Savunma Bakanı Kars'tan Dünyaya Seslendi!

Savunma Bakanı Kars'tan Dünyaya Seslendi!
Bakanı İsmet Yılmaz, teravih namazı sonrası düzenlenen basın toplantısında Türkiye'nin güçlü bir Silahlı Kuvvetlere sahip olduğunu ve bu gücü dolayısıyla her türlü tehlikeden uzak olduğunu söyledi.

Savunma Bakanı Kars'tan Dünyaya Seslendi!

-BÜYÜK ŞEHİRLERE HİZMET HİZMET BU İLERİN NÜFUSUNUN AZALTILMASINDAN GEÇER

-SURİYE, LÜBNAN’A YAPTIĞINI TÜRKİYE’YE YAPAMAZ

AK Parti Kars İl Başkalığının iftar daveti üzerine Kars’ta bulunan Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, teravih namazı sonrası düzenlenen basın toplantısında Türkiye’nin güçlü bir Silahlı Kuvvetlere sahip olduğunu ve bu gücü dolayısıyla her türlü tehlikeden uzak olduğunu söyledi.

Vali Eyüp Tepe, AK Parti Kars Milletvekilleri Ahmet Arslan, Prof. Dr. Yunus Kılıç, Kars Belediye Başkanı Nevzat Bozkuş, AK Parti Kars İl Başkanı Av. Ensar Erdoğdu’nun da katıldığı basın toplantısında ülke gündemiyle ilgili bir çok konu konuşuldu.

Bakan Yılmaz ilk olarak askeri birliklerin büyük kentlerden küçük kentlere aktarılmasıyla ilgili yaptığı açıklamalara daha da açıklık getirerek başladı. Bir şehrin 3 milyonu geçmemesi gerektiğini belirten Bakan Yılmaz, kalkınmışlığın sağlanması ve bölgeler arasındaki kalkınmışlık farkını da gidermek için bu uygulamaya geçmeyi arzuladıklarını belirtti.

Bakan Yılmaz, “Gerçekten büyükşehirlerin nüfusu çok fazla. İstanbul ne kadar? 15 milyon, Ankara ne kadar? 5 milyon. İşte Bursa, İzmir, Adana… Bunlar 3’en milyonu geçmiş, 5’er milyona yaklaşan şehirler. Bu ilere hizmet bu ilerin nüfusunun azaltılmasından geçer. Normalde makul olan bir ili 3 milyonun üzerine çıkarmamaktır. 2002’de Ankara’ya geldiğimizde nüfus 3 milyondu. Şimdi ne kadar? 5 milyon. Eskiden Ankara’da bir yerden 10 dakikada, 15 dakikada bir yere gidebilmek mümkündü. Şimdi 5 milyonluk nüfusa sahip bir Ankara’da günün her saatinde trafik sıkışıklığı var. Artık bir yerden bir yere gidebilmek de mümkün değil. Dolayısıyla bu düşünceden giderekten, Genel kurmay Başkanlığı’nda da ifade ettim, Mecliste de ifade ettim. Bir yeniden yapılandırma bir reform Silahlı Kuvvetler içinde yapılması lazım. Askeri birliklerin nüfusu çok olan illerden nüfusu daha az olan illere taşınması gerekiyor. Dolayısıyla Genel Kurmay Başkanlığı böyle bir master plan yapıyor. O master planı yaptıktan sonra da inşallah diyeceğiz ki; nüfusu az olan iller neresidir? Yozgat, Bayburt, Kars, Kırşehir, Nevşehir gibi nüfusu küçük olan illere biz bunları taşıyalım ki hem bulunduğumuz ile yük olmayalım, aksine bulunduğumuz ile katkıda bulunalım. Eğer İstanbul’da olursanız bulunduğunuz ile yüksünüz. Ama eğer ki Kars gibi, Yozgat gibi, Bayburt gibi, Gümüşhane gibi, Kırşehir gibi, Nevşehir gibi illerde olursanız bulunduğunuz ile katkısınız, adeta nimetsiniz. Dolayısıyla bölgeler arasındaki kalkınmışlık farkını da gidermek lazım. Genel Kurmay başkanlığımız bir çalışma yapıyor, bir master planı yapıldığında inşallah o zaman bu, hayata geçirilir diyoruz.” dedi.

700 BİN KİŞİLİK SİLAHLI KUVVETLER KADINA ŞİDDET KONUSUNDA EĞİTİLECEK

Bakan Yılmaz, kadına şiddetin önlenmesi için alınacak tedbirlerle ilgili olarak da 400 bini Mehmetçik, 300 bini de memur olan toplam 700 bin kişilik Silahlı Kuvvetlerin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile yapılan ortak bir çalışmayla kadına yönelik şiddet konusunda eğitileceğini söyledi.

Bakan Yılmaz konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

Milli Savunma Bakanlığı olarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile kadına yönelik şiddetin engellenmesine yönelik olarak bir proje hazırlandı ve beraber bir protokol imzaladık. Bu protokole göre kadına yönelik şiddetin önlenmesi için önce eğiticileri eğiteceğiz, eğiticiler daha sonra bütün askeri birliklerimizdeki, buna Jandarmalarda dahil, askeri birliklerimizdeki eğiticileri eğitecekler. Silahlı Kuvvetlere biliyorsunuz her yıl 400 bin Mehmetçik geliyor. Bu 400 bin Mehmetçik dahil olmak üzere 300 bin memurumuzla birlikte 700 bin toplam ailemiz var. Bu aileyi, 700 bin kişiyi kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda bir çalışma yapılması için protokol imzaladık. İnşallah onlarda faaliyete geçtiğinde farkındalık olacaktır. Şiddet insana yakışmaz. Biliyorsunuz sözden ağır hiçbir şey yoktur. Söyleyeceğiniz bir şey varsa onu da dengeli söylemek lazım. Güzel bir söz var; ‘Her günü Kadir bil, her gördüğünü de Hızır bil’ diye. Ola ki kalbini kırdığın insan Allah katında çok değerli. Allah katında değerli birinin kalbini kırarsan o zaman vay haline, sen kaybettin, bir daha kurtuluşa eremesin. Dolayısıyla her gördüğünü Hızır bilerekten; hanımdır, kızdır, erkektir, çoluktur-çocuktur, çobandır, esnaftır… kim olursa olsun. Olur ya bu kişinin değeri Allah katında benden üstündür diyerekten herkese şiddetten ve kırıcı sözden uzak kalmak lazım. Hele şiddet kesinlikle hiç yakışmaz. Çünkü söyleyeceği şeyi olmayanlar şiddet kullanıyor. Kişilere genelde konuşma fırsatı verdiğinde şiddetten gittikçe de uzaklaşıyor onu da bilmek lazım. O bakımdan demokrasiyi genişletmek lazım. Biz onu diyoruz; hürriyeti, özgürlükleri artırmamız lazım. Hürriyetler ve özgürlükler arttıkça şiddet azalır. Ancak şunu söylüyoruz; iki yanlışta bir doğru etmez. Yani özgürlükler yok diye şiddete başvurmak olmaz. Özgürlüklerin olmaması bir yanlış şiddetin olması da iki yanlış. İki yanlış da bir doğru yapmaz”

SURİYE, LÜBNAN’A YAPTIĞINI TÜRKİYE’YE YAPAMAZ

Bir ülkenin güçlü olabilmesi, çevresinde söz sahibi olabilmesi için güçlü bir Silahlı Kuvvetlere ihtiyacı olduğunu, Türkiye’nin de buna sahip bir ülke olduğunu belirten Bakan Yılmaz, hiçbir ülkenin Türkiye’ye saldırmaya cesaret gösteremeyeceğini kaydetti.

Bakan Yılmaz, “Bizim bu coğrafya da güçlü bir orduya ihtiyacımız var. Güçlü olursak biz hak ve özgürlüklerimizi daha iyi kullanırız. Silahlı Kuvvetler veya Emniyet güçleri hiç birisi elindeki silahla vatandaşın özgürlüklerini kısıtlamak için yok. Elindeki silahla vatandaşın özgürlüklerinin güvencesi olmak için var. İyi bir Silahlı Kuvvetleri olursa dışarıdan caydırıcılık sağlıyor demektir. Hiçbir ülke Türkiye ile savaşmayı göz önüne alamaz. Dolayısıyla Elhamdülillah Türkiye çok iyi bir noktada. Lübnan’ı Suriye bombaladı dikkatinizi çekti mi? Niye bombalıyor Suriye’yi? Diyor ki Lüblan’ın o bölgesinde Suriye’den giden göçmenler vardı diyor. Niye bombalıyor? Çünkü kendisini güçlü görüyor, Lübnan’ı güçsüz görüyor. Lübnan’da bir Silahlı Kuvvetler olmadığını düşünüyor. Bizde Lübnan’da bulunan göçmenden daha fazla göçmen var. Türkiye’ye karşı bunu yapabilir mi? Yapamaz. Çok güçlü bir şekilde bir caydırıcı gücümüz var. Dolayısıyla da bu güce sahip olmak için, bu caydırıcılığı aklına bile getirmemesi için, sınırımızı bir metre dahi geçemez. İşte bir metre dahi geçememesinin dayanağı güçlü bir Silahlı Kuvvetlerimizin olmasıdır. Şunu da çok iyi biliyorum. Türkiye’nin şu anda mevcut Silahlı Kuvvetlerinin gücü 80 yıllık Türkiye’nin en güçlü olduğu dönemdeyiz. Geçişte atak helikopter üretmiyorduk. Kıbrıs harekatında biliyorsunuz olanları da kullanmamamız engel çıkarıyorlardı, ambargo uyguluyorlardı. Kendi eğitim uçağımızı yapıyoruz, kendi insansız hava aracını yapıyoruz, kendi kara araçlarımızın hepsini yapıyoruz, kendi atak helikopterimizi yapıyoruz. Bu insansız hava araçlarında hem operasyonel seviyede hem de diğer seviyelerde hem üretiyoruz hem de yurt dışında ihraç da ediyoruz. Dolayısıyla Silahlı Kuvvetlerimizle her Türk vatandaşının gurur duyması lazım. Onlar var ki bizde burada rahatça konuşuyoruz. Ermenistan rahatça bir saldırı gelir diye düşünebilir miyiz? Gelmez. Gürcistan’dan hiçbir şey gelmez. İran’dan gelmez, bir yerden gelmez. Onun için Suriye, Lübnan’a yaptığını Türkiye’ye yapamaz. İşte onun gerekçesi Türkiye’nin güçlü bir orduya sahip olmasındandır.” şeklinde konuştu.

ÇÖZÜM SÜRECİ AMACINA ULAŞIYOR

Bakan Yılmaz çözüm süreciyle ilgili de şunları söyledi:

“Çözüm süreci; bu, milletin talebi biliyorsunuz. Şu anda aklı başında olan herkese sorun; Çözüm süreci iyi mi oldu kötü mü oldu? Diye. Çözüm süreci kötü oldu diyen var mı? Yok. Herkes diyor ki Allah razı olsun. Milletin talebi bu. Çözüm süreci milletin talebi. Ancak bazı görüntülerde milleti rahatsız ediyor. İyi ama neticeye bakmak lazım. Yani bir sürece bakıyorsunuz; sürecin artıları var, sürecin eksileri var. Ama nihayetine baktığında herkes diyor ki ‘bir eve bir ateş düşmemesi bir çok şeye bedel’ Oradaki 3-5 tane paçavranın geçici bir süre için görülmesi, 3-5 tane kendini bilmezin hukuku ihlal etmesi. Bir hukukçu olarak da söylüyorum; ama bilin ki Türkiye Cumhuriyeti’nde hukuk yavaş işler, geç işler ama hak yerine gelir. Dolayısıyla milletimiz o kendini rahatsız eden görüntülerden Türkiye’nin hakkından, hukukundan bir şey kaybedildiği şeklinde algılamasın. Türkiye iyi bir yolda gidiyor. Bugün Hakkari’ye bile gitseniz gece 24.00’e kadar vatandaşlar sokakta. Diyorlar ki’ şimdiye kadar hiç böyle olmadı’ Diyarbakır’da öyle. Biz, Edirne’den Kars’a kadar, Hakkari’den İzmir’e kadar, Sinop’tan Mersin’e kadar her kilometrekaresindeki her insanın gece 20.00’de rahatça dışarı çıkabilmesini, sahura kadar dışarıda olabilmesini, sabah nazmına camiye gidebilmesini ve bunu da gönül huzuru içinde yapabilmesini istiyoruz. O bölgeye de huzur geldi, birkaç rahatsız edici hususlar var. Ama o konuda da milletimiz sabretsin istiyoruz. Çünkü onlar şu mesajı vermek istiyorlar; ‘yani biz burada olacağız. O kadar çekildik gittik ama bakın o kadar da hepten boş değil’ diye bir mesaj vermek istiyorlar. Ama bunlar resmin bütünlüğünü yansıtmamaktadır. Resmin bütünü; Türkiye’nin hiçbir dönemde olmadığı kadar huzur içinde olduğu bir dönemdir. Ve bu süreç milletin talebidir. Destek çok büyüktür. Bizde millet ne derse onun takipçisi olacağız. Zor ama onu söylüyoruz. Niçin? Yani basit bir yapı olsa bir tarafıyla uğraşsanız mümkün olabilir. Ancak yurt dışındaki bağlantılar var. Yurt dışındaki bazı yerlerle temasa geçiyorlar. O temaslarda Türkiye’nin büyümesini istemiyorlar. Türkiye’nin büyümesinin, ekmeğini büyümemesinin, özgürlüğü artırmamasının önünde engel olabilecek önemli setlerden birisi bu. Dolayısıyla istiyorlar ki bu Türkiye’de kalsın. Dolayısıyla biraz sabredersek, birlik ve beraberliğimizi korursak, bu süreç 76 milyonun menfaatine şeklinde görürsek biz inşallah huzura ereceğiz diyoruz. Allah sabredenlerle beraberdir. Bizim ulusumuzun biraz sabretmesi gerekir. Ama iyi bir yolda gidiyor.”

TÜRKİYE İYİ BİR YOLDA

Akil insanların raporlarının değerlendirildiğini ed kaydeden Bakan Yılmaz konuşmasını şöyle tamamladı:

“Doğrudur değerlendiriliyor. İnşallah sadece bir bölge için değil, sadece bir gruba ilişkin değil, 76 milyonun temel hak ve hürriyetlerinin artırılması yolunda inşallah bir çalışma yapılıyor. Çok şeyde yapıldı diyorum. İnşallah bundan sonra da yapılır. Ve hiç şüpheniz olmasın ki Türkiye’nin gerek ekonomik bakımdan gerekse de demokratik hak ve özgürlükleri bakımından yarını bugünden daha iyi olacaktır diyorum. Bu ülke hepimizin sadece bizim değil ki. Herkes bu ülkenin, huzuruna, esenliğine, birliğine, beraberliğine katkıda bulunması lazım. Bundan herkes menfaat elde eder. Bizim ki ırka dayalı devlet değil. Onun için diyoruz ya; etnik milliyetçiliğe hayır, dinsel milliyetçiliğe hayır, bölgesel milliyetçiliğe hayır. Bölgemizi öne çıkarmak, dinimizi öne çıkarmak veya etnik kimliğimizi öne çıkarmak bizim düşüncemizde ve kültürümüzde yoktur. Bu toplumu yüzde 99’u Müslüman. Hepsi farklı bakış açısına sahip olsa da yüzde 99’u İslam kültürü içerisinde. İslam kültürü içerisinde Bilal-i Habeşi diye zenci var, doğru mu? Her yerde hergün camilerde kendisine dua edilir. Yani zenci bir kimseyi bu toplum her gün günde 5 vakit dua etmekte. Yani bir ırk ayrımı, renksel ayrımı görmediğini ortaya koyuyor. Selman-i Farisi var doğru mudur? Onu da herkes bilir ki İranlıdır, Fas kökenlidir. Ama herkes yine her duasında ona da dua etmekte. Dolayısıyla bu medeniyet yapısına tuğla taşıyan, herkes taşımıştır. Fas’tan da Türk’ten de, Arap’tan da Afrika’dan da, Çin’den de olur, Amerika’dan da olabilir. Kim taşırsa hepsiyle biriz, beraberiz ve kardeşiz. Bizim kardeşliğimiz ırka dayanmıyor, kana dayanmıyor, anlayış birliğine dayanıyor. Mevlana güzel bir söz söylüyor, diyor ki; ‘Aynı dili konuştuklarımla değil, aynı duyguyu paylaştıklarımla anlaşırım’ diyor. Bizler hepimiz Rab’bimizin yarattıklarıyız, Allah’ın yeryüzünde halifeleriyiz. Cenab-ı Allah, ‘İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır’ buyuruyor. ‘Müslümanlara faydalıdır’ demiyor yalnız. ‘İnsanlara faydalı olanıdır’ diyor. Dolayısıyla her insana diline, dinine bakmadan faydalı olursak yarın Hak divanında yüzümüz ak olur diye düşünüyoruz. Türkiye iyi bir yolda.” kha

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir