Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Kadınların potansiyelini görünür kılan her politika, toplumun tamamı için değer üretir. Kadın girişimciliğini destekleyen her mekanizma, ekonomiye canlılık kazandırır. Kadınların dijital becerilerini artıran her yatırım, ülkeleri yeni ekonominin ön sıralarına taşır. Bu nedenle kadınların güçlenmesi, kalkınmanın merkezinde duran stratejik bir meseledir" dedi.
Şişli'deki bir otelde gerçekleştirilen "Küresel Kadın Zirvesi"nin açılış programına Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 45 farklı ülkeden bakan ve hükümet yetkilisi ve çok sayıda davetli katıldı. Uluslararası iş ağlarının geliştirilmesi, kariyer ve işletme büyümesine yönelik iyi uygulamaların paylaşılması, kadınların küresel ekonomik ilerlemesini destekleyecek yenilikçi çözümlerin ele alındığı oturumlar yapıldı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, yaptığı konuşmada, "Bugün farklı ülkelerden gelen politika yapıcılar, ekonomistler, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, akademisyenlerle bir aradayız. Bu zirve, kadınların ekonomik, sosyal ve dijital alandaki güçlenmesini somut bir iş birliği zeminine, geleceğe dönük müşterek bir iradeye dönüştürmek için önemli bir fırsattır. 2011 yılında yine Türkiye'de düzenlenen Zirve, uluslararası dayanışmanın ve ortak sorumluluk bilincinin güçlü bir örneği oldu. Bugün bu önemli buluşmaya, yeniden ev sahipliği yapmanın heyecanını yaşıyoruz. Hiç şüphesiz, kuracağımız diyaloglar, geleceğin küresel ekonomisini ve sürdürülebilir kalkınma anlayışını şekillendirecek bir vizyon sunacak. Bu kıymetli zirvenin kadınların güçlenmesine yönelik irademizi daha da güçlendirmesini temenni ediyorum" şeklinde konuştu.
"Dünya Ekonomik Forumu'na göre, 2030 yılına kadar küresel ölçekte 170 milyon yeni iş ortaya çıkacak"
Gelecekteki yeni iş alanlarına ilişkin konuşan Bakan Göktaş, "Günümüzde dünya, çok katmanlı bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Küresel ekonomi yeniden yapılanıyor. Üretim biçimleri değişiyor. Dijitalleşme iş gücü piyasalarını dönüştürüyor. Yapay zeka, veri ekonomisi, yeşil dönüşüm ve yeni teknolojiler ülkelerin kalkınma stratejilerini baştan aşağı yeniden tanımlıyor. Dünya Ekonomik Forumu'na göre, 2030 yılına kadar küresel ölçekte 170 milyon yeni iş ortaya çıkacak. Buna karşılık 92 milyon mevcut işin, teknolojik ve ekonomik dönüşümler nedeniyle değişmesi veya ortadan kalkması bekleniyor. Bu tablo, yapay zekâ ve dijitalleşmenin iş gücü piyasalarını nasıl yeniden şekillendirdiğini açık biçimde gösteriyor. Diğer yandan, yeşil dönüşüm de kalkınma stratejilerinin merkezine yerleşmiş durumda. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, 2024 yılında küresel enerji yatırımları ilk kez 3 trilyon doları aşarken, bunun 2 trilyon doları temiz enerji teknolojilerine ve altyapısına yöneldi. Bu tablo, ülkeler için yeni bir gerçeği ortaya koyuyor. Değişimi doğru okuyan, yöneten ve üretime dönüştüren toplumlar geleceğin ekonomisinde güçlü bir yer edinecek. Bu sürecin dışında kalanlar ise rekabet gücünü kaybedecek. Fakat burada daha açık bir hakikat var. Kadınları bu büyük dönüşümün dışında bırakan toplumlar, kendi üretim gücünün, yenilik kapasitesinin ve gelecek iddiasının yarısından vazgeçmiş olur. Bu nedenle, kadınların üretime, istihdama, finansmana, teknolojiye ve karar alma mekanizmalarına tam ve etkin katılımının sağlanması, küresel kalkınma hedeflerine ulaşmanın en stratejik unsurlarından biridir. Çünkü kadınların bilgiyle, beceriyle, sermayeyle ve karar mekanizmalarıyla daha güçlü bağ kurduğu her toplumda sosyal refah güçlenir. Kadınların potansiyelini görünür kılan her politika, toplumun tamamı için değer üretir. Kadın girişimciliğini destekleyen her mekanizma, ekonomiye canlılık kazandırır. Kadınların dijital becerilerini artıran her yatırım, ülkeleri yeni ekonominin ön sıralarına taşır. Bu nedenle kadınların güçlenmesi, kalkınmanın merkezinde duran stratejik bir meseledir" diye konuştu.
"Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi vizyonumuz yenilikçiliği, rekabetçiliği ve verimliliği esas alan yeni bir kalkınma perspektifidir"
Türkiye olarak, kadınların güçlenmesini bu geniş perspektifle ele aldıklarını belirten Göktaş, "Kadınların haklara ve fırsatlara eşit erişimini; toplum refahının, sürdürülebilir kalkınmanın ve güçlü geleceğin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Bu vizyon, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, kadınların hayatın her alanında daha güçlü yer aldığı bir Türkiye idealine dönüştü. Bugün bu güçlü liderlik sayesinde Türkiye, kadınların emeğini, bilgisini ve üretim gücünü kalkınmanın asli unsuru kabul eden kararlı bir siyasi iradeyle yol alıyor. Son 24 yılda anayasal ve yasal düzenlemelerle kadın haklarını güçlendirdik. Eğitimden istihdama, girişimcilikten sosyal hizmetlere, şiddetle mücadeleden dijital güvenliğe kadar çok boyutlu bir politika çerçevesi oluşturduk. 2024-2028 dönemini kapsayan Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı, bu yaklaşımın somut yol haritasıdır. Bu belgeyle kadınların eğitim, ekonomi, liderlik, sağlık, medya, çevre, teknoloji ve karar alma süreçlerinde daha güçlü yer almasını hedefleyen kapsamlı bir uygulama zemini oluşturduk. Çalışmalarımızın merkezi ve yerel düzeyde etkin ve koordineli bir şekilde yürütülmesi için Koordinasyon Kurulları kurduk. Bu anlayışla 8 Mart'ta, tüm bu çalışmalarımızın ortak bir çıktısı olarak "Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi" vizyonumuzu kamuoyuyla paylaştık. Bu vizyon, yenilikçiliği, rekabetçiliği ve verimliliği esas alan yeni bir kalkınma perspektifidir. İş dünyasında sadece kadın emeğinin değil; kadın aklının, birikiminin, liderliğinin ve yenilikçiliğinin daha güçlü görünür olduğu yeni bir kalkınma döneminin kapılarını araladık. Kadınların iş gücüne katılımını artırmak kadar, nitelikli ve sürdürülebilir istihdamını öncelikli kıldık. Kadınların girişimcilik ekosistemine erişimini kolaylaştıran adımlar attık" ifadelerini kullandı.
"Bin 366 kadın kooperatifiyle binlerce kadının üretime, yerel kalkınmaya ve sosyal dayanışmaya etkin katılımını teşvik ettik"
Girişimci kadınların dijital pazarlara yönelik uyguladıkları programlarından söz eden Bakan Göktaş, "Finansal kaynaklara ulaşımı güçlendiren, eğitim ve mentörlük ağlarını yaygınlaştıran, dijital pazarlara açılmayı kolaylaştıran projelerle kadın girişimciliğini fikirden pazara, yerelden küresele uzanan başarı hikâyelerine dönüştürdük. "Yükselen Kadınlar, Kendi İşim, Benim İzim" programıyla kadınların emeğini markaya, fikrini değere dönüştürdük. Kurulmasına öncülük ettiğimiz bin 366 kadın kooperatifiyle binlerce kadının üretime, yerel kalkınmaya ve sosyal dayanışmaya etkin katılımını teşvik ettik. "Geleceğini Kuran Genç Kadınlar Projesi" ile ne eğitimde ne istihdamda yer alan genç kadınların mesleki eğitim ve mentörlük mekanizmaları yoluyla iş gücü geçişini destekledik. Enerji, temiz teknoloji ve yeşil ekonomi gibi yüksek katma değerli sektörlerde kadınların daha güçlü şekilde yer almaları için çalıştık. 2025 Aile Yılı, kadınların emeğini, fikrini ve girişimcilik gücünü kalkınmanın merkezine taşıdığımız güçlü bir dönem oldu. Kadınların ekonomik hayata katılımını, iş ve aile yaşamı arasında dengeyi sağlayan politikalarla güçlendirdik. Kadınların istihdamda kalıcılığını artırmak için, kreş ve gündüz bakımevlerini yaygınlaştıran adımlar attık. Doğum destekleriyle kadını, aileyi ve nüfusu güçlendiren sosyal politika adımlarımızı genişlettik. Doğum izinlerini uzatarak anneliği ve çalışma hayatını daha güvenli bir zeminde buluşturduk. Aile ve Nüfus 10 Yılı da, kadını güçlendiren, aileyi koruyan ve nüfus yapımızı sağlamlaştıran politikalarımızda yeni bir atılım dönemi olacak" dedi.
"Teknolojiyi sadece kullanan değil, tasarlayan; sadece takip eden değil, yön veren kadınların sayısını artırmak zorunda olduğumuzu biliyoruz"
Dijital dönüşümden de bahseden Bakan Göktaş, "Yapay zekadan veri bilimine, siber güvenlikten yeşil teknolojiler üzerinde yükselen bu yeni çağın kodları yazılırken kadınların masada olması gerektiğine inanıyoruz. Teknolojiyi sadece kullanan değil, tasarlayan; sadece takip eden değil, yön veren kadınların sayısını artırmak zorunda olduğumuzu biliyoruz. Bunun için bilinçli politikalara, hedefli yatırımlara ve erken yaşlardan itibaren kız çocuklarını destekleyen eğitim modellerine ihtiyaç var. Bu kapsamda "Türkiye'nin Mühendis Kızları Projesi" ile genç kızların mühendislik alanındaki yolculuklarını destekliyoruz. Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Programı gibi çalışmalarla kız çocuklarının ve genç kadınların STEM alanlarında daha güçlü varlık göstermesini hedefliyoruz. Amacımız, geleceğin mesleklerinde kadınların daha görünür, daha donanımlı ve daha etkili olmasıdır. Bunun yanı sıra dijital dönüşümün fırsatlarını kadınlar için büyütürken, risklerini de dikkatle yönetiyoruz. Çevrim içi şiddet, dijital dışlanma, veri temelli ayrımcılık ve teknolojiye erişimdeki eşitsizlikler yeni dönemin ciddi meseleleridir. Bu nedenle kadınların dijital dünyada güvenli, etkin ve üretken biçimde yer alması, sosyal politikaların vazgeçilmez gündemlerinden biridir" diye konuştu.
"Gazze'de yaşananlara rağmen ayakta duran, yaraları merhametle saran ve yarınların umudunu taşımamızı sağlayan tüm kadınlara selamlarımı iletiyorum"
Dünyanın birçok bölgesinde süren çatışmaların, afetlerin, göç hareketlerinin ve ekonomik kırılganlıkların kadınların ve kız çocuklarının hayatını ağır biçimde etkilediğini vurgulayan Bakan Göktaş, şunları kaydetti:
"Bu gerçeği, bugün en ağır biçimde Gazze'de görüyoruz. Bu vesileyle Gazze'de yaşananlara rağmen ayakta duran, yaraları merhametle saran ve yarınların umudunu taşımamızı sağlayan tüm kadınlara selamlarımı iletiyorum. Kriz zamanlarında kadınlar çoğu kez hem ailenin hem toplumun dayanıklılık hattını taşıyor. Bugün açıkça görünüyor ki, insani yardım, kalkınma, barış ve yeniden inşa süreçlerinde kadınların rolünü güçlendirmek zorundayız. Kadınların dayanıklılığını artırmak, toplumların yeniden ayağa kalkma kapasitesini artırmaktır. Kadınların sesini karar mekanizmalarına taşımak, kriz sonrası toparlanmayı hızlandırmaktır. Kadınların eğitim ve geçim imkânlarını korumak, kuşaklar arası yoksulluk döngüsünü kırmaktır. Bu yaklaşım, uluslararası iş birliğini daha da önemli hale getiriyor. Hiçbir ülke kadınların güçlenmesi meselesini tek başına çözemeyeceği gibi, hiçbir toplum da kadınların potansiyelini görmezden gelerek sürdürülebilir gelecek kuramayacak. Bugün ihtiyacımız olan şey, daha fazla diyalogdan ibaret değildir. Ortak standartlar, ortak hedefler, izlenebilir taahhütler ve sahaya yansıyan iş birlikleridir. Burada gerçekleştirdiğimiz toplantılarda, tüm bu hususları, ayrıntılı bir şekilde ele aldık. Kadınların eğitime, istihdama, girişimciliğe, teknolojiye, finansmana ve güvenli yaşama erişimini güçlendiren politikaları birlikte büyütmeliyiz. İyi uygulamaları paylaşmalı, başarılı modelleri yaygınlaştırmalı, uluslararası dayanışmayı kalıcı mekanizmalara dönüştürmeliyiz. Türkiye olarak, bu alanda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Kadınların bilimde, teknolojide, akademide, diplomaside ve ekonomide daha güçlü yer aldığı bir gelecek için çalışmaya devam edeceğiz. Bu çalışmalarımızı, küresel iş birlikleriyle de güçlendirmeye hazırız."