Boşanma davalarının en çok tartışılan konularından biri olan iştirak nafakası, velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmasını sağlar. Ancak bu yükümlülük mutlak değildir. Bu rehberde babanın nafaka ödeme yükümlülüğünün hiç doğmayacağı veya sona ereceği halleri kısaca ele alacağız.
İştirak Nafakası Nedir?
TMK m. 182/2 uyarınca iştirak nafakası, velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin ergin olmayan çocuk lehine ödediği nafakadır. Kamu düzenine ilişkin bir yükümlülük olup çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde değerlendirilir; miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile yükümlünün ekonomik durumu birlikte gözetilerek belirlenir.
Çocuğun Reşit Olması
TMK m. 328/1 uyarınca babanın bakım borcu ve buna bağlı iştirak nafakası, çocuğun ergin olmasıyla kendiliğinden sona erer. Çocuğun 18 yaşını doldurmasıyla nafaka kanun gereği kalkar; ayrıca kaldırma davası açmaya gerek yoktur. Çocuk eğitimine devam etse dahi "iştirak nafakası" ödenmez; bu durumda yükümlülük yardım nafakasına dönüşür ve ergin çocuğun bizzat dava açması gerekir. Çocuk evlenirse (TMK m. 11) veya mahkemece ergin kılınırsa (TMK m. 12) da nafaka sona erer.
Velayetin Babaya Geçmesi ve Fiili Bakım
Velayet anneden alınıp babaya verilirse babanın nafaka yükümlülüğü sona erer ve daha önce hükmedilen nafakanın kaldırılmasına karar verilir. Velayet annede olsa bile çocuk fiilen babanın yanında kalıyor ve bakımı baba tarafından sağlanıyorsa, bu dönem için baba nafaka ödemez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, velayet hakkını eylemli olarak kullanmayan annenin nafaka talep etmesini dürüstlük kuralına aykırı bulmaktadır.
Babanın Mali Güçsüzlüğü
Babanın çalışamayacak durumda olması, hiçbir gelirinin bulunmaması ve bu durumun sağlık kurulu raporu veya sosyal-ekonomik durum araştırmasıyla belgelenmesi halinde baba nafaka ile sorumlu tutulmaz. Kendisi yoksulluk nafakası alan veya yoksulluk sınırındaki bir babanın da iştirak nafakası ödemekle yükümlü tutulamayacağı Yargıtay kararlarıyla kabul edilmiştir. Ancak çalışmasına engel bir durumu olmaksızın çalışmamayı tercih eden veya nafaka ödememek için işten ayrılan kişi muafiyetten yararlanamaz; mahkeme çalışma gücü ve potansiyel gelir üzerinden nafaka belirleyebilir.
Diğer Sona Erme Halleri
Çocuğun kendi geçimini sağlayacak düzenli gelire kavuşması, babanın veya çocuğun ölümü, soybağının bulunmaması ya da reddi, boşanan eşlerin yeniden evlenmesi hallerinde de nafaka sona erer. Baba, ödemelerinde açıkça "nafakaya mahsuben" ibaresini kullanmışsa bu miktarlar borçtan düşülür.
Yükümlülüğü Sona Erdirmeyen Haller
Bazı durumlar nafakayı sona erdirmez. İştirak nafakası kamu düzenine ilişkin olduğundan annenin protokolde nafaka istememesi, ileride talep hakkını ortadan kaldırmaz. Boşanma sırasında yapılan toplu ödeme babayı süresiz olarak kurtarmaz; çocuğun ihtiyaçları arttığında ek nafaka istenebilir. Eşlerin kusur durumu da nafakayı etkilemez; baba tümüyle kusurlu olsa dahi velayet annedeyse ödemeye devam eder.
Sonuç
Babanın iştirak nafakası ödememesi, somut olayın koşullarına bağlıdır. Çocuğun reşit olması, velayetin babaya geçmesi, fiili bakımın babada olması ve mutlak mali güçsüzlük temel sona erme halleridir. Bazı hallerde nafaka kendiliğinden kalkarken, velayet değişikliği veya mali güçsüzlük gibi durumlarda kaldırma/azaltma davası açılması gerekir. Çalışmamayı tercih etmek veya geliri gizlemek gibi stratejiler hukuken geçerli değildir.
Bu makale Avukat Emre SOBAY tarafından yazılmıştır. Daha uzun versiyonuna buradan ulaşılabilirsiniz.
Kaynak:Haber Merkezi