Alperen’i öldüren ehliyetsiz ve alkollü sürücünün tahliyesine aileden tepki: "Bu trafik kazası değil, resmen katletti"

Alperen’i öldüren ehliyetsiz ve alkollü sürücünün tahliyesine aileden tepki: "Bu trafik kazası değil, resmen katletti"
Erzurum'da bisikletiyle ekmek almaya giderken otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybeden 10 yaşındaki Abdulbaki Alperen Cellat'ın ölümüne neden olan ehliyetsiz ve 2.13 promil alkollü sürücü Cüneyt Bargın'a 3 yıl 9 ay hapis cezasının ardından...

Erzurum'da bisikletiyle ekmek almaya giderken otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybeden 10 yaşındaki Abdulbaki Alperen Cellat'ın ölümüne neden olan ehliyetsiz ve 2.13 promil alkollü sürücü Cüneyt Bargın'a 3 yıl 9 ay hapis cezasının ardından tahliye kararı çıkmasına acılı aile tepki gösterdi. Oğullarının yüzde 100 kusursuz olduğunun bilirkişi raporuyla ortaya konulduğunu belirten Murat ve Özlem Cellat çifti, verilen cezayı kabul etmediklerini belirterek, "Bu trafik kazası değil, çocuğumuz resmen katledildi. Adalet yerini bulsun" çağrısında bulundu.

Palandöken ilçesinde 6 Nisan akşamı meydana gelen olayda, ekmek almak için bisikletiyle evden çıkan 10 yaşındaki Abdulbaki Alperen Cellat'a, Cüneyt Bargın yönetimindeki 25 AEA 761 plakalı otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle metrelerce savrulan küçük çocuk ağır yaralanırken, sürücü olay yerinden kaçtı. İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Özlem ve Murat Cellat çiftinin 4 çocuğunun en küçüğü olan Alperen'in hastane yolunda kalbi durdu. Sağlık ekiplerinin müdahalesiyle yeniden hayata döndürülen çocuk, kaldırıldığı hastanede yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. Abdulbaki Alperen Cellat, kazadan 3 gün sonra yaşam mücadelesini kaybetti.

Kazanın ardından kısa sürede yakalanan sürücü Cüneyt Bargın'ın 2.13 promil alkollü olduğu ve ehliyetinin bulunmadığı belirlendi. Bargın, emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı mahkemece taksirle yaralama ve alkollü araç kullanarak trafik güvenliğini tehlikeye düşürmek suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Dosyayı inceleyen Erzurum Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda, kazada Cüneyt Bargın'ın yüzde 100 kusurlu olduğu, Abdulbaki Alperen Cellat'ın ise kusurunun bulunmadığı tespit edildi.

Bunun üzerine Cüneyt Bargın hakkında "bilinçli taksirle ölüme neden olma" ile "alkollü araç kullanarak trafik güvenliğini tehlikeye düşürmek" suçlarından Erzurum 4'üncü Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Mahkemede ailenin avukatı Timurhan Gür'ün görevsizlik talebi reddedildi. Mahkeme, sanık Cüneyt Bargın'a "bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme" suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri ve cezanın geleceği üzerindeki muhtemel etkileri gerekçe gösterilerek takdiri indirim uygulanıp ceza 3 yıl 9 aya düşürüldü. Bargın'ın tutuklu kaldığı süre ve aldığı ceza dikkate alınarak tahliyesine karar verildi.

"Benim çocuğumu alkollü, ehliyetsiz ve süratli bir sürücü öldürdü"

Karara tepki gösteren baba Murat Cellat, yaşadıkları süreci anlatarak, "Kardeş akşam saat 9 civarıydı. Çocuğumuz evden çıktı. Bu Emiroğlu Kırtasiyesi'nden bir şey alacaktı, oradan da ekmek alacaktı. Bir anda yani yarım saat içerisinde, 15-20 dakika sonra çocuğumuzun gelmediğini fark edince baktık gecikti. Annesi çıktı dışarıya baktı sağa sola, yok. Aşağıda baktık ki bir küçüğü var onun, geldi ki "Baba gelin, Alperen'e araba vurmuş." Gittik oraya. Zaten ambulans almış gitmiş hastaneye. Hastaneye gittik, çocuğumuzun perişan halini de orada gördük. Yani buna vuran bir sarhoş, bir alkolik. Ehliyeti yok, çok süratli. Yani ne dememi istiyorsunuz? Her şey belli. Devlet bunu nasıl dışarıya saldı? Üç ay içerisinde yatıp da dışarıya çıktı" dedi.

"Bu kararı kabul etmiyorum, peşini bırakmayacağız"

Mahkemenin verdiği kararı kabul etmediğini söyleyen Cellat, "Bu hakime de ben inanmıyorum. Böyle bir adalet olmaması lazım. Mahalle arasında 120'nin üstünde süratle giden, alkollü, ehliyetsiz biri. Bu adamın böyle adaletin yerini bulduğunu zannetmiyorum, inanmıyorum. Zaten peşini bırakmayacağız. Hak ettiği cezayı alsın. Benim içim yanıyor, benim yüreğim yanıyor. Ben üç aydır evimde tadım yok, tuzum yok. Acaba ben hamurda ot yiyordum çocuğumla, bunu yiyorduk biz beraber. Bu hakim nasıl bu kararı verdi? Benim içim yanıyor. Bu adam mahalle arasında 120'nin üstünde süratle gidip kaldırım kenarında benim çocuğuma vurup benim çocuğumu öldürdükten sonra iyi halden yararlansın, çıksın. Böyle bir kural yok. Böyle bir adalet yok" diye konuştu.

"Mahkemede anlatılanlar neden dikkate alınmadı?"

Keşif ve mahkeme sürecinde önemli ifadelerin göz ardı edildiğini ileri süren Murat Cellat, "Keşifte zaten hakimi de yanılttılar, aldattılar. Hakim sonradan mahkemede, birinci celsede konuştu. Arabanın içindekilerden biri dedi ki, "Ben pişmanlık duydum, rahatsız oldum, geceleri yatamıyorum. O çocuğun cama vuruşu, o ses benim kulaklarımdan, gözümün önünden gitmiyor." Ben doğruları söyleyeceğime yemin ettim dedi, orada da söyledi. Bu hakim niye bunları gözünün önünde yok saydı ben anlamadım. Güvenlik kamera görüntüsü de var. Çocuğa vurduğunu, cama yapıştırdığını, havada beş altı takla atıp yere düştüğünü gösteriyor. Bu mahallede bu adamın karşısına babası da çıksa, bu kararı veren hakimin çocuğu da çıksa onu da öldürecekti. Buna da mı aynı kararı verecekti? Daha önceden de sabıkası varmış. Üç yıl önce hanımını bıçaklamış. Babası gelmiş almış götürmüş, hastanede yatmış. Sekiz ay yattıktan sonra çıkmış. Yine bizim ocağımıza ateş düşürdü. Devlet bunları hiç mi göz önüne almadı?" ifadelerini kullandı.

"Bu trafik kazası değil, çocuğumu resmen katletti"

Üst mahkemeye başvuracaklarını belirten Cellat, "Zaten avukatımız var. Avukatımız Timurhan Gür Bey ile konuştum. İnşallah üst mahkemeye taşıyacak. Dava yolumuz açık. Allah razı olsun, elinden gelen bütün çabayı göstereceğini, hak ettiği cezayı aldıracağını söyledi. Üç ay içerisinde dört celse görüldü. Bu kadar tez görüldü, hemen karar verildi. Buna da itiraz ediyorum. İyice araştırılması lazım. En iyi bilirkişiler atanıp bunun en ince ayrıntısına kadar incelenmesi lazım. Benim çocuğum suçluysa ben kabulüm kardeş. Çıksın gitsin, Allah'ından bulsun derim. Ama benim çocuğumun suçu neydi? Üç ay yatıp çıkmak... Bu trafik kazası bu kadar mı basit? Vurayım öldüreyim, üç ay yatayım çıkayım. Arabayla vurdum diye bu kadar mı basit? Benim çocuğum normal bir trafik kazasında ölmedi. Benim çocuğumu katletti bu namussuz. Resmen katletti. Bir insan vurup da bırakıp kaçmak ne demek? Altı kişi varmış arabada. Hiç mi bir tanesinin içinde vicdanlı bir insan yok ki bir tanesi dursun da 112'yi arasın. Belki benim çocuğum yaşıyordu. Benim çocuğum 27 dakika orada can çekişmiş. Polis gelmemiş, ambulans gelmemiş. Ben gittim hastanede çocuğumu kanlar içinde, perişan halde gördüm" dedi.

"Devlet davayı yeniden incelemeli"

Sürücünün olay sonrası davranışlarına ve tanık beyanlarına da değinen baba Cellat, "Devletin inceleme memurları var. Bilirkişileri var. Yabancı devletlerde dedektifler araştırıyor, iğneden ipliğe kadar inceliyorlar. Bizim Türkiye'de niye bu araştırma yok? Gelsin birisi bizim sesimizi duysun. Desin ki "Gel kardeşim, burada senin çocuğunu öldürmüşler. Acaba çocuk mu suçlu, vuran kişi mi suçlu?" Sadece sürat yaptığını hatırlamıyor, frene bastığını hatırlamıyor. "Kör noktadan çocuk çıktı" diyor. Yalan söylüyor. Ejder'e çıkmışlar, içmişler. Arabanın içindeki tanık anlattı. Benim tanığım değil, kendi arkadaşları. Telefonda küfürleşmişler, tartışmışlar, dövüşmüşler. Hırsla arabaya binip aşağıya geliyor. Geldi, bizim ocağımızı batırdı. Devlet demiyor mu "Sen bu sürati yapma hakkını nerede buldun?" Bir kişi değil de on kişi önüne çıksa hepsini ezip gidecek. Hiç durmamış ki. İleride durmuş. Yanındaki ehliyetli kişiye "Sen arabayı sür, senin ehliyetin var. Ben seni içeriden kurtarırım" demiş. Bunu arabanın içindeki tanık mahkemede söyledi. Bunlar suç değil mi kardeş? İçimiz yanıyor. Ben çocuğumu ne şartlarda büyüttüm biliyor musunuz? Bir genç fidanı toprağa gömüp sonra rahat rahat yaşamına devam etmek bu kadar kolay mı? Beni hiç sormadı hakim. Bir baba olarak "Gel kardeşim, sen ne diyorsun?" demedi. Hiç konuşturmadı. Başka diyecek bir şeyim yok. Adalet yerini bulsun istiyorum. Evdeki eşyalarını da topladık, duruyor. Kitabı, defteri, çantası... Benim çocuğum öyle bir çocuktu ki melekti. Zaten melek oldu. Polis Amca Ortaokulu'nda okuyordu. Arkadaşları da, öğretmenleri de hastanede hüngür hüngür ağladılar. Hiçbiri geri gitmedi. Bizden daha çok ağladılar. Sadece bizim değil, bütün sevenlerinin içini parçaladı" ifadelerini kullandı.

"Kim bilir birkaç gün sonra kimin ocağını batıracak"

Çocuğunun eşyalarının paramparça olduğunu ifade eden baba Cellat, "Kanlar içindeydi. Kardeşim aldı zaten. Biz adli tıptan eşyalarını teslim aldık. Ben bakamadım bile, poşetin içindeydi. Kesinlikle kabul etmiyoruz. Bu trafik kazası değil. Bu resmen bizim çocuğumuzu katletti. Bile bile katletti. Yanındaki de "Abi çocuğa vurdun" diyor. O ise "Yok, kaldırıma vurdum, çocuğa vurmadım" diyor. Devlet bunların hepsini göz önüne almalı. Hepsini inceleyip davayı baştan sil baştan yapmalı. Şimdi çıkmış dışarıda geziyor, belki de eğleniyor. Kim bilir birkaç gün sonra kimin ocağını batıracak. Bunu devletin takip etmesi lazım. Takip etmiyorsa da ben sabrediyorum" ifadelerini kullandı.

"Benim çocuğumun hiçbir suçu yok"

Anne Özlem Cellat da oğlunun tamamen kusursuz olduğunu belirterek, "Ben Alperen Cellat'ın annesiyim. Benim çocuğumun suçu sıfır. Yani benim çocuğumun hiçbir suçu yok. Karşı taraf yüzde yüz suçlu. Ben o vuran kişinin dışarıda olmasını kabul etmiyorum. Bu bizi mahvetti. Ben sadece buradan sesimin duyulmasını istiyorum. Herkes duysun. Çünkü biz çok acı çekiyoruz. Üç ayda benim çocuğumu öldüren kişinin dışarı çıkması bize çok büyük acı veriyor. Ben adalet istiyorum. Hiç adalet yok. Bir insanın hiç mi değeri olmaz? Benim çocuğum ölmüş. Hiç mi benim çocuğumun değeri yok? Niye yok? Çocuğum için bunu kabul etmiyorum. Hiçbir zaman kabul etmiyorum. En ağır cezası neyse onu almasını istiyorum. En ağır suçu neyse onu alsın" dedi.

"Üç aydır yaşadığımızı bir Allah bilir"

Acılarının tarif edilemez olduğunu söyleyen anne Cellat, "Biz üç aydır neler yaşadığımızı bir biz biliriz, bir Allah bilir. İnşallah kimse böyle acılar yaşamaz ama ben de diyorum ki kendi canıyla sınansın. Ben sadece sesimi duyurmak istiyorum. Başka bir şey istemiyorum. Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı. Yemin ederim hayvanların insanlardan daha çok değeri var. Hayvana vurup öldüren daha çok ceza alıyor. Bir insanın canı bu kadar değersiz olmamalı. Ben sadece sesimi duyurmak istiyorum. Hiçbir şekilde bunu kabul etmiyorum. En ağır cezası neyse onu alsın. Sadece içimizdeki ateş biraz olsun dinsin. Ateşimiz asla sönmeyecek. Bir daha Alperen geri gelmeyecek ama onun en ağır şekilde yargılanmasını istiyorum" diye konuştu.

"Çocuğumun her şeyi yarım kaldı"

Oğlunun eşyalarına dahi bakamadıklarını dile getiren Özlem Cellat, "Ben olay günü gittiğimde Alperen'i hastaneye götürmüşlerdi. Polisler oradaydı ama hiç kimsenin bir tepkisini görmedim. Bilmiyorum, insan bu kadar mı ucuz? İnsan bunun peşine düşer, ifade alır. Ben o ifadeleri de görmedim. Biz hemen hastaneye gittik. Hastanede de araştırmaya sevk ettiler ama benim çocuğum zaten ölmüştü. Ben sadece sesimi duyurmak istiyorum. Benim çocuğum bu yıl mezun olacaktı. Okuyacaktı ama her şeyi yarım kaldı. Defteri, kalemi, kıyafetleri, her şeyi yarım kaldı. Şimdi hiçbirine bakamıyoruz. Ben adalet istiyorum. Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı. Sesimin her yerde duyulmasını istiyorum. Benim çocuğumun ölümü basit bir olay değil. Bir de çocuğumun hiçbir suçu yok. Raporların hepsi çıktı. Benim çocuğum sıfır kusurlu. Karşı taraf yüzde yüz suçlu ama şu an dışarıda. Böyle adalet olur mu? Böyle adalet olamaz. Ben kabul etmiyorum. Hiçbir şekilde bunu kabul etmiyorum. Ben çocuğumun hakkını istiyorum" ifadelerini kullandı.

Kaynak:İHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde karsmanset.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir