Türk Eğitim-Sen Anneleri Unutmadı

Türk Eğitim-Sen  Anneleri Unutmadı
Yetkili Kamu Çalışanları Sendikası olan Türk Eğitim-Sen anneleri ve bayan üyelerini yine unutmadı.
Yetkili Kamu Çalışanları Sendikası olan Türk Eğitim-Sen anneleri ve bayan üyelerini yine unutmadı.
Saygı Duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan Kars Öğretmenevi’ndeki programda şiirler okundu, klip ve slayt gösterileri yapıldı, müzik, eğlence ve sürprizlerle renk aldı.
Programda bir konuşma yapan Kars Şube Başkanı Fahrettin Şimşekler, “Türk Eğitim-Sen 1992 yılında bir avuç insan tarafından kurulduğunda şöyle denilmişti; “Türkiye’de memur sendikacılığı mı olur? Buna izin vermezler. Boşuna uğraşıyorsunuz. Evet belki bu söylenenlerde bir parça gerçek payı vardı. Çünkü 1980 ihtilali sağcı-solcu diyerek ne kadar düşünen insan varsa üzerlerinden silindir gibi geçti. Cezaevlerine, sürgünlere, darağaçlarına gencecik fidanlar gönderildi ve 1980 sonrasında bütün konuşan ağızlar, yazan kalemler, düşünen beyinler susturulmak istendi. Yeni gençlik ülkenin gerçeklerinden, milli değerlerinden uzak olarak yetiştirilmeğe çalışıldı. İşte bu şartlar sonrasında 1992’de Türk Eğitim-Sen tüm eğitim çalışanlarının ortak sesi olarak yükselmeğe başladı. Onlar, yüzler, binler, on binler derken bugün 165 bin kişilik bir eğitim ordusuyla haksızlıklara karşı direnen, hizmetlisinden profesörüne kadar herkesin sesi olmaya çalıştı, herkesin sesi oldu. Bu sayıya ulaşmak Türkiye’nin en büyük sendikası olmak kolay olmadı. Çok çalışıldı, çok gayret edildi ve sizlerin sayesinde hem Türkiye’nin hem de Kars’ın en büyük sendikası olundu. Bundan dolayı Türk Eğitim-Sen Kars Şubesi Yönetim Kurulu adına hepinize teşekkür ederim.” dedi.
Şimşekler daha sonra şunları söyledi:
“Bugün Kars’ta 730 üyesi ile Kars’ın yetkili sendikası olmak kolay olmadı. Yedi ilçe, 60 bin kilometreye yakın yol kat ederek bugünlere gelindi. Tabi bunları yaparken eşlerimizi, çocuklarımızı ihmal etmek durumunda da kaldık. Çocuklarımızın yaş günlerini, karne sevinçlerini onlarla anında paylaşamadık. Hastalıklarında başuçlarında olamadık ve bu yükü eşlerimizin yani annelerinin üzerine bıraktık. Sıkıntıları onlara bırakarak sonuçta zor olanı başardık. Şimdi dinleyenler “bunu yaptınız da ne oldu?” diye sorabilirler. Cevabımız şöyle olacaktır. “Tüm eğitim çalışanlarının daha iyi şartlarda çalışması için mücadele ettik. Genel Merkez’in yapmış olduğu Hizmetliler Kurultayı’nda hizmetlilerin, Üniversite Kurultayında üniversite çalışanlarının, Kadın Kolları Kurultayında bayan çalışanların sorunlarını Bakanlığa ve ilgili mercilere taşıyarak bazı haklar aldık. Müdür ve müdür yardımcılığı atamalarında siyasilere iyi görünüp, el öpüp bir yerlere gelme devrini kapattık. Artık idarecilerin onurlu bir şekilde koltuklarına oturmalarını sağladık. Siyasetle gelen siyasetle gider devrini bitirdik. Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortaya koyduğu iş barışını bozan, bir öğretmenler odasında Sözleşmeli, kadrolu, ücretli, uzman öğretmen ve başöğretmen statüsünün kaldırılması için mücadele ettik. 25 Kasım 2009 tarihinde iş bırakma eylemine, 13 Mart 2010 tarihinde Ankara’da yapılan Haklarımız İçin Büyük Ankara Yürüyüşü’ne katılarak yüzde 2.5 + yüzde 2.5 maaş zammına, hastane katkı payı ödemeye hayır dedik.Sözleşmeli öğretmenlere kadro istedik. En önemlisi Türkiye’nin kaderini değiştirmek ülkenin bölünmesini engellemek için demokratik platformlarda Türk milletinin bölünmez bütünlüğünü koruma mesajları verdik. Vatan sevgisinin suç, vatan hainliğinin pirim yaptığı bir zamanda göğsümüzü gere gere vatanımızı seviyoruz dedik. İstiklal Marşımız, Türkçemiz ve millet kavramlarımız tartışılırken bunlar bizim mukaddeslerimizdir dedik. Milletimiz 35 etnik kökene dayandırılıp bölünmeye çalışılırken “Biz bir bütünüz” dedik. Bu vatan uğruna şehadet şerbetini içenlerin kanları kurumadan, vatan hainleri törenlerle karşılanırken bunu yapanları lanetledik. Kendi kendimize yabancılaştırılmak, köklerimizden koparılmak istendiğimizde onlara karşı durduk.Ayrıca dava adamlığını bırakıp küçük menfaatler peşinde koşan onursuzlaştırılan kişilere karşı gerçekleri konuştuk. Kul hakkı en zor affedilen bir hak olmasına rağmen hak adına gelip başkalarının hakkını gasp edenlerden olmadığımız gibi onlara da dur dedik. Biz hiçbir siyasi partinin arka bahçesi olmadığımız gibi hiç kimseye de yalakalık yapmadık. Biz ayrıca Kars’ta ne dediysek Edirne’de de, Diyarbakır’da da, İstanbul’da da , Mardin’de de İzmir’de de aynı şeyleri söyledik. Biz olduğumuz gibi göründük, göründüğümüz gibi olduk. “Temel ilkemiz, önce Ülkemiz” dedik ve ülkemizi karşılıksız sevdik. Türk Eğitim-Sen Kars Şubesi Yönetim Kurulu adına bu günü hazırlamakta emeği geçen Sayın Döne Mert’e, Yeşim Alpgündüz’e ve Filiz Yıldız hanımefendilere minnet ve şükranlarımızı bir borç bilir anneler gününüzün hepinize hayırlara vesile olmasını temenni eder iyi eğlenceler dileriz.”
Türk Eğitim-Sen’li bayanların da bazılarının türküleriyle eşlik ettiği program oldukça coşkulu geçti. İl dışından gelerek Kars Öğretmenevi’nde kalan ve oğlunu Kars’ta asker ocağına teslim edecek olan Özden Turgut yılın annesi seçildi. Kendisine bir vatan evladının Mehmetçiğin annesi olması sebebiyle yılın annesi ödülü, Kadın Kolları komisyonu tarafından takdim edildi. Burada bir konuşma da yapan Özden Turgut, “Türk Eğitim-Sen ailesine bu güzel jestlerinden dolayı teşekkür ediyorum. Şu anda çok duygulandım ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Bu kadar değerli bir hediyeyi, yılın annesi olma onurunu bana layık görmenizden dolayı ayrıca çok mutlu oldum Böyle bir konudaki hassasiyetinizden dolayı da sizleri tebrik ediyorum, teşekkür ediyorum.” diye konuştu.
Program Türk Eğitim-Sen üyesi Sonnur Çetinkaya’nın gitar eşliğinde söylediği birbirinden güzel parçalarla sona erdi.

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir