"Zayıflama iğnesini bırakanlarda ‘doyamıyorum’ şikâyeti artıyor"

"Zayıflama iğnesini bırakanlarda ‘doyamıyorum’ şikâyeti artıyor"
Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Gamze Ustabaş, zayıflama iğnesi bırakıldığında açlık ve karbonhidrat isteğinin yeniden güçlenebildiğini belirterek "İlaçla baskılanan açlık sinyalleri tedavi sonrasında yeniden devreye giriyor. Bu nedenle...

Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Gamze Ustabaş, zayıflama iğnesi bırakıldığında açlık ve karbonhidrat isteğinin yeniden güçlenebildiğini belirterek "İlaçla baskılanan açlık sinyalleri tedavi sonrasında yeniden devreye giriyor. Bu nedenle bazı kişiler daha sık acıkıyor, doymakta zorlanıyor ve porsiyon kontrolünü kaybedebiliyor" dedi.

Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Gamze Ustabaş, zayıflama iğnelerinin bırakılmasının ardından artan açlık hissi, karbonhidrat isteği ve porsiyon kontrolündeki güçlüğün yalnızca irade eksikliğiyle açıklanamayacağını belirtti.

Zayıflama iğnesi kullanan birçok kişinin tedavi sürecinde daha küçük porsiyonlarla doyabildiğini belirten Dyt Gamze Ustabaş, ilacın bırakılmasının ardından bazı kişilerde yemek düşüncelerinin, açlık hissinin ve özellikle karbonhidrat isteğinin yeniden artabildiğini söyledi.

Vücut kaybettiği enerjiyi geri kazanmak istiyor

İnsan beyninin enerji depolarını korumaya programlandığını ifade eden Dyt. Gamze Ustabaş, "Kilo kaybı kişi için önemli bir başarı olsa da beden bu durumu enerji kaybı olarak algılayabilir. Vücut, kaybettiği enerjiyi geri kazanmak amacıyla açlık hissini artıran biyolojik mekanizmaları harekete geçirir. Yemekler daha çekici görünmeye, porsiyonlar büyümeye ve karbonhidrat isteği belirginleşmeye başlayabilir" dedi.

Bu durumun çoğu zaman kişinin iradesinin zayıf olmasından kaynaklanmadığını vurgulayan Ustabaş, beynin oluşan enerji açığını kapatmaya çalıştığını belirtti.

Tokluk desteği ortadan kalkıyor

GLP-1 grubu ilaçların kullanıldığı dönemde açlık sinyallerinin baskılandığını aktaran Ustabaş, "Bu ilaçlar beyne daha erken tokluk mesajı gönderilmesini destekler, mide boşalmasını yavaşlatır ve kişinin daha az besinle doymasını sağlayabilir. Tedavi sonlandığında ise bu biyolojik destek ortadan kalkar. Doğal açlık mekanizmaları yeniden devreye girer ve kilo kaybeden kişilerde bu sinyaller daha güçlü hissedilebilir" ifadelerini kullandı.

Zayıflama iğnesini bırakan kişilerin ilk haftalarda yemek düşüncelerinin arttığını sıklıkla dile getirdiğini belirten Ustabaş, daha önce kolaylıkla reddedilebilen yiyeceklere karşı güçlü istek gelişebildiğini ve porsiyon kontrolünün zorlaşabildiğini söyledi.

İlaca bağımlılık anlamına gelmiyor

Tedavinin ardından açlık hissinin artmasının ilaca bağımlılık olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Ustabaş, "Burada ortaya çıkan durum, vücudun iştahı yeniden artırmaya çalışan savunma mekanizmalarıdır. İnsan bedeni kilo vermeyi her zaman kalıcı bir başarı olarak değil, enerji kaybı olarak değerlendirebilir" diye konuştu.

Duygusal yeme davranışı da geri dönebilir

Süreçte beynin ödül sisteminin de etkili olduğunu belirten Ustabaş, özellikle stres, mutsuzluk ve yorgunlukla baş etmek için yemeğe yönelen kişilerde karbonhidratların bir rahatlama aracı hâline gelebildiğini söyledi.

Ustabaş, "İlaç kullanılırken bu dürtüler baskılanabilir. İlaç bırakıldığında ise biyolojik açlıkla birlikte daha önce öğrenilmiş yeme davranışları da geri dönebilir. Bu nedenle yalnızca açlığı değil, kişinin yemekle kurduğu ilişkiyi de değerlendirmek gerekir" dedi.

İlacın bırakılacağı dönem planlanmalı

Obezite tedavisinin yalnızca zayıflama iğnesinden ibaret görülmemesi gerektiğini vurgulayan Ustabaş, tedavi süresince kalıcı beslenme alışkanlıklarının oluşturulmasının önemine dikkat çekti.

Yeterli protein ve lif tüketiminin sağlanması, kas kaybının önlenmesi ve duygusal yeme davranışlarının ele alınması gerektiğini belirten Ustabaş, sözlerini şöyle tamamladı:

"Asıl başarı, ilaç kullanırken kilo vermek değil, ilaç bırakıldıktan sonra da ulaşılan kiloyu koruyabilecek metabolik ve davranışsal zemini oluşturabilmektir. Bu nedenle ilacın bırakılacağı döneme özel bir geçiş planı hazırlanmalıdır. Obezite, kısa süreli çözümlerle değil; biyolojiyi dikkate alan, davranış değişikliğini destekleyen ve uzun vadeli planlanan tedavilerle yönetilebilen kronik bir hastalıktır."

Kaynak:İHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde karsmanset.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir