Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Güney Kore merkezli JTCB kanalına verdiği röportajda, "İsrail şu anda, ABD ve İran arasında şu anki haliyle yapılacak herhangi bir anlaşmanın kendi çıkarlarına uygun olmadığını düşünüyor. Bu yüzden müzakereleri rayından çıkarmak veya sabote etmek için ellerinden geleni yapıyorlar" dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Güney Kore merkezli JTCB kanalına röportaj verdi. Bakan Fidan, sunucu Sunhwa Lee'nin sorularını yanıtladı. Güney Kore ile Türkiye arasındaki iş birliği savunma iş birliklerine ilişkin soruyu cevaplayan Fidan, "Bildiğiniz gibi, Kore Savaşı'ndan bu yana Türkiye ve Kore müttefiklerdir ve resmi olarak 2012 yılında iş birliğimizi stratejik düzeye yükselttik. Dolayısıyla kurumsal olarak stratejik bir iş birliği mekanizmamız var. Her geçen yıl, her iki tarafta başa gelen yönetimler, bence her alanda iş birliğini ilerletmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da son 24 yıldır her düzeydeki iş birliğine büyük önem veriyor. Her iki taraf da üst düzey ziyaretler gerçekleştiriyor. Geçen yıl Cumhurbaşkanı Lee Türkiye'yi ziyaret etti. Bence bu, halihazırda var olan iyi ilişkilerimizi daha da ilerletmek için bir dönüm noktası oldu. Her iki tarafın liderleri bir araya gelerek, iş birliğinin düzeyini ve günümüz dünyasının gerekliliklerini gözden geçiriyorlar. Böylece, hangi alanlarda ve nasıl ilişkiler kurmamız gerektiği konusunda güncelleme yapıyorlar. Ticaret, savunma sanayii ve teknoloji alanlarında iş birliğimizin doğru yolda olduğunu düşünüyorum ve küresel zorluklar konusunda da giderek daha fazla fikir ve düşünce alışverişinde bulunuyoruz" dedi.
"Her iki taraf da Sinop Nükleer Santrali konusunda muhtemel bir iş birliğini görüşmeye başladı"
Sinop nükleer projesi ile ilgili görüşmelere değinen Fidan, "Her iki taraf da şu anda Sinop Nükleer Santrali konusunda muhtemel bir iş birliğini görüşmeye başladı. Aslında, 2008-9 yıllarında Kore Elektrik Enerjisi Şirketi (KEPCO) ile ileri düzeyde bir iş birliği yapmak istiyorduk. O dönemde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte çalışırken bu proje üzerinde görevliydim. Dolayısıyla ilk tercihimiz KEPCO'ydu, ancak daha sonra bu proje bir sonuca varamadı. Umarız bu sefer ortak projemizi gerçekleştirebiliriz, çünkü Kore teknolojisinin Türkiye'deki nükleer santral inşaatlarında önemli bir rol oynamasını gerçekten çok istiyoruz" diye konuştu.
ABD Başkanı Donald Trump'ın geçtiğimiz günlerde İran ile bir mutabakat zaptının bir hafta içinde imzalanabileceğini belirtmesinin ardından zaman çizelgesine ilişkin değerlendirmesi sorulan Bakan Fidan, "Ben iyimserim, çünkü her iki tarafla, arabulucu Pakistan ve bölgedeki diğer bazı ilgili taraflarla düzenli istişareler içindeyim. Onların bir mutabakata, bir anlaşmaya varmalarına yardımcı olmak için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Bununla birlikte, bazı teknik ayrıntılar olduğunu da biliyorsunuz. Nihai teyit konusunda ise, her iki tarafın da ilk taslağın son hali üzerinde genel bir mutabakata vardığını düşünüyorum. Umarım çok yakında iyi haberler alabiliriz" ifadelerini kullandı.
"Hürmüz Boğazı birkaç ay daha kapalı kalırsa Afrika'daki bazı ülkeler gıda kıtlığıyla karşı karşıya kalacak"
"Hürmüz Boğazı'nın ticari gemilere tamamen yeniden açılma ihtimali nedir?" sorusuna Dışişleri Bakanı Fidan, "Biliyorsunuz, geleneksel olarak ABD ile İran arasındaki görüşmeler her zaman nükleer meseleler etrafında dönmüştür. Mevcut durum nedeniyle, ilk kez başka bir konu daha acil hale gelmiş ve nükleer meselelerden daha önemli bir konuma yükselmiştir: Hürmüz Boğazı'nın durumu. Hürmüz Boğazı birkaç ay daha kapalı kalırsa, bazı raporlara göre Afrika'daki bazı ülkeler gerçekten gıda kıtlığıyla karşı karşıya kalacak. Sonuç olarak, bu herkes için küresel bir kabustur. Bu nedenle her iki taraf da Hürmüz Boğazı'nın açılmasına odaklanıp ardından nükleer müzakerelere geçmeye çok istekli" şeklinde konuştu.
"Bizden mayın temizleme sürecine katkıda bulunmamız istenirse bunu memnuniyetle yaparız"
Türkiye'nin Hürmüz Boğazı'ndaki mayın temizleme operasyonlarına katılma ihtimali sorulan Hakan Fidan, "Aslında Cumhurbaşkanımızın bu konuda ilkesel bir tutumu var, ancak bazen örneğin Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi arabuluculuk yapmaya çalıştığımızda kendimizi benzer bir durumda buluyoruz, burada da durum aynı. Savaşan taraflar bir çözüm üzerinde anlaştığında, o çözümün bir parçası olabileceğimizi düşündüğümüz veya o çözümü kolaylaştırmamız istendiğinde, yardım etmeye hazırız. Dolayısıyla, eğer taraflar arasında bir anlaşma sağlanırsa veya bizden mayın temizleme sürecine katkıda bulunmamız istenirse bunu memnuniyetle yaparız.
"Burada savaşın başlatıcısı olan üçüncü bir taraf var: İsrail"
"Savaş sonrası bölgeye ilişkin Türkiye'nin vizyonu nedir?" sorusuna Fidan, "Ne kadar zor olursa olsun, çatışmanın sona ermesi konusunda iyimserim. Çünkü dediğim gibi, her iki taraf da farklı zorluklarla karşı karşıya, ancak aynı sonucu istiyorlar. Bildiğiniz gibi, hem Amerikalılar hem de İranlılar savaşın sona ermesini istiyor. Ancak burada savaşın başlatıcısı olan üçüncü bir taraf var: İsrail. İsrail şu anda, ABD ve İran arasında şu anki haliyle yapılacak herhangi bir anlaşmanın kendi çıkarlarına uygun olmadığını düşünüyor. Bu yüzden müzakereleri rayından çıkarmak veya sabote etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bence uluslararası toplum, barış müzakereleri söz konusu olduğunda İsrail'e baskı uygulayarak onu uslu durmaya zorlamalı" dedi.
"İsrail uluslararası kurallardan muaf tutulmamalıdır"
"Gazze Barış Kurulu'nun çekirdek üyelerinden biri olarak, İsrail'i müzakere masasına oturtmak için en etkili diplomatik kozun ne olduğunu düşünüyorsunuz?" sorusuna Bakan Fidan, "Bence en önemli diplomatik koz, geçen yıl Genel Kurul'da Filistin Devleti'nin tam üyeliği konusunda yapılan oylamada görüldüğü gibi, tüm uluslararası toplumun tutumudur. 157 ülke Filistin Devleti lehinde oy kullandı. Bu bize bir şey söylüyor. Ve biliyoruz ki tüm uluslararası toplum, Gazze ve Filistin'deki soykırıma şiddetle karşıdır. Dolayısıyla bence bu duruş, bu tutum, İsrail'e baskı yapmak için bir koz olarak kullanılmalıdır, çünkü İsrail uluslararası kurallardan, normlardan, düzenlemelerden ve etik kurallardan muaf tutulmamalıdır. Dolayısıyla, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, diğer bazı bölgesel ve uluslararası kuruluşlar ve topluluklar ile ulus devletler bir araya gelip İsrail'e aynı şeyi söyleyebilirse, eğer İsrail buna karşı önlem almazsa eyleme geçerlerse, bence yüzde yüz başarı şansımız olacaktır" diye konuştu.
"İsrail'in işgal politikası, tüm dünyayı etkileyen büyük riskler doğurmaktadır"
"İsrail'in bu savaşı uzatmaktaki nihai hedefi nedir?" sorusu sorulan Fidan, "İsrail'in bölgedeki tutumu ve bunun sonucunda ortaya çıkan yayılmacılık ve işgal politikası ile halkları yerinden eden savaşlara neden olması, sadece bölge için değil, İran'a yönelik saldırıda da görüldüğü gibi, tüm dünyayı etkileyen büyük riskler doğurmaktadır. Dolayısıyla enerji güvenliğinden kitlesel göçe, terörle mücadele meselelerine kadar her türlü sorun, İsrail'in bölgedeki dış politikasının bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu teşhis neredeyse herkes tarafından paylaşılmaktadır. Dolayısıyla, bölgesel ve uluslararası toplumun, İsrail'in bölgedeki yayılmacı politikalarını gerçekten durdurmak için gerekli önlemleri alması gerektiğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
"Kim soykırım yaparsa yapsın, onu suçlamalı ve utandırmalıyız"
"İsrail'e karşı ne tür önlemler alınmalı?" sorusuna Fidan, "İsrail, geçmişte Holokost'a maruz kalmış olmanın bir dokunulmazlık sağladığını düşünüyor. Kendilerini istisnai bir konumda görüyorlar. Bence bu bir yanılsamadır. Kim soykırım yaparsa yapsın, onu suçlamalı, adını ortaya çıkarmalı ve utandırmalıyız. Eğer dünyanın geri kalanından izole edilirlerse, bence kendileri de şu soruyu soracaklardır: "Neden izole ediliyoruz?". Ve normal davranmaya başlayacaklardır. İnsanları, masum insanları, kadınları ve çocukları öldürmeyi bırakın, Gazze halkının gıda, ilaç ve barınağa erişmesine izin verin, diğer ülkeleri işgal etmeyi bırakın ve ardından bölgesel ülkelerle güvenlik konularında bile iş birliği yapmaya başlayın. Kendi güvenlik sorunlarınız varsa, bölgenin geri kalanıyla iş birliği yapmaya başlayın. İyi niyet, iyi inanç ve bölgeyle iş birliğine dayalı kendi gerçek ilişkilerinizi kurmaya başlayın. Bu bölgemizde büyük ve acil bir sorundur" şeklinde konuştu.
"Trump ilk döneminde tüm zirvelere katıldı, bu yıl Ankara'daki Zirveye de katılacaktır"
"Önümüzdeki ay Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'ne Trump'ın katılımını bekliyor musunuz" sorusuna Bakan Fidan, "Bildiğiniz gibi, ABD Başkanlarının neredeyse her seferinde NATO Zirvelerine katıldığını görüyoruz. Başkan Trump da ilk döneminde tüm zirvelere katıldı, ikinci döneminde de zirvelere katıldığını gördüm. Örneğin, geçen yıl Hollanda'da da katıldı; sanırım bu yıl Ankara'daki Zirveye de katılacaktır" dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Dünya beşten daha büyüktür ilkenizden hareketle, küresel güvenlik mimarisinin büyük güç merkezli bir sistemden nasıl uzaklaşacağını öngörüyorsunuz" sorusuna, "Biliyorsunuz, bence miras aldığımız mevcut sistem, İkinci Dünya Savaşı'nın hemen sonrasında ortaya çıktı. O dönemde Birleşmiş Milletler'e üye 55 ulus devlet vardı. Şu anda Birleşmiş Milletler'e üye 200'e yakın ulus devlet var. Dolayısıyla bence güç parametreleri, güç dengesi, teknoloji, yaşam tarzı, refah, sermaye, dünyada her şey değişti. Dolayısıyla miras aldığımız sistem, insan olarak, ulus devletler olarak sorunlarımızı düzgün bir şekilde ele almamıza izin vermiyor. Bunu Gazze'deki Filistinlilere yönelik soykırım sırasında gördük. Bu nedenle, daha iyi işleyen bir uluslararası sistem oluşturmak için mevcut sistemi gözden geçirmenin zamanı geldiğini düşünüyorum" diye konuştu.
Hiçbir ulus devletin uluslararası normlara, düzenlemelere ve insanlığın geleceğine olan inancını yitirmesine izin verilmemesine vurgu yapan Fidan, "Aslında iş birliği yapma becerimizin eksikliği ya da kendi çıkarlarımızı karşılamak için daha açgözlü olmamız nedeniyle diğer ulus devletleri, dünya nüfusunu ve insanları hayal kırıklığına uğratırsak, insanlığın geleceğine olan inançlarını yitirirler. Bunun insanlığa karşı büyük bir ihanet olacağını düşünüyorum. İşte bu yüzden acilen samimi bir şekilde bir araya gelip bu sorunu çözmek için bir yol bulmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Fidan röportajın sonunda Seul'de keyifli zaman geçirdiğini belirterek, "Bana büyük bir misafirperverlik gösterildi. Her seviyedeki Kore yetkilileriyle görüşmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz. Her zaman. Umarım buraya tekrar gelme fırsatım olur" şeklinde konuştu.