.

“MAKEDONYA İLE ORTAK SINIRIMIZ YOK AMA BİZ İVANOV’UN DEYİŞİYLE KOMŞU KAPICIYIZ”

Konuşmasında bu kültürün yaşatılmasının Makedonya’nın zenginliği olduğunu vurgulayarak, “Ve soydaşlarıma buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Çok zor dönemler geçirdiler, kültürel baskı altında yaşadıkları bir takım dönemleri soğuk savaş şartlarında gördüler. Ama hiçbir zaman milli kimliklerini, dinleri, örflerini ve adetlerini ve bunları yaşamasını sağlayan Türkçelerini unutmadılar, unutmayacaklar. Yahya Kemal adına size teşekkür ediyorum, Yunus Emre adına size teşekkür ediyorum, Fuzuli, Dadaloğlu, Karacaoğlan adına, Mehmet Akif adına size teşekkür ediyorum. Bu topraklarda Türkçe kültürel bir zenginliktir ve yaşayacaktır. Bunun için bu bağlamda mesajım şudur: Onurlu bir milletin bu topraklardaki temsilcileri olarak ve Makedonya Cumhuriyeti’nin eşit vatandaşları olarak bu topraklardaki mevcudiyetinizi korumaya devam ediniz ve bu mevcudiyeti korurken biliniz ki arkanızda kültürlere, dillere saygılı bir Makedon hükümeti vardır ve arkanızda Türkiye cumhuriyeti ve 77 milyon vardır. Buradan Makedonya’nın her bir köşesine adım adım gezdiğim, köy köy ziyaret ettiğim her köşesine, Ohri’ye, Gostivar’a, Radovişar’a, Koçalı’ya, Alikoçak’a, İşlib’e, Kalkandelen’e Manastır’a bütün Makedonya’ya Demirkapı’ya kadar hepsine selam ediyorum. Hepsinin gözlerinden öpüyor, bağrıma basıyorum. Bu topraklarda Makedon, Türk, Arnavut, Torbeş, Roman, Pomak, Ulah bütün milletler dostça yaşıyorlarsa, bütün gruplar bu konuda Makedon hükümetinin tutumuna bir kez daha teşekkürü bir borç biliyorum” dedi.

Türkiye ile Makedonya arasındaki dostluğa vurgu yapan Davutoğlu, “Biraz önce iki marş dinledik, iki bayrak da burada. İki marşı da aynı saygıyla dinledik ve yüreğimizde hissettik. Burada bir kez daha şunu ifade ediyorum ve teşekkür ediyorum. Bu dostluk kolay inşa edilmemiştir ama hep ilklerin dostluğudur. Makedonya Cumhuriyeti bağımsızlığını kazanınca ilk tanıyan Türkiye Cumhuriyeti oldu, ilk büyükelçi gönderen Türkiye cumhuriyeti oldu. Makedonya’nın anayasal adını dünyanın her yerde haykıran Türkiye Cumhuriyeti oldu. NATO zirvelerinde, dünyanın her yerinde de böyle olmuştur. Geçtiğimiz yıllarda NATO zirvesi için Chicago’da bulunduğumuzda sayın İvanov çok güzel bir salonda Amerika’daki Makedon vatandaşlarını davet ettiğinde beni de şeref konuğu olarak çağırmıştı ve orada bir konuşma yapmam istenmişti. Konuşmama ‘Ben bir Makedonyalıyım’ diye başladığımda bütün bir salon ayağa kalkıp alkışlamıştı. Bunu sadece o salonda bulunanlara iltifat olarak söylemedim. Makedonya’ya geldiğim hiçbir dönemde hiçbir anda, köylere şehirlere gittiğim hiçbir anda kendimi Konya’dan doğduğum Taşkent’ten farklı bir ortamda bulmadım.

