İstanbul Taksim'deki Gezi Parkı'nda 27 Mayıs 2013'te başlayan ve Türkiye geneline yayılan eylemlerin üstünden 13 yıl geçti. Eylemcilerin, cami kamu binası demeden İstanbul başta olmak üzere tüm şehirlere verdiği hasarlar giderilse de, kalkışmanın ekonomiye vurduğu milyarlarca dolarlık darbenin izleri hala hafızalarda.
2013 Mayıs ayında Gezi Parkı'nda Taksim Yayalaştırma Projesi çerçevesinde ağaçların başka yere taşınacak olması, bazı gruplar tarafından sözde çevre duyarlılığı adı altında protesto edildi. Protestolar ve katılımcıların ısrarlı tutumları, polise karşı gösterilen direniş, farklı illegal grupların da eylemlere dahil olmasına imkan sağladı. İllegal gruplar, sözde ağaç eylemini adeta fırsata çevirerek, açıkça Türkiye'nin huzur ve güven ortamını hedef aldı. Eylem, sosyal medya üzerinden yapılan çağrılarla kısa sürede Türkiye'nin büyük bölümüne yayıldı. Olayların sosyal medyada duyulmasıyla İstanbul genelinde ve tüm Türkiye'de kitlesel protestolar patlak verdi. İllegal gruplar, ülkenin huzur ve güven ortamını zedelemek adına her türlü girişimde bulundu. Göstericiler, kamu mallarını hiçe sayarak eylemlerini sürdürürken, camiler de öfkeli grupların hedefinde yer aldı.
Adeta kalkışmaya dönen olaylarda, Taksim Gezi Parkı'na çadırlar kuruldu, eylemciler polisin tüm uyarılarına rağmen yasadışı faaliyetlerini sürdürdü. Alanlarda yasadışı örgüt flamaları ve pankartlar açılarak, terör gruplarına destek sloganları atıldı. Dağılmamakta direnen grubun kamu mallarına da zarar vermesiyle birlikte polis müdahalesi kaçınılmaz hale geldi. Eylemler nedeniyle hayatını kaybedenler ve yaralananlar oldu. Bunun yanı sıra 326 iş yeri, 201 araç tahrip edildi, 46 kamu binası, 231 polis aracı ve 44 ambulans kullanılmaz hale geldi. 80 belediye otobüsü ve 85 otobüs durağı yakıldı.
Olaylarda polis araçlarını taşlayan ve ters çeviren eylemciler, Taksim Gezi Parkı'ndaki polis noktasını da ateşe verdi. Göstericilerin hedefinde gazeteciler de vardı. Yaşananları anbean takip eden gazetecilerin canlı yayın araçları yakıldı, kamera ve fotoğraf makinalarına zarar verildi. Gösterilerde çok sayıda basın mensubu da yaralandı.
Israrlara rağmen eylemi sonlandırmayan gruplar gün geçtikçe tepkilerini arttırırken, yapılan tüm sağ duyu çağırılarına da duyarsız kaldı. 15 Haziran'da Gezi Parkı'na polis tarafından geniş çaplı operasyon düzenlendi. Çadırlar tamamen söküldü, park boşaltıldı ve girişler kapatıldı.
Tamamlanan geniş çaplı soruşturma neticesinde, "Olayları organize ettiği ve finansman sağladığı" iddialarıyla, aralarında Osman Kavala, Mehmet Ali Alabora ve Can Dündar'ın da bulunduğu 16 kişi hakkında toplam 47 bin 520 yıl hapis talebiyle dava açıldı. İlk duruşması 25 Haziran 2019'da yapılan dava 18 Şubat 2020'de sonuçlandı. 10 sanık beraat ederken diğer sanıkların dosyaları farklı davalara aktarıldı.
Günler süren eylemlerin Türkiye'ye maliyeti büyük oldu. Eylemcilerin, cami kamu binası demeden İstanbul başta olmak üzere tüm şehirlere verdiği hasarlar giderilse de, kalkışmanın ekonomiye vurduğu milyarlarca dolarlık darbenin izleri hala hafızalarda. Planlı Gezi kalkışmasının en büyük hedeflerinden biri olan Türkiye'nin güven ortamı, o dönemde büyük yara aldı. Yerli ve yabancı yatırımcıların Türkiye algısına vurulan darbe nedeniyle ekonomi ve finansal piyasalarda büyük hasar oluştu. Planlı kalkışma Türkiye ekonomisine zarar verse de, güven ortamının kısa sürede sağlanmasının ardından Türkiye alınan tedbirler ve uygulanan reformlarla ekonomik anlamda yaralarını sardı.
Kaynak:İHA