Bakan Gürlek: "(İdris Naim Şahin) Söyledikleri ile dosya içeriği uyuşmuyor"

Bakan Gürlek: "(İdris Naim Şahin) Söyledikleri ile dosya içeriği uyuşmuyor"
Adalet Bakanı Akın Gürlek, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in üstüne tahsisli araçlara ilişkin, "Bakan Bey şöyle bir ifade kullanmıştı; "Sadece ben İstanbul'a geldiğim zaman bu aracı kullanıyorum, otoparkta duruyor" öyle değil....

Adalet Bakanı Akın Gürlek, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in üstüne tahsisli araçlara ilişkin, "Bakan Bey şöyle bir ifade kullanmıştı; "Sadece ben İstanbul'a geldiğim zaman bu aracı kullanıyorum, otoparkta duruyor" öyle değil. Bu araç uzun süreden beri Mehmet Özmen tarafından kullanılıyor. İki araç daha var. Bir tane aracı da aynı şekilde bu örgütle irtibatlı bir kişi var, ona veriyor kullanması için. Bu konu hakkında araştırıyoruz ama Bakan Bey'in söyledikleri ile dosya içeriği uyuşmuyor" dedi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, özel bir televizyon programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Alihan Kuriş Suç Örgütü'nün finansal hareketleri hakkında konuşan Bakan Gürlek, "Paraları yurt dışına çeşitli şekilde çıkartıyorlar. Özellikle biliyorsunuz, umre ile ilgili bunların bir şirketi var, Hisar Turizm. Özellikle umre görevini yerine getirmek isteyen kendi mensupları üzerinden elden para veriyorlar. İşte bunların başındaki hocalara elden para verip daha sonra bu şekilde paralar yurt dışına çıkıyor. Yurt dışına da bunlar, sizin söylediğiniz gibi, yurt dışında Köln'de, Almanya'da bir yapılanma var. Çok büyük bir orada merkezlerini oraya taşıdıkları, orada kurmak istiyorlar. Bunlarla ilgili başsavcılığımızın çalışmaları devam ediyor" açıklamasında bulundu.

"Kendilerine bir kaymaklı yaşam tarzı kurduklarını görüyoruz"

Alihan Kuriş ve ailesinin 180 civarında taşınmazının olduğunu belirten Gürlek, "Alihan Kuriş, 1982 doğumlu. Çok genç yaşta, sizin de az önce söylediğiniz gibi annesi Ayşe Gülderen Kuriş, diğer kardeşi Hilmi Kuriş o da daha sonradan yakalandı biliyorsunuz. Burada örgüt yönetiminin, aslında örgütün tabanındaki insanların dini duygularını, özellikle vatandaşlarımızın dini duygularını sömürerek kendilerine bir kaymaklı yaşam tarzı kurduklarını görüyoruz" ifadelerini kullandı.

"Alihan Kuriş, silsileye aykırı bir şekilde başa geçiyor"

Bir dini grup ya da bir dini yapılanmaya yönelik bir operasyon yapılmadığını vurgulayan Bakan Gürlek, "Ahmet Arif Denizolgun'un ölümünden sonra normalde silsileye aykırı bir şekilde Alihan Kuriş başa geçiyor ve Alihan Kuriş başa geçtikten sonra da özellikle örgütün bir ana kademesinde değişiklik oluyor. Bu şekilde bir suç örgütü var. Burada kara para aklama suçu var, örgüt kurma ve yönetme, aynı şekilde devlet aleyhine bir dolandırıcılık suçu iddiası var. Bu tamamen suç örgütünün bir yapılanmasına ilişkin operasyon, mali bir operasyon. Burada dediğim gibi yani bu soruşturma giderek derinleşiyor. Yani yeni dalgalar olur mu, o başsavcılığımızın takdirinde" şeklinde konuştu.

"Alihan Kuriş başa geçtikten sonra birden örgüt içerisindeki yapılanma değişiyor"

Eski Bakan Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünün şüpheli bir ölüm olduğu konusunda önemli şüphelerin olduğundan bahseden Bakan Gürlek, şunları kaydetti:

"Arif Ahmet Denizolgun'un ölümü üzerinde bir şüphe duydu Bakırköy Başsavcılığımız. Bu konuda zaten daha önce de şikayetler vardı. Özellikle sizin söylediğiniz gibi; doğal bir ölüm mü, yoksa dışarıdan müdahaleyle bir ölüm mü olup olmadığı konusunda fethi kabir yapıldı, örnekler alındı. Ama tabii burada şüpheli durumlar var, tanık beyanları da var, içeriden itirafçı beyanları da var. Çünkü Arif Ahmet Denizolgun öldükten veya öldürüldükten sonra zaten yapılanma değişiyor. Normalde Alihan Kuriş 36 yaşında, çok genç yaşta başa geçiyor. Zaten Alihan Kuriş başa geçtikten sonra birden örgüt içerisindeki yapılanma değişiyor. Bu konuda tabii Başsavcılığımız soruşturma başlattı. Bildiğim kadarıyla tanıkları dinliyor, bir araştırma yapıyor. Aynı zamanda dosyaya sunulan bir adli tıp raporu da var; burada bir şüpheli ölüm olduğuna ilişkin. Ama tabii şu an kesinleşecek durum Adli Tıp Kurumunun raporudur. Bu rapor ne zaman çıkar bilmiyoruz ama kısa sürede çıkacağını düşünüyoruz. Tabii bu Adli Tıp raporuna göre Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının başlatmış olduğu ve devam eden soruşturmanın seyrinde değişiklik olacaktır. Sizin de az önce söylediğiniz gibi boğazda ekimozlar var, bir boğulma iddiası var, daha sonra olaya geç müdahale edilmesi ve sağlık ekiplerine haber verilmeme durumu var. Bunların hepsi araştırılıyor. Başsavcılığımız çok ayrıntılı bir soruşturma yürütüyor, biz süreci takip ediyoruz. Bu konuda Adli Tıp raporu çıktıktan sonra muhtemelen yeniden beyanlar alınacaktır, yeni şüphelilerin beyanları alınacaktır ya da yeni operasyonlar yapılacaktır."

"Adana Başsavcılığımız arama kararını vermeden önce bütün ana bilgisayarları söktüklerini tespit ettik"

Alparslan Kuytul Suç Örgütü'ne yönelik operasyon hakkında konuşan Gürlek, "Alparslan Kuytul ve etrafında kümelenen şahısların yapmış olduğu eylemler var, suç örgütü var. İnsanlardan zorla, tehditle, şantajla senet imzalatmalar, para almalar, istihbarat örgütü gibi kayda almalar, bunlar devam ediyor, Adana Başsavcılığımız derinleştiriyor. Özellikle biz arama kararı vermeden önce, yani daha doğrusu Adana Başsavcılığımız arama kararı vermeden önce bir şekilde öğrenip bütün ana bilgisayarları söktüklerini tespit ettik. Yani başsavcılığımız ikametlerde arama yaptığı zaman bütün bilgisayarların kasalarının sökülmüş vaziyette olduğunu tespit etti. Bu örgütün ciddi bir istihbarat ağı olduğunu gösteriyor" diye konuştu.

Alihan Kuriş Suç Örgütü soruşturması ile Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin soruşturmanın ayrı iki soruşturma olarak yürütüldüğünü ifade eden Bakan Gürlek, "İki soruşturmamız var. Ankara merkezde, özellikle Alihan Kuriş suç örgütüne ilişkin yürütülen bir soruşturma var. Bir de Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan, Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin bir soruşturma var.. Biz süreci takip ediyoruz. Muhtemelen soruşturma derinleşecek. Şu an tabii soruşturma sürecinde sürekli olarak ihbarlar yapılıyor. Mağduriyeti olan, iyi niyetle yardım edip de daha sonradan bu iyi niyet duygularının sömürüldüğünü düşünen vatandaşlarımızın başvuruları oluyor. Örgüt içerisinden de etkin pişmanlıkta bulunanlar oluyor. En son gözaltı dalgasında da etkin pişmanlıkta önemli beyanlar oldu. İlk dalgada da önemli beyanlar oldu. Başsavcılığımız bunları takip ediyor; hem Bakırköy hem Ankara Başsavcılığımız. Yani soruşturma muhtemelen derinleşecektir. Biz de takip ediyoruz" dedi.

"Glooper isimli bir yazışma programı kullanıyorlar"

Alparslan Kuytul Suç Örgütü ile ilgili "FETÖ'nün kullandığı ByLock gibi şifreli bir mesajlaşma programı kullandıkları yansımıştı. Bu ne ifade eder, onu da size sormak isteriz. Alparslan Kuytul örgütünde böyle bir veri var mı?" şeklindeki soruya Bakan Gürlek, "Alparslan Kuytul örgütünde böyle bir veri yok. Ama sizin söylediğiniz gibi Alihan Kuriş suç örgütünde Glooper isimli bir yazışma programı kullanıyorlar. Bu tamamen dışarıdan, kendi aralarında gizliliğe riayet edilerek oluşturulan bir program. Bir dini yapılanma ve dini cemaat niçin kendi mensuplarıyla yazışmak için böyle bir program kullansın? Ayrıca "Tek Kayıt" diye bir muhasebe programı var, bununla ilgili çalışıyoruz. En son yapılan 54 kişilik gözaltıda "Tek Kayıt" muhasebe programına ilişkin kişiler de alındı. Burada özellikle muhasebe kayıtları üzerinden sahte belge oluşturarak paraların yurt dışına çıkartılması, daha sonradan sisteme sokulması konusunda anladığım kadarıyla bir çalışma yapıyorlar. Bununla ilgili süreç devam ediyor" cevabını verdi.

"O çakarlı araba maalesef eski bir bakanımızın çıktı"

Eski Bakan İdris Naim Şahin'in üstüne tahsisli araç hakkında konuşan Bakan Gürlek, şunları kaydetti:

"Alihan Kuriş suç örgütüne dönmek gerekirse, biliyorsunuz diğer kardeşi uzun bir süre takipten sonra yakalandı. Özellikle Marmaris Bozburun'dan bir tekne ile yurt dışına çıkma faaliyetinde bulunduğu sırada yakalandı. Tabii burada maalesef bir çakarlı araba mevzusu var. Tahsisli bir araç var, o da bizim takibimizdeydi. Biz özellikle telefon baz istasyonlarının, Mehmet Özmen'di anladığım kadarıyla ismi, Mehmet Özmen isimli şahsın bir çakarlı arabayı kullandığını gördüğümüzde takibe aldık. Ama tabii o çakarlı araba da maalesef eski bir bakanımızın çıktı."

"Bakan Bey'in söyledikleri ile dosya içeriği uyuşmuyor"

İdris Naim Şahin'in söyledikleri ile dosya içeriğinin uymadığına dikkati çeken Bakan Gürlek, "İdris Naim Şahin Bakanımızın bunu yapmaması lazımdı. Ben daha sonraki beyanlarını da okudum. Özellikle kiralamaya verdiğini, kiralama yoluyla bu aracı verdiğini söylüyor ama Bakan Bey'in söyledikleri ile dosyadaki kayıtlar birbirini tutmuyor. Çünkü söz konusu şirket bir kiralama şirketi değil. Yani burada tamamen şahsa özgü bir araç verilmiş. Burada trafikte geçiş üstünlüğü olan araçların ruhsatları şu şekilde tescil ediliyor: Bir şahıs üzerineyse, benim üzerime bir araç varsa tescil ediyoruz ya da kiralama şirketinin üzerine tescil ediyoruz. Burada da Bakan Bey'in söyledikleri tutmuyor birbirini. Kiralama şirketi yok. Bu araç, özellikle biz aracın HTS-PTS kayıtlarına baktığımız zaman, Bakan Bey şöyle bir ifade kullanmıştı İdris Naim Şahin; "Sadece ben İstanbul'a geldiğim zaman bu aracı kullanıyorum, otoparkta duruyor" öyle değil. Bu araç uzun süreden beri Mehmet Özmen tarafından kullanılıyor. İki araç daha var. Bir tane aracı da aynı şekilde bu örgütle irtibatlı bir kişi var, ona veriyor kullanması için. Bu konu hakkında araştırıyoruz ama Bakan Bey'in söyledikleri ile dosya içeriği uyuşmuyor, ben bunu söylemek istiyorum" şeklinde konuştu.

"Vatandaşlarımızı, devlet kurumları güvensiz gibi bir algı çizerek AHBAP'a yönlendirdiler"

AHBAP soruşturmasında 3 dalga yapıldığını, 37 kişinin ise şu an tutuklu olduğunu kaydeden Gürlek, "Tabii burada aynı şekilde vatandaşlarımızın dini duyguları rencide edilmişti. Buradaki vatandaşımızın da tamamen iyi niyetli duyguları rencide edilerek bir örgüt var; Haluk Levent AHBAP suç örgütü. Burada başsavcılığımız devam ediyor operasyona. Yeni bilgi, belgeler olabilir, soruşturma derinleşebilir. Burada maalesef o zamanlar özellikle deprem zamanı biliyorsunuz bazı ünlüler, sanat camiası sosyal medyada sanki devlet görevlileri işini yapamıyor ya da devlet kurumları çalışmıyor ya da devlet kurumları güvensiz gibi bir algı çizerek AHBAP'a yönlendirdiler vatandaşlarımızı" ifadelerini kullandı.

"Haluk Levent bir kumar sarmalına düşüyor"

Yeni gözaltılar ya da soruşturma konusunda yeni dalgaların olabileceğini açıklayan Bakan Gürlek, "Haluk Levent bir kumar sarmalına düşüyor. 245 milyon dolar deprem zamanı toplanan para bu. Özellikle bu paraların savcılık bir bilirkişi heyeti kurdu. Bu paraların hangi amaçla harcandığı konusunda bir tespit yapmaya çalışıyor. Gerçekten işte yardım yapıldı mı, işte deprem konutları yapıldı mı. Ama gördüğümüz, ilk gördüğümüz maalesef bu böyle değil. Burada bir sistem kurulmuş, aynı şekilde Haluk Levent taşınmazları üçüncü bir şahsa devrediyor. Burada da vatandaşlarımızın aynı şekilde iyi niyetli duyguları tamamen sömürülmüş. Yani deprem zamanı siz de biliyorsunuz; burada insanlarımız, öğrencilerimiz kumbarasındaki parayı yatırdılar. İnsanlarımız, Türk milleti insanı her zaman yardımseverdir. Bu konuda insanlarımız elinden geldiğince yardım etmeye çalıştı. Ama maalesef biz burada da, aynı az önce Alihan Kuriş suç örgütünde gördüğümüz gibi, burada da vatandaşlarımızın iyi niyetlerinin maalesef suistimal edilerek paraların bir şekilde boşaltıldığını tespit ettik. İstanbul Başsavcılığı bu konuda yeni beyanlar da aldı" diye konuştu.

"Dinlenen şahısların beyanları bir iç hesaplaşmayı gösteriyor"

Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü davasına ilişkin mahkemelerin siyaset arenası olmadığını belirten Bakan Gürlek, "Orada siyasi şov yapamazsınız. Orada hakkınızda isnatlar vardır; o isnatlara ilişkin savunma yaparsınız. Ekrem İmamoğlu orayı sanki bir siyaset arenasına uzun zamandan beri çeviriyordu. Ben de elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum; şu an özellikle dinlenen şahısların beyanları bir iç hesaplaşmayı gösteriyor. En son Muzaffer Beyaz dinlendi, Ertan Yıldız dinlendi, Adem Kameroğlu dinlendi. Bunlar açık açık Ekrem İmamoğlu'nun kurmuş olduğu sisteme paraların nasıl aktarıldığını Ertan Yıldız anlattı. Tabii burada da doğal olarak sanık Ekrem İmamoğlu ile bu şahıslar arasında bir gerginlik oluyor. Ama şöyle: Bunlar aynı zamanda daha önceden savcılık aşamasında etkin pişmanlıktan faydalanan kişilerdi. Biliyorsunuz, burada sürekli olarak "İşte zorla bu şahısların beyanları alındı, savcılık baskı yaptı, ailesini tehdit etti" gibi söylemleri kullandılar. Ama şu an özellikle mahkeme salonunda, savcılık aşamasında dinlenen şahısların aynı beyanları tekrar ettiklerini görüyoruz. Tabii burada da dediğim gibi, yani Ekrem İmamoğlu'nun üzerine isnat edilen eylemlerle ilgili mahkeme sorular soruyor, savcı sorular soruyor. Bu sorulardan dolayı Ekrem İmamoğlu doğal olarak bir gerginlik çıkartıyor" açıklamasında bulundu.

"Ekrem Bey'e şu an halen "Yargılama canlı yayınlansın" iddiasının arkasında durup duramayacağını sormak istiyorum"

Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü davasında, tutuksuz sanıkların dinlenmesine geçildiğini ifade eden Bakan Gürlek, "En başta bu dava açıldığı zaman "Bu yargılama canlı yayında yayınlansın, biz kendimize güveniyoruz" diye bir söylem vardı. Acaba Ekrem Bey'in şu an halen aynı söylemin, aynı iddiasının arkasında durup durmayacağını sormak istiyorum. Çünkü burada gerçekten herkes anlatıyor. Biliyorsunuz, etkin pişmanlıktan faydalanan kişi ileride hakimin takdirine göre, mahkeme başkanının takdirine göre verilecek ceza indirilebiliyor. Bu önemli. Sonuçta bu saatten sonra oradaki şahıs da gerçekleri söylemek istiyor. Bunların zaten savcılık aşamasında dinlenmişti. Özellikle Ertan Yıldız'dır, Muzaffer Beyaz'dır, Adem Kameroğlu'dur; bunların hepsi savcılık aşamasındaki beyanlarını mahkemede de tekrar ettiler. Bu şekilde devam eden bir süreç var. Mahkeme haftanın dört günü duruşma yapıyor. Şu an tutuksuz sanıkların dinlenmesine geçildi bildiğim kadarıyla" şeklinde konuştu.

"FETÖ'nün bir organizasyon halinde eylem yapmış olduğunu gördük"

Muhsin Yazıcıoğlu davasına ilişkin konuşan Bakan Gürlek, "Bir helikopter kazası olarak dosya bekliyordu. Ankara Başsavcılığımız bu dosyayı çekti. Burada aslında baktığınız zaman, geniş pencereden baktığınız zaman bir FETÖ'nün bir organizasyon halinde eylem yapmış olduğunu gördük. Çünkü eyleme götüren çok fazla, FETÖ ile irtibatlandıran çok fazla olay var. İşte uçak pilotu, pilotun eşi, daha sonra kazadan önce yani rahmetlinin, Muhsin Yazıcıoğlu'nun vefatından birkaç gün öncesinde Elazığ'da pilotun da dahil olduğu işte örgütün mahrem imamlar toplantısı. Bakın şunun altını çizmek istiyorum: Adil Öksüz bu toplantıya katılıyor. Kemal Batmaz bu toplantıya katılıyor. Adil Öksüz'ün kim olduğunu biliyorsunuz; darbenin ana sorumlularından birisi ve Muhsin Yazıcıoğlu'nun cinayeti diyoruz artık şu an, çünkü çok kuvvetli şüpheler var. Cinayetten bir gün önce Adil Öksüz Türkiye'den dışarı çıkıyor. Bakın çok önemli, bu 15 Temmuz'da da yaşanmıştı biliyorsunuz. FETÖ ile çok irtibatlı eylemler var. Özellikle pilotun eşinin biliyorsunuz Adil Öksüz'ün evinde parmak izi çıktı. Pilotun mahrem imamlarla, Adil Öksüz ve Kemal Batmaz'la birlikte Elazığ'da toplantılara katıldığı çıktı. Bunlarla ilgili şu an yapılan ilk operasyon, birinci dalga genelde FETÖ eylemi yapan örgüt mensupları, askeri personelle ilgili. Başsavcılığımız çalışıyor, muhtemelen operasyon derinleşecektir, soruşturma derinleşecektir. Sonuna kadar takip ediyoruz. Özellikle Muhsin Yazıcıoğlu gerçekten Türkiye'nin yetiştirmiş olduğu nadide bir insandı. Ben de çok severdim, güçlü bir liderdi. Burada hem kamu vicdanını tatmin eden hem de ailenin vicdanını tatmin eden bir soruşturma yürütmeye çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.

"Hangi davanın ne kadar sürede karara bağlanacağı artık yazılı"

"Alo Adalet 135" hattı hakkında bilgi veren Bakan Gürlek, "İnşallah adli tatilden sonra, Eylül ayında da, 1 Eylül'de de Alo Adalet 135 vatandaşlarımızın doğrudan arayıp, özellikle dosyasının akıbetini sorabileceği, dosyasının hangi aşamada olduğunu öğrenebileceği. 135 numaralı hat ya da işte internetten başvurabileceği, mail yoluyla başvurabileceği ya da bizzat adliyelerde irtibat ofislerine giderek başvurabileceği bir alan kurduk. Nasıl vatandaş kendi davasının kısa sürede yani bir hakim, savcı kısa sürede bitmesini istiyorsa, vatandaşın da böyle bir hakkı var. Bu konuda önemli adımlar attık. Zaten özellikle yargının etkinliği ve verimliliği konusunda hedef süre koyduk. Hangi davanın ne kadar sürede karara bağlanacağı artık yazılı. Yani hakimin şahsından kaynaklanmayan bir gerekçe yoksa burada bir şey demeyeceğiz. Ama eğer hakim 9 aylık sürede bu davayı karara bağlamamışsa hakimle ilgili artık gerekli işlemi yapacağız. Yapay zekayı da kullanıyoruz anlık olarak. Burada o dosyanın niye geciktiği, niye karara bağlanmadığı konusunda HSK (Hakimler Savcılar Kurulu) ile birlikte de bir irtibatımız var. Onlar da takip edebiliyor" açıklamasında bulundu.

"Eğer ortada bir eylem, cinayet veya bir suç varsa mutlaka bunun bir faili de vardır"

Faili Meçhul Suçları Araştırma Bürosu ve Gülistan Doku cinayeti hakkında bilgi veren Bakan Gürlek, şunları kaydetti:

"Faili Meçhul Suçları Araştırma Bürosu, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kuruldu. Ben uygulamadan geldiğim için burada bir eksiklik olduğunu fark etmiştim.Tabii ilk başta Gülistan Doku olayıyla başladı bu süreç. Gülistan Doku; gencecik, hayatının baharında, geleceği olan bir kız evladımızdı. Ailesi gerçekten çok mağdurdur, biz olaydan etkilenmiştik. Tunceli Başsavcılığımızın elinde bazı tespitler vardı. Operasyon yapıldı ve güzel sonuçlar oldu. Burada maalesef Vali Bey ve oğlu, biliyorsunuz, bazı kamu görevlileri özellikle delil karartmaktan dolayı tutuklandı. Eğer ortada bir eylem, cinayet veya bir suç varsa mutlaka bunun bir faili de vardır."

"1 Eylül'de, 3 pilot ilde ALO Adalet 135 hattıyla irtibat bürolarımızı faaliyete geçiriyoruz"

Vatandaşın kendi davasının kısa sürede bitirilmesini istemesinin en doğal hakkı olduğunu vurgulayan Bakan Gürlek "Eylül'de, 1 Eylül'de 3 ilde, 3 pilot ilde özellikle ALO Adalet 135 hattıyla irtibat bürolarımızı faaliyete geçiriyoruz. Ekim ayında da tüm Türkiye'de faaliyete geçecek. Yani şu demek; vatandaş aradığı zaman yapay zeka yoluyla vatandaşımızın bilgileri, dosya bilgileri alınacak. Burada vatandaşımıza bir geri dönüş sağlanacak. Çok önemli. Yani bir muhatap hissedecek vatandaş. Özellikle "Benim boşanma davam 4 yıl devam etti, halen karara bağlanmadı." Burada sistem otomatik olarak, İstanbul Adliyesi örneğinden veriyorum, İstanbul Komisyon Başkanlığına uyarı gidecek. 14. Aile Mahkemesi, örnek veriyorum, 14. Aile Mahkemesi hakimi ile komisyon başkanımız görüşecek. Diyecek ki, "Böyle bir şikayet var. Normalde bu davanın 1 yılda karara bağlanması lazım, 4 yıldan beri devam ediyor. Yani bu dava uzamış, neden uzadı? Eğer burada hakimin şahsından kaynaklanan bir şey varsa, bir sorumluluk varsa HSK devreye girip hakim hakkında ilgili süreci başlatacak. Biz kesinlikle bu konuda hassasız ve uygulamada geldiği için, özellikle yasal pakette de, kabul edilen yasal pakette de önemli düzenlemeler yaptık. Bir kısmı yasa ile olmayan düzenlemeleri de yargının etkinliği bürosu gibi HSK, Hakimler Savcılar Kurulu tarafından yürürlüğe geçireceğiz. 12.Yargı Paketinde de bir kısmını çözdük, Ekim ayındaki pakette de özellikle boşanma davalarında ağır kusur halini kaldırdığımız zaman ben inanıyorum ki 2 ayda, 3 ayda boşanma davaları karara bağlanacak" şeklinde konuştu.

"Bizim amacımız, devletin bu işlerin peşini sonuna kadar bırakmadığını göstermektir"

4 ay önce Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Birimi kurulmasıyla 46 olayın aydınlatıldığını belirten Bakan Gürlek, "Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde, başında bir hakim ve savcı arkadaşımızın olduğu bir birim kurduk. Bu birim şunları yapıyor: Özellikle cinayet ve toplumda derin iz bırakan faili meçhul cinayet dosyalarını aldık. Yaklaşık 690 civarında dosyamız var. Bu birim sürekli olarak bu dosyalarla ilgileniyor ve ilgili başsavcılarımızla toplantılar yapıyor. Biz bir anlamda burada yol göstericiyiz. Sıcağı sıcağına toplanması gereken ancak maalesef zamanında toplanmamış deliller oluyor. Özellikle bu birimin hareket alanı geniş. Gerektiğinde alanında uzman özel ekip kurup sahada inceleme yapabiliyoruz. Nitekim bunu biliyorsunuz Tunceli'de yaptık; özel bir ekip kurduk ve arkadaşlarımız sahaya gitti. Özellikle cinayete kurban giden Gülistan kardeşimizin mezarının bulunması için birçok yerde araştırma ve inceleme yaptı, barajda incelemelerde bulundu. Buradaki teknik ekip sahaya da gidiyor, başsavcılarımızla sürekli toplantılar da yapıyor. Bu çalışma aslında farklı bir bakış açısı sunuyor. Biz sadece şunu kararlılıkla vurguluyoruz: Burada bir cinayet varsa devlet bunun failini mutlaka bulmak zorundadır. Vatandaşların adalete ve devlete olan güveni de burada başlıyor. Biz bu konuda kararlı olduğumuzu, olayın sonuna kadar gidilmesi gerektiğini başsavcı arkadaşlarımıza söylüyoruz. Çünkü kamuoyunda ve kamu vicdanında tatmin edici olmayan bir olay olduğu zaman derin izler bırakıyor. Bizim amacımız, devletin bu işlerin peşini sonuna kadar bırakmadığını ve günü geldiğinde bu şahısları adaletin önüne teslim edeceğini göstermektir. Faili Meçhul Suçlar Bürosu bunu yapıyor. Güzel işler de başardık; bu konuda toplumun her kesiminden olumlu geri dönüşler aldık. Arkadaşlarımız gece gündüz demeden dosya bazlı çalışıyor, teknik ekipler kurup olay yerinde incelemeler yapıyor ve başsavcılarımızla sürekli istişare halinde bulunuyorlar. İnşallah yakın zamanda bazı olaylar da çözülebilir" diye konuştu.

"Sosyal medyayı maalesef suç örgütleri çok yoğun bir şekilde kullanıyor"

Sosyal medyanın çok büyük bir güç olduğunu vurgulayan Bakan Gürlek, "Oradan hesaplar açılıyor, itibar suikastları yapılıyor. Buranın kuralları yok. Yani bizim istediğimiz aslında sosyal medyada bir kural olsun, herkes bu kuralı bilsin. Buradan sahte hesap açarak, anonim hesap açarak ya da fake hesap açarak kimseye iftira atılmasın, itibar suikastları yapılmasın. Sadece bu anlamda da düşünmemek lazım. Sosyal medyayı maalesef suç örgütleri de kullanıyor, son zamanlarda çok yoğun bir şekilde kullanıyor. Burada biz sosyal medya hesabını kimin açtığını özellikle anahtar modeliyle, T.C. kimlikle kimin açtığının bir kere burada. Siber Başkanlığımız biliyorsunuz şu an yasalaştı. O Siber Başkanlığımızda bilgiler olacak. Her suçta da değil. Vatandaşlarımızda şöyle bir tereddüt var: "Benim sosyal medya hesaplarım... İşte platform sunucuları genelde biliyorsunuz yabancı menşeili, onlara mı verilecek? Yabancı istihbaratın eline mi geçecek?" Öyle bir şey yok. Bunlar kesinlikle devlette kalacak ve her sosyal medya kullanıcısının hesabı. Mutlaka öyle bir şey yok. Eğer bir suç varsa biz katalog suçları belirledik bu suçlar işlendiği konusunda savcılıkta ya da mahkemede bir soruşturma, bir dava varsa, savcılık ya da mahkeme Siber Başkanlığına yazdığı zaman o hesabın kimin kullandığı bilgileri gelecek" dedi.

Kaynak:İHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde karsmanset.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir