Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan: "Devlet Bahçeli’nin eğitimle ilgili yaptığı açıklamalar son derece önemli ve dikkat çekicidir"

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan: "Devlet Bahçeli’nin eğitimle ilgili yaptığı açıklamalar son derece önemli ve dikkat çekicidir"
Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Genel Başkanı Talip Geylan, "Devlet Bahçeli'nin eğitimle ilgili yaptığı açıklamalar son derece önemli ve dikkat çekicidir" dedi.

Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Genel Başkanı Talip Geylan, "Devlet Bahçeli'nin eğitimle ilgili yaptığı açıklamalar son derece önemli ve dikkat çekicidir" dedi.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, yaptığı açıklamada eğitimde liyakatin öneminin altını çizerek, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye eğitim meselelerine gösterdiği duyarlılıktan ötürü tüm eğitim camiası olarak şükranlarını sunduğunu belirtti. Geylan, "MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye tüm öğretmenlerimiz adına teşekkürlerimi sunuyorum. Türkgün gazetesindeki röportajını dikkatle takip ettim. Allah kendisinden razı olsun. Devlet Bahçeli'nin eğitimle ilgili yaptığı açıklamalar son derece önemli ve dikkat çekicidir. Genel başkanımız, "Eğitim, kısıtlı zamana sıkıştırılmış, sadece diploma hedefli bir süreç değildir. Eğitim çocuklarımıza şahsiyet kazandırma, sağlıklı bir gençlik, sağlıklı bir aile oluşturma sürecidir" ifadelerini kullanmıştır. Devlet Bahçeli ayrıca eğitimde liyakatin esas alınması gerektiğini vurgulayarak, aksi takdirde "diplomalı cahiller" sorununun ortaya çıkacağını belirtmiştir. Bu tespitlerin son derece doğru olduğuna inanıyorum. Türk Eğitim-Sen olarak biz de uzun yıllardır bu mücadeleyi vermekteyiz. Düzenlediğimiz kongreler, çalıştaylar, açıklamalar ve yayınlarımızda eğitimin önemini, liyakat ilkesinin eğitim sisteminin temel taşı olması gerektiğini sürekli dile getiriyoruz. Çocuklarımızın geleceği için liyakat vurgusunu son derece önemli buluyoruz. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de öğretmen atamalarında mülakat uygulamasını yeniden işler hale getirirken, nitelikli öğretmenlerin bu yöntemle seçileceğini ifade etmiştir. Elbette öğretmen nitelikli olmalıdır. Topluma örnek olan, çocuklarını ve ülkesini seven, geleceğe dair sorumluluk taşıyan insanlar öğretmen olmalıdır. Ancak öğretmenlik sadece bir meslek değildir. Öğretmen evinden çıkarken "İşe gidiyorum" demez. "Okula gidiyorum" der. Çünkü öğretmenlik, toplumu ve geleceği şekillendiren kutsal bir görevdir. Öğretmenliği bu anlayışla değerlendirmek gerekir. Öğretmenin niteliği de doğrudan aldığı eğitimin kalitesiyle ilişkilidir. Eğer gerçekten nitelikli öğretmenler yetiştirmek istiyorsak, öncelikle öğretmen yetiştirme sürecini masaya yatırmalıyız" diye konuştu.

"MEB ve YÖK bir araya gelmeli"

Eğitim fakültesinin kontenjanlarının azaltılması ile Yükseköğretim Kurumu Sınavı'nda (YKS) derece yapmış öğrencilerin bu fakülteye daha kolay yerleşeceğini düşündüğünü belirten Geylan, "Raporlarımızda ilk önerimiz, öğretmen liselerinin yeniden açılması oldu. Çünkü çocuklarımız, gelecek hayallerinin şekillenmeye başladığı dönemde meslek kültürünü kazansın istiyoruz. Öğretmen olma arzu ve hedefiyle öğretmen liselerine gitsinler. Eğer öğretmen lisesinde de aynı arzu ve hedeflerini korurlarsa eğitim fakültelerine devam etsinler. Eğitim fakültelerinin ve kontenjanların azaltılması, YKS'de daha yüksek başarı gösteren öğrencilerin eğitim fakültelerine yerleşmesini sağlayacaktır. Tabii ki eğitim fakültelerinin sayısı ve kontenjanlarının da yeniden planlanması, hatta azaltılması gerekiyor. Bunun için Milli Eğitim Bakanlığı ile YÖK bir araya gelmeli; nüfus artış hızı ve önümüzdeki 10, 20, 30 ve 50 yıllık öğretmen ihtiyacını ortaya koyan kapsamlı bir rapor hazırlamalıdır. Eğitim fakültelerinin sayısı ve kontenjanları da bu planlamaya göre belirlenmelidir. Eğitim fakültelerinin ve kontenjanların azaltılması, YKS'de daha yüksek başarı gösteren öğrencilerin eğitim fakültelerine yerleşmesini sağlayacaktır. İkinci önerimiz, eğitim fakültelerindeki staj uygulamalarının daha nitelikli hale getirilmesidir. Öğretmen adayları mutlaka bir yılını sahada geçirmelidir. Nasıl ki, tıp öğrencileri mezun olmadan önce intörn olarak tam zamanlı sahada eğitim alıyor. Benzer bir düzenleme öğretmenlik mesleği için de hayata geçirilmelidir. Belki sahaya indiğinde öğrenciyle, veliyle ve idareyle karşı karşıya geldiğinde "Bu meslek bana göre değil" diye düşünen gençlerimiz olacaktır. O zaman da farklı bir kulvar tercih edecektir. Öğretmen olma arzu ve hedefini koruyanlar ise mezun olacak, AGS'ye girecek, on binlerce adayla yarışacak ve atanacaktır. Zaten bu süreçle yetişen öğretmenlerin nitelik sorunu olmayacaktır. Bu nedenle MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin liyakat vurgusunu çok önemsiyorum" dedi.

"Kamunun liyakat yerine, mensubiyetler üzerinden şekillendirilmesinin bedelini bu millet çok ağır ödedi"

Yönetici atamaları konusunda da Bahçeli'nin liyakatin önemine dikkat çektiğini belirten Geylan, "Bana göre uzun zamandır kamuda, özellikle de eğitimde, en temel sorunlardan biri kamu yönetimindeki liyakat meselesidir. Eğitim yöneticilerinin liyakat ve ehliyet esasına göre tam bir hakkaniyet ve adalet anlayışı içinde belirlenmesi gerekir. Mensubiyetlere dayalı görevlendirmelerin ve iltimasın ülkemizi nerelere getirdiğini 15 Temmuz'da acı bir şekilde gördük. Kamunun liyakat yerine mensubiyetler üzerinden şekillendirilmesinin bedelini bu millet çok ağır ödedi. Bu noktada Anayasa'nın başlangıç maddelerinde anlamını bulan temel değerlerimizle sorunu olmayan, bu ülkeye, millete ihanet etmeyen, ehliyet, liyakat sahibi her yönetici adayı sınavda başarılı olduğu takdirde hak ettiği göreve gelebilmelidir. Bunu sağlayamadığımız sürece eğitimdeki liyakat sorununu çözmemiz mümkün değildir. Size bir örnek vermek istiyorum. Sınavla öğrenci alan okullarımız, yani proje okullarımız var. Bu okulların yönetici atamaları, Yönetici Atama Yönetmeliği'ne tabi değil. Dolayısıyla bu atamalarda objektif ve şeffaf kriterler bulunmuyor. Geçtiğimiz yıllarda Milli Eğitim Bakanlığındaki yöneticilerin sendikal dağılımını inceledik. Elde ettiğimiz sonuçlar çok ilginçti. Sanki Türkiye'nin en kabiliyetli ve en başarılı yöneticileri tek bir sendikada toplanmış gibi bir tablo ortaya koyuyor. Atamaların kahır ekseriyeti aynı sendikanın üyelerinden oluşuyor. Bu hayatın olağan akışına aykırı. Ancak maalesef yönetici görevlendirmelerinde böylesine liyakatsiz ve hakkaniyetsiz bir süreç yürütüldü" ifadelerini kullandı.

"Bizim inancımız da liyakati esas alır"

Kamunun yalnızca kamu yöneticileri tarafından yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Geylan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kamuyu kamu yöneticileri yönetir. Bir ilin mülki amiri validir; eğitimde il müdürüdür, ilçede ilçe milli eğitim müdürüdür, okulda ise okul müdürüdür. Adı ister sendika, ister dernek, ister vakıf olsun; dışarıdan yapıların kamuyu yönetme talebinde bulunması hadsizliktir. Buna asla müsaade edilmemelidir. Bir kamu yöneticisinin, ister vali olsun ister il ya da ilçe milli eğitim müdürü, ister okul müdürü olsun sadakat göstereceği tek yer devlettir. Devletten başka bir yapıya sadakat gösteren yönetici, devletin memuru değil, o yapının emir eridir. Bizim inancımız da liyakati esas alır. Bizim inancımız da liyakati öğütler. Nisa Suresi, "Emaneti ehline veriniz" der. "Emaneti kendi sendikanızdan, cemiyetinizden ya da vakfınızdan olana veriniz" demez. Tam da bu noktada dönemin Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un şu sözlerini de hatırlatmakta fayda buluyorum. Selçuk, "Kabe'nin anahtarını liyakatli olduğu için gayrimüslime teslim eden bir medeniyetin çocukları olarak bugün kenar mahalledeki bir okula liyakatli yönetici atayamıyoruz. O hale geldik" demişti. Kendisini bu sorunu cesaretle dile getirdiği için bir kez daha takdir ediyorum."

Kaynak:İHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde karsmanset.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir