AB Yüksek Temsilcisi Kallas: "Orta Doğu’daki kargaşa, uluslararası hukukun erozyona uğramasının sonucudur"

AB Yüksek Temsilcisi Kallas: "Orta Doğu’daki kargaşa, uluslararası hukukun erozyona uğramasının sonucudur"

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin diğer büyük güçleri de cezasız kalacakları anlayışıyla hareket etmeye yönelttiğini ifade ederek, "Bugün Orta Doğu'da...

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin diğer büyük güçleri de cezasız kalacakları anlayışıyla hareket etmeye yönelttiğini ifade ederek, "Bugün Orta Doğu'da gördüğümüz kargaşa, uluslararası hukukun erozyona uğramasının doğrudan bir sonucudur" dedi.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, İsviçre'deki Zürih Üniversitesi'nde uluslararası hukuk ve küresel düzene ilişkin konuşma gerçekleştirdi. Kallas, uluslararası düzenin tek taraflı hareket eden büyük güçler tarafından zayıflatıldığını söyleyerek Rusya'ya işaret ederken ABD ile Çin'e de eleştiriler getirdi. Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin diğer büyük güçleri de cezasız kalacakları anlayışıyla hareket etmeye yönelttiğini söyleyen Kallas, "Bugün Orta Doğu'da gördüğümüz kargaşa, uluslararası hukukun erozyona uğramasının doğrudan bir sonucudur" dedi.

Rusya'yı Avrupa için hayati bir tehdit olarak tanımladı

Uluslararası hukuku ve hesap verebilirliği yeniden tesis etmeden hukukun tekrar tekrar ihlal edildiğini, bozulma ve kaos yaşanmasının kaçınılmaz olacağını söyleyen Kallas, "Avrupa olarak, kapımızın önünde hayati bir tehdit var. Rusya'nın askeri operasyonları 2008'de Gürcistan ile başladı. Ardından 2014'te Kırım geldi. 2015'te Suriye bir test sahası olarak kullanıldı. 2022'de Ukrayna'da tam ölçekli ihlal gerçekleşti. Ancak Donbas, Rusya'nın nihai hedefi değildir" dedi.

Diğer yandan Rusya'nın 80 yıl önce savaş sonrası küresel düzenin tanımladığı dönemdeki gibi yükselen bir süper güç olmadığını söyleyen Kallas, "Rusya ekonomisi parçalanmış durumda. Avrupa enerji piyasalarından koptu. Ukrayna'daki dört yıllık tam ölçekli savaş da dahil olmak üzere on yıllık çatışmanın ardından Rusya, 2014 hatlarının çok ötesine ilerleyememiştir. Bunun bedeli ise 1,2 milyon kayıp olmuştur. Bu, tam manasıyla "yıldırım harekatının" tersidir" dedi.

ABD ve Çin'i de eleştirdi

Rusya'nın Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi üyesi olmasına rağmen uluslararası hukuku ağır bir şekilde ihlal etmekle suçlayan Kallas, Çin'i de kuralların erozyona uğramasından istifade eden bir güç olarak tanımladı. Kallas, "Çin, büyük bir güç olarak yerini almak için onlarca yıldır zemin hazırlıyor. Nükleer cephaneliğini herkesten daha hızlı büyütüyor. Stratejik sabırla dünyada bağımlılıklar oluşturuyor. Doğu ve Güney Çin denizlerinde ülkeleri tehdit ediyor. Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşını finanse ediyor. Dünya düzenini kendi imajına göre yeniden şekillendiriyor. Sadece Avrupa'nın ekonomik modelini riske atmıyor, aynı zamanda kuralların gerçekten işlediği çok taraflı sistemi de zayıflatıyor" dedi.

Konuşmasında ABD'ye de eleştiriler getiren Kallas, "ABD'nin dış politikadaki değişimi, transatlantik ilişkiyi temellerinden sarstı. Bunun etkileri dünyanın diğer bölgelerinde de hissediliyor. Uluslararası düzendeki etkisi ise deprem niteliğinde. Tüm bu gelişmeler, bir paradigma değişimine işaret ediyor. Ortaya çıkan yeni dünya düzeni, rekabet ve zorlayıcı güç siyaseti ile karakterize ediliyor. Askeri güçlerin nüfuz alanları kurmaya çalıştığı bir düzen" dedi.

Benzer durumların tarihte daha önce de yaşandığını belirten Kallas, bugünkü olayların 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarındaki Avrupa tarihini hatırlattığını aktardı. AB Temsilcisi, "1815-1914 arasındaki sözde "uzun barış" dönemi aslında pek de barışçıl değildi. Örneğin Fransa, İspanya'yı işgal etmişti. Prusya ve Avusturya, Danimarka ile savaşmıştı. Ardından Prusya ve Avusturya, birbiriyle savaştı. Kırım Savaşı'nda neredeyse tüm Avrupa güçleri yer aldı ve yarım milyon insan öldü. Çok kutupluluk, ne barışçıldı ne de ekonomik gelişmeye elverişliydi. Nihayetinde ise küresel bir yıkım yaşandı" dedi.

Çok kutupluluğun ardından İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan çok taraflı sistemin doğal bir evrim olduğunu söyleyen AB Yüksek Temsilcisi Kallas, "Bunun kusurları da vardı ancak en önemlisi, savaşın galiplerinin güç dengelerini yansıtmasıydı" ifadelerini kullandı.

Çok taraflılığın gerilediği ve güvensizliğin yayıldığı yeni ortamda bugün ülkelerin ittifakları güçlendirmek ve uluslararası hukuku savunmak için bir lider aradıklarında Avrupa'ya yöneldiklerini ifade eden Kallas, "Avrupa Birliği, güvenilir bir ortaktır" dedi.

Uluslararası sistemde reform çağrısı

Uluslararası sistemdeki başarısızlıkların yanlış ilkelerden değil mevcut ilkelerin geliştirilmemesinden kaynaklandığını da ifade eden Kallas, "Son günlerde Orta Doğu'da yaşanan olaylar bunu açıkça gösteriyor. Şimdi, İran halkı farklı bir gelecek için bir fırsatla karşı karşıya. Ancak buraya nasıl geldiğimiz beni endişelendiriyor. Çünkü uluslararası hukuk, bizi tam bir kaostan uzaklaştıran tek şeydir. Peki ne yapabiliriz? Öncelikle, uluslararası sistemin reformunu ciddi bir şekilde tartışmanın zamanı geldi" dedi.

AB'nin çok taraflı sistemi dönüştürme çabalarına liderlik etmeye hazır olduğunu söyleyen Kallas, "Çünkü, bunun aradığımız istikrarı sağlayacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı.

"Dijital çağ için yeni bir uluslararası hukuk temeli düşünmeliyiz"

Kallas, "BM Şartı mükemmel bir temeldir, ancak analog çağda yazılmıştır. Dijital çağ için yeni bir uluslararası hukuk temeli düşünmeliyiz. Deniz alanlarını yöneten kuralları yeniden ele almalıyız. Çünkü deniz tabanları artık dünya verisini taşıyan kablolarla dolu. Siber uzaydan dış uzaya, yapay zekadan Arktik'e kadar, birlikte ilerleyebileceğimiz pek çok alan var. Ancak bunu yaparken, hesap verebilirliği de güçlendirmeliyiz. Kimse hukukun üstünde olmamalı" ifadelerini kullandı.

"İsrail'e yaptırımlar konusunda anlaşma sağlayamıyoruz"

Basın toplantısında AB'nin Gazze Şeridi'ndeki soykırımı durdurmak için İsrail'e neden yaptırım uygulayamadığı yönünde bir soru alan Kallas, "27 üye devletimiz var. Ukrayna konusunda birleştik ve en başından beri öyleyiz. Fakat şimdi, bir üye ülke engellediği için zorluk söz konusu. Örneğin 20. Yaptırım Paketi'ni bile kabul edemiyoruz çünkü biri engelliyor. İsrail konusunda ise durum bundan çok daha karmaşık" dedi.

AB'nin İsrail'e yaptırımlar konusunda oybirliği elde edemediğini ifade eden Kallas, "Bu masaya defalarca konuldu ama anlaşma sağlayamıyoruz" dedi.

Kallas, bu durumun AB'nin karar alma mekanizmasını yenilemesi gerektiğini de ortaya koyduğunu söyledi.

"Güç kullanan her kimse, bunu uluslararası hukuk kapsamında gerekçelendirmek zorundadır"

İran'a saldıran ABD ve İsrail'in uluslararası dünya düzeni için bir tehdit oluşturup oluşturmadıkları yönündeki bir soru üzerine Kallas, "Uluslararası hukuk çerçevesinde güç kullanmanın iki ayrı gerekçesi vardır. Birincisi meşru müdafaa, ikincisi ise BM Güvenlik Konseyi kararıdır. Dolayısıyla güç kullanan her kimse, bunu uluslararası hukuk kapsamında gerekçelendirmek zorundadır. Aksi takdirde bu, uluslararası hukuka uygun değildir" dedi.

Uluslararası hukukun hesap verebilirlik konusunda eksikleri olduğunu vurgulayan Kallas, "Birisi uluslararası hukuku ihlal ederse ne olur? Bu yüzden, uluslararası hukuku daha da geliştirmemiz gerektiğini savunuyorum. Hesap verebilirlik kısmının eklenmesi gerekiyor" dedi.

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde karsmanset.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Önceki ve Sonraki Haberler