Depremde 2 kızı can veren acılı anne, evlatlarını kurtarabilmek için son ana kadar mücadele veren Mehmetçiğin emeklerini unutmuyor
Hatay'da depremde iki kız evladını kaybeden ve kendisi enkazdan 8 saat sonra kurtarılan 55 yaşındaki acılı anne Selma Sönmez, deprem enkazından kızlarını kurtarmak için son ana kadar mücadele eden Mehmetçiklerin emeklerini depremin üzerinden...
Hatay'da depremde iki kız evladını kaybeden ve kendisi enkazdan 8 saat sonra kurtarılan 55 yaşındaki acılı anne Selma Sönmez, deprem enkazından kızlarını kurtarmak için son ana kadar mücadele eden Mehmetçiklerin emeklerini depremin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen unutmuyor. Acılı anne Sönmez, "Devlet yoktu diyen, sesimizi duyan yoktu diyen insanları ben hiç anlayamıyorum. O kadar acı günler yaşadık ki bizi hiçbir zaman için gerçekten bırakmadılar" dedi.
Kahramanmaraş merkezli depremlerde en çok yıkıma uğrayan Hatay'da, binlerce bina yerle bir olurken yaklaşık 25 bin insan hayatını kaybetti. Asrın felaketine Antakya ilçesi Narlıca Mahallesi'nde yaşayan 55 yaşındaki Selma Sönmez ve ailesi, asrın felaketine evlerinde uyurken yakalandılar. Enkazdan 8 saat sonra kurtarılan Sönmez'in 21 yaşındaki kızı Feyza ve 27 yaşında kızı Hatice Nur enkaz altında kalarak can verdiler. Acılı anne Sönmez, iki evladını ve aynı bina enkazında bulunan 8 kişiyi kurtarmak için canla, başla mücadele eden Mehmetçiğin mücadelesini depremin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen unutamıyor. Evlatlarının cansız bedenlerini bulana kadar Mehmetçiğin enkaz başından ayrılmadığını ifade eden anne Sönmez, devlet yok diyenler için devletin var olduğunu iliklerine kadar hissettiğini söyledi.
"Enkazdan oğlum beni çıkardıktan sonra ikimize daha sonrasında askerler yetişti ve binanın enkazına ilk yetişen askerlerimizdi"
Depremde iki evladı can veren acılı anne Selma Sönmez, yıkım anında ve kurtarılma anında yaşadıklarını anlatarak "Depremi Narlıca Mahallesi'nde 4 katlı aile apartmanında yaşandık. İki bekar kızım kendi odalarında yatıyorlardı ve biz de kendi odamızdaydık. O sırada depremi hissettik ama yataktan kalkamadık, üçüncü kat eşimle beraber üstümüzdeydi. Betonların altında sadece nefes almaya çalışıyorduk. Eşimle beraber hayatın son bulduğunu o anda hissettik. Şehadet ve tekbir getiriyorduk. Daha sonra oğlum bize yetişti. Rabb'im o gün o kadar çok hikmetini gösterdi ki, enkazın içerisinden telefonumuzu bulabildik. Eşim oğluma, "Oğlum biz enkazdayız, bize yetiş" dedi. Oğlum duvarları küçük yerde bulduğu taş parçasıyla kırmaya çalışıyordu. Dediğim gibi Rabb'imin hikmetiyle bir baktım ki kendi dışarıda gördüm, yarım saat daha kalsam ayaklarım ampute olabilirdi. Enkazdan oğlum bizi çıkardıktan sonra binanın enkazına ilk yetişen askerlerimizdi. Enkazda kalan çocuklarım, yeğenlerim ve kayınbiraderim hepsi enkazdalardı. Canlarımız önce rabbimizin sonra da işte askerlerimizin sayesinde enkazdan kurtarıldılar. Hiç bizden ayrılmadılar, bizi öğleye doğru çıkardılar. En son beşinci günü kızlarımı çıkarttılar" dedi.
"Devlet yok diyenler için devletimizin var olduğunu iliklerimize kadar o gün hissettim"
Depremde enkaz altında kalan 21 yaşındaki ve 27 yaşındaki evlatlarını başta olmak üzere binanın enkazında olan 9 kişiyi kurtarmak için canla başla veren Mehmetçiğin mücadelesini anlatan Sönmez, "Feyza sağlık personeliydi eğitim araştırma hastanesinde, 21 yaşındaydı en küçük kızımdı. Diğer kızım da 27 yaşındaydı ve okul öncesi öğretmeniydi. Onlar beşinci günü cenazelerini aldık. Devlet yok diyenler için devletimizin var olduğunu iliklerimize kadar ben o gün hissettim. Oğlumla beraber onun arkadaşları olan askerler zaten oradaydı. Biz çıktığımızda askerler hep gelmişlerdi. Devlet yoktu diyen, sesimizi duyan yoktu diyen insanları ben hiç anlayamıyorum. O kadar acı günler yaşadık ki bizi hiçbir zaman için gerçekten bırakmadılar. Allah devletimizi her zaman için var etsin. Mehmetçiğimizin ayağına taş değmesin. Her gün akşam hava kararınca çalışmalar sona eriyordu, ben sabah olsun istiyordum çalışmalar yeniden başlasın diye. Çalışmalar yapılsın da çocuklarım kurtarılsın istiyordum. Geliyordum askerlere sarılıyordum. "Canlarım, çocuklarımı kurtaracaksınız değil mi" dediğimde "Tabii ki teyzeciğim sen merak etme, biz kurtaracağız çocuklarını sen hiç merak etme" diyorlardı. Mehmetçiğimizin mücadelesinde evlatlarım gibi kendilerine sarılıyordum. Çocuklarım beşinci günde cansız bedenleriyle enkazdan kurtarıldılar, onlar benden çok üzüldüler ve daha çok ağladılar. Çünkü benim orada çırpınışlarımı görüyorlardı, bir annenin feryadını görüyorlardı " ifadelerini kullandı.
Kaynak: