Uzuner, Kars'ı Kaleme Aldı

Uzuner, Kars'ı Kaleme Aldı
Roman, Öykü ve Gezi Notları yazarı Buket Uzuner, merkezi Kars'ta bulunan Serhat Kalkınma Ajansı'nın davetlisi olarak, ajansın Turizm Tanıtım Turu Programı kapsamında Kars'ta geçirdiği günleri kaleme aldı.

 

Beraberinde Yerel Rehber Ersin Demirel ile birlikte 4 gün boyunca Kars’ı gezen Uzuner, 

dünyanın çeşitli kentlerinde ve Türkiye’de gittiği bazı şehirlerin kendisini “Bir daha gel” şeklinde geri çağırdığını söylemişti. Kars’ın sadece Orhan Pamuk’un ‘Kar’ romanında anlatıldığından daha fazla özelliklerin ve çok kültürlülüğünden kaynaklı değerlerinin olduğunu da belirten Uzuner, Serhat Kalkınma Ajansı’nın hayata geçirdiği Turizm Tanıtım Turu Programı’na katılmaktan dolayı da mutluğunu dile getirerek, SERKA Genel Sekreteri Hüseyin Tutar, emeği geçen ajans çalışanları ve paydaşlarına teşekkür etmişti.  

 

Gezi turu kapsamında Kars’ın merkez Boğatepe köyünde bulunan Çevre ve Yaşam Derneği bünyesinde açılan peynir müzesini gezen Uzuner, izlenimlerini Hürriyet Gazetesi’nin “Seyahat” sayfasında kaleme aldı.

 

ÇEÇİL, “PEYNİRİN DOĞUDAKİ KRALİÇESİ”

 

Buket Uzuner, Kars’a ait bir yöresel tat ve ürün olan Çeçil peynirini “Peynirin doğudaki kraliçesi” olarak tanımladı. Okurlarına, “Peynirin doğudaki kraliçesi Çeçil Peyniri, Peynir Müzesi Kars'ın meşhur gravyerini, çok az miktarda üretilen Malakan şarap peynirini ya da heriye tulumunu tattınız mı hiç?” diye soran Uzuner. “Yaz boyunca üretilip mahzenlerde dinlendirilen bu özgün lezzetler Kasım ve Aralıkta piyasaya çıkıyor. Kış başında yapacağınız bir gezide, yörenin tarihi zenginliğini keşfedebilir, bu yıl açılan Boğatepe Peynir Müzesi'nde peynirlerin öyküsünü öğrenebilirsiniz.” Dedi.

 

KARS, TARİHİ, FOLKLORU, MİMARİSİ, YEMEK KÜLTÜRÜ ÜZERİNE CİDDİ VE DERİN ARAŞTIRMALARIN YAPILMASI VE YAZILMASI GEREKEN BİR ŞEHİR.

 

Peynir Müzesinin kurucusu İlhan Koçulu, Gazi Ahmet Muhtar Paşa Konağı, tarihi, folkloru, mimarisi, yemek kültürü üzerine ciddi ve derin araştırmaların yapılması ve yazılmasını hak eden bir şehir olduğunu da vurgulayan Uzuner, Kars’ın Orhan Pamuk'un Kar romanına mekan olduğu için de İzlanda'dan Hindistan'a, Yeni Zelanda'dan Japonya'ya dünya çapında tanındığına bizzat şahit olduğunda da dikkat çekti.

 

KARS, PEYNİRİN KRALİÇESİ BİR ŞEHİR

 

Kars’ın peynirin kraliçesi bir şehir olduğunu belirten Uzuner, kaleme aldığı yazısında ayrıca şu ifadeleri de kullandı.

 

“Ancak bütün bunların yanında ve üzerinde benim için apayrı bir yeri var. O da peynir! Benim için Kars, peynirin kraliçesi bir şehir. 193 TÜRDEN 9'U TESCİLLİ Peynir sadece peynir değildir. Sadece bir gıda maddesi olmaktan daha önemlidir. Sağlıkla ve ekonomiyle ilişkisi kadar tarımdan yemek kültürüne, sosyolojik ve folklorik anlamları olan, günlük hayatı ve tarihi ilgilendiren bir çevresel (ekolojik) ve kültürel parametredir. Yine Kaşgarlı Mahmut'a dayanarak, peynirin (Uygur) Türkçe ilk adı olan "udma" kelimesinin uyumak anlamına geldiğini ve bunun da sütün uyuması, sütü uyutmak sonunda oluşan peynire, mecaz sanatının şahı Türkçe dilinin bir mucizesi olarak verildiğini öğreniyoruz. Tabii burada durup, sevgili dostumuz Artun Unsal’ın "Süt Uyuyunca: Türkiye Peynirleri" adlı güzel kitabına da hemen bir selam yolluyoruz. Destek Patent A. Ş. başkanı Kemal Yaman Karadeniz, Türkiye'deki 193 çeşit peynirden sadece 9'unun tescilli, lezzet ve hijyen bakımından uluslararası standartlara uygun olduğunu söylüyor. Fransa'nın 360 çeşit peyniriyle haklı olarak kültürel gurur duyduğu ve ulusal olarak da büyük iş olanakları yarattığını unutmadan peynirin Kars'ta izini sürelim.

 

SÜTE TADINI 200 ÇEŞİT BİTKİ VERİYOR

 

Kars'taki peynir zavotlarından (Rusça fabrika) alışveriş ederken, bu şehirdeki peynirin tarihsel hikayesini merak edenler için bir müze olduğunu öğreniyoruz. Peynir Müzesi, Kars merkeze 45 kilometre mesafede, Boğatepe köyünde. 1880'de İsviçrelilerin kurduğu mandırada, bu yıl 23 Şubat'ta açılmış. Boğatepe'de sayısı 200'den fazla bitki çeşidiyle beslenen Zavot ve Doğu Anadolu Kırmızısı adlısığırlarla, keçi ve koyun sütünden geleneksel üretim teknikleriyle taze kaşar, eski kaşar, gravyer, lor, deri tulum, heriye tulum, kısır inek sütünden yapılan nadide Malakanşarap peyniri, Malakan beyaz peyniri, kuzu işkembesinden ör tulum, otlu peynir, kelle peyniri, tel, çürük ve çanak gibi peynir çeşitleri üretiliyor. Benim zamanım kısıtlı olduğu için hijyenik ortamda üretim yapan mandıraları ziyaret edemedim ama peynir fabrikasını, müzeyi ve Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği'ni kuran Karslı çevreci İlhan Koçulu ile Peynir Müzesi'ni gezmek şansına sahip oldum, (www. peynirmuzesi. org) Türkiye'de ilk olan, ekomüzecilik örneği de sayılacak Peynir Müzesi, broşüründe: "farklı kültürlerin karşılıklı etkileşimiyle İsviçreli, Rus (Malakan), Alman ve yerli işadamları, usta ve işçilerin (kadınların) yöredeki flora ve yerel hayvan ırklarını birleştirerek bu sürecin damaklarda nasıl bir özgün tada dönüştüğünün hikayesi, çok sayıda görsel malzeme, doküman ve zamanında kullanılan objeleri" sergilediği şeklinde anlatılıyor. Amaç unutulmaya yüz tutmuş yerel peynir çeşitlerini hatırlatmak, korumak. Kars kaşarı, gravyeri ve tereyağının üretim süreçlerini bu mütevazı ve gururlu zaman tünelinden geçerek öğrenmek, Kars'a olan ilginin değerini arttırmaya da yarıyor. Bir şehri keşfetmenin en iyi yönteminin, şehir mobilyaları arasında sokaklarda gezmek kadar mutfağı dahil kültürünün perde arkasındakileri merak etmek olduğunu iyi bilen gezginler, "Peynir Kraliçesi Kars “tanımak için Boğatepe Peynir Müzesi'ne yollarını düşürecektir. Ben, süt süzme, mayalama, teleme kesme, kepçeyle karıştırma, harbiyle pıhtı doğrama, pişirme, çifte çember takma, peyniri kazandan çıkartma, preslenme, tuzlu su havuzunda ve soğuk olgunlaştırma evrelerinin yapıldığı alet ve edevatları tek tek inceleme şansına sahip oldum. Peynire çok düşkün biri olarak sütün peynire dönüşmek için geçirdiği bu sihirli "uyku" (udnıa) rimellerini ilk kez yakından öğrenirken aslında Karslıları da daha iyi tanımaya başladığımı anlıyordum.

 

BÖLGEDE SERKA’NIN ÖNEMİ

 

Bu arada trekking, dağ bisikleti ve botanik gözlemi gibi eko turizm faaliyetlerinin de yapıldığı Boğatepe köyünde konaklama olanağının bulunduğu bilgisini gezginlere ve gezgin adaylarına duyurmak isterim. (İletişim: ekomuzezavot@gmail. com)İKİ CİDDİ RİSK Kars ile birlikte Ardahan, İğdır ve Ağrı illerini de içine alan bölgede faaliyet gösteren, Kalkınma Bakanlığı'na bağlı 26 kalkınma ajansından SERKA'nın (Serhat Kalkınma Ajansı) turizme katkılarını anmadan Kars'tan ayrılmak olmaz. SERKA, bu şehirlerin kaynak ve olanaklarını belirleyerek sosyo-kültürel ve ekonomik refahı yükseltmek için çalışan bir ajans. Benim de davetlisi olarak katıldığım "Turizm Tanıtım Programı" aslında rehber Ersin Demirel'in hazırladığı "turizm keşif çalışması" adlı kapsamlı ve özenli dört şehir kitabı eşliğinde bölgeyi tanıtmaya yönelik bir geziydi. Kars, ayrılırken insanı mutlaka bir daha geri gelmeye mecbur bırakan o özgün şehirlerden biri. Hani, "geldim, gezdim, gördüm, bana eyvallah" diyemeyeceğiniz, giderken aklınız, değilse gönlünüzün kaldığı güzellerden. . . Sevmek, kuru kuruya olmaz tabii. Sevmek, esirgemek de demektir. Şehri bu kadar beğendiğim için esirgemek isterim. Bu yüzden Kars'ın kötü kömür yakıtı nedeniyle akşamları yaşadığı çok ciddi hava kirliliğini, Kars Belediye Başkanı ve Kars Vali'sinin dikkatine önemle havale etmek isterim.

 

MEDSAMOR NÜKLEER TEHLİKE

 

İkinci koruma konusu: Ermenistan'da eskidiği için sızıntı yapmaya başlayan nükleer santralinin yarattığı büyük tehlikedir. Kars'taki nükleer sızıntı sorununa mutlaka dikkat çekmek isterini. Nükleer sızıntı sadece Kars'ın değil; suyu, sebzesi, meyvesi, tarımı, hayvancılığı, eti, sütü ve peyniriyle tüm Türkiye'nin kuşaklar boyu sürecek sorunudur. Kars'ı sevmişve yeniden gitmeyi isteyen bir gezgin, yazar, çevreci ve özellikle de bir anne olarak Tarım ve Enerji Bakanları'na Ermenistan'daki eskiyen nükleer santralin tamirine veya kapatılmasına maddi destek vermemiz halinde en çok kendimize iyilik etmiş olacağımızı başka hiçbir art düşünce ve planım olmadan naçizane hatırlatmak isterim. Bu vesileyle nükleer santral aşıklarına da çok sitemle selam ederim! Gökten üç Kars elması düştüğünü söylemek yine yazara düşecek ey okur! Uçakla 1, 5 saat süren yolu göze almaya değen, kışı ve baharı ayrı güzel Kars'a gitmek hem kolay hem de bütçe dostu bir gezi. Geri dönerken uçak personeli, elinizde taşıdığınız vakumlanmış torbalarda evinize ve dostlarınıza götüreceğiniz nefis Kars peyniri kolilerine alışkın olarak gülümseyecek size.”

Tacettin Durmuş / karsmanset.com

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir