Kars’ın hikâyesi artık sadece rakamlarla anlatılabilecek bir hikâye değil. Bu şehir, istatistik tablolarına sığmayacak kadar derin bir dönüşümün içinden geçiyor. Ve bu dönüşümün adı basitçe “göç” değil; çok daha sert, çok daha sarsıcı bir kavram: siyasal göç.
TÜİK'in Kars’a dair son verilerini sadece “giden-gelen” tablosu olarak okumak büyük bir yanılgı olur. Çünkü ortada sıradan bir nüfus hareketi yok. Daha derinde, daha sarsıcı bir dönüşüm yaşanıyor: şehrin sosyolojisi değişiyor, buna paralel olarak siyaset de yeniden yazılıyor.
Son iki yılda yaklaşık 22 bin kişinin Kars’tan ayrılması, 2025’te tek başına 14 bin göç verilmesi… Bunlar küçük şehirler için kırılma eşiğidir. Ama bu hikâyeyi asıl çarpıcı yapan, aynı dönemde yaklaşık 15 bin kişinin de Kars’a gelmiş olmasıdır. Yani Kars boşalarak yeniden doluyor. Fakat aynı insanlarla değil.
Gidenlere bakalım:
Daha eğitimli, ekonomik beklentisi yüksek, sosyal ve kültürel doygunluk arayan bir kesim. Büyükşehirlerin sunduğu imkânları tercih ediyorlar. Kars’ın sert iklimi, sınırlı iş alanları ve dar sosyal çevresi bu kitleyi artık tutamıyor.
Gelenlere bakalım:
Diyarbakır, Muş, Ağrı, Hakkari, Doğubayazıt ve Van hattından, daha çok kırsal karakterli bir göç. Bu kesim için Kars; mevcut yaşadıkları yerlere göre daha erişilebilir bir ekonomi, daha düzenli bir şehir hayatı ve görece daha fazla imkân demek.
İşte kırılma tam burada başlıyor.
Çünkü bu iki hareket, sadece nüfus dengesini değil; değerler sistemini, beklentileri ve en önemlisi oy verme davranışını değiştiriyor.
Yani mesele artık kaç kişinin gittiği değil, kimlerin gidip kimlerin geldiği.
Bu yüzden Kars’ta bugün gördüğümüz şey, klasik anlamda bir göç değil;
sessiz bir seçmen değişimidir.
Ve bu değişim, sandığa doğrudan yansır. Şehir için bundan sonra bambaşka bir seçmen kitlesi yarışacak. Yerelde artık siyasetçilerin işi çok ama çok zor olacak!
Bu tabloyu hâlâ eski Kars üzerinden okumaya çalışan yerel siyasetçiler olayın tam olarak farkına varmış değiller!
Hâlâ eski dengelerle konuşanlar, kitle rehavetine kapılanlar, hâlâ sahayı okumadan masa başında siyaset yapanlar… Hepsi aslında aynı hatayı yapıyor:
Daha da ötesi, kendini “ordünaryus” zanneden ama sahadaki sosyolojik dönüşümü göremeyen ve kendi seçmenine bile sahip çıkamayan bir siyaset dili, bu şehri farkında olmadan karanlığa sürüklüyor!
Bugün Kars sokaklarında, mahallelerinde, hatta kahvehanelerinde bile o “kırmızı çizgi” artık görünür durumda. Eskiyle yeninin, gidenle gelenin, alışkanlıkla beklentinin arasındaki fark netleşmiş durumda.
Ve bu fark, seçim sonuçlarını belirleyecek.
Çünkü Kars artık sadece göç veren bir şehir değil.
Kars, seçmenini yeniden yazan bir şehir.
Yargıç Harmankaya
.
Kaynak:Haber Merkezi