Milli Eğitim Bakanlığı’nın 6 Ocak 2012 tarihli genelesi ile duyurduğu “ALO 147” telefon hattının 1 Mart itibariyle devreye gireceğini belirten Koçyiğit, “Eğitim Sen olarak önceki açıklamalarımızda da belirttiğimiz gibi velilerin eğitim - öğretim süreçleri ile ilgili bilgi edinme ve görüş bildirme hakları asla reddedilemez. Ancak uygulamanın tasarımcısı eğitim alanındaki yapısal sorunların vebalini eğitim emekçilerinin sırtına yüklemeye çalışan, öğrenci-veli kanadını ise müşterileştirmeye çalışan bir Bakanlık olunca bu hattın ciddi sorunları da beraberinde getireceğini öngörmek zor değildir.” dedi.
ÖĞRETMEN, VELİ VE ÖĞRENCİ ARASINDAKİ MESAFE AÇILIYOR
Bu uygulamayla öğretmen-öğrenci-veli üçlüsünün arasındaki mesafenin bir adım daha açılacağını belirten Koçyiğit, Eğitim Sen adına yaptığı yazılı basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı. “
“Söz konusu genelge kökleri eğitim alanındaki yapısal sorunlarda yatan aksaklıkları bir performans sorununa dönüştürmektedir. Öğretmenlerin ya da bir kurumda hizmet üretenlerin, kurumun içinde bulunduğu yetersiz koşullara, sosyoekonomik ortama bakılmaksızın belli bir “kalite” seviyesini tutturup tutturamadıkları hatta gelen şikayetler doğrultusunda incelenecektir. Bu hatta gelecek her türlü geri bildirim çalışanlar için bir performans ve kalite ölçütü gibi kullanılabilecektir ve hatta soruşturma konusu olabilecektir.
Veliler ve öğrenciler böylelikle öğretmenleri ya da eğitim emekçilerini ihbar ve şikayet eder konuma düşürülmektedir. Oysaki en sağlıklı olan bu iki tarafın eğitim süreci ile ilgili görüşlerini yüz yüze ve dayanışma içinde paylaşabilmeleridir. Araya konulan bu telefon hattı ve “şikayet” süreci geri bildirimin uzun ve tehditkar bir yoldan eğitim emekçisine ulaşması demektir. Bu uygulama bileşenlerini birbirine yabancılaştırmaktadır.
Eğitim Emekçileri üzerindeki baskı artıyor…
Bu hatta gelecek şikâyetlerin hangi bilgi ve belgelere dayanması gerektiği ile ilgili de net bir bilgi verilmemiştir. Özel yetkili mahkemelerde olduğu gibi gizli tanıklardan alınan “ihbarlara” dayanarak işlem yapılması kabul edilemez. Bu ihbarların kişinin üye olduğu sendika, özel yaşamı, kimliği, politik aidiyeti gibi bilgileri de toplamak için kullanılası ve eğitim emekçileri üzerinde bir baskı mekanizmasına dönüşmesi muhtemeldir.
“BİR GÖZ BOYAMA TAKTİĞİ OLARAK ALO 147…”
Açıktır ki bakanlık bu hattı politikalarını toplumda demokratik bir biçimde tartıştırıyormuş izlenimi yaratmak için de kullanacaktır ve bu hatta aktarılan görüşlerde her zaman olduğu gibi izledikleri politikalara onay verildiği ya da bu politikalara ne denli ihtiyaç olduğunun meydana çıktığı tespitleri yapılmaya başlanacaktır. Hattı kamuoyunda kabullendirmek için çağrı merkezini Van’da kurma kararı alınmıştır. Van’da deprem sonrası iyileştirme çabalarında yetersiz kalındığı, insanca yaşanacak ve eğitim yapacak bir ortam taleplerini dillendiren öğretmenlere soruşturma açıldığı, çadır isteyen vatandaşın coplandığı gerçekleri hatırlanırsa Van’ın bir çağrı merkezinden çok daha fazlasını hak ettiği anlaşılır.
ŞİKÂYETLERİN ASIL KAYNAĞI MEB’İN POLİTİKALARIDIR…
MEB Bütçesi içinde eğitim yatırımlarına ayrılan payın son on yılda %17,18’den %5,58’e düştüğü, Halkın eğitime cebinden yaptığı katkının son on yılda 96.020.373’ten 114.261.319’a yükseldiği, Bugün her 10 öğretmenden birinin ücretli öğretmen olarak çalıştığı ve cebinden prim tamamlamazsa sağlık hizmetinden bile yoksun kalacağı,
Bakanlığın verdiği atama sözlerini yerine getirmediği, Bakanlığın hesabına göre bu ülkede atanması gerektiği belli olan 126.137 öğretmenin atanmadığı,
Ülkemizde eğitim alanında yaşanan yasa dışı para toplama uygulamalarının, eğitimdeki şiddet sorununun ve her türlü ayrımcılığın asıl kaynağı AKP’nin eğitim politikalarıdır. Yani tüm bu sorunların sorumlusu öğretmenler değil AKP ve Milli Eğitim Bakanlığı’dır. ALO 147 ihbar hattının esas amacı eğitimde yaşanan köklü sorunlara çözüm üretmek değil, sorunların esas
kaynağını gizlemektir. Öğretmeni kıskaca alan, öğretmeni, veli ve öğrenci ile karşı karşıya getirecek, yeni bir denetleme, kontrol ve baskı mekanizması yaratacak olan bu uygulama kabul edilemez. Eğitim Sen olarak tüm velilerimizi, öğrencilerimizi eğitim hakkımıza sahip çıkmak için her türlü para toplama uygulamalarına, şiddete, ayrımcılığa, ihbarcılığa karşı mücadele etmeye ve eğitimin her alanını yıkıma uğratan AKP politikalarına karşı birleşmeye çağırıyoruz.”
|