Ani (Ocaklı) Köyü’nün Dünü ve Bugünü Üzerine

Ani (Ocaklı) Köyü’nün Dünü ve Bugünü Üzerine
Ankara Kars Ardahan Iğdırlılar Birliği Dayanışma Platformu Genel Başkanı Sebahattin Şengül, Ani (Ocaklı) köyünün dünü bugünü ve 350 yıldır hala hazırda Ani'de yaşayan ailelerin tarihi üzerine sunum yaptı.

Ani (Ocaklı) Köyü’nün Dünü ve Bugünü Üzerine

Selçuklu Türklerinin 1064’te Kars’tan Anadolu’ya girişlerinin 950. yılı nedeniyle 50 yıl ardadan sonra ilk kez düzenlenen Uluslararası Kars - Ani Sempozyumunda konuşan Ankara Kars Ardahan Iğdırlılar Birliği Dayanışma Platformu Genel Başkanı Sebahattin Şengül, Ani (Ocaklı) köyünün dünü bugünü ve 350 yıldır hala hazırda Ani’de yaşayan ailelerin tarihi üzerine sunum yaptı.

Şengül sunumunda şu ifadelere yer verdi:

950 yıl önce Ani’nin fethi anısına düzenlenen bu sempozyumda Kars Valiliğimize, Kars Belediyesine, Kafkas Üniversitesine, Organizasyon Komitesi Başkanı çok değerli hemşehrimiz sayın Prof. Dr. Oktay BELLİ hocama, destek veren tüm kurum ve kuruluşlara, bilim adamlarımıza, siz değerli katılımcılara, Ani (ocaklı) köyünün bir mensubu olarak şükranlarımı arz eder, yüreği tandır ekmeği gibi sıcak en derin kalbi duygularımla sizlere saygı ve hürmetlerimi sunarım.

İnsanlık tarihinin beşiği, Türklerin Anadolu’ya girdiği ilk kapı diğer bir ifade ile Anadolu’nun anahtarı olan Ani’de Urartulardan Osmanlı Devleti’ne kadar, bölgeye hakim her devlet, her kavimler bölgede maddi ve manevi izler bırakmıştır.

Bu tarihi süreçte en önemlisi  Selçuklu Sultanı Alparslan, Anadolu’nun kapısını Kars Ani’yi fethederek açmıştır. Bu fetih olmasaydı, bugün Türkiye’den söz etmek de mümkün olmayacaktı.

Bu konularda çok değerli bilim adamlarımız sempozyum süresince gerekli değerlendirmelerde bulunacaklardır.

Bendeniz  Ani köyünde 350 yıldan beri yaşayan bir ailenin ferdi olarak Ani yeni adıyla Ocaklı Köyü’nün dünü bugünü ve yaşanan aile tarihimiz üzerine bazı bilgileri akademik dille değil, gönül diliyle sizlerle paylaşmak ve sizlere aktarmak  istiyorum.

Ailemiz 1600lü  yılların sonunda Ahıska’dan göçüp Posof üzerinden Göle’de bir süre kaldıktan sonra bugünkü Ocaklı (Ani) köyüne yerleşirler. O dönem etrafı ermeni köyü olan (Esenkent, Arasoğlu, Koşevenk, Harkov) köyleriyle komşu olduklarını, iyi ilişkiler içerisinde bulunduklarını,  düğünlerde, bayramlarda, cenazelerde gidiş-gelişlerin olduğunu, yan yana iç içe yaşadıklarını, yemeklerin aynı, müzik ve oyunların benzer olduğunu komşuculuk ve dostluk ilişkilerinin olduğunu rahmetli babaannem anlatırdı.

Ancak 1878 Osmanlı-Rus savaşında yenik düşen Osmanlı, Kars ve Ardahan’ın Ruslara verilmesinde yaşanılan o 43 yıllık esaret dönemini “Kara Günler” diye anarak vatan bayrak ve ezan hasretini de hıçkırarak anlatırdı.

Diğer taraftan Kurtuluş mücadelesinde Ermenilerin Rusların yanında yer almasıyla, Ermenilerin katliama başladığı savaş döneminde şu anda Ermenistan sınırları içinde kalan Harkov Köyü Ermenilerinden Muguç isimli kişi büyük dedemizin iyi bir dostu olan bu zat, yarın Ermenilerin Ani Köyü’nü basıp katliam yapılacağını haber verir ve ailemizin kaçmasını kurtulmasını sağlar. Dedemiz var olan iki ineğiyle bir atını Muguç’a bırakarak Arpaçay dere yatağından Ağrı-Karaköse’ye giderek ailemizi kurtarır. Bir yıl sonra savaş bittiğinde tekrar Ani’ye dönen ailemize Muguç aldığı emanetleri dedemize iade eder.

Bu süreçte; 1920 Gümrü ve 1921 Kars Antlaşmaları imzalanırken Ermeniler  “ hiç değilse Ani Şehir harabeleri bize verilsin onun yerine daha geniş araziyi size bırakalım.” Diye çok ısrar etmişlerse de Ani köylülerinden Halil ve dedemiz olan Daşdemir Ağalar Şüregel Köylüleri ve Kars Belediye Reisi Cihangiroğlu İbrahim Aydın Bey mümessillere müracaatta bulunarak; “ Bizim asırlardan beri Cuma ve Bayram namazlarını kıldığımız caminin bulunduğu Ani Kalası harabelerini yabancılara bırakmayız.” Yollu itirazları ile Ermenilerin 1878 (93 Harbi) sınır antlaşması bozup Arpaçay’ın sağına geçmesi isteği reddedilmiştir.

Bugün milli tarih şuuruna ve ilim düşüncesine sahip aydın Türkiye’mizin Ani’deki her dine ait eserlerle yıkıntıları büyük bir titizlikle koruyup, burayı turistlerin ve turizmcilerin koşarak görmeye geleceği bir Canlı Müze haline getirmesi zamanı artık gelmiş bulunmaktadır.

Bu tür sempozyumlar, paneller, bilimsel ve tarihsel toplantılarda, tarihle günceli ilişkilendirmek lazım. Reçeteler yazmak lazım. Derde derman olmak lazım. O zaman yapılan etkinliklerin bir faydası olacaktır değilse elindeki kalem dertlere derman yazmıyorsa, kır gitsin.

Ben de bu anlayışla durumdan vazife çıkararak zamanın el verdiği ölçüde, yüzyıllardan beri Ani Köyü’nün bir mensubu olarak, tarihten gelen misyonumuzu da dikkate alarak, Ani Köyü’nün dünü ve bugünü üzerine gerçekleri ve temennilerimi aktarmak istiyorum;

1958li yıllara kadar mağaralarda yaşayan Ani Köylüleri,  özellikle zorlu kış şartlarında mağaralarda yaşam mücadelesi veren ve hala hazırda hayatta olan köylülerimizden birkaç ailenin mağaralardan düşen kaya parçaları sonucunda hayatlarını kaybetmesi üzerine, dönemin yetkilileri mağaralardan çıkmasını ve bugünkü toprak evlerde yaşamlarını sürdürmelerini sağlamışlardır.

Değerli katılımcılar, Ani köylüleri tarihten gelen kendine özgü gelenekleri, görenekleri, örf ve adetleri, folklörü ve kollektif etkinlikleri olan tarihi bir kültüre sahiptir.

Ancak düne kadar içme suyu sıkıntısı çeken ve bu yüzden yoğu göç yaşayan, alt yapı su kanalizasyon sorunu devam eden hala hazırda toprak damlarda oturan, yeterli otlağı ve merası olmayan,  turizm girdilerinden hiç mi hiç istifade edemeyen, ekonomik sıkıntılarını çözememiş 130 haneli 1000e yakın nüfuslu Ani Köyü maalesef hak ettiği yerde değildir.

Oysaki,  Ani Antik Şehrinin ören yerinin Ocaklı Köyü ve çevresi ile birlikte ele alınır ise, bütünleşmesi sağlanır ise turizm için özel fırsatlar yakalanabilir.

Nitekim;

•          Ani antik şehrinin hemen yanı başında Ocaklı köyünün olması bir fırsattır.

•          Geleneksel hayatın sürüyor olması

•          Yakında Arpaçay barajının varlığı

•          Ulusal ve uluslararası fonların ve kaynakların varlığı

•          Valilik katkı payı

•          Uluslar arası fonların ilgisi ve desteği

Sağlanır, ilgililer ve yetkililer gerekli çalışma ve duyarlılıkları gösterirler ise aşağıda sunulan sorun ve sorumluluklarımıza çözümler geleceğini ve düşlediğimiz Ani özlemine kavuşacağımıza inanmaktayım.

Şöyleki;

•          Ani Antik Kent’in Ani Köyüyle birleşmiş köy hayatını rahatsız etmeyen ancak köye katkı sağlayan köy halkı tarafından sahiplenmiş, yaşayan bir Ani’nin olduğu

•          Bölgeye has hediyelik eşyaların bulunduğu, bu konuda köy halkına el becerilerinin kazandırıldığı

•          Evlerin oturulabilir hale getirildiği

•          Köyden göçün durdurulduğu

•          Altyapı sorununun (su ve kanalizasyon) çözüldüğü

•          Fiziksel koşulların iyileştirildiği, hayatın kolaylaştırıldığı

•          Ocaklı köyünde alanla ilgili farkındalığın artırıldığı

•          Alandan yarar sağlanacak programların desteklendiği

•          Ocaklı  Köyünün geleneksel yaşam kültürünün devamı için alternatif gelir kaynakları için yolların  gösterildiği

•          Doğal çevresi bozulmamış, kültüre dokuya sadık kalınarak Ev Pansiyonculuğunun yapıldığı, Ocaklı Köyünde konaklanan  (kaz sesi, kuzu sesi, güneşin doğuşunun izlenmesi, soba kokusu vs.) Ani Antik Kentte hayatın nasıl olduğu yönünde turistlere farklı ve çekici tecrübeler yaşatabilineceğini

•          Ocaklı Köyü içerisinde Ani Kültür Evi (Köy Evi)’nin yapılması

•          Ocaklı adının eski adı olan Ani Köyü olarak değiştirilmesi

Özlemleri ve dilekleri ile, Bu sempozyumun bölgemize ışık tutacak, katkı sağlayacak sonuçlara ulaşacağı umuduyla, siz değerli ve duyarlı hemşerilerime bir kez daha saygılarımı sunar, sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederim. kha

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir