Üçüncü Uluslararası Türk Dünyası Genç Akademisyenler Kongresi, "Geçmişin Mirası, Geleceğin İnşası" teması ile Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de başladı.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Türkiye Maarif Vakfı, Yunus Emre Enstitüsü, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ile Türkiye Mezunu İş ve Bilim İnsanları Platformu'nun destekleriyle "Geçmişin Mirası, Geleceğin İnşası" temalı 3. Uluslararası Türk Dünyası Genç Akademisyenler Kongresi, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de başladı. Türk dünyasından çok sayıda akademisyen, araştırmacı ve öğrencinin katıldığı kongrede, ortak tarih, kültür, eğitim, bilimsel iş birliği ve genç akademisyenlerin Türk dünyasının geleceğindeki rolü ele alındı. Program kapsamında öğrenciler tarafından, kültürel müzik ve dans gösterileri sahnelendi.
Programın açılışında konuşan Genç Akademisyenler Birliği Başkanı Yunus Kocabıyık, "Bugün Türk dünyasının farklı ilim merkezlerinde çok önemli bilimsel çalışmalar yürütüldüğünü genç araştırmacıların büyük bir emekle akademik üretim yaptığını biliyoruz. Fakat samimi olmak gerekirse hala birbirimizin çalışmalarını yakından takip ettiğimizi, güçlü iletişim kanalları kurduğumuzu söylemek kolay değildir. Bugün Ankara'daki bir araştırmacı Bişkek'te yapılan çalışmaları ne kadar takip edebiliyor? Bakü'deki bir akademisyen Saraybosna'da, Üsküp'te ya da Kazan'daki Türkoloji çalışmalarından ne kadar haberdar? Ya da Semerkant'taki genç bir bilim insanı Nahçıvan'da, Gence'de, Tebriz'de veya Kerkük'te yürütülen kültürel çalışmaları takip edebiliyor mu? Fiziki mesafeler azalmış olsa da akademik iletişimizin hala arzu edilen seviyeye geldiğini söylemek mümkün değil. Oysa Türk dünyasının geleceği yalnız siyasi ve ekonomik işbirlikleriyle değil ortak bilgi üretimi güçlü akademik dayanışma ve müşterek bilimsel bilinç ile şekillenecektir. Geçmişte Türk İslam Medeniyeti'nin büyük ilim adamları Semerkant'tan Buhara'ya, Bağdat'tan Endülüs'e, Merv'den İstanbul'a kadar uzanan geniş coğrafyalarda ilim yolculukları gerçekleştirerek bilgilerin yayılmasını ve medeniyetin gelişmesine önemli katkılar sunmuştur. Nice büyük alemin farklı ilim merkezlerinde kurduğu akademik temaslar bilimsel üretimin en güçlü kaynaklarından biri olmuştur. Bugün de Türk dünyasının genç akademisyenleri olarak bizlere düşen görev yalnızca bireysel akademik başarılar elde etmek değil Türk dünyasında bu köklü ilim geleneğini yeniden canlandırmaktır" dedi.
"23 ülkeden 507 katılımcı tarafından 440 bildiri sunulacak"
Üniversiteler arasında kurulacak akademik bağların, değişim programlarının ve ortak araştırmaların bu tür uluslararası kongreler yalnızca bilgi paylaşımını arttırmakla kalmayacağını aynı zamanda Türk dünyasında ortak bir bilim ufkunun oluşmasına da öncülük edeceğini belirten Kocabıyık, "Biz bugün bu kongreyi en temel şu amaçla gerçekleştiriyoruz. Bugün burada kurulan dostluklar ve akademik bağlar yarın Türk dünyasının farklı üniversiteler arasında çok daha güçlü kurumsal ilişkiler geliştirecektir. Belki bugün aynı oturumda fikir alışverişinde bulunan iki genç akademisyen gelecekte ortak bir araştırma merkezinin kuruluşuna öncülük edecektir. Bugün burada başlayan bir tanışıklık ise yarın Türk dünyasının bilim politikasına yön veren önemli projeleri bölüşecektir. Bu nedenle burada gerçekleştirilen her tartışma, her fikir paylaşımı ve her akademik etkileşim yalnız bugünün değil Türk dünyasının ortak geleceğinin inşasına katkı sunacak son derece kıymetli bir adımdır. Kongremizde tarihçilerden hukukçulara, mühendislerden eğitim bilimcilere, sosyologlardan dil bilimcilere kadar çok farklı bir ve 23 ülkeden 507 katılımcı tarafından 440 bildiri sunulacaktır. Zira bu bilimsel disiplinlerle baktığımız zaman çağımızın sorunlarının artık tek bir disiplinle çözülemeyecek kadar karmaşık olduğunu biliyoruz. İklim değişikliğinden yapay zekaya, dijital dönüşümden eğitim politikalarına kültürel mirasın korunmasından ekonomik uyuma kadar pek çok alanda ortak düşünmeye ve ortak üretmeye ihtiyacımız var" diye konuştu.
"Bizler aynı medeniyetin aynı vicdanın aynı tarih yürüyüşünün mensuplarıyız"
Türkiye'nin Bakü Büyükelçisi Birol Akgün ise bugün yalnızca akademik bir kongrede bir araya gelmediklerini aslında ortak tarihin sesini, ortak hafızanın izlerini takip ettiklerini belirterek "Aslında bugün burada Ankara'da başlayan Taşkent'te güçlenen ve bugün Bakü'de yeni bir anlam kazanan bu kongre Türk dünyasının yeniden birbirini keşfetmesinin birbirini anlamasının ve birbirini daha güçlü bağlarla yürütmesinin nişanelerinden birisini teşkil ediyor. Çünkü, bizler sadece ortak köklerden gelen milletler değiliz. Bizler aynı medeniyetin aynı vicdanın aynı tarih yürüyüşünün mensuplarıyız. Büyük mütefekkir İsmail Gaspıralı'nın dilde, fikirde, işte birlik çağrısı bugün artık yalnızca tarihi bir ideal değildir. Türk dünyasının geleceğini şekillendiren stratejik bir vizyona dönüşmüş durumdadır. Nitekim içinde bulunduğumuz çağ ülkelerimizin yalnız başına ilerleyebildiği bir çağ değildir. Bilginin, teknolojinin, enerji güvenliğinin, ulaştırma ağlarını ve kültürel etkileşimlerin birleşim belirleyici olduğu yeni bir uluslararası düzende dayanışma gösteren toplumlar güçlenmekten ortak hedefler etrafında birleşen coğrafyalar yükselmektedir. İşte bu noktada Türkiye'yle Azerbaycan arasındaki kardeşlik ilişkisi Türk dünyasının geleceğine yön veren en güçlü ilham kaynaklarından birini teşkil etmektedir" dedi.
"Bizim hedefimiz birbirini tanıyan, birbirini anlayan insanları bir araya getirmektir"
Bugün Kafkasya'da oluşan yeni işbirliği ikliminde bölgenin jeopolitik dengelerinin tamamen değişip yeniden tanımlandığını belirten Akgün, "Türkiye-Azerbaycan dayanışması yalnızca bölgesel barışan katkı sunmamakta aynı zamanda Türk dünyasının entegrasyonuna da güçlü bir zemin hazırlamakta. Bölgedeki barış ikliminin oluşumunda ve geleceğe ilişkin pozitif bakışımızın da temelini oluşturmaktadır. Karabağ'ın özgürlüğüne kavuştuğu günlerde tüm Türk dünyasının aynı heyecanla aynı duyguyla kenetlenmesi hafızalarımızda silinmez bir yer edinmiştir. O gün milyonlarla genç sınırların ötesinde bir kardeşliğin gerçekten var olduğunu hissetmiştir. Bugün burada bulunan sizler Türk dünyasının geleceğe açılan vicdanı ve aklısınız. 22 ülkeden 400 genç akademisyenin aynı çatı altında buluşması sadece bilimsel bir etkinlik değildir. Aynı zamanda ortak bir geleceğe duyulan inancın güçlü bir göstergesidir. Çünkü medeniyetler yalnızca siyasi iradeyle değil, fikirle, bilimle, kültürle ve insan geliştirme kapasitesiyle yükselmektedir. Bizim hedefimiz birbirini tanıyan, birbirini anlayan insanları bir araya getirmektir. Ortak araştırma yapan üniversiteler aynı oturumlarda konuşan genç insanlar, yarının ideallerini birlikte belirleyecek olan insanlardır. İşte bugün burada ortaya çıkan ruh tam da bu anlamda bu birlik ruhudur. Kendi kimliğine güvenen, kendi köklerinden güç alan fakat aynı zamanda evrensel bilimin ve insanlığın ortak değerlerinin bir parçası olan bir vizyondur" ifadelerini kullandı.
Türk dünyasının bugün yeni bir tarihi eşikte olduğunu ve kendi öz rönesansını yaşamakta olduğunu belirten Akgün, "Bu eşikte bizlere düşen görev geçmişin mirasını nostaljik bir hatıra olarak muhafaza etmek değil, onu çağın imkanlarıyla yeniden üretmek ve geleceğe taşımaktadır. Çünkü bizim medeniyetimiz yalnızca geçmişiyle büyük değildir. Bizim medeniyetimiz geleceğe dair taşıdığı ümitle de büyüktür" dedi.
Kaynak:İHA