Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 ile ilgili, "Amerika hükümet olarak geri adım atmış olabilir ama ben Amerika'daki odalara kayıtlı şirketlerle görüştüm. İşte Google, Apple, Amazon Amerika'nın hatta dünyanın ekonomisine yön veren büyük firmalar. Evet hükümet bu yönde bir karar aldı ama biz üretimi yapan sanayiciler ve üreticiler olarak böyle düşünmüyoruz. COP31'de Amerika'yı temsilen ne yapmamız gerekiyorsa bizde bu başlıklarda çalışmak istiyoruz dediler" dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye'nin Kasım ayında Antalya'da ev sahipliği yapacağı COP31 Zirvesi'ne giden süreçte Trabzon'da Almanya, İtalya, İngiltere, İspanya, Arjantin, Güney Kore, Çin, Azerbaycan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Macaristan, Yunanistan, Filipinler, Polonya, Hindistan, Sırbistan ve Fas olmak üzere 17 ülkeden davet edilen yabancı basın mensuplarına açıklamalarda bulundu, ardından soruları yanıtladı.
Açıklamasında COP31'e zorlu bir küresel ortamda hazırlandıklarını belirten Bakan Kurum, jeopolitik gerilimler, enerji güvenliği, büyüyen borç yükleri ve tedarik zincirlerindeki kırılganlıkların ülkelerin gündemini olumsuz etkilediğini söyledi. Bakan Kurum, "Aynı anda aşırı sıcaklıklar, kuraklık, seller, yangınlar, su stresi ve gıda güvenliği riskleri insanların günlük hayatında daha görünür hale geliyor. Bu tablo bize çok temel bir gerçeği gösteriyor, İklim meselesi artık hayatın her alanına dokunuyor. Enerjiye, sanayiye, tarıma, suya ve kalkınmaya dokunuyor. Tam da bu nedenle iklim diplomasisinde yeni bir döneme giriyoruz. Paris Anlaşması dünyaya ortak bir istikamet çizdi. Sonraki yıllarda çok önemli kararlar alındı. Önümüzdeki temel soru şu aldığımız kararları ne kadar hızlı hayata geçirebiliriz? İnsanlar artık konferans salonlarında kurulan cümlelerin kendi şehirlerine, işlerine, sofralarına ve geleceklerine nasıl yansıdığını görmek istiyor. COP31 yaklaşımımızda bundan başlıyor; diyalog, uzlaşı, aksiyon. Önce dinleyeceğiz, ortak zemini kuracağız. Ardından ortak iradeyi sahaya yansıtacağız. Antalya'yı sözlerin projeye, projelerin yatırıma, yatırımların insanların hayatına dokunan sonuçlara dönüştüğü bir uygulama COP'u haline getirmek istiyoruz" dedi.
"Hedefi projeye, projeyi finansmanla, finansmanı da uygulamayla buluşturmayı COP31'de başaracağız"
Su kimyasının değiştiğini ve deniz seviyesinin yükseldiğini kaydeden Bakan Kurum, "Habitatlar ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki baskı her geçen gün artıyor. Denizlerde iklim eyleminin kenarında kalamaz. Çözümün tam merkezinde yer almaktadır. İşte Trabzon'da mavi diyalog programı bu anlayışla doğdu. Hükümetleri, uluslararası kuruluşları, akademiye, özel sektörü, finans dünyası ve sivil toplumu aynı masa etrafında topluyoruz. Çünkü iyi biliyoruz ki dünyada sermaye, teknoloji, bilgi var. Büyük bir yatırım ihtiyacı da var. Fakat bunlar her zaman maalesef aynı noktada buluşamıyor. COP31'de bu mesafeyi aradan kaldırmak istiyoruz. Şundan eminiz ki hedefi projeye, projeyi finansmanla, finansmanı da uygulamayla buluşturmayı COP31'de başaracağız. Bu anlayışla çok çeşitli aksiyonlar alacağız, eylemleri ortaya koyacağız. Örneği kıyı dirençliliği, mavi karbon, deniz kirliliği ve ekosistem restorasyon alanlarında yatırıma hazır projeler geliştireceğiz. Projesi olan ülkelerle finans kuruluşlarını aynı masa etrafına getirecek mavi proje hazırlama ve finansman mekanizması üzerinde çalışacağız. Bilimsel veri paylaşımını güçlendiren bir mavi veri ağı oluşturmak istiyoruz. Deniz sıcaklığından kirliliğe, kıyı erozyonundan biyolojik çeşitliliğe kadar kritik verileri daha kısa paylaşarak sorun büyüdükten sonra müdahale etmek yerine riski önceden gören sistemleri geliştireceğiz. Kara kaynaklı atıkları denize ulaşmasını önlemek amacıyla kıyıdan denize sıfır atık uygulamalarını yaygınlaştıracağız. Deniz çayırları, deltalar, sulak alanlar ve hassas kıyı ekosistemleri için koruma ve restorasyon çalışmalarını destekleyeceğiz. Özellikle ada devletleri denizlerde okyanuslar başlığında belki de en çok etkilenen ülkeler ve gelişmekte olan kıyı ülkelerinin proje hazırlama, teknoloji ve finansmana erişim kapasitesini güçlendireceğiz. Bu çok önemli. Çünkü o ülkeler doğrudan iklim değişikliğinin etkileri ile karşı karşıyalar. Teknolojiyi, bilgiyi, veriyi paylaşacağız ve hep birlikte bu mücadeleyi yapacağız. İklim adaletini tek bir cümle ile ifade edecek olursak hedefi paylaşacaksak imkanı da paylaşacağız. Var olan imkanları tüm dünya ülkeleri ile paylaşmak zorundayız. Tarihi sorumlulukları olmamasına rağmen iklim değişikliğinin etkileri maalesef yüzleşmek zorundalar. Dolayısıyla biz hep birlikte dünya ortak evimiz diyorsak ve buna ilişkin bir irade ortaya koymak istiyorsak bu iradeyi hep birlikte koyup imkanlarımızı da paylaşmak zorundayız. Bütün bunların sonucunu COP31'de takip edeceğiz" şeklinde konuştu.
"Antalya'da ortak iradeyi oluşturacağız"
Marmara Denizi'nden müsilajın ardından sorunun kaynağına yöneldiklerini vurgulayan Bakan Kurum, "Atık su altyapısının dönüşümünü için Dünya Bankası ile çalışarak yaklaşık 400 milyon Avro'luk finansman sağladık. Kıyıya komşu olan tüm illerde atık su arıtma tesislerinin kabiliyetini içeriğini değiştiriyoruz. Okyanuslar konusunda zaman daralıyor. Dünya okyanusların koruma altındaki oranı ile 2030 hedefleri arasında halen daha büyük bir mesafe var. İşte bu nedenle 5 yıl sonra COP31'e baktığımızda biz toplantı sayılarını hatırlamak istemiyoruz. Verilen taahhütleri tekrar etmek istemiyoruz. İşte bu nedenle 5 yıl sonra biz netice almak istiyoruz. Projelerin finansmana ulaşıp ulaşmadığını, kıyılar daha dirençli hale gelip gelmediğini, gelişmekte olan ülkelerin bu imkanlardan faydalanıp faydalanmadığını görmek istiyoruz. İnşallah Trabzon'da diyaloğu başlatacağız. Antalya'da ortak iradeyi oluşturacağız. Sonrasında bu iradeyi dünyanın farklı kıyılarına taşıyacağız. Sözü eyleme, hedefi projeye, projeyi sonuca dönüştüren bir COP için hep birlikte çalışacağız. Çünkü denizlerin geleceği kıyıların geleceğidir. Kıyıların geleceği insanlığın geleceğidir. İnsanlığın geleceği birlikte koruyabildiğimiz bu insanlığın mavi vatanına bağlıdır" ifadelerini kullandı.
"Amerika hükümet olarak geri adım atmış olabilir ama ben Amerika'daki odalara kayıtlı şirketlerle görüştüm"
Çin'in iklim değişikliğiyle mücadelede dönüşüme ülkesinde liderlik ettiğini belirterek, Rusya ile görüşmelerin sürdüğünü, ABD'nin ise bugün farklı düşünüp yarın farklı düşünebileceğini söyledi. Bakan Kurum, "Amerika hükümet olarak geri adım atmış olabilir ama ben Amerika'daki odalara kayıtlı şirketlerle görüştüm. İşte Google, Apple, Amazon Amerika'nın hatta dünyanın ekonomisine yön veren büyük firmalar. Evet hükümet bu yönde bir karar aldı ama biz üretimi yapan sanayiciler ve üreticiler olarak böyle düşünmüyoruz. COP31'de Amerika'yı temsilen ne yapmamız gerekiyorsa bizde bu başlıklarda çalışmak istiyoruz dediler. Neticede Amerika'nın özel sektörü bunu net bir şekilde istiyor. Ben toplumun da istediğini düşünüyorum. Bugün Amerika hükümeti böyle bir karar almış olabilir ama bir önceki dönemde bu işe liderlik etmek için bir mücadele vardı. Onu da gördük. Dolayısıyla biz bu farklı bakışları bir kenara koyup asıl olan hedefe doğru kararlı adımları atmak zorundayız. Bugün böyle yarın farklı olabilir. Dün bütün üretimini Çin'de yapan ülkeler bugün üretimi Çin'den nasıl çekerim çabası yapıyorlar. Yani doğru karar verip vermemek o ülkelerin geleceğini de doğrudan dolaylı etkiliyor. Çin'le görüşüyoruz. Çin sürece katılım sağlıyor, herhangi bir problem yok. Hatta ben Çin'i tebrik ediyorum. Böyle büyük bir coğrafya böyle büyük bir nüfusta bu dönüşüme kendi ülkesine liderlik ediyor. Elektrikli araçlardan tutunda işte yenilenebilir enerji üretim tesislerine kadar hem ülkesine hem de dünyanın farklı coğrafyalarında yatırımlar yapıyorlar. Yatırım imkanları arıyorlar. Yatırım fırsatları arıyorlar. Dolayısıyla Çin'de böyle bir problem yok. Rusya'yla aynı şekilde görüşmeleri yürütüyoruz. Sonuçta burada iklim değişikliği ile mücadele edeceksek ortak mutabakat da bir araya gelmemiz gerekiyor. Ben bir sorun görmüyorum. Amerika bugün böyle düşünüyor yarın farklı düşünür hiç önemli değil. Sonuçta insanı istiyor sektörü istiyor, finans kuruluşları istiyor. Hükümet de doğrudan dolaylı zaten yatırımını ülkeye çekmek adına enerji kaynaklarını çeşitlendirmek adına yatırım yapıyor mu yapıyor. Yapmak zorunda mı zorunda. İşte yaşadığımız krizler bunu bize gösteriyor. Dolayısıyla böyle bir sorun yok" diye konuştu.
"Daha az parayla daha çok netice alacağımız işlere odaklanacağız"
New York'ta 6 pilot ülkeyi açıklayacaklarını belirten Bakan Kurum, "Biz aslında Türkiye olarak dış politikadaki duruşumuzla o eşitlik ve hakkaniyet konusunda dünyada ender ülkelerden bir tanesiyiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın yürütmüş olduğu dış politika bunu net bir şekilde gösteriyor. Bugün yaşadığımız krizlerde Türkiye barışın, huzurun adresi olmuş. Yaşadığımız gerek Orta Doğu'daki krizlerde, dünyanın başka coğrafyalarındaki krizlerde Türkiye arabulucu olmuş. Arabulucu rolü üstlenmiş. Rusya Ukrayna ve diğer krizlerde bu tavrı sergiledik. Dolayısıyla burada da UNFCCC konusunda COP sürecinde de bu tarafsızlığı ve güveni tüm dünyaya gösterdiğimizi düşünüyorum. Finansman konusunda şu an harcanan finansman özel sektörle birlikte 1.7 trilyon dolar seviyesinde. Ama o hedefleri yakalayabilmemiz için 7.5 ila 9 trilyon dolar para harcamamız gerekiyor. Burada taahhütlerin bir kere bir an önce uygulamaya dönmesi ve taahhütlerin gerçekleştirilmesi birinci öncelik. O yüzden tüm dünya ülkelerinde bu noktada taahhütlerini gerçekleştirmeye çağırıyoruz. Bu süreci takip ediyoruz. Bir taraftan şöyle bir sorun var. Diyelim para var ama proje yok yani gelişmekte olan bir ülkenin bugün arıtma testi ile ilgili bir projesi yok. Temiz enerji ile ilgili bir projesi yok. O yüzden de uygulama mekanizması dediğimiz mekanizmayı hayata geçiriyoruz. New York'ta 6 pilot ülkeyi açıklayacağız. Burada çalışmaları başlattık. Hatta Maliye Bakanlığımızla bu projenin geliştirilmesi için Türkiye olarak görüşmelerimizi de yaptık. Proje mekanizmasını kurabilmek için bir hibe desteği de sağlayacağız. Bu mekanizma hayata geçtiğinde hem verimliliği esas alacağız yani daha az parayla daha çok netice alacağımız işlere odaklanacağız. Uygulamayla projeyi birleştireceğiz. Bu hedefleri ortaya koyduk bu hedefleri koyduğumuzda doğrudan veya dolaylı ama merkezi hükümet ama özel sektör bu işleri yapabilmek için bütçesini arttırmak zorunda. Yaşadığımız süreçte aslında bu işe daha fazla bütçe ayırmamız gerektiğini söylüyor. İstediğiniz kadar işte o krizlerden bahsedelim sonuçta Avrupa eğer fosil yakıtlardan uzaklaşacaksa kendi enerjisini sağlayacaksa yenilenebilir enerjiden nükleer santralden hidrojen teknolojisinden başka çaresi yok. Fosil yakıtınız yoksa mecbursunuz. Dolayısıyla buradaki fırsatı teknolojiyi onlar kullanacak. Yatırımlarını çeşitlendirecek. Enerji ihtiyacını bu anlamda kendi sınırları içerisinde giderecek. Bütçede aslında doğrudan o konulara o projelere aktarılmış olacak. Eylem gündemini yakalıyor olmamız bu işe daha fazla finansman ayırmamız gerektiğini zaten bize gösteriyor. Amacımız da bu hedefleri hayata geçirmek" ifadelerini kullandı.