Kars'ta Yine Protesto!..

Kars'ta Yine Protesto!..
Hükümetin TBMM'sinden geçirmek üzere olduğu, 4+4+4 kademeli kesintili eğitim sistemi tartışmaları tüm yurtta olduğu gibi Kars'ta da devam ediyor.

 

Bu nedenle KESK Kars Şubeler ve Temsilcilikler Platformu tarafından birbiri ardına protestolu basın açıklamaları yapılıyor. Platformun üyeleri hazırladıkları pankart arkasında bir araya gelerek basın açıklaması yapmaya devam ediyor.  Basın açıklamalarının yapıldığı yerde her zamana olduğu gibi kentin merkezi olarak kabul edilen Faikbey Caddesi ile Atatürk Caddesi’nin kesiştiği noktada bulunan At heykeli önü gerçekleştiriliyor. Aynı yer dün yine iki basın açıklamasına daha ev sahipliği yaptı.

Bu basın açıklamalarından biri yine KESK Kars Şubeler ve Temsilcilikler Platformu tarafından gerçekleştirildi. Hükümetin TBMM’sinden geçirmek üzere olduğu, 4+4+4 kademeli kesintili eğitim sistemini protesto etmek için aynı yerde bir araya gelen platformun üyeleri basın açıklaması yaptı. Her zaman olduğu gibi polisin almış olduğu yoğun güvenlik tedbirleri arasıda gerçekleştirilen basın açıklaması dönem sözcüsü Hayati Mehmetoğlu tarafından okundu.

 

Yapılan ortak basın açıklamasını okuyan Mehmetoğlu; “Biz çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakacağız. ya siz..? AKP’ye teslim olmayacağız.” Dedi.

Mehmetoğlu okuduğu basın açıklamasında aşağıdaki ifadeleri kullandı.

“Eğitimde Uzunca bir süredir tüm kamuoyunun gündeminde olan 4+4+4 kademeli kesintili eğitim yasa teklifi ve 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda değişiklik öngören yasa tasarısı ve Toplu İş İlişkileri yasa tasarısı bir emek örgütü olarak elbette ki KESK’in de gündemindedir. Hazırlık aşamalarında görüş ve önerilerimizin hiçbir şekilde dikkate alınmadığı bu düzenlemelere karşı yasal ve meşru hakkımızı kullanarak basın açıklamaları yapmanın en doğal hakkımız olduğu da bilinmektedir.

Ancak AKP,  28-29 Mart tarihlerinde yapacağımız demokratik eylemimizi engellemek için yasakçı, tehditkâr ve baskıcı tutumuyla tüm Türkiye’de adeta sıkıyönetim ilan etmiştir. İçişleri Bakanı’nın yayınladığı genelgeyle tüm illerde adeta olağanüstü hal koşulları yaratılmış, kamu emekçilerinin eylemleri polis ablukasına alınmıştır. Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya gelmeye çalışan emekçiler,  kimi zaman “kimlik kontrolü” bahanesiyle, kimi zaman “otobüste ceset torbası yok” gibi ilginç gerekçelerle otobüsler bile gözaltına alınarak engellenmiştir.  Ankara’ya girmeyi başaran arkadaşlarımıza Tandoğan’da tazyikli su ve gaz bombaları ile saldırılarak, arkadaşlarımızın bir araya gelmesi engellenmek istenmiştir.

Biz tüm bu baskı ve engellemelere karşın kararlı ve tavizsiz davranarak Ankara Kızılay’da GMK Bulvarında birleştik. Kara, yağmura rağmen sabaha kadar oturma eylemi gerçekleştirerek mücadele azmimizle gecenin karanlığını aydınlattık. Ülkemizin geleceği, toplumumuzun refahı ve emekçilerin hakları açısından yaşamsal önem taşıdığına inandığımız düzenlemelere ilişkin sözümüzü söyledik.

Ankara’da 30 saat boyunca emekçilerden yönelen hiçbir şiddet eyleminin olmadığı alanlara panzerler eşliğinde tam teçhizatlı 7 bin polis yığılmıştır. En demokratik hakkımız olan Meclis önünde basın açıklaması yapmamız engellenmiştir. AKP’nin ileri demokrasisinin vazgeçilmezleri olan cop, tazyikli su ve helikopterlerden bile atılan gaz bombalarıyla yapılan vahşete varan polis saldırısında çok sayıda arkadaşımız yaralanmış, yerlerde sürüklenmiş, dövülerek gözaltına alınmak istenmiştir.

Ankara Valiliği’nin bir de polislere yönelik teşekkür mesajı yayımlayarak bu vahşeti “çağdaş güvenlik mühendisliğinin emsalsiz örneği” olarak sunması sözün bittiğinin resmidir. Her türlü baskı ve şiddete rağmen, KESK olarak 28-29 Mart tarihlerinde gerçekleştirdiğimiz eylemle,  hak ve özgürlüklerimiz için yürüttüğümüz sendikal mücadele tarihine bir not düştük. AKP’nin baskı ve gözaltı düzenine boyun eğmeyeceğimizi, geleceğimize sahip çıkacağımızı ve yarınlarımıza onurlu bir gelecek bırakma kararlılığımızı Türkiye’nin dört bir yanına ve Ankara meydanlarına taşıdık. Üzerimize atılan yüzlerce gaz bombalarının dumanı bu gerçekliğin üstünü örtmeye yetmez.

Meclisteki 326 adet sandalyesine güvenerek, demokrasiyi çoğunluğun diktası sanan AKP iktidarına sesleniyoruz. Demokrasi, dört yılda bir seçimlerle işbaşına gelen hükümetlerin seçildikten sonra dilediği gibi hareket etmesi değildir. Demokrasi, oy çokluğuna dayanarak keyfiyet uygulamak da değildir. Demokrasi, aynı zamanda halkın önemli kararların alınma süreçlerine örgütlü güçlerinin katılmasıyla, seçilmiş hükümetlerin bu süreçlerde eleştiriye tahammül göstermesiyle, düşünce ve ifade özgürlüğünün, örgütlenme hakkının sınırlarıyla da ölçülür. Bu ölçütlerden bihaber olduğunuzu biliyoruz. Sizde bilin ki; bizler her dediğinize, her yaptığınıza asla biat etmeyeceğiz.

Emek ve Halk düşmanı düzenlemeleriniz karşısında ne yapmamızı bekliyordunuz?

Öğretmen, derslik açığı, gerici, ırkçı içerikli müfredatın yanı sıra bütçeden eğitime ayrılan kaynağın her geçen gün azaltıldığı mevcut eğitim sisteminin hangi sorununu çözdünüz? Tüm bunlara rağmen ilköğretimi bile paralı hale getiren,  gerici, ırkçı müfredat içeriğini daha da dinselleştiren, çocuk gelinlerin sayısının artmasının önünü açan, çocuk işçiliğini yaygınlaştırarak sömürüyü artıran yasa teklifinize sessiz mi kalsaydık?

Evet, dün TBMM’ne gidip demokratik tepki ve taleplerimizi dile getirmemiz engellendi. Çünkü bizim copumuz, gaz bombamız, tazyikli suyumuz yok. Ama Türkiye’nin her yerinde saldırılarınızı lanetleyen milyonlar var. İnsanca bir yaşam isteyenlerin kararlı mücadelesi var.  Bu saldırılarınız bu mücadeleyi daha da bilemekten başka hiçbir işe yaramayacaktır.

AKP’nin büyük baskı ve gözaltı düzenine karşı, onurlu ve kararlı duruşumuzdan bir an olsun vazgeçmeyeceğimiz bilinmelidir. KESK hiçbir zaman mücadelesine rehberlik eden ilkelerinden geri adım atmamış, taleplerini her koşulda kararlılıkla sürdürmüştür, hiçbir baskı ya da zorbalık eşit, özgür ve demokratik bir ülke, insanca bir yaşam mücadelemizi engelleyemeyecektir. AKP iktidarının ülkemizin geleceğini kendi siyasal ve ideolojik amaçları doğrultusunda şekillendirme girişimleri karşısında son söz henüz söylenmemiştir. Çünkü sevgili Adnan Yücel’in dizelerinde de dediği gibi; “Düşlerin sonsuza koştuğu yerde, Sabrın çiçeklerini açtığı yerde, Asla kapanmaz yaşanan defter. Çünkü tarihin en güzel yerinde, Son sözü hep direnenler söyler.”

Tacettin Durmuş

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir