İstanbul Valisi Davut Gül, "Sıfır atık meselesi, çevre meselesi sadece milli güvenlik değil, dünyanın en önemli sorunlarından bir tanesidir. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin koyduğu vizyon Türkiye'den dünyaya yayıldı. Dolayısıyla da İstanbul'umuz Türkiye'mizin, ülkemizin dünyaya açılan kapısıdır" dedi.
Sıfır Atık Vakfı'nda düzenlenen basın toplantısında "Plastik Atık Raporu" kamuoyuyla paylaşıldı. Toplantıda gazetecilerle bir araya gelen İstanbul Valisi Davut Gül ve Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş açıklamalarda bulundu.
" Biz gelecek nesillere plastik değil, sürdürülebilirlik çağını bırakmak istiyoruz"
Toplantıda konuşan Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, "Bugün sizlere bir rakamla değil, bir gerçekle ulaşmak istiyorum. İnsanlık tarihine baktığımızda her çağ geride bir iz bırakmıştır. Taş Devri taştan, Tunç Çağı tunçtan, Demir Çağı demirden. Peki yüzlerce yıl sonra bizim çağımız hangi izle anılacak? Ne yazık ki bugün bu şekilde yaşamaya devam edersek cevabı büyük ölçüde plastik olacak. İşte bugün burada bunun muhasebesini yapmak için toplandık. Çünkü mesele sadece plastik değildir. Mesele geride nasıl bir medeniyet bırakacağımızdır. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin dünyaya kazandırdığı Sıfır Atık vizyonu da tam olarak bu soruya verilmiş güçlü bir cevaptır. Bu vizyon, atıkları yönetmenin ötesinde üretimi yeniden düşünmeyi, tüketimi yeniden tanımlamayı ve kalkınmayı doğayla uyumlu hale getirmeyi amaçlayan küresel bir dönüşüm hareketidir. Bugün kamuoyuyla paylaştığımız Plastik Atık Raporu işte bu vizyonun bilimsel temelini oluşturmaktadır. Çünkü bu rapor bize yalnızca plastik miktarını anlatmıyor, aslında geleceğimizin fotoğrafını gösteriyor. Şunu söylüyor: Eğer üretim biçimimizi değiştirmez, tüketim alışkanlıklarımızı dönüştürmez ve atıkları kaynağında azaltmazsak gelecekte çocuklarımız doğadan miras değil, plastik devralacak. Biz buna razı değiliz. Biz gelecek nesillere plastik değil, sürdürülebilirlik çağını bırakmak istiyoruz. Bir plastik şişeyi yalnızca birkaç dakika kullanıyoruz ama doğa onu yüzyıllar boyunca taşımak zorunda kalıyor. Biz plastiği attığımızda düşünüyoruz, oysa plastik bizi hiç terk etmiyor. Denizlerimizde karşımıza çıkıyor, toprağımıza karışıyor, yağmurla yeniden üzerimize yağıyor, balığın midesinden soframıza geliyor ve bugün artık bilim insanları insan kanında, akciğerinde mikroplastik tespit ediyor. İşte bu nedenle plastik kirliliği sadece bir çevre sorunu değil; ekonominin, iklim güvenliğinin, halk sağlığının, gıda güvenliğinin ve gelecek nesillerin yaşam hakkının meselesidir. Raporumuzdaki veriler de bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır" dedi.
"2000 yılında dünyada 234 milyon ton olan plastik kullanımı bugün 460 milyon tona ulaştı"
2000 yılında 234 milyon ton olan plastik kullanımının bugün 460 milyon tona ulaştığını belirten Ağırbaş, "Plastik atık miktarı ise aynı dönemde 156 milyon tondan 356 milyon tona yükseldi. Buna rağmen üretilen plastiklerin yalnızca yüzde 9'u geri dönüştürülebiliyor. Bu çok vahim bir durum ve raporumuzun ortaya koyduğu veriler de bu gerçeği ortaya koyuyor. 2000 yılında dünyada 234 milyon ton olan plastik kullanımı bugün 460 milyon tona ulaştı. Plastik atık miktarı ise aynı dönemde 156 milyon tondan 356 milyon tona yükseldi. Türkiye'de kişi başına plastik atık üretimi 48 kilo/yıl ile dünya ortalamasının ne yazık ki yüzde 44 üzerinde. Yani biz Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan vatandaşlar olarak dünya ortalamasının yüzde 44 üzerinde plastik kullanıyoruz. Ve bu nedenle Sıfır Atık Vakfı olarak plastik kullanımının azaltılmasıyla alakalı çok yoğun bir seferberlik başlattık. Ve bu inşallah önümüzdeki süreçte Türkiye'nin 81 ilinde, dünyanın 193 ülkesinde uygulayacağımız global bir harekete dönüşecek. Nehirlerimizden her yıl 14bin 300 ton plastik doğaya karışıyor. Kalan büyük bölüm ise depolanmakta, yakılmakta ya da kontrolsüz bir şekilde doğaya karışmaktadır. Demek ki sorun yalnızca ne kadar plastiği ürettiğimiz değil, asıl mesele plastiğin yaşam döngüsünü doğru yönetemememizdir" diye konuştu.
" İstanbul'u sıfır atığın başkenti yapmayla alakalı bir vizyonumuz var"
Hedeflerinin çok net olduğunun altını çizen Ağırbaş, "Türkiye, dünyanın düşük kaliteli plastiklerinin depolandığı bir ülke değil; yüksek teknolojiyle çalışan, şeffaf, izlenebilir çevre standartlarını en üst düzeyde uygulayan, kendi atığını etkin biçimde yöneten, geri dönüşümde yüksek kaliteyi esas alan ve ikincil ham madde üretiminde küresel ölçekte güven duyulan bir ülke olmalıdır. Bu noktada Sıfır Atık Vakfı olarak Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin liderliğinde, Valiliğimizin koordinasyonunda İstanbul'u sıfır atığın başkenti yapmayla alakalı bir vizyonumuz var, bir irademiz var. İnşallah yakın zamanda vatandaşlarımızla bu sürecin detaylarını aktaracağız. Biz İstanbul'un bir dönüşüm merkezi haline gelmesini istiyoruz. Özellikle plastik üreticilerinin de dahil olmak üzere dönüşeceği, dünyada biyo-bozunur ve dönüştürülebilir ürünlerin üretildiği bir bölge haline getirmek istiyoruz. Sıfır atık uyumlu teknoparklar, buna bağlı kongre merkezleri ve farklı farklı çalışmalarla İstanbul'un sıfır atıkta başkent olma vizyonunu desteklemek istiyoruz. Bildiğiniz üzere geçtiğimiz yıl açıkladığımız başka bir vizyonumuz daha vardı. İstanbul'da önümüzdeki 5 yıl içerisinde 10'dan fazla uluslararası organizasyonun sıfır atık çalışmalarını yürüteceği ofislerini İstanbul'da açmayı planlamıştık. Şu ana kadar 1 yıl geçmeden 2 ofisin açılmasına vesile olduk. İnşallah önümüzdeki süreçte 5 yıl içerisinde bunu 10'a tamamlayacağız. Valiliğimizin başkanlığında da kurulacak olan İstanbul Sıfır Atık Başkenti Koordinasyon Kurulu vesilesiyle bu süreçler daha koordineli bir şekilde 16 milyon hemşerimizi sürece dahil ederek; İstanbul'un farklı ilçelerinde farklı programlar yaparak gençlerimize, kadınlara, çocuklara, bütün gruplara hitap eden çalışmalarla 86 milyon vatandaşımızla beraber hem İstanbul'u hem Türkiye'yi sıfır atık çalışmalarında dünyada lider ülke konumuna taşımakta hedefimiz var. Ve tabii çünkü geleceğin rekabeti en fazla atığı kabul edenlerin değil, en temiz üretimi yapanların, en güçlü denetimi kuranların ve kaynaklarını en verimli kullananların dönemi olacaktır. Sıfır Atık Hareketi'nin hedefi de tam olarak budur: Yalnızca atıkları yönetmek değil; kaynağını koruyan, üretimi dönüştüren ve güven veren yeni bir ekonomik model inşa etmektir" ifadelerini kullandı.
"Biz sıfır atık yaklaşımını 360 derece ele alıyoruz"
Sıfır Atık Hareketi sayesinde Türkiye'nin çevre politikalarına yön veren bir ülke haline geldiğini dile getiren Ağırbaş, şunları söyledi:
"193 ülkede karşılık bulan bu vizyon yalnızca atıkları azaltan bir model değil, döngüsel ekonomiyi güçlendiren ve iklim mücadelesini hızlandıran küresel bir kalkınma yaklaşımıdır. Bizler de Sıfır Atık Vakfı olarak bu vizyonu bilimsel çalışmalarla desteklemeyi sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Bildiğiniz üzere Sayın Cumhurbaşkanımızın imzasıyla Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Vakfı ve İstanbul Teknik Üniversitesi iş birliğinde İstanbul'da dünyada ilk defa Sıfır Atık Enstitüsü kurduk. Bu yıl ilk defa öğrencilerini kabul edecek ve dünyanın farklı bölgelerinden gençler, akademisyenler İstanbul'a sıfır atık konusunda yüksek lisans, doktora ve akademik araştırmalar için gelecek. Bu enstitümüzün bir ayağı da plastik ve atık kirliliğiyle alakalı çalışmaları yürütecek. Bu konuyla ilgili olarak raporları ve eylem planlarını hazırlayacak. Biz sıfır atık yaklaşımını 360 derece ele alıyoruz; eğitimden tutun sanayiye ve akademiye kadar. Ve burada aldığımız bütün kararları istişareyle, sektörlerle, vatandaşlarımızla beraber alıyoruz ki toplumun bütün kesimlerinde kabul görerek bir toplum hareketi olarak sıfır atığı görüyoruz."
"İyi yönetilen atık ekonomik değerdir, kötü yönetilen atık ise çevresel felakettir"
Sıfır Atık Hareketi'nin Emine Erdoğan'ın liderliğinde 193 ülkede karşılık bulduğunu ifade eden Ağırbaş, "Önümüzdeki süreçte de dünyanın geleceğine önemli katkılarda bulunacağına biz inanıyoruz. Bugün açıkladığımız rapor; tek kullanımlık plastiklerin kademeli azaltılmasını, yeniden kullanılabilir ürün tasarımlarını, ayrı toplama sistemlerinin güçlendirilmesini, dijital izlenebilirliği, nitelikli geri dönüşümü, bağımsız veri altyapısının kurulmasını, nehir, göl ve kıyılarımızın düzenli olarak izlenmesini ve plastik atık ithalatının kalite ile risk esasına göre yeniden yapılandırılmasını önermektedir. Çünkü biz inanıyoruz ki iyi yönetilen atık ekonomik değerdir, kötü yönetilen atık ise çevresel felakettir. Bu noktada Sayın Valimiz Davut Gül'e özellikle teşekkür etmek istiyorum. İstanbul gibi dünyanın en büyük metropollerinden birinde çevre yönetiminin başarıya ulaşması; güçlü koordinasyon, ortak akıl ve kararlı uygulamalarla mümkündür. Sayın Valimizin ortaya koyduğu bu yaklaşım, İstanbul'un sıfır atık hedeflerine ulaşmasında önemli katkılar sunmaktadır. İstanbul'da atılacak her doğru adım, yalnızca 16 milyon İstanbullumuzu değil, Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini de doğrudan etkileyecektir" dedi.
"Ülkemiz birkaç ay sonra Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı'na ev sahipliği yapacak"
Sıfır Atık Festivali'ne 1 milyondan fazla katılımcının katıldığını söyleyen Ağırbaş, "Aynı tarihlerde Sayın Cumhurbaşkanımızın da katılımlarıyla, Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde Sıfır Atık Forumu'nu icra ettik. Sıfır Atık Forumu'na 183 ülkeden 5 binden fazla insan katıldı ve orada alınan kararlar bugün dünyanın 183 ülkesinde uygulanıyor. Yakın zamanda Sıfır Atık Forumu'nun sonuç bildirisini de 183 ülke imzaladı. İnşallah önümüzdeki günlerde 2027 yılında yapacağımız Sıfır Atık Festivali ve Sıfır Atık Forumu'nun da tarihlerini Valimizle beraber açıklıyor olacağız. Biz İstanbullu hemşerilerimizle beraber İstanbul'u sıfır atığın başkenti yapma konusunda ciddi bir kararlılığımız var. Ve bildiğiniz üzere ülkemiz birkaç ay sonra Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı'na, yani COP31'e ev sahipliği yapacak. Bizler de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız, COP31 Başkanımız Murat Kurum Bey'in liderliğinde bu sürece de hazırlanıyoruz. İnşallah COP31'de de Türkiye olarak Türkiye'de yapılan iyi uygulamaları dünyaya anlatacağız ve dünyanın değişimine, dönüşümüne katkıda bulunacağız. Bu zirve yalnızca iklim değişikliğinin konuşulduğu bir toplantı olmayacak; dünyanın gerçeklerinin konuşulduğu, kaynak verimliliğinin, döngüsel ekonominin, atık yönetiminin ve güncel insani meselelerin masaya yatırıldığı bir toplantı olarak biz bunu planlıyoruz. En büyük hedefimiz Sıfır Atık yaklaşımını yalnızca Türkiye'nin başarısı olmaktan çıkartıp küresel iklim eyleminin ayrılmaz bir parçası haline getirmek istiyoruz. Çünkü atıklarını yönetemeyen bir dünya karbonu da yönetemez. Ve unutmayalım; plastik yalnızca geri dönüştürülmesi gereken bir atık değildir, özellikle azaltılması gereken bir alışkanlıktır. En değerli geri dönüşüm, hiç oluşmamış atıktır" değerlendirmesinde bulundu.
"Çevre meselesi de sadece milli güvenlik değil, dünyanın en önemli sorunlarından bir tanesidir"
İstanbul Valisi Davut Gül ise Emine Erdoğan'ın koyduğu vizyonun dünyada ses getirdiğini ve dünyada karşılık bulduğunu söyleyerek, " Bazı konular var ki sıfır atık bunların başında geliyor. Karşısında kimsenin olmadığı, herkesin desteklediği, herkesin sahiplendiği ve olumlu gelişmelerde herkesin yararlandığı, olumsuzlukta da herkesin olumsuz anlamda etkilendiği konulardır. Çevre konusu bunların başında geliyor. Marmara Depremi ile ilgili her şey söylendi ki doğrudur. Bir milli güvenlik sorunudur. Sıfır atık meselesi, çevre meselesi de sadece milli güvenlik değil, dünyanın en önemli sorunlarından bir tanesidir. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin koyduğu vizyon Türkiye'den dünyaya yayıldı. Dolayısıyla da İstanbul'umuzun Türkiye'mizin, ülkemizin dünyaya açılan kapısıdır. En iyi örneklerin ortaya konulduğu, takip edilen, bu anlamda iyi örneklerin başka yerlerde de uygulandığı bir şehir. Sıfır Atık Vakfı'mızla birlikte bu çalışmaları olabildiğince en kılcal kanallara, damarlara kadar yaymak istiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Çevre Şehircilik Bakanlığımızın özellikle atık toplamayla ilgili Türkiye'nin diğer şehirlerinde olduğu gibi İstanbul'da da yaptığı çalışma çok ses getirdi, karşılık buldu ve milyonlarca ambalaj atığı toplandı. Hiç şüphesiz eksikleri vardır, yetmez. Ama bizim 60 üniversitemiz var, 3 bin civarında okulumuz var, 2 milyon 800 bin öğrencimiz var. Sıfır atık toplumda karşılık bulacaksa 170 bin öğretmenimizin rehberliğinde üniversitelerimizde, okullarımızda, 20 binin üzerinde sivil toplum kuruluşumuzda ve İstanbul'un köklü medeniyet kodlarında da karşılık bulacaktır" şeklinde konuştu.
Toplantının sonunda İstanbul Valisi Davut Gül ile Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş basın mensuplarıyla hatıra fotoğrafı çektirdi.
Kaynak:İHA