Balıklı Rum Hastanesi’nde sahte reçete soruşturmasında sanıklar hakim karşısına çıktı
İstanbul'da Balıklı Rum Hastanesi Çocuk Psikiyatrisi bölümünde usulsüz reçete düzenlenerek, muayene olmayan hastaların tedavi edilmiş gibi gösterilip, SGK'nın ve hastanenin zarara uğratıldığı iddialarına ilişkin davada sanıklar ilk kez...
İstanbul'da Balıklı Rum Hastanesi Çocuk Psikiyatrisi bölümünde usulsüz reçete düzenlenerek, muayene olmayan hastaların tedavi edilmiş gibi gösterilip, SGK'nın ve hastanenin zarara uğratıldığı iddialarına ilişkin davada sanıklar ilk kez hakim karşısına çıktı. Mahkeme, tüm tutuklu sanıkların tahliyelerine hükmederek duruşmayı erteledi.
Balıklı Rum Hastanesi'nde Çocuk Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. A.E. ve tıbbi sekreter N.D. ile bir eczanede kalfa olarak çalışan R.Ç. başta olmak üzere 16 şahsın sahte reçete düzenleyerek Balıklı Rum Hastanesi'ni zarara uğratttığı, konunun hastane tarafından yapılan iç denetimlerde ortaya çıktığı iddialarına ilişkin davada 5 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı. Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya 4'ü tutuklu 5 sanık ile bir kısım müşteki ve tarafların avukatları katıldı.
'Vezneye ödeme yapmadılarsa bu benim sorumluluğumda değildir'
Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık A.E., üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "Sanki çalışan bir e-reçete sistemi varmış da ben kullanmıyormuşum gibi belirtilmiş. Çalıştığım süreçte hastanede SGK sistemi çoğu zaman çalışmıyordu. İşlemler kağıt reçetelerle yapılıyordu ve hastane bize SGK sisteminin çalışmadığını belirten bir kaşe de verdi. Tapelerde yer alan eczane kalfasıyla aramda geçen konuşmalarda zaten e-reçete sistemi çalışıyor olsaydı ben eczane kalfası Resul'e sorduğum bazı soruları sormak zorunda kalmayacaktım. Hastaneye gelmeyen hastalara reçete yazdığım yönündeki iddialar kesinlikle gerçeği yansıtmamaktadır. Reçete yazdığım hastalar, benim kendi baktığım hastalardır. Reçete yazılmış kişiler hastaneye gelmiş kişilerdir. Vezneye ödeme yapmadılarsa bu benim sorumluluğumda değildir. Bu iş veznenin kontrolündedir. Bunun dışında muayene ücreti ödeyemeyecek olması nedeniyle ücret almadan baktığım hastalar var, bu hasta sayısı 20'dir. Aslında hastanenin böyle hastalar için bir kotası varmış ancak bunu bana söylemediler" ifadelerini kullandı.
'Böyle iddialara maruz bırakılmaktan utanıyorum'
10 günlük sürenin dışında reçete yazdığı iddialarını da kabul etmeyen A.E., "Bazen hastaların ilaçları 11'inci veya 12'nci günde biterdi ve reçetelerini almak için tekrar muayene ücreti ödemek zorunda kalırlardı. Ben de bu hastalardan durumu olmayanlardan muayene parası almadan reçete yazardım. Paranın yarısı benim. Ben kendi hakkımdan da fedakarlık ediyorum. Ayrıca çocuklar bazen onlara verdiğimiz ilaçları ellerinden düşürüyorlardı, kusabiliyorlardı veya da kaybedebiliyorlardı. Bu nedenle ilaçlar zamanından erken bitebiliyordu. Bu durum randevu tarihleri 6 ay sonrasını bulan hasta ve çevresi için olumsuzluklara yol açabiliyor. Bu nedenle böyle zamanlarda ilacı erken yazmak durumunda kalıyorduk. Böyle iddialara maruz bırakılmaktan utanıyorum. Tek yaptığım hata hastaları fazla kayırmak. İsterseniz bunu da yargılayın ama ben her hastayı evladım gibi görürüm. Hastaları başka hastanelere yönlendirerek hastaneyi gelir kaybına uğrattığım öne sürülüyor. Ben bir psikiyatristim, hastaya ben bakarım, niye başka hastaneye yönlendireyim? İddiaya ilişkin bir tane isim verilmiş mi? Hayır verilememiş" şeklinde konuştu.
Duruşmada savunma yapan diğer sanıklar da üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmediklerini belirterek, mahkemeden beraatlarını talep ettiler.
Bir kısım müştekiler şikayetinden vazgeçti
Duruşmada beyanda bulunan müştekilerin bir kısmı, sanıklardan şikayetçi olmadıklarını belirttiler. Beyanı alınan 2 müşteki ise şikayetlerinin devam ettiğini söyledi. Görüşü sorulan cumhuriyet savcısı dava dosyasında eksik hususların giderilmesini talep ederken, sanık avukatları ise müvekkillerinin beraatlarını talep ettiler.
Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu bulunan 4 sanığın ayrı ayrı tahliyelerine ve tutuksuz sanığın adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına hükmederek, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı iler bir tarihe erteledi.
İddianameden
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan 157 sayfalık iddianamede, Balıklı Rum Hastanesi Vakfı "müşteki', 18 kişi "mağdur', 16 kişi "müşteki', 5 şahıs ise "şüpheli" sıfatıyla yer aldı. İddianamede, tıbbi sekreter N.D. ve eczacı kalfası R.Ç. diğer sanıkların da içinde olduğu sahte reçeteler düzenlenmek suretiyle resmi evraklarda sahtecilik yapıldığı, müşteki hastane başta olmak üzere birçok kişi ve kuruma zarar verildiği, Balıklı Rum Hastanesi Vakfı'nın kendi kurum bünyesinde yapmış olduğu iç denetim sonucunda hastanede çocuk psikiyatristi olarak görev yapan sanık Prof. Dr. A.E. ve tıbbi sekreter sanık N.D.'nin dışarıdan eczacılar ile anlaşarak, kimlik kontrolü yapmadan hastayı muayene ettikleri, resmi evrak düzenledikleri, hastaneye gelen kişi adına SGK sisteminde sorun olmadığı halde "Sistemde problem var" mazeretiyle kayıt açmadan işlem yaptıkları ve yeşil ile kırmızı reçete düzenledikleri, bunun sonucunda da kamu kurumlarını zarara uğrattıkları belirtildi. İddianamede, sanık A.H. hakkında 5 suçtan 21 yıldan 46 yıla kadar, sanık A.E. ile C.K., N.D. ve R.Ç. hakkında ise 11'er yıldan 26'şar yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.
Kaynak: