Dizilerde veya sosyal medyada gördüğünüz o Boğaz manzaralı, kahvenizi yudumlayıp entelektüel sohbetler ettiğiniz İstanbul imajını hemen şimdi aklınızdan çıkarın.
Üniversiteyi yeni kazanmış çiçeği burnunda bir öğrenci ya da kariyer basamaklarını tırmanmaya niyetli genç bir mezun olabilirsiniz; bu şehir sizi ilk birkaç ay kesinlikle afallatacak. Ama panik yok, bu büyük göçü akıl sağlığınızı kaybetmeden atlatmanın.
Cüzdanı ilk günden patlatmamak
İstanbul'da hayatta kalmanın ilk kuralı, romantizmi bir kenara bırakıp acımasız matematik gerçekleriyle yüzleşmektir. Anadolu'daki herhangi bir şehirde krallar gibi yaşayabileceğiniz bir paranın, burada sadece ortalama bir oda kirasına denk gelebileceğini görmek başta biraz can yakabilir. Dolayısıyla, İstanbul yaşam maliyeti hesabı yaparken kendinize karşı tamamen dürüst olmalısınız.
İstanbul'da yaşam maliyetleri semtlere göre büyük değişiklik gösterse de aylık bütçenizi en çok şekillendirecek kalem şüphesiz konaklama olacaktır. Taşınma sürecine girmeden önce detaylı bir piyasa analizi yapmak ve kriterlerinize en uygun Istanbul kiralık daire seçeneklerini tek bir ekranda listelemek için cozycozy gibi tarafsız arama motorlarından yararlanmak, bütçenizi korumanın en akıllı yoludur.
İlk etapta tek başınıza eve çıkma hayalleri kuruyorsanız, bunu bir kez daha düşünün derim. Kafanızın uyuşacağı bir ev arkadaşı, hem kira ve fatura yükünü yarıya indirmek hem de bu devasa şehirde aniden gelen o yalnızlık hissiyle baş etmek için en iyi can simididir.
Metrobüse yakınlık hayat kurtarır: Semt seçme sanatı
İstanbul'da mesafeler kilometreyle değil, doğrudan dakikayla ölçülür. Haritaya bakıp "Aaa, okulumla/işimle arası sadece 10 kilometre, ne olacak ki?" dediğiniz o yer, sabah trafiğinde iki saatlik bir sinir krizine dönüşebilir. Tam da bu yüzden, kafanıza göre veya sadece adı popüler diye bir mahalle seçmek yerine, ulaşım hatlarını merkez alan bir öğrenci evi bulma rehberi mantığıyla hareket etmelisiniz.
Ev ararken her gün fazladan bir saat uyku kazandıracak metro yakınlığını, kalabalığıyla bezdirse de hayat kurtaran metrobüs koridorunu, tek bir otobüs hattına bağımlı kalmayacağınız alternatif rotaları, gece dönerken tedirgin etmeyecek canlı sokakları ve sırf içi makyajlanmış diye deprem güvenliği şüpheli eski binalardan uzak durmayı içeren o hayati öncelik listesini aklınızın bir köşesine yazmalısınız.
Kadıköy veya Beşiktaş gibi popüler ama bütçeyi sarsacak yerlerde ısrar etmek yerine, bu ana ulaşım hatlarının birkaç durak uzağındaki daha mütevazı semtlere yönelmek her zaman daha mantıklıdır. Unutmayın, İstanbul'da en lüks şey deniz manzaralı bir ev değil, işe veya okula giderken minimum aktarma yapan o şanslı azınlıktan olmaktır.
Rutubet kokusu ve ilan yalanları: Ev aramanın çıplak gerçeği
Gelelim işin en sancılı, sosyal medyada asla filtrelerle gösterilmeyen kısmına: Sokak sokak ev gezme süreci. Karşınıza çıkacak olan kiralık ev fiyatları İstanbul genelinde sizi zaten bütçe olarak biraz zorlayacak, ama asıl şoku ilanlardaki fotoğraflarla gerçekler uyuşmadığında yaşayacaksınız. "Geniş ve ferah" diye pazarlanan o dairenin aslında gün ışığı görmeyen ters dubleks bir bodrum katı olduğunu ya da "merkezi konumda" denilen yerin dik bir yokuşun en dibinde yer aldığını görmek bu sürecin şanındandır.
Ev bakarken kombinin çalışıp çalışmadığını kontrol etmek, duvarlardaki boyanın altından sırıtan rutubet lekelerini yakalamak ve o bitmek bilmeyen depozito pazarlıklarında dik durmak zorundasınız. İlk gördüğünüz eve hemen aşık olup kapora yatırmayın. İnternetteki şişirilmiş ilanların yanında, sokakta yürürken binaların pencerelerine asılmış eski usul "sahibinden" yazılarını kovalamak da hala en iyi yöntemlerden biridir. Bu süreç yorucu olacak, ayaklarınıza kara sular inecek, çok normal. Ama o anahtarı cebinize koyup, kolilerden bozma masanızda ilk çayınızı yudumladığınızda, bu devasa şehre ilk çentiyi atmış olmanın gururu size her şeyi unutturacak.
Kaynak:Haber Merkezi