Eskişehir'de esnaf Mert Çapar'ın yoğun ilgi gören 1975 model klasik otomobili, son dönemin popüler dizi karakteri Eşref'in aracına benzetilmesiyle vatandaşların fotoğraf çektirmek için sıraya girdiği bir ilgi odağı haline geldi.
Eskişehir'in tarihi Odunpazarı bölgesinde çi börek restoranı işleten 37 yaşındaki Mert Çapar, babasından miras kalan Amerikan arabası sevdasıyla şehrin neşesi oldu. Çapar'ın gözü gibi baktığı 1975 model Mercury Monarch marka otomobili, son dönemde popüler dizi karakteri Eşref'in aracına benzetiliyor. Dizi karakterinin etkisi ile de birlikte, vatandaşlar klasik otomobil ile fotoğraf çekilmek için adeta sıraya giriyor. Öte yandan Mert Çapar, trafikte bazı sürücülerin kendisini durdurarak araç ile fotoğraf çekindiklerini söyledi. Mert Çapar, bu özel araca olan tutkusunun çocukluk yıllarına, babasının 1970'li yıllarda kullandığı Chevrolet ve Bel Air modellerine dayandığını belirtiyor.
"Bu keyiflik bir araç"
Klasik otomobilin kendisi için sadece bir araç değil, derin anıların taşıyıcısı olduğunu ifade eden Çapar, çocukluk hatıraları için, "Ben bu arabaya heves olarak babamdan başladım. Eskiden babamla Eskişehirspor maçlarına giderdik; beni kucağına oturtup Eskişehir'i turlardı, yani benim için çok derin anıları var. Rengi bile özenlidir, ki Eskişehirspor taraftarı olmak bizim için ayrıcalıktır. Genellikle otoparkta tutuyorum. Dışarı çıktığımızda hava güneşliyse ve kahve içmek istersek bu aracımızı kullanıyoruz, çünkü bu keyiflik bir araç. Kışın kullanmıyorum, sadece keyif almak için biniyoruz" dedi.
"'Eşref rüya, Eşref tek" diye bağıranlar oluyor"
Aracıyla trafiğe çıktığında adeta bir dizi setindeymiş gibi tepkiler aldığını dile getiren Çapar, Odunpazarı'ndaki dükkanının önünde sergilediği klasiğin halkla nasıl bütünleştiğini ve popüler kültürle nasıl birleştiğini şu şekilde aktarıyor:
"Yolda tabii ki güzel tepkiler alıyorum. Bu ara ünlü olan bir Eşref dizisi var; oradan görüp "Eşref rüya, Eşref tek" diye bağıranlar oluyor. Bunlar çok güzel tepkiler çünkü anıları yaşatmak böyle bir şey. Bunu eskilerle ve dizilerle birleştirdiğimizde ortaya çok güzel şeyler çıkıyor. Ben aynı zamanda bu aracı Odunpazarı'nda dükkanın önünde reklam amacıyla da kullanıyorum. İnsanlar buraya gelip aracı görebiliyor, içine binebiliyor, gezebiliyor ve fotoğraf çekilebiliyorlar."
"Kaldırımlardan geçerken hiçbir şey hissetmiyorsunuz"
Altındaki son model araca rağmen 1975 model klasiğin yerini hiçbir şeyin tutamayacağını vurgulayan Mert Çapar, "Bende son model bir araç daha var ama "Hangisinden keyif alıyorsun?" derseniz bence kesinlikle bu. Yolda arabanın süzülüşü bile bir ayrı, kaldırımlardan geçerken hiçbir şey hissetmiyorsunuz. Motorun verdiği keyif ve oradan gelen o ses çok farklı. Yeni araç donanımlı olabilir ama eski donanımlar her zaman daha iyidir ki bu araç hidrolik direksiyonlu ve otomatik camlı. Fiyatını soranlar da oluyor ancak Türkiye'de değerli ve az bulunan bir araç olduğu için buna değer biçilemiyor. Ben 37 yaşındayım ama bu 51 yıllık bir araç. Bu yüzden aracımı çocuğuma miras bırakmak isterim. Bakımı zor olsa da arkadaş çevrem çok geniş; hem ustalarım hem de Odunpazarı'ndaki klasik araçlarla ilgilenen arkadaşım Orkun bana yardımcı oluyor" diye konuştu.
Kaynak:İHA