Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, emeklilere yönelik yapılacak düzenlemeye ilişkin, "Bu çalışma henüz tamamlanmadı. Düzenleme tüm emeklilerimizi kapsayacaktır. Bu birinci husus. İkincisi, yapılacak artışın emeklilerimizin yaş ve prim ödeme gün sayısına göre farklılaşmasının doğru olacağını düşünüyoruz" dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu, Hazine ve Maliye Bakanlığının 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2025 yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi ve Sayıştay raporlarını görüşmek üzere toplandı. Komisyon toplantısında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Bakanlığın bütçesine ve yürüttüğü çalışmalara ilişkin milletvekillerine sunum yaptı. Sunumun ardından milletvekilleri bütçe tekliflerine ilişkin değerlendirme ve eleştirilerini dile getirdi. Görüşmelerin soru-cevap bölümünde ise Bakan Şimşek, milletvekillerinin yönelttiği soruları yanıtlayarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
"Emeklilerimizin, emekçilerimizin asıl düşmanı enflasyondur, e uyguladığımız programın en büyük hedefi enflasyonu kalıcı olarak düşürmektir"
Şimşek, emeklilerin yük olarak görüldüğüne dair kendisine yapılan eleştirileri yanıtlayarak, "Benim bu ifadeyi kabul etmem asla mümkün değildir. Emekli aylığı bir lütuf değil, bir ömür boyu çalışarak prim ödeyerek kazanılmış bir haktır. Bu kürsüden emeklilerimize olan borcumuzu yük diye tarif edecek bugüne kadar ne bir cümle kurdum ne de asla kurarım. Çünkü mantıklı olmaz. Ama şunu da samimiyetle söyleyeyim; emeklilerimizin, emekçilerimizin asıl düşmanı enflasyondur. Enflasyon her zaman hem gelir dağılımını bozmuştur hem de sabit gelirleri ciddi bir şekilde bozmuştur. Bu yüzden de uyguladığımız programın en büyük hedefi enflasyonu kalıcı olarak düşürmektir. Enflasyon düştükçe aylık artışların bir anlamı olacak, alım gücüne yansıyacak. Sabit gelirleri gerçekten korumanın tek yolu budur" dedi.
"Emeklilerimize yapılacak artışın yaş ve prim ödeme gün sayısına göre farklılaşmasının doğru olacağını düşünüyoruz"
Bakan Şimşek, emeklilere ilişkin bir çalışma yürütüldüğünü de hatırlatarak, "2027 yılında emeklilerimizin alım güçlerinin desteklenmesi amacıyla şu anda yürüttüğümüz teknik bir çalışma var. Bu çalışma henüz tamamlanmadı. Düzenleme tüm emeklilerimizi kapsayacaktır. Bu birinci husus. İkincisi, yapılacak artışın emeklilerimizin yaş ve prim ödeme gün sayısına göre farklılaşmasının doğru olacağını düşünüyoruz. Çünkü bu daha adaletli bir yaklaşım olur. Dolayısıyla herkese aynı değil, yaşa ve ödenen prime göre seyyanen de olsa bir farklılaşmaya gidilmesi hususu çalışılıyor. Çalışma henüz tamamlanmadı. Ve sadece Hazine ve Maliye Bakanlığını değil, ilgili birçok diğer kurumu ve bakanlığı ilgilendirdiği için benim bir rakam zikretmem bu aşamada doğru olmaz. Çünkü işin bir de tedbir boyutu olabilir. Yani Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) yapılan transferlerde bir artış zaten dikkatinizi çekmiştir. Fakat nihayet çalışma büyük ihtimalle aralık ayı içerisinde yapılır ve büyük ihtimalle bütçeden hemen sonra sizin takdirinize getirilir diye düşünüyorum" ifadelerine yer verdi.
Şimşek, 6183 sayılı Kanun kapsamında borçların yapılandırılması yönünde hem muhalefetten hem de Cumhur İttifakı ortaklarından talepler geldiğini belirterek, mevcut düzenlemede taksit süresinin 72 aya çıkarıldığını, faiz oranının ise yüzde 39'dan yüzde 29'a düşürüldüğünü dile getirdi.
"Borç yapılandırması konusu üzerine çalışacağız"
Borç yapılandırmasında özellikle esnaf ve küçük işletmelere yönelik daha cazip bir düzenleme yapılabileceğini belirten Bakan Şimşek, 72 aya kadar taksit imkanının uygulanması ve faiz oranlarında daha kapsamlı bir indirime gidilmesi üzerinde çalışacaklarını söyledi. Herkesi kapsayan bir yapılandırmanın vergisini zamanında ödeyenlerle ödemeyenleri aynı kefeye koyacağına dikkati çeken Şimