Toplumun cüzzam ve cüzzamlıya karşı oluşan yanlış inançları, bilgisizlikten kaynaklanan korkularını önleyerek cüzzam hastalığının erken teşhis edilmesinin sağlanması, dünya standartlarına uygun bir şekilde tedavisi ve izlenmesi ve hastaların topluma kazandırılması amacıyla cüzzam haftası belirlendiğini ifade eden Dr. Kan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Cüzam hastalığının oluşması için iki koşulun bir arada bulunması gerekmektedir. Birincisi, lepra mikrobuna karşı doğal bağışıklığın bulunmamasıdır. (İnsanların tümüne yakınında bu doğal bağışıklık vardır. Doğal bağışıklığın olmaması hali, insanlara kendinden önceki soylardan geçen bir özelliktir). İkincisi, dışarıya basil çıkaran aktif durumda bir hastanın olması ve onunla süreli ve çok yakın temas halinde olmaktır. Bulaşma genellikle aynı aile içindeki büyüklerden 10-11 yaşına kadar olan çocuklara yönelik olarak ortaya çıkmaktadır. Hastalık belirtileri mikrop vücuda girdikten sonra 2-7 yıl sonra ortaya çıkar. Bu nedenle tanı koymak güçleşir. Hastalık ilk olarak sinirleri, daha sonra deriyi tutar.”
Hastalığın belirtilerinden bahseden Dr. Kan, vücudun herhangi bir yerinde deri yüzeyinden hafif kabarık ya da biraz daha büyük ama çok kabarık olmayan kırmızı-mor renkli kabarıklıkların oluştuğunu, değişik büyüklükte, keskin sınırlı, pembe-kırmızı-mor renkli kabarıklıkların oluşabileceğini kaydetti. Özellikle yüz, göz çevresi, yanaklar, dirsek ve dizlerin dış-ön yüzlerinde daha sık görülen nohut-ceviz büyüklüğünde topak ve kabartılar, olduğunu söyleyen Dr. Kan, kol ve bacaklarda his kaybı veya azalması, bazı hareketleri yapmada zorluk ve güç kaybı, burunda tıkanıklık ve zaman zaman görülen hafif kanamalar, kol ve bacak sinirlerinin bulunduğu yerlerde duyarlılık ve ağrının genel ve sık görülen belirtiler olduğunu vurguladı.
Bu belirtilere benzer durumların bulunduğu başka hastalıkların da var olduğunun unutulmaması gerektiğine işaret ederek, erken ve doğru tanı koyulamayan hastalarda basillerin yerleştikleri sinirlerde yıkıma yol açtıklarını ve bu nedenle bazı sakatlıklar görülebildiğini bildirdi. Dr. Mehmet Kan, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Cüzzam tedavi edilebilir bir hastalıktır ve en az üç ilaçtan oluşan kombine tedavi ile en çok bir yıl içinde tamamen tedavi edilebilmektedir. Hastaların tedavisinde kullanılan ilaçlar devlet tarafından ücretsiz sağlanmaktadır. Cüzzamın sosyo ekonomik durumla yakın ilişkisi vardır. Sağlığa uygun evlerde yaşayan, iyi besin alan, iyi gelişen toplumlarda kendiliğinden kaybolabilmektedir. Halen saptanan her yeni hasta, yaşamlarının sonuna kadar değişik gereksinimlerinin çözümlenmesi ve çevrelerinin kontrolü açısından kayıt altında tutulmaktadır. Lepralı hastaların tedavileri İstanbul, Ankara ve Elazığ illerinde bulunan Lepra Hastanelerinde yapılmakta olup takipleri ise yaşadıkları ildeki sağlık kurumlarınca yürütülmektedir.”