Arıkan, açılışın ardından Saadet Partisi Kars İl Başkanı Nesimi Demir ile birlikte sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve muhtarların katıldığı medya buluşmasında değerlendirmelerde bulundu.
Yaklaşık bir buçuk yıldır genel başkanlık görevini sürdürdüğünü belirten Arıkan, bu süre içerisinde 200’ün üzerinde il ziyareti gerçekleştirdiklerini söyledi. Türkiye’nin farklı bölgelerinde vatandaşlarla buluştuklarını ifade eden Arıkan, gittikleri şehirlerde adalet, liyakat ve ehliyet konularının ortak sorunlar arasında öne çıktığını savundu. Kayırmacılık ve torpilin toplum içerisinde giderek sıradan hale geldiğini ileri sürdü.
Kars ve Ardahan’daki temaslarında vatandaşların ekonomik ve sosyal sorunlarını dinlediklerini anlatan Arıkan, Kars’ın en önemli problemlerinden birinin göç olduğunu söyledi. Kent nüfusunun son yıllarda gerilediğine dikkat çeken Arıkan, Kars’a gelenlerle kentten ayrılanlar arasında 4 bin 474 kişilik fark bulunduğunu belirtti. Özellikle genç nüfusun iş ve geçim imkânlarının yetersizliği nedeniyle başka şehirlere yöneldiğini ifade etti.
İşsizlik rakamlarının Kars’taki gerçek tabloyu bütünüyle ortaya koymadığını öne süren Arıkan, kentten ayrılan gençlerin ve iş aramaktan vazgeçenlerin istatistiklerde yeterince görünmediğini savundu. Hayvancılığın Kars ekonomisinin temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Arıkan, üreticilerin yaptığı işten yeterli gelir elde edemediğini söyledi.
Bölgede yetiştirilen hayvanların başka şehirlere gönderildikten sonra işlenmiş ürün olarak yeniden bölgeye satılmasını eleştiren Arıkan, Kars’ın kendi üretiminden daha fazla katma değer elde etmesi gerektiğini belirtti. Tarım ve hayvancılığa dayalı sanayi tesislerinin geliştirilmesi gerektiğini söyleyen Arıkan, üretimin kent ekonomisine daha fazla katkı sağlamasının önemine işaret etti.
Tarım sektöründe de ciddi maliyet baskısı bulunduğunu dile getiren Arıkan, mazot, gübre, tohum ve elektrik giderlerinin üreticiyi zorladığını söyledi. Kars’ın sanayi ve üretim altyapısının yeterli seviyede olmadığını savunan Arıkan, bölgenin ekonomik olarak güçlenebilmesi için yeni yatırımlara ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.
Ulaşım ve lojistik alanındaki sorunlara da değinen Arıkan, farklı dönemlerde çeşitli vaatler verilmesine rağmen Kars’ın ulaşım problemlerinin tamamen çözülemediğini söyledi. Turizmde ise kentin sahip olduğu potansiyelin yeterince değerlendirilemediğini belirten Arıkan, Ani Ören Yeri, Kars Kalesi, Sarıkamış, Kuyucuk Gölü ve Baltık mimarisiyle öne çıkan yapıların Türkiye genelinde daha güçlü tanıtılması gerektiğini kaydetti.
Eğitim alanında da değerlendirmelerde bulunan Arıkan, Kars’ta ortaöğretimde net okullaşma oranının yüzde 74,4 seviyesinde kaldığını belirterek, eğitim sisteminin dışında kalan gençlerin durumunun araştırılması gerektiğini söyledi. Sağlık hizmetlerine erişimde de sıkıntılar bulunduğunu savunan Arıkan, bazı vatandaşların tedavi amacıyla Erzurum başta olmak üzere çevre illere gitmek zorunda kaldığını ifade etti.
Kırsal bölgelerde yaşanan altyapı ve yol sorunlarını da gündeme getiren Arıkan, Susuz ilçesinde bir vatandaşın köy yoluyla ilgili yaşadığı problemi kendilerine aktardığını anlattı. Yatırımların siyasi tercihlere göre değil, ihtiyaçlara göre gerçekleştirilmesi gerektiğini savunan Arıkan, Kars’ın öncelikli sorunlarını göç, işsizlik, hayvancılık yatırımlarındaki eksiklik, sanayileşme sorunu ile ulaşım ve altyapı olarak sıraladı.
Kars Şeker Fabrikası’nın üretim rakamlarını da gündeme taşıyan Arıkan, fabrikanın geçmiş yıllardaki kapasitesi ile mevcut üretimi arasında önemli fark bulunduğunu söyledi. Arıkan’ın paylaştığı verilere göre yıllık 200 bin ton pancar işleme kapasitesi bulunan fabrikada geçen yıl 94 bin ton pancar işlendi. Daha önce 28 bin ton seviyesinde olan şeker üretiminin ise 13 bin 900 tona gerilediğini belirten Arıkan, bu düşüşün nedenlerinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Konuşmasının siyasi bölümünde AK Parti iktidarını eleştiren Arıkan, mevcut iktidarın yaklaşık 24 yıldır ülkeyi yönettiğine dikkat çekti. Bu sürenin Cumhuriyet tarihinin yaklaşık dörtte birine karşılık geldiğini belirten Arıkan, AK Parti’nin iktidara gelirken kullandığı “3 Y” söylemini hatırlattı.
Arıkan, geçmişte yasaklar, yoksulluk ve yolsuzluk üzerinden yapılan siyasetin bugün kendi ifadesiyle “13 Y” olarak nitelendirdiği farklı sorunlara dönüştüğünü savundu. Arıkan bu başlıkları yasaklar, yoksulluk, yolsuzluk, yargıdaki adaletsizlikler, yandaşlık, yanılgı, yalan, yüksek enflasyon, yüksek faiz, yüksek vergiler, yıpranmışlık, yönetememe ve Kars, Ardahan ile Iğdır’daki vatandaşların yok sayılması şeklinde sıraladı.
Saadet Partisi’nin iktidara gelmesi durumunda “neleri yapmayacağını” da anlatan Arıkan, adaletin kişilerin ekonomik veya siyasi gücüne göre farklı uygulanmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Suç işleyen kişinin makamına, servetine, çevresine ya da kimliğine bakılmaması gerektiğini belirten Arıkan, vatandaşların haklarına ulaşmak için torpil veya nüfuz aramak zorunda bırakılmayacağını ifade etti.
Adaletin yalnızca mahkeme salonlarıyla sınırlı görülmemesi gerektiğini belirten Arıkan, gelir dağılımı, vergi sistemi, eğitim ve sağlık hizmetlerinde de adaletin esas alınması gerektiğini kaydetti. Hukukun siyasi hesapların ya da kişisel çıkarların aracı haline getirilmesine karşı olduklarını söyleyen Arıkan, bir telefon veya talimatla yön değiştiren bir yargı düzenine izin vermeyeceklerini savundu.
Ekonomi politikalarına da değinen Arıkan, kamu kaynaklarının yüksek faiz ödemeleri nedeniyle kaybedildiğini ileri sürdü. 2026 bütçesinde faiz giderlerinin 2,75 trilyon lira seviyesinde olduğunu ifade eden Arıkan, bu miktarın ülke ekonomisi açısından ciddi bir yük oluşturduğunu söyledi. Kur Korumalı Mevduat uygulamasını da eleştiren Arıkan, kamu kaynaklarının üretim, yatırım ve vatandaşların refahını artıracak alanlarda değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Vergi sisteminde de değişikliğe ihtiyaç olduğunu savunan Arıkan, vergi yükünün geniş toplum kesimlerinin omuzlarına bırakılırken büyük şirketlere ayrıcalık tanınmasına karşı olduklarını söyledi. Emekli ve asgari ücretlilere sabır tavsiye edilirken yüksek gelir gruplarının imkânlarının korunmasının kabul edilemez olduğunu ifade eden Arıkan, ekonomik politikaların hem çalışanı hem de üreticiyi koruyacak şekilde düzenlenmesi gerektiğini belirtti.
Çiftçilere üretim çağrısı yapılırken mazot, gübre, tohum ve elektrik maliyetlerinde yalnız bırakılmamaları gerektiğini dile getiren Arıkan, üretimin sürdürülebilmesi için girdi maliyetlerine destek sağlanması gerektiğini söyledi. Kamu-özel iş birliğiyle yapılan yol, köprü ve hastanelerde döviz veya kullanım garantileri üzerinden vatandaşın üzerine ilave yük bindirilmesine karşı olduklarını da ifade etti.
Maaşlara yapılan artışların yüksek enflasyon nedeniyle kısa sürede erimesine izin vermeyeceklerini söyleyen Arıkan, kira ve konut fiyatlarındaki yükselişi de eleştirdi. Barınmanın temel bir ihtiyaç olduğunu belirten Arıkan, kiracıların ve dar gelirli vatandaşların fırsatçılık karşısında korunması gerektiğini kaydetti.
Kamuda harcama anlayışının da değişmesi gerektiğini savunan Arıkan, vatandaşların vergileriyle siyasi reklam yapılmaması gerektiğini söyledi. Makam aracı, konvoy, gösterişli binalar ve yüksek maliyetli organizasyonların itibar göstergesi olarak görülmesine karşı olduklarını belirten Arıkan, kamu yönetiminde tasarruf ve şeffaflığı esas alacaklarını ifade etti.
Bir kişinin yapabileceği iş için birden fazla makam, maaş ve görev oluşturulmasına izin vermeyeceklerini belirten Arıkan, kamu harcamalarının hesabının açık biçimde verilmesi gerektiğini söyledi. Devlet harcaması gerekçesiyle açıklanamayan giderlerin üzerinin kapatılamayacağını ifade eden Arıkan, Saadet Partisi’nin iktidara gelmesi halinde adalet, ekonomi ve kamu yönetiminde daha şeffaf, hesap verebilir ve vatandaş odaklı bir yönetim anlayışı uygulayacağını savundu.


Kaynak:Bülent ERTAŞ