Duvar, çiviye “Ne diye beni deliyor, incitiyorsun” dedi. Çivi de ona “Beni çakana bak” diye cevap verdi.
1970’li ve 80’li yıllarda Türk Silahlı Kuvvetleri, çiviyi duvara kimler çakıyor ? arayışına girmediler.
Sadece duvarı ve çiviyi suçlu buldular. Duvar ile çivinin peşine düştüler. Yazık oldu hem o yıllara hem gençliğe hem de Türkiye’ye…
Türkiye, en az yirmi yılını “Kahrolsun solcular, Kahrolsun sağcılar” sloganlarıyla heder etti.
Süleyman Demirel’in unvanı inşaat mühendisiydi. O, Isparta’da inşaata başlamadı. “Benim inşaata başlayacağım yer Türkiye” dedi.
Bu inşaat: Türkiye’nin ekonomisini, ticaretini, ziraatını, tarımını, hayvancılığını, sanayisini, yollarını, barajlarını, köprülerini, üniversitelerini, fabrikalarını geliştirmeyi ve en başta da halkın fakirliğinin ortadan kaldırılmasını kapsıyordu.
Türkiye mühendisi Süleyman Demirel’in bir başka amacı da Türkiye’ye demokrasinin yerleştirilmesi ve ülkede kanun devleti değil, hukuk devletinin oluşturulmasıydı. Bu amacında da başarılı oldu.
Kars’taki fabrikaların hepsinde Süleyman Demirel’in eli ve emeği vardır. Kafkas Üniversitesi’ne yaptıklarını, üniversitemiz ile ilgisi olanlar unutmuyorlar ve onu şükranla anıyorlar.
Süleyman Demirel’in, Naif Alibeyoğlu’nun babası rahmetli Medet Alibeyoğlu ile geçmişe dayalı bir dostluğu vardı. Kars’a ne zaman gelse ilk işi Medet Alibeyoğlu’nun evini ziyaret etmek olurdu. Bu da Babanın vefakar ve kadirşinas olduğunun bir göstergesiydi.
Süleyman Demirel bir devlet ve millet adamı olmayı amaç edinmişti.
Yaşamına bakacak olursak: 6 yıl gitti, 7 yıl geldi. Sanki yolculuğunu teleferikte yapıyordu.
Teleferik bütün elektrik kesintilerine rağmen havada takılı kalmadı. Cumhurbaşkanlığı makamına kadar da devam etti.
Vefakar Türkiye, Süleyman Baba’nın Türkiye mühendisliğini unutmadı. Şimdi Onu rahmet ve şükranla yad ediyor.
Biz de Kars’tan ne diyelim ?
Yerin Cennet olsun Süleyman BABA…