18 Mayıs Müzeler Günü!

Kars Müze Müdürü Necmettin Alp 18 Mayıs Müzeler Günü nedeniyle bir açıklama yaptı.

Müdür Alp yaptığı açıklama da şu bilgilere yer verdi: 

Dünya kültür mirasının korunması ve Müzeciliğin tanıtılması amacıyla ICOM tarafından tüm dünyada her yıl 18 Mayıs günü “Müzeler Günü” olarak kutlanmaktadır. Ülkemizde ise bu anlamlı gün 1982 yılından itibaren Müzeler Haftası olarak kutlanmış, 2011yılından itibaren tüm dünya ülkeleri ile aynı zamanda Müzeler Günü olarak kutlanmaya başlamıştır.

Bu günün kutlanmasındaki amaç kültürel ve doğal değerler bakımından çok az ülkenin sahip olduğu bir zenginlik ve çeşitliliğe sahip olan ülkemizin bu değerlerini ortaya çıkararak tanıtmaktır. Memleketimizin doğal ve kültürel varlıklarının tanıtılması, milli değerlerimiz olan taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarımızın korunması, onarılması ve saklanması ile gelecek kuşaklara aktarılması için yapılan ve yapılması gereken çalışmaları anlatmak, müzelerimizi tanıtarak, halkımızın kültür, tarih ve sanat bilincini geliştirerek bu değerlere sahip çıkılmasını sağlamaktır. Aynı zamanda sahip olduğumuz zengin kültürel değerlerin turizm amaçlı olarak tanıtılıp ülkemiz ekonomisine katkı sağlaması hedeflenmektedir.

Kültür ve Turizm Bakanlığımıza bağlı Müzeler, bu hafta içerisinde müze-okul ilişkilerine yoğunluk vererek öğretmenleri ve öğrencileri müzelere davet ederek okullardaki öğrencilere kültür varlıklarımızı sevme ve koruma bilincini aşılamak amacıyla seminerler düzenlerler.

Bu kapsamda Kars Müzesi de Müzeler Günü nedeniyle ilimizdeki öğrenciler başta olmak üzere tüm halkımızın Kars Müzesi ve Anı Ören yerini ücretsiz olarak gezebilmelerini sağlar. Bütün bu etkinlikler hem öğrencilerimizin hem de vatandaşlarımızın müzelerimize ve Ören yerlerimize daha fazla ilgi göstermeleri için yapılan çalışmalardır. Sadece Müzeler Günü nedeniyle değil diğer zamanlarda da müzelerimize ve kültür varlıklarımıza karşı duyarlılığı sağlayabilmek müzelerce yapılabilecek faaliyetlerin asıl amacını teşkil eder.

ARKEOLOJİ NEDİR?

Clive Gamble’nin Arkeolojinin Temelleri adlı kitabında “Arkeoloji heyecan vericidir. Bu heyecanın kaynağı, asla gidemeyeceğiniz yerlere ve geçmişe gidebilmenizi sağlayan, nereden geldiğimizi bilerek kim olduğumuzu daha iyi anlayabilmemiz için olağan deneyimlerimize dayanarak zamanı ve nesneleri farklı biçimlerde ele almamıza yardımcı olan arkeolojik hayal gücümüzdür.

Arkeoloji, hatırlamamızın yollarından biridir. Bunu yalnızca bozulmaya ve parçalanıp yok olmaya terk ettiğimiz anıları bularak değil, aynı zamanda geçmişi inşa etmek amacıyla arkeolojik keşiflerden faydalanarak yaparız. Yani arkeoloji, ölçek ve karmaşıklık bakımından yerel, ulusal ve hatta evrensel bir hafızanın oluşumunda yer alan sosyal bir faaliyettir ve konuyu tanımlamamı sağlayan şey de bu faaliyetin ta kendisidir.” demektedir.

Ülkemizde Arkeoloji bilimini Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde başta arkeoloji müzeleri olmak üzere üniversitelerimize bağlı arkeoloji ve sanat tarihi bölümleri ile kültürel mirasımızın korunmasına yönelik çalışma yapan ilgili kurum, kuruluş ve sivil toplum kuruluşları temsil etmektedir.

KÜLTÜR VARLIKLARIMIZIN TANIMI

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında bulunan kültür varlıkları, taşınır kültür varlığı ve taşınmaz kültür varlığı olarak değerlendirilmektedir. Taşınır kültür varlıkları pişmiş toprak vazolar, madeni ok uçları, mızrak uçları, bilezikler, sikkeler, heykeller, figürünler v.b. eserlerden oluşmaktadır. Taşınmaz kültür varlıkları ise kale, han, köprü, höyük, dinsel, askeri ve sivil mimarlık örneklerinden oluşmaktadır. Bu tür taşınmaz kültür varlıklarının grup halinde bulunduğu yerler ise sit alanları olarak değerlendirilmektedir.

SİT ALANI

Tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari v.b. özellikleri yansıtan kent ve kent kalıntıları, önemli tarih olayların meydana geldiği yerler ve tespiti yapılmış korunması gerekli alanlardır. Sit alanları 4 gruba ayrılmaktadır.

1- ARKEOLOJİK SİT ALANLARI: Antik bir yerleşmenin veya eski bir medeniyetinin kalıntılarının bulunduğu yer veya su altında bulunan bilinen veya çıkarılan korunması gerekli alanlardır.

2- TARİHİ SİT ALANLARI: Tarihi olayların cereyan ettiği korunması gerekli yerledir. Bu tür sit alanları milli tarihimizde önemli tarihi olayların geçtiği yerler olarak tespit edilen ve çevresel değerleri de göz önünde bulundurularak tescil edilen yerlerdir.

3- KENTSEL SİT ALANLARI: Mimari, mahalli, tarihsel, estetik ve sanat özelliği bulunan ve bu arada bulunmaları sebebiyle teker teker taşıdıkları kıymetten daha fazla kıymeti olan, kültürel ve doğal çevre elemanlarının ( yapılar, bahçeler, bitki örtüleri, yerleşim dokuları, duvarlar ) birlikte bulunduğu alanlardır.

4- DOĞAL SİT ALANLARI: İlginç özellik ve güzelliklere sahip olan ve ender bulunan korunması gereken alanlar ve taşınmaz tabiat varlıklarıdır.

KARS MÜZE MÜDÜRLÜĞÜ SORUMLULUĞUNDA BULUNAN SİT ALANLARI

ANI ÖRENYERİ

Merkez Ocaklı köyü sınırları içerisinde, Türkiye- Ermenistan sınırında bulunan Anı Örenyeri, içerisinde barındırdığı tarihi ve kültürel eserlerden dolayı, surlar ve surların içerisinde bulunan iç kale, Ebul Menuçehr camii, Büyük Katedral, Selçuklu kervansayı, Resimli Kilise ( Tigran Honenets ) gibi taşınmazlar Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 22.10.1988 tarih ve 115 sayılı kararı ile arkeolojik sit alanları olarak tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

Kars il merkezine 42 km. uzaklıkta bulunan Türkiye- Ermenistan sınırında, sınırı ayıran Arpaçay nehrinin batısındaki Türkiye topraklarında yer alan Anı Örenyeri, Dünya’da eşine az rastlanabilecek taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarını içerisinde barındırmaktadır. İnsanlık tarihinden günümüze kadar, bir çok medeniyete beşiklik etmiş olan Anı Örenyerinde, bu medeniyetlere ait camiler, kiliseler, saraylar ve hamam gibi yapılar bugün ayakta bulunmaktadır. İpek yolu üzerinde önemli bir ticaret kenti olan örenyeri Ortaçağda yaklaşık 20 bin nüfuslu büyük bir yerleşim merkeziydi. Bizim tarihimizde de önemli bir yer tutan Anadolu’yu yurt edinmede Selçuklular tarafından açılan ilk kapı, Anı Örenyeri olmuş, M.S.1064 tarihinden sonra Selçuklu Türkleri tarafından Anadolu’daki “İlk Türk camisi Ebul Menuçehr Camii” M.S.1072 tarihinde Anı şehrinde inşa edilmiştir.

Anı Ören yerinde 1892-1916 tarihleri arasında Gürcü asıllı arkeolog Nikolay Marr tarafından ilk arkeolojik kazılar yapılmıştır. Cumhuriyet döneminde ise Ören yerinde yapılan ilk Arkeolojik kazılar, 1965-1966 yıllarında Prof. Dr. Kemal BALKAN tarafından başlatılmıştır. 1989 yılından itibaren Anı Ören yerinde Hacettepe Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Beyhan KARAMAĞARALI başkanlığında bir heyet tarafından bilimsel kazılar 2005 yılına kadar sürmüş, 2006-2009 yıllarında ise Mimar Sinan Üniversitesinden Prof. Dr. Yaşar ÇORUHLU başkanlığında bir ekip tarafından kazılar sürdürülmüştür. 2010-2014 tarihleri arasında Kars Müzesi Başkanlığında kazı ve temizlik çalışmalarına devam edilmiştir. 2014 yılından itibaren Pamukkale Üniversitesinden Prof. Dr. Fahriye Bayram’ın başkanlığında kazılar her yıl yaz sezonunda sürdürülmektedir. Arkeolojik kazılardan çıkan taşınır kültür varlığı niteliğindeki eserler Kars Müzesinde sergilenmektedir.

Anı örenyerinde bulunan dış cephe surları, Selçuklu Sarayı, Resimli Kilise, Polatoğlu Kilisesi, Keçel Kilise ile Ebul Manuçehr Camisinde Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü denetimindeki restorasyon çalışmaları sürdürülmektedir. Ayrıca Ani Ören Yeri Çevre Düzenleme Projesi Kars Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 2013 yılında onaylanmış olup, proje doğrultusunda Bakanlığımız denetiminde gerekli düzenleme çalışmalarına başlanmıştır.

KARS KALESİ: 1153 yılında Selçuklu Devletine bağlı Saltuklu Sultanı Melik İzzeddin tarafından yaptırılan kale, 1579 yılında Osmanlı padişahı III.Murad döneminde Lala Mustafa Paşanın emri ile onarılmış, daha sonraki dönemlerde de çeşitli onarımlar görmüştür. Tarihte birçok önemli olaya şahitlik etmiş olan ve şehrimizin sembolü haline gelen Kars Kalesi, Anıtlar Yüksek Kurulunun 28.03.1985 tarih ve A-819 sayılı kararı ile tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

KALEİÇİ MAHALLESİ: Kars kalesinin hemen eteğinde kurulan ve şehir merkezinin en eski yerleşim bölgesi olan bugünkü Kaleiçi mahallesi 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Özellikle Osmanlı dönemi yapılarının çokluğu ile dikkati çekmektedir. Sit alanı içerisinde Evliya Camii, Hasan Harakani Türbesi, Beylerbeyi sarayı, Taş Köprü, hamamlar, Namık Kemal Evi, Havariler Kilisesi, Ulu Camii ve Osmanlı evleri bu yapılardan bazılarıdır.

KARS KENTSEL SİT ALANI: İlimiz Merkez Yusufpaşa Mahallesi, Ortakapı Mahallesi ve Cumhuriyet Mahallesinde bulunan Baltık Mimari tarzında yapılmış tescilli taşınmaz kültür varlıklarının bulunduğu alandır. Bu alan içerisinde 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra Kars’ın Rus işgalinde kaldığı süre içerisinde yapılan önemli taşınmaz kültür varlıkları tescil edilerek koruma altına alınmıştır. Toplam 248 adet taşınmaz kültür varlığından oluşan bu tescilli yapılardan bazıları: Defterdarlık Binası, Vali Konağı, Sağlık Müdürlüğü Binası, Gazi Ahmet Muhtar Paşa Konağı, Eski Hekimevi Binası, Azerbaycan Başkonsolosluğu Binası, Ticaret ve Sanayi Odası Binası, Belediye Başkanlığı Hizmet Binası olup, bu yapılar kentsel sit alanının mimari dokusunu oluşturmaktadır.

BORLUK VADİSİ KAYA RESİMLERİ: Kars İli, Merkez Azat Köyü ile Ataköy (Mağaracık) arasında yer alan 6 km’lik vadi içerisinde bulunan kaya resimleri Kalkolitik Dönemde (M.Ö. 5000-3000 yılları) bazalt kayalar üzerine çizgi tekniğinde yapılmışlardır. Geyik, dağ keçisi gibi av hayvanlarının resmedildiği kaya resimleri 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak koruma altına alınmıştır.

KAĞIZMAN CAMUŞLU KAYA RESİMLERİ: Kağızman İlçesine bağlı Camuşlu Köyünün 4 km güney doğusunda bulunan Aladağ eteklerindeki kaya resimleri Üst Paleolitik Dönemde (M.Ö.13000 yılları) yapılmış, bölgemizin ve ilimizin en eski yerleşim yeridir. Büyük bir bazalt kaya üzerine 97 adet dağ keçisi, bukten, geyik resimleri ve bu av hayvanlarını avlayan insan figürlerinin oyma tekniğinde kaya üzerine işlenerek kök boya ile boyanması sonucu yapılmış kaya resimleridir. Kaya resimlerinin bulunduğu alan 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak koruma altına alınmıştır.

SELİM HASBEY ÖRENYERİ: Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının geçtiği güzergâh üzerinde bulunan Selim ilçesi, Hasbey köyü sınırları içerisinde yer alan ören yerinde 2003 yılında yapılan Arkeolojik kazılar sonucu Geç Demir Çağı ( M.Ö.1.Bin) dönemine ait taşınır ve taşınmaz kültür varlıkları ortaya çıkarılmış, kazıların tamamlanmasından sonra bu alan Arkeolojik sit alanı olarak ilan edilmiştir.

KARS TABYALARI TARİHİ SİT ALANI: 16. Yüzyılın sonunda Kars şehrini İran, Gürcü ve Rus saldırılarına karşı korumak amacıyla yapılmaya başlanan tabyalar 19. Yüzyıl sonuna kadar 46 adet olmak üzere Osmanlı İmparatorluğu tarafından yaptırılmış askeri maksatlı savunma alanlarıdır. İlimizde toplam 46 adet tabya olup, bu tabyaların ilki 1579 tarihinde yaptırılan Temur Paşa tabyasıdır. Kars’taki büyük tabyalar 1855 Osmanlı-Rus savaşından önce yaptırılan Arap Tabya, Karadağ Tabya ve Gemli Tabya’dır. Diğer tabyaların 17 adedi Kars Tugay Komutanlığı denetiminde bulunmakta olup, tabyaların önemli bir kısmı da yıkılarak toprak altında kalmıştır.

SARIKAMIŞ TARİHİ SİT ALANI: I.Dünya Savaşının başlamasından sonra Osmanlı İmparatorluğunun Ruslara karşı başlattığı savaş sonrasında 22 Aralık 1914 tarihinde başlayıp, 7 Ocak 1915 tarihinde sona eren Sarıkamış Harekâtı sırasında Allahu Ekber Dağlarında 90 bin askerin şehit düştüğü alandır. Sarıkamış ilçe merkezinin kuzeybatısında yer alan Çıplak Dağ, Balıklı Dağ ve Allahu Ekber Dağlarında şehit düşen askerler anısına yaptırılan 12 adet şehitlik ve bu şehitliklerin bulunduğu alanın tamamı tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

RESTORASYON ÇALIŞMALARI

İlimizde bulunan örenyerleri, kaleler, köprüler, höyükler, kaya resimlerinin bulunduğu alanlar, camiler, kiliseler, sivil ve askeri mimari örnekleri toplam 686 adet olup, bu taşınmazlar tescil edilerek koruma altına alınmıştır. Koruma altına alınan bu taşınmazlardan özel mülkiyette bulunan tescilli yapılara Kültür ve Turizm Bakanlığımız tarafından röleve restitüsyon ve restorasyonlarının yapılması için kredi desteği sağlanmaktadır. İl merkezindeki Belediye Hizmet Binası ve Cuma Hamamı Kars Belediyesi tarafından restore edilmiş, Eski Hekimevi Binası ise özel teşebbüs tarafından restore edilerek turizm amaçlı otel olarak hizmete açılmıştır. Bunun yanı sıra Beylerbeyi Sarayı ile Muradiye Hamamının restorasyon projeleri Kars İl Özel İdaresince yaptırılmış olup her iki taşınmazın onarımına başlanacaktır. İlimizde Bakanlığımız denetimindeki en geniş kapsamlı restorasyon çalışmaları Anı Ören Yerinde devam etmektedir. Ören Yerindeki Cami, Kilise, Saray ve dış kale surlarının restorasyonlarına ilişkin çalışmalar arkeolojik kazı çalışmaları ile paralel olarak sürdürülmektedir. Ülkemizdeki en çok tabyanın bulunduğu il olan Kars şehrindeki 46 tabyadan birisi olan Kanlı Tabyanın Kars Harp Tarihi Müzesi olarak düzenlenerek açılması için tabya binasındaki restorasyon ve çevre düzenleme çalışmaları son aşamaya gelmiştir. Bu çalışmalar tamamlandığında Kars Şehrimiz yakın tarihinde meydana gelen savaşların yansıması olan etnoğrafik nitelikli eserlerin sergilendiği ikinci bir müzeye kavuşmuş olacaktır.

KARS MÜZESİ

1959 yılında Müze Memurluğu olarak kurulan, 1969 yılında Kars Arkeoloji Müzesine dönüştürülen ve Kars Kalesinin eteğinde yer alan Kümbet ( 12 Havariler Kilisesinde) camiinde eserlerini sergileyen müzemiz, 1981 yılında İstasyon mahallesinde yeni yapılan modern binasına taşınmış, bu tarihten günümüze kadar aynı binada çalışmalarına devam etmektedir. 2006 yılında başlayan teşhir-tanzim-onarım çalışmalarıyla Müzemiz 2008 yılında ziyarete açılmıştır. Kars müzesi Arkeolojik ve Etnografik eserlerin sergilendiği 2 bölümden oluşmaktadır. Müzemizin birinci katında yer alan Arkeolojik eser sergi salonunda kronolojik sırayla Paleolitik ( Yontma Taş Çağı), Kalkolitik Çağ, Eski Tunç Çağı, Urartu, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait eserler sergilenmektedir. İkinci katta bulunan Etnografik eser sergi salonunda ise, 18.yüzyıldan günümüze ulaşabilen yöremizin kültürünü yansıtan eserler sergilenmektedir.

Müzemiz Müdürlüğünün bahçesinde de çeşitli dönemlere ait taş eserler sergilenmektedir. Bu taş eserler, Selçuklu ve Osmanlılara ait kitabeler, Akkoyunlu ve Karakoyunlulara ait at, koç-koyun şeklinde yapılmış mezar taşlarından oluşmaktadır. Ayrıca yine müzemizin bahçesinde bulunan ve Kazım Karabekir Paşa’ya Rus Kızılordusu tarafından 13 Ekim 1921 Kars Anlaşması anısına hediye edilen “Beyaz Vagon ”da gezilip görülmesi gereken eserlerdendir.

Kars Müzesi; Ardahan, Ağrı ve Iğdır illerinde müze olmadığı için bu illerimizdeki 2863 sayılı yasa kapsamında bulunan taşınır ya da taşınmaz kültür varlıklarının korunması ve tescili için gerekli çalışmalar yaptığından bir “Bölge Müzesi” konumundadır.

ÇOCUK MÜZE ODASI

Kars Müzesi bünyesinde 17 Ocak 2011 tarihinde açılan Çocuk Müze Odasında ilimiz genelindeki ilk ve ortaokul öğrencilerinin sınıf öğretmenleri gözetiminde müzemize gelerek çocuk müze atölyesinde çalışma yapmaktadırlar.

Öğrencilerin bazı derslerinin müzeyi gezerek bilgi ve görgülerini arttırmalarını, çocuk müze atölyelerinde yaptıkları resim vb. çalışmalarla ise yeteneklerini geliştirmektedirler.

Kars Müzesi, çocuk müze odasında öğrencilerimizin atölye çalışmaları müze uzmanlarımız gözetiminde aralıksız devam etmektedir.

Müzeler Günü münasebetiyle 18-24 Mayıs haftası içerisinde Kars Müzesi ve Ani Ören Yerini tüm öğrencilerimiz ile halkımız ücretsiz olarak gezebilirler.

Kars Haber Haberleri