Şeker fabrikalarının bilinçsiz bir şekilde satılmasına tepki gösteren Şeker-İş Sendikası, bu satışları kamuoyunun dikkatini çekmek için ‘pancarı' konuşturdu. Bir anlamda pancarın feryat ettiği çalışma başta Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı ve Başbakan olmak üzere ilgili bakanlara, milletvekillerine, yazılı ve görsel basına gönderilecek.
Şeker özelleştirmesi üretim şartı korunmadığı için 2009 yılında Danıştay'dan dönmesine rağmen AK Parti hükümeti baskın bir kararla özelleştirme sürecini yeniden başlattı. Önceki gün Özelleştirme İdaresi'nde yapılan ihalede B ve C portföyündeki 10 şeker fabrikası 922 milyon dolara satıldı. Bundan sonraki süreçte ise 15 şeker fabrikasının bulunduğu portföyler satışa çıkarılacak.
ABD'DE, AVRUPA'DA DEVLETTE
ABD ve Fransa gibi liberal ülkelerde bile şeker sektörü kesinlikle özel sektöre bu şekilde devredilmezken Türkiye ısrarla sektörden çekilmek istiyor. Bilindiği üzere Şeker-İş Sendikası'nın geçmişte verdiği hukuk mücadelesinin hepsini kazanmasından dolayı AK Parti hükümeti sektördeki özelleştirmeleri gerçekleştirememişti. Danıştay'ın üretim şartı korunmadığı için 2009 yılında iptal ettiği özelleştirmeleri, hükümet ihale şartnamesinde hiçbir değişiklik yapmadan süreci yeniden başlatması manidar bulunuyor.
BİLİNÇSİZ ŞEKER ÖZELLEŞTİRMESİNE PANCAR DA İSYAN ETTİ
Bu noktada farklı bir çalışmaya imza atan Şeker-İş Sendikası, ‘bugüne kadar şeker işçisi konuştu ama bundan sonra pancar konuşacak' anlamına gelen bir çalışma başlattı. İçinde pancar ve pancardan üretilmiş şekerin olduğu birer kutu hazırlayan Şeker-İş Sendikası, bu kutuları Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, Başbakan başta olmak üzere bakanlara, milletvekillerine, siyasi partilere, sivil toplum örgütlerine, yazılı ve görsel basına gönderecek.
“BEN ŞEKER PANCARIYIM”
Kutunun içinde ise ‘Ben Bir Şeker Pancarıyım' diyerek başlayan metin dikkat çekiyor. Pancarın feryat ettiği bu metinde “Ben Anadolu'yu seviyorum. Bu topraklara aidim. Bana sahip çıkın. Çünkü bana sahip çıkmak Anadolu'ya sahip çıkmaktır” cümlesi dikkat çekiyor.
“10 MİLYON İNSANA İŞ VE EKMEK KAPISI OLAN BENİM”
Sade bir dille yazılan metinde şeker pancarı şunları kaydediyor: “Bakmayın böyle ufak-tefek göründüğüme. İçtiğiniz çayın, kurduğunuz sofranın tadında ben varım. Soluduğunuz havada, kullandığınız ilaçta bile ben varım. İnanmıyorsanız anlatayım. Türkiye için her yıl 3 milyar dolar yerli katma değer sağlayan benim. 10 milyon insana iş ve ekmek kapısı olan benim. 250 bin çiftçiye yerinde üretim imkanı sağlayarak, köyden kente göçü önleyen benim”
Şeker özelleştirmelerine karşı çaresizliğini de ortaya koyan şeker pancarı, kendisini övmeyi hiç sevmediğini ancak bu anlattıklarını kibrinden değil çaresizliğinden kaynaklandığını belirtiyor.
“Bugüne kadar hiç feryat ettiğimi duydunuz mu?” diyen şeker pancarının, “Günlerce toprağın altında kaldım. Dirgenlerle sökülüp, hoyratça kamyon kasalarına atıldım. Lime lime doğrandım, kaynar kazanlara atıldım. Hiç sesim çıktı mı?” sözlerini duygulu bir şekilde dile getirmesi dikkat çekiyor.
ÖNCE KOTA, ŞİMDİ SATIŞ
“Hep sizin için katlandım. Çünkü hayatınıza kattığım tat beni mutlu etmeye yetti” şeklinde ülke insanına seslenen şeker pancarı, bir anlamda duyarlı herkesi kendisine sahip çıkmaya çağırıyor: “Şimdi sıra sizde… Çünkü beni yok etmeye çalışıyorlar. Önce kota kota diyerek, yaşam alanımı daralttılar. Benim yerime şu NBŞ dedikleri tatlandırıcıyı getiriyorlar. Şimdi de işlendiğim şeker fabrikalarını satıyorlar. Önce özelleştirip sonra kapatacaklar. Oysa fabrika olmazsa üretim olmaz. Üretim olmazsa istihdam olmaz. Benim için sorun değil. Ben gider kendime başka topraklar bulurum. Ama ben Anadolu'yu seviyorum. Bu topraklara aidim. Bana sahip çıkın. Çünkü bana sahip çıkmak Anadolu'ya sahip çıkmaktır.”
karsmanset.com