Bir kez daha söylüyorum. Hepimiz Makedonyalıyız, hepimiz Türkiyeliyiz. Bu dostluk ilelebet sürecek. Bugün çok verimli görüşmeler dolaysıyla teşekkür ederken şunu da vurgulamak isterim. Başbakanlık görevini aldıktan sonra beni ilk ziyaret eden, ilk Ankara’da resmi ziyaretle karşıladığım muhatabım, mevkidaşım sayın Gruevski’ydi 17 Eylül’de. O zaman kendisine söz vermiştim Balkanlara ilk ziyaretimi Makedonya’ya yapacağım diye. Şimdi de bu bölgeye yaptığım ilk ziyaretimde Üsküp’te bulunmaktan gurur duyuyorum. Ama bu ziyaretimin Türkçe Bayramı’yla da denk düşmesine özen gösterdim. Bir taşla iki kuş değil, yüzlerce kuş, yüzlerce gönlü kazanabilmek için. Bu dostluğumuz devam edecek. Bu andan itibaren her ay karşılıklı ziyaretlerle, sayın başbakan yardımcımız Ekim ayında geldi, sayın meclis başkanımız Kasım ayında geldi, sayın Adalet Bakanım Aralık ayı başında geldi. Şimdi de ben geldim. Her ay ziyaretlerimiz devam edecek. Üsküp’le İstanbul arasındaki manevi köprüyü diplomatik ve siyasi köprü haline getirmeye kararlıyız. Belki ortak sınırımız yok ama biz hep bugün sayın İvanov’un deyişiyle komşu kapıcıyız. Türkçe olarak bunu söyledi. Yani komşular birbirine geçerken ana kapı dışında bir kapı daha bulundururlar. Bu Osmanlı Türk geleneğidir. Makedonya’da da yaşar, bir ihtiyaç olduğunda sokağa çıkmadan birbirlerine geçebilmek için. Bu aslında mahremiyet demek, karşılıklı saygı demek, güven demek, birbirine itimat demek” açıklamasını yaptı.’’Her haneye bayrak, Kur’an’ı Kerim ve Türkçe sözlük’’

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Makedonya’da Türkçe konuşulan her haneye bir bayrak, bir Türkçe mealli Kur’an’ı Kerim ve bir Türkçe sözlük hediye edeceklerini belirtti.

Davutoğlu, “Kim isterse her eve bir bayrak, bir Türkçe mealli Kur’an’ı Kerim ve Türkçe sözlük vereceğiz. Bu bizim taahhüdümüz” dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Üsküp’te Türkçe Etkinlikleri’ne katıldı. Konuşmasında bütün Makedonyalılara seslenen Davutoğlu, “Biz komşu kapıcıyız her an bize gelebilirsiniz, biz de her an size gelebiliriz Mahremiyetimiz dostluğumuz, ebediyen sürecek. Üçüncü mesajım bütün Balkanlara. Çünkü burada Mondi Baba Arnavutluk’tan geldi. Birçok dostumuz Bosna’dan Prizen’den gelen dostlarımız var. Demek ki Türkçe Bayramı artık sadece Makedonya’ya has değil bütün Balkanların bayramı haline geldi. Bundan sonra da inşallah 21 Aralık’ta bütün Balkanlarda bunu kutlamak için seferberlik ediyorum. Üçüncü tespitim ev mesajım ise bütün Balkan ülkelerine. Balkanlar birilerinin düşündüğü gibi çalışmaların, gerilimlerin olduğu, ırkların milletlerin birbirleriyle düşman olup her an birbirlerine saldırma riski olduğu bir bunalım coğrafyası değildir. İşte en güzel örneği burada farklı dil konuşan ama aynı gönül diline sahip olan Türk ve Makedon halklar bir arada. Bu güzel örneği bütün Balkanlarda yaşatalım. Balkanların Balkan Harbi ile anılan imajını, 90’lı yıllarda anılan imajını yom edelim. Müslüman, Hristiyan, Sünni, Şii, Bektaşi, Türk, Boşnak, Arnavut, Makedon, Sırp, Yunan, Bulgar, Ulah, Romen. Balkanlardaki bütün halklar bugün burada olan havayı teneffüs etsinler, birbirlerinin diline saygı göstersinler, birbirlerinin kültürlerine saygı göstersinler, birbirlerinin ananelerini bir zenginlik olarak görsünler. Ümit ederiz bu güzel örnek bütün Balkanlara sirayet eder. Sizleri ayakta bekletmemek için gönlümden geçenlerin sadece bir özetini sundum. Yoksa gönlümden daha fazlası geçiyor ve bunu da gözlerimden okumanızı istiyorum” dedi.

“HER HANEYE BİR BAYRAK, BİR TÜRKÇE MEALLİ KUR’AN’I KERİM…”

Makedonya’ya bir hediye ile geldiklerini ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Ama madem ki buraya geldik bir hediye ile gelmemiz gerekir ki, bir hediyeyi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Dün Türk STK’ları ile görüşürken parti temsilcilerimizle görüşürken bir talep geldi bize. Dediler ki bize Türk bayrağı gönderir misiniz, Türk bayrağına ihtiyaç var. Onun üzerine arkadaşlarıma talimat verdim. Ne kadar hane varsa Makedonya’da Türkçe konuşulan, her haneye bir bayrak, bir Türkçe mealli Kur’an’ı Kerim ve bir Türkçe sözlük hediye ediyoruz. Takriben 30 bin dediler. Ne kadarsa illa soydaşlarımız olması gerekmiyor. Kim isterse her eve bir bayrak, bir Türkçe mealli Kur’an’ı Kerim ve Türkçe sözlük vereceğiz. Bu bizim taahhüdümüz. Bu al bayrağı vereceğiz ki bayramlarda Makedonya bayrağı ile balkonlarına assınlar. Yan yana iki dost bayrak dalgalansın her evde. Türkçe sözlüğü vereceğiz ki ilk Türkçe sözlüğü Kamus-ı Türki’nin yazarı Şemsettin Sami’nin bu diyarlarında herkes Türkçe sözlüğü doğrudan evinde bulundursun ve açabilsin. Ve Türkçe mealli Kur’an’ı Kerim’le de o güzel Rabbimizin vahiyini hem aslından hem de Türkçe okuyabilsin. İnşallah bunları en kısa zamanda gerçekleştirebileceğiz. Ayrıca bugün bir teşekkür borçluyum. MATTO Makedonya Türkiye Ticaret Odası, bugün sabah kahvaltıda onların taleplerini dinledim. Taleplerini sayın Gruevski’ye sayın İvanov’a da ilettim.

O sırada bana güzel bir sürpriz yaptılar. Hediye yerine Türkiye’de fidan dikiyorduk, onlar ise hediye yerine 30 yetime burs vereceklerini ifade ettiler. Ben de 50’ye çıkmasını rica ettim, kabul ettiler. Şimdi burada MATTO yetkililerine ve diğerlerine öyle bir kampanya başlatalım ki Makedonya’da sahipsiz ve yetim, öksüz kalmasın bunun için ne gerekiyorsa yardım etmeye hazırız. Burada da ırk ayrımı olmaksızın ister Makedon, ister Türk ister Arnavut olsun yetim ve öksüz çocuklara dönük olarak bir yardım kampanyası başlatıyoruz. Bu da bu güzel bayramın vesilesidir. Bundan sonra da yurt dışında her yerde bu yetimlere daha önce de başlattığımız bu kampanyayı sürdüreceğiz. Ben bir kez daha sizlerle burada evlad-ı fatihanın torunlarıyla buluşmaktan, onlarla göz göze bakmaktan, onların gözlerinde Yunus Emre’nin manevi gözlerini, dillerinde Dadaloğlu’nun, Karacaoğlan’ın, Mehmet Akif’in güzel Türkçesini duymaktan, Yahya Kemal’i Üsküp’te anmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Allah bu emanete sahip çıkmayı bize nasip etsin, gelecek nesillerimizi Türkçemizden mahrum etmesin, doğduğu andan ölene kadar dinimizi, örfümüzü güzel dilimizle birlikte yaşatmayı nasip eylesin. Yahya Kemal’in ve Üsküp’ün o güzel emanetini ilelebet korumayı nasip etsin”.

“TARİHE DAMGA VURAN MİLLETLER ZAMANA VE MEKANA SIĞDIRILAMAZLAR”

2 yıl önce dışişleri bakanı olarak katıldığım toplantıda o zaman geleceğe dönük bir takım ön görülerde bulunan maya takvimine göre son gece olduğu rivayet edildiğini belirten Davutoğlu, “Eğer bu son geceyse ki bunu Allah bilir bu son geceyi Evladı- ı facianla bu dost topraklarda geçirmek en büyük onurdur, demiştim. Ve kıyamete kadar da bu dostluk devam edecektir. Çok güzel görüşmeler yaptık bugün burada hep dostluk ve kardeşlik üzerine konuştuk. Bir kez daha gerek sayın cumhurbaşkanına gerek sayın başbakana bu güzel günü Türkçe Bayramını bütün Makedonya’ya, bütün Balkanlara, soydaşlarımıza ve Türkiye’ye hediye ettikleri için çok teşekkür ediyorum.

Buradaki mevcudiyetleri dolayısıyla da teşekkür ediyorum. Burada belki hep beraber fiilen ve fizikken buradayız ama ben burada sizin gözlerinizde sadece sizi görmüyorum. Aynı zamanda Türkçemizi Anadolu’ya taşıyan o güzel yunus Emre’yi görüyorum, Fuzulimizi görüyorum, Karacaoğlan’ı Dadaloğlu’nu görüyorum. Ve Türkçemizi Balkanlarda terennüm ettiren o evladı- ı facianın takipçilerini Yahya Kemal’i, Şemsettin Sami’yi görüyorum. Hepsine selam olsun Allah onların mekânlarını cennet eylesin. Ve burada yine Türkçeyi resmi dil yapan Karamanoğlu Mehmet Bey’i, buralara, bu topraklara Türkçeyi getiren Sultan Murad’ı bu topraklarda doğup Cumhuriyetimizin kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü görüyorum. Tarihe damga vuran milletler konjektürel düşünmezler zamanla, mekanla sınırlı düşünmezler ve zamana ve mekana sığdırılamazlar” dedi.

Başbakan Davutoğlu, Türkçenin birçok ülkede konuşulduğuna dikkat çekerek, “İşte güzel Türkçemiz bugün Asya içlerinden Doğu Asya’dan Tuna boyların kadar yaşıyorsa haşla en güzel muhabbeti, en güzel aşkı ifade edebiliyorsa bu aslında bizim ülkemizin tarihte nasıl bir özne olduğunu ortaya koyabilen, bu milli hasretimizi tarihte hiç silinmeyecek bir iz gibi nakşeden özelliğimizi ortaya koyuyor. Selam olsun bu güzel mirası bize bırakanlara ve o mirasa sahip çıkacak gelecek nesillere selam olsun. Özellikle de Üsküp Yahya Kemal’e selam olsun. Onun Türkçesine sahip çıkan Üsküplülere selam olsun. ‘Bir Türk gönlünde nehir varsa Tuna’dır dağlar varsa Balkandır’ biz hep böyle bildik, buna inandık. Burada üç hususu vurgulamak, üç mesajı da iletmek istiyorum. Birincisi bu bayram vesilesi ile Makedonya Cumhuriyeti’nin ve Makedonya Cumhuriyeti’nde yaşayan soydaşlarımızın durumları ve yaklaşımlarıyla ilgilidir.

Gerçekten Makedonya Cumhuriyeti başta sayın Cumhurbaşkanı, Başbakanı’nın buradaki mevcudiyetiyle aslında Balkanlardaki tarihine temerküz etmiş, bu tarihte yaşamış olan çok kültürlü, çok dilli karşılıklı saygıya dayanan kültürün çok güzel timsali olmuşlardır. Kendilerine teşekkür ediyorum bir kez daha. Bugün sayın Cumhurbaşkanı ile konuşurken bizim kültürümüzde, Balkan kültürümüzde, bizim tarihimizde, ortak tarihimizde hoşgörü değil saygı vardır diye konuşmuştuk, kendisi de bunu ifade etmişti. Çünkü hoşgörü bir tarafın diğerine gösterdiği lütuf gibi anlaşılır. Halbuki saygı mahvet içinde herkesin birbirinin onuruna hürmet göstermesi olarak anlaşılır. Bugün burada bir hoşgörüden bahsetmiyoruz, bir saygıdan bahsediyoruz. Dile saygıdan, bir millete saygıdan bahsediyoruz. Bu saygının bu salonda böylesine deruni bir şekilde yaşanmasını sağlayan bütün Makedonyalı yetkililere teşekkür ediyorum. Aslında bu Makedonya’nın zenginliğidir. Bugün de vurguladım bir çok konuşmamada Makedonya Balkanlarda, Karadeniz’e Adriyatik, Tuna’yla Ege Denizi arasında en optimum noktadadır ve Üsküp bu anlamda hem coğrafi hem kültürel bir merkezdir” dedi.

“MAKEDONYA İLE ORTAK SINIRIMIZ YOK AMA BİZ İVANOV’UN DEYİŞİYLE KOMŞU KAPICIYIZ”

Konuşmasında bu kültürün yaşatılmasının Makedonya’nın zenginliği olduğunu vurgulayarak, “Ve soydaşlarıma buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Çok zor dönemler geçirdiler, kültürel baskı altında yaşadıkları bir takım dönemleri soğuk savaş şartlarında gördüler. Ama hiçbir zaman milli kimliklerini, dinleri, örflerini ve adetlerini ve bunları yaşamasını sağlayan Türkçelerini unutmadılar, unutmayacaklar. Yahya Kemal adına size teşekkür ediyorum, Yunus Emre adına size teşekkür ediyorum, Fuzuli, Dadaloğlu, Karacaoğlan adına, Mehmet Akif adına size teşekkür ediyorum. Bu topraklarda Türkçe kültürel bir zenginliktir ve yaşayacaktır. Bunun için bu bağlamda mesajım şudur: Onurlu bir milletin bu topraklardaki temsilcileri olarak ve Makedonya Cumhuriyeti’nin eşit vatandaşları olarak bu topraklardaki mevcudiyetinizi korumaya devam ediniz ve bu mevcudiyeti korurken biliniz ki arkanızda kültürlere, dillere saygılı bir Makedon hükümeti vardır ve arkanızda Türkiye cumhuriyeti ve 77 milyon vardır. Buradan Makedonya’nın her bir köşesine adım adım gezdiğim, köy köy ziyaret ettiğim her köşesine, Ohri’ye, Gostivar’a, Radovişar’a, Koçalı’ya, Alikoçak’a, İşlib’e, Kalkandelen’e Manastır’a bütün Makedonya’ya Demirkapı’ya kadar hepsine selam ediyorum. Hepsinin gözlerinden öpüyor, bağrıma basıyorum. Bu topraklarda Makedon, Türk, Arnavut, Torbeş, Roman, Pomak, Ulah bütün milletler dostça yaşıyorlarsa, bütün gruplar bu konuda Makedon hükümetinin tutumuna bir kez daha teşekkürü bir borç biliyorum” dedi.

Türkiye ile Makedonya arasındaki dostluğa vurgu yapan Davutoğlu, “Biraz önce iki marş dinledik, iki bayrak da burada. İki marşı da aynı saygıyla dinledik ve yüreğimizde hissettik. Burada bir kez daha şunu ifade ediyorum ve teşekkür ediyorum. Bu dostluk kolay inşa edilmemiştir ama hep ilklerin dostluğudur.

Makedonya Cumhuriyeti bağımsızlığını kazanınca ilk tanıyan Türkiye Cumhuriyeti oldu, ilk büyükelçi gönderen Türkiye cumhuriyeti oldu. Makedonya’nın anayasal adını dünyanın her yerde haykıran Türkiye Cumhuriyeti oldu. NATO zirvelerinde, dünyanın her yerinde de böyle olmuştur. Geçtiğimiz yıllarda NATO zirvesi için Chicago’da bulunduğumuzda sayın İvanov çok güzel bir salonda Amerika’daki Makedon vatandaşlarını davet ettiğinde beni de şeref konuğu olarak çağırmıştı ve orada bir konuşma yapmam istenmişti.

Konuşmama ‘Ben bir Makedonyalıyım’ diye başladığımda bütün bir salon ayağa kalkıp alkışlamıştı. Bunu sadece o salonda bulunanlara iltifat olarak söylemedim. Makedonya’ya geldiğim hiçbir dönemde hiçbir anda, köylere şehirlere gittiğim hiçbir anda kendimi Konya’dan doğduğum Taşkent’ten farklı bir ortamda bulmadım. Bir kez daha söylüyorum. Hepimiz Makedonyalıyız, hepimiz Türkiyeliyiz. Bu dostluk ilelebet sürecek. Bugün çok verimli görüşmeler dolaysıyla teşekkür ederken şunu da vurgulamak isterim. Başbakanlık görevini aldıktan sonra beni ilk ziyaret eden, ilk Ankara’da resmi ziyaretle karşıladığım muhatabım, mevkidaşım sayın Gruevski’ydi 17 Eylül’de. O zaman kendisine söz vermiştim Balkanlara ilk ziyaretimi Makedonya’ya yapacağım diye. Şimdi de bu bölgeye yaptığım ilk ziyaretimde Üsküp’te bulunmaktan gurur duyuyorum. Ama bu ziyaretimin Türkçe Bayramı’yla da denk düşmesine özen gösterdim. Bir taşla iki kuş değil, yüzlerce kuş, yüzlerce gönlü kazanabilmek için. Bu dostluğumuz devam edecek. Bu andan itibaren her ay karşılıklı ziyaretlerle, sayın başbakan yardımcımız Ekim ayında geldi, sayın meclis başkanımız Kasım ayında geldi, sayın Adalet Bakanım Aralık ayı başında geldi. Şimdi de ben geldim. Her ay ziyaretlerimiz devam edecek. Üsküp’le İstanbul arasındaki manevi köprüyü diplomatik ve siyasi köprü haline getirmeye kararlıyız.

Belki ortak sınırımız yok ama biz hep bugün sayın İvanov’un deyişiyle komşu kapıcıyız. Türkçe olarak bunu söyledi. Yani komşular birbirine geçerken ana kapı dışında bir kapı daha bulundururlar. Bu Osmanlı Türk geleneğidir. Makedonya’da da yaşar, bir ihtiyaç olduğunda sokağa çıkmadan birbirlerine geçebilmek için. Bu aslında mahremiyet demek, karşılıklı saygı demek, güven demek, birbirine itimat demek” açıklamasını yaptı.

Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler