350 Bin Aşı Yapıldı ve...
Şap aşısının önemi
Hayvancılığın bel kemiği Doğu Anadolu Bölgesinin en önemli hayvan hastalığı olan şapla ilgili mücadele sürüyor. 550 bin hayvan varlığı bulunan Kars’ta da şu ana kadar 350 bin adet şap aşısı yapıldı. Önümüzdeki günlerde 100 bin civarında daha aşı yapılması bekleniyor.
Şarbon kelimesi Türkçeye Fransızcadaki charbon (kömür kelimesinden geçti bunun nedeni şarbon hastalığının mikrobunun temasla geçen türünde deride kara lekeler oluşmasıdır. Şarbonun İngilizce’deki karşılığı olan anthrax adı ise mikrobun bilimsel adı olan bacillus anthricis ‘e dayanıyor. Şarbon mikroskop altında şerit halinde gözüken mikrobun ve bu mikrobun yol açtığı bakteriyel enfeksiyon hastalığının adıdır.
ŞARBON HASTALIĞININ ÖZELLİKLERİ
Şarbon ot yiyen hayvanlarda görülen bakteriyel bir enfeksiyon hastalığıdır.Hastalığa yol açan mikrop toprakta ve meralarda bulunur. Mikrop hayvanın sindirim sistemine oradan da kana karışır hayvanın tüm organlarının iflas etmesine sebep olur Şarbon mikrobunun en önemli özelliği “spor” denilen ve dış ortama son derece dayanıklı yapılar oluşturmasıdır.bu sporlar doğada toprakta yaygın olarak bulunurlar ve çevre koşullarına oldukça dirençlidir. Dış ortamlarda yıllarca yaşayabilirler .
ŞARBON İNSANA NASIL BULAŞIR?
Şarbonun insandan insana bulaşması çok küçük bür ihtimaldir hastalıklı hayvandan insana geçişi ise şöyle olur: Hayvanda oluşan şarbon yarasına temas ile, Şarbonlu hayvanın etinin yenmesi ile, Şarbon sporlarının bulunduğu havayı soluyarak, Şarbon mikrobu 120 ºC’lik ısıya kadar yaşıyabilir, hastalık insana 120 ºC’nin üstünde pişirilen etlerden geçmez. Şarbon sporları genellikle 1 ile 10 mikron büyüklüğünde olduğu için uzun süre havada asılı kalabilir ve solunum yoluyla havadan insana geçer.Dünyayı sarsan şarbon teröründe kullanılan mikrop ise laboratuvarda özel olarak üretilip toz haline getirilen türdendir.
HASTALIĞIN BELİRTİLERİ VE SEYİRİ
Bulaşma şekline göre şarbon hastalığının belirtileri üç gruba ayrılır.
Deri Şarbonu: Enfekte hayvanların deri, kıl, yün gibi ürünleri ile temas eden kişilerin ciltlerindeki sıyrık veya kesiklerden bulaşır, bakteri derideki sıyrıktan vücuda girer giriş bölgesinde önce ağrı, sızı ve kabartı oluşur. Kabartı çevresinde ödem oluştuğu gibi bu hastalıklı dokunun altı ülserleşir ve ağrısız bir lezyon oluşur.
Akciğer Şarbonu: Şarbon bakterilerinin havada asılı durumda olan sporlarının solunum yolu ile alınmasından sonraki bir hafta içinde soğuk algınlığına benzer bir takım belirtilerle hastalık kendini gösterir. Ateş, bitkinlik, yorgunluk belirtileri gösterir birkaç gün içinde de soluk alıp vermede güçlükler başlar, hasta komaya girip ölür.
Bağırsak Şarbonu: Hasta hayvan etlerinin yenmesi ile bağırsak sisteminde iltihap oluşur. Hayvan ürünlerindeki sporların ağız yoluyla alınımı sonucunda bağırsaklara yerleşir. Belirtileri mide bulantısı, iştah kaybı, karın ağrısı, kusma ve kanlı ishaldir. Vakaların %25-60’ında hastalık ölümle sonuçlanır.
KARS’TA ŞARBONLA MÜCADELE
Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Dr. Hüseyin Düzgün, Kars’ın hayvancılığın yoğun olarak yapıldığı bir il olduğunu belirterek, “Bizde personelimizle birlikte hayvan sağlığı şube müdürümüzün kontrolünde veteriner hekim, veteriner teknisyenleri ve teknikerleri arkadaşlarımızla kışın yoğun olduğu 2-3 ayı saymazsanız yılın her döneminde sahadayız. İşletmelerde yetiştiricilerimizin hizmetindeyiz. Şu dönemde şap aşılama kampanyamız vardı, kampanyamızın sonuna geldik. İlimizde tamamı olmasa da arzu ettiğimiz aşılama gerçekleştirildi.” dedi.
YETİŞTİRİCİLİRE DUYURU: HAYVANLARINI AŞILATIN
Düzgün, yaylaya çıkmış, hayvanlarını aşılayamamış yetiştiricilere de seslenerek, “Biz rapel aşı dediğimiz 2. aşılarımıza devam edeceğiz. Yetiştiricilerimiz bize telefonla ya da bizzat gelerek bildirsinler. Köyde olanlar için biz kendimiz araç ayarlayıp geliriz. Gelip kendisi bir veteriner arkadaşımızı alarak hayvanlarını aşılatabilir. Şap aşısı ilimiz için ve ülkemiz için önemlidir. Yetiştiricilerimiz aşı yapılmadığı takdirde yaşanan zorlukları bilirler. Bu yıl bakanlığımız ilimizi şap aşılama kampanyasına dahil etti. Biz aşılanmamış tek bir hayvanımız dahi kalmasın istiyoruz. Küçük, büyük, 2 aylığın üzerindeki gebe, gebe olmayan erkek, dişi bütün hayvanlarımız aşılansın istiyoruz. Şu an il ve ilçe müdürlüğümüzden topladığımız verilere göre 350 bin civarında bir aşılama yapıldığı görülüyor. Tahmin ediyoruz ki bir 100 bin daha aşılama yapılabileceğiz. Vatandaşlarımız yılın her anı müracaat edebilir. Biz ekiplerimizle müsait olduğumuz her an aşılama yapabiliriz. Şap aşılamada bütün ülke aynı anda aşılanmalı ancak rapel dediğimiz aşılamada vatandaşımız ne zaman istiyorsa, istediği zaman tekrar aşılama yapabiliriz.” diye konuştu.
HASTALIK RİSKİNE KARŞI AŞILAMA DEVAM EDİYOR
Aşıya rağmen hastalık riskinin devam edebildiğini de ifade eden Düzgün, “Çünkü hayvancılık çok hareketli bir sektör. Öyle köylerimiz var ki günde 300, 500 hayvan girip çıkabiliyor. Sakin dediğimiz günlerde bile 1000 civarında hayvan sevkiyatı yapıyoruz. Oysa döl dökümü dediğimiz Ağustos, Eylül ayı yoğun olarak sevkin yapıldığı aylardır. Bu kadar hareketliliğin olduğu bir ilde muhakkak ki hastalığın bulaşma riski de yüksek olacaktır. Yetiştiricilerimiz şapın semptonlarını bilirler. Ağızda köpüklü bir salya akıntısı, topallama, memede yara gibi belirtilerdir. Bu tür belirtiler görürlerse hemen il, ilçe müdürlüğümüzü arayıp bizi bildirmelerini istiyorum. Biz gereken bütün tedbirleri alarak o hastalığı en kısa sürede atlatma yoluna gideriz. Şap hastalığı virüslerle bulaşan bir hastalıktır. Bu virüsün taşınma yolları farklıdır. Hasta bir ahırdan araçla getirilen hayvan yoluyla, kuşlarla ya da insanla, ayakkabıyla bile taşınabilir. Bu, şu saatte şu kadar günde gerçekleşir diyemeyiz ama aşı yaparak bir koruma sağlamış oluruz.” şeklinde konuştu.
KARS’TAN DİĞER İLLERE YILDA 300 BİN CİVARINDA HAYVAN SEVKİ YAPILIYOR
Kars’ın 80 vilayete besilik hayvan yetiştiren bir şehir olduğunu onun için de bu tür çalışmalara öne verdiklerini ifade eden Düzgün, “Yıllık verilerimize baktığımızda 150 bin, 200 bin civarında besilik dana ve besilik düve çıkışı yapıyoruz ilimizde. 550 bin civarında büyükbaş hayvan varlığına sahibiz. Tabi bu ortalama irili ufaklı, kapanmış faal, 25 bin civarında da bir işletme var. Biz hayvan hastalıklarını en aza indirmeyi istiyoruz. Antraks dediğimiz şarbon aşılamalarımıza da bir taraftan başladık. Gerekli her tür tedbiri alarak ilimizde hayvan hastalıklarını en aza indirmeyi hedefliyoruz.” açıklamasını yaptı.
KARS’TA 5 İŞLETMEYE HASTALIKTAN ARI BELGESİ VERİLDİ
Örnek ahır, örnek yetiştiriciliğin önemli olduğunu da vurgulayan Düzgün, “Şu anda merkeze bağlı Karacaören köyünde de Nuri Çalışır’ın işletmesi başta olmak üzere 5 işletmemize hastalıktan ari işletme belgesi verdik. Hastalıktan arilik; tüberkiloz ve brüsella hastalığını taşımayan işletme, ahır konumundadır. Bu hayvan yetiştiricilerimize diğer hayvan yetiştiricilerine vermiş olduğumuz destekten daha fazlasını veriyoruz ki yetiştiricilerimiz özensin. İlimizde 3.5 milyon TL anaç sığır desteği olarak yetiştiricilerimizin cebine aktarıldı. Hastalıktan ari olan 5 işletmemize 192 milyar lira hesaplarına aktarıldı. Hastalıktan ari işletmelerde hayvan başına 375 TL artı diğer anaç sığırda olduğu gibi 24 ayını tamamlayan değil iki aylıktan büyük erkek dişi hayvanlara, 6 ayın üzerindeki erkekler hariç, dişi ve erkek tüm hayvanlara 370 TL gibi ciddi bir rakam devlet desteği var. Hem yetiştiricilerimizin bu destekten mahrum olmaması hem de işletmelerini daha sağlıklı ve daha karlı hale sokmak için bizler hizmet vermeye çalışıyoruz.” şeklinde konuştu.
SON YILLARDA HAYVANCILIK ALANINDA CİDDİ GELİŞMELER OLDU
Düzgün, son yıllarda Kars’ta da hayvancılık alanında ciddi gelişmeler olduğunu söyleyerek şöyle konuştu:
“Geçen yıla göre bir değerlendirme yapacak olursak suni tohumlamadan destek almış ve anaç sığır desteği almış yetiştirici sayımızı yüzde 50 arttırdık. Ancak ilimiz için yetersiz. Üzülerek söylemeliyim ki çok fazla hayvan sayısına sahip olmamıza rağmen batı illeri bizim aldığımız destekten daha fazla destek alıyorlar. Bizim için yetersiz ancak her geçen yıl artıyoruz. Melez ya da yerli olan hayvan ırkımız zamanla kültür melezi ve kültür ırkına doğru kaymaya başladı. Biz hayvancılığa bakanlığımız düzeyinde ve yerel bazlı yapılan desteklerle devam etmekteyiz. Bu aşılama kampanyası boyunca başta hayvan sağlığı şube müdürümüz olmak üzere emeğini esirgemeyen, gece gündüz demeden çalışan veteriner hekim, veteriner sağlık teknisyeni arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Memuriyette her işin bir zorluğu var ancak sağlık alanında, hayvancılık alanında çalışan arkadaşlarımız gece gündüz demeden her türlü hastalık riskini göze alarak yetiştiricilerimize faydalı olmaya, daha çok kazandırmaya çalıştılar. Gerek et gerek süt verimi açısından vatandaşlarımızın maksimum verim almasını istiyoruz.”
HAYVANCILIKTA 10 YILDA ÇOK ŞEY DEĞİŞTİ:
Düzgün daha sonra şunları söyledi:
“Türkiye’de olduğu gibi ilimizde de bu manada bakanlığımızın yapmış olduğu destekler kapsamında yetiştiricilerimiz hem işletmelerini genişletmiş, büyümüş hem de işletmelerinden daha fazla gelir elde etmeye başlamışlardır. Yakın zamanda 1 hafta öncesinde ilimize 3.5 trilyon gibi bir rakam büyükbaş yetiştiricilerimizin cebine anaç sığır desteği aktarılmıştır. Yine koyun, keçi desteği icmali hazırlanıyor bu da yetiştiricilerimize verilecek. Biz bu manada hem bakanlığımızın maddi olarak desteklerini yetiştiricilerimize ulaştırıyoruz, onların o desteklerden faydalanarak daha fazla verim elde etme yolunda ve işletmesini büyütmesi anlamında katkı sağlıyoruz. Ayrıca, müdürlük olarak onlara daha fazla kazanmanın yollarını anlatıyoruz. Bu manada çağımız teknolojisine uygun hayvancılık ve hayvansal üretim yapması boyutunda da eğitimler veriyoruz. Bundan 10 yıl öncesine bakacak olursanız ilimizde belki kültür ırkı hayvan sayısı yok denecek düzeydeydi ama şu anda kültür ırkı ve kültür melezinde iyi bir düzeye geldik. Bunda tabiî ki desteklerin, müdürlüğümüzün ve personelimizin eğitim çalışmasının etkisi olmuştur.”
BÜYÜKBAŞ HAYVANLAR KÜPELENİP KAYIT ALTINA ALINIYOR
Karacaören’deki aşılama faaliyetlerinden söz eden Hayvan Sağlığı Şube Müdürü Reşat Tazegül ise, “Bu köy şarbon mihrak olduğu için şarbon aşısı yapacağız. Bütün köyde bu aşıyı uygulayacağız. Kedi köpeklere kuduz aşısı uygulayarak karnelerini vereceğiz. Yine sönük olmama testleri yapılıyor küpesiz büyükbaş hayvanlar küpelenip kayıt altına alınacaktır. Şu anda bu işletmede bizim program kapsamında şarbon aşısı yapıyoruz. Yine suni tohumlamadan doğan buzağılara küpe takarak kayıt altına alıyoruz. Ayrıca kuduz programımız başladığı için kedi ve köpeklere kuduz aşısı yapıp karnelerini veriyoruz. İlimizde şap aşısı yapılıyor ve aşı yapılmayan hayvanlara aşı yapılmaya devam edilecektir.” dedi.
SIFIR FAİZ OLURSA EN AZINDAN BİRAZ RAHATLARIZ. MODERN İŞLETMELER AYAKTA KALIR
İşletme sahibi Nuri Çalışır da sıfır faizli desteklere itiyaçlarının olduğunu belirterek şu içinde bulundukları durumu ve beklentilerini şöyle dile getirdi:
“İşletmenin sahibiyim. 2011 yılında Almanya’dan hayvan getirdim. Bunlar simental hayvanlardır. İşletmemiz şuan ari bir işletmedir. Hayvanlarımızın aşısı yapıldı. Şuan da 86 tane hayvanımız var. DAP kapsamında işletmemizi yaptık. 12. ayda destekler yapılacak, destekleri bekliyoruz.” Tarım İl Bakanlığı normalde hayvan başına destek veriyor. Ancak vermediler biz %18 ticari faizle faiz ödüyoruz o nedenle sıkıntıdayız. Gereken yerlere İl tarıma, başbakana dilekçe yolladım ancak hiçbir şey yapılmadı. İlk başladığımda 0 faiz verdiler şuan %18 ticari faizle devam ediyorum. Bu faiz bizi çok zor duruma sokuyor. Hayvanları yeni getirdik, geçen sene kuraklık oldu. Samanın kilosunu 1tlye aldık. Yem pahalı zaten ve bu faiz bizim belimizi büküyor. Hayvanlarımızın yıllık bakımları yaklaşık 100 bin liraya mal oluyor. Şuan danada fazla bir şey yapmıyor. Kendi kaynaklarımızla işletmenin giderlerini karşılıyoruz. Sıfır faiz olursa en azından biraz rahatlarız. Modern işletmeler ayakta kalır. Şuanda birçok arkadaşlarımız zor durumda. Faiz olmasa ayakta kalırız şuan çalıştığımızı faize veriyoruz. Hayvan giderlerini de cebimizden ödüyoruz.” kha
(1).jpg)