Verilen eğitimde, sağlık personelinin saptadığı riskli bebeklerin veya GKD şüpheli olguların USG için
yönlendirilmeleri, sorunlu bebeklerin ilgili ortopedist tarafından muayene edilmelerinin
sağlanması konularının üzerinde duruldu.
Kars Devlet Hastanesi Konferans Salonu’nda düzenlenen programın Eğitmenliğini üstlenen Dr.
Çağlar Alp, GKD olarak adlandırılan hastalığın erken tanı konulup tedavi edilmediği takdirde kalıcı
sakatlıklara yol açabileceğini belirterek, Türkiye’de her 100 yenidoğandan 1’inde GKD vakasına
Tüm hastalıklarda olduğu gibi GKD hastalığında da erken tanının önemini vurgulayan Dr.
Alp, “Erken tanı, erken ve uygun tedaviyi beraberinde getirir. Bu şekilde tedavi başarısı artarken,
tedavinin zorluğu, komplikasyon riski, sosyo-ekonomik sorunlar ve hastalık oranı ciddi oranda
azalma eğilimi gösterir. Erken ve başarılı GKD tedavisi gören çocuklarda sağlıklı çocuklara göre
fiziksel ve psiko-sosyal açıdan belirgin farklılıklar ortadan kalkar.” şeklinde konuştu.
GKD’nin doğum sonrası bebeğin bacağının çekilip çıkarılması suretiyle ortaya çıkan bir hastalık
olmadığını bildiren Dr. Alp, “Eskiden tüm GKD vakalarının doğuştan itibaren var olduğu ve
ilerleyen zamanlarda hastalığın daha da ilerlediği düşünülürdü. Fakat GKD tanısı konan çocukların
bazılarının, ilgili muayene ya da ultrason tetkikleri normal olduğu halde ileride böyle bir durumla
karşılaştığı da görülebiliyor. Ayrıca bebeğin kundaklanması bu riski artırıyor. Bu nedenle
bebeklere sıkı ve kalça hareketini engelleyen kıyafetlerin kesinlikle giydirilmemesini öneriyoruz.”
Ailede GKD öyküsü bulunanların, ilk doğan kız bebeğin, çoğul gebeliğin, amniyon sıvısı
anormalliğinin, makat duruşu ya da bebeğin ayağında içe, dışa, yukarı dönüklük gibi şekil
bozukluklarının risk faktörleri arasında olduğunu bildiren Çağlar Alp, GKD tedavisinde özellikle
yaşamın ilk 2-3 ayının altın dönem olduğuna dikkat çekti ve tedaviye dair şu bilgileri verdi:
“Bebeğin doğumundan itibaren ilk 3 ayda alçısız, ameliyatsız tedavilerle tamamen normal bir
kalça elde etme şansı yüzde 90’ların üzerindeyken, bu süre 3-6 aylık periyotlara uzayınca tedavi
şansı daha da düşerek alçılı tedaviyi gerekli kılabilir. Bu aralığın 6 ay-1 yaş arasına uzaması
halinde ise alçılı tedavi ya da ameliyat gerekebilir.”
Eğitimin Danışmanlığını üstlenen AÇS-AP Şube Müdürü Dr. Demet İmamoğlu, konuşmasında şu
“Biz ilimizdeki her bebeğimize ulaşmayı ve Sağlık Bakanlığı programları içerisinde çok
önemli bir yeri olan sağlık hizmetlerini bebeklerimize sunmayı hedefliyoruz. Bu amaçla tüm
yenidoğanlarımızın topuklarından birkaç damla kan almak suretiyle fenilketonüri, doğumsal
hipotiroidi ve biyotinidaz eksikliği hastalıklarını inceliyoruz. Bu hastalıklar nadir görülmesine
rağmen, erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde ciddi bedensel ve zihinsel bozukluklara
neden oluyor. Yine yaptığımız önemli taramalardan biri olan işitme tarama testi sayesinde işitme
kaybıyla doğan ya da doğum sonrasında işitme kaybı ortaya çıkan bebeklerimizin erken teşhis
ve tedavilerini üstleniyoruz. Bu sayede hastalığın ileride çocuklarımızın konuşma gelişimini
etkilemesi önlenmiş oluyor ve çocukların psikolojik ve sosyal açıdan sağlıklı bir birey olarak
topluma kazandırılmaları sağlanıyor. Diğer bir taramamız ise yine kesinlikle küçümsenmemesi
ve ihmal edilmemesi gereken ve bugünkü eğitimimizin konusunu oluşturan, kalça ekleminin
gelişimindeki bir yetersizlikten tam çıkığa kadar çok farklı şekillerde karşımıza çıkan GKD ile
ilgili. Biz de AÇS-AP Şubesi olarak konunun öneminin farkına varılmasını ve risk faktörü taşıyan
bebeklerimizin ilgili hekimlere yönlendirilmesini istiyoruz. ”
Kars İl Sağlık Müdürü Dr. Fahri Sevinç, “Geleceğimiz ve umudumuz olan çocuklarımızın
en iyi koşullarda ve sağlıklı olarak dünyaya gelmeleri, fiziksel, ruhsal ve zihinsel anlamda
donanımlarının en üst düzeyde olması bizim için çok önemli.” diyerek, şunları ifade etti:
“Amacımız ilimizde 1. basamak tedavi hizmetlerini daha da yaygın hale getirebilmek. Eğer bunu
sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilirsek, hem tedavi masraflarını minimize etmiş oluruz hem de
daha önemlisi pek çok hastalığı daha yeni oluşmuşken ya da oluşmadan tespit edebiliriz. Çocuk
sağlığına yönelik programların temel hedefi artık yalnızca ölümleri önlemek, hastalık ortaya
çıktıktan sonra iyileştirmek için uğraşmak değil; hastalık ortaya çıkmadan buna zemin hazırlayan
koşulları önceden saptayarak önlenmek ya da erken tanı sayesinde hastalığı neredeyse tamamen
ortadan kaldırmak şekline dönüştü. Bu anlamda yapılan taramalar gerek çocuklarımızın sağlığı
gerekse bizim için büyük önem taşıyor.”
karsmanset.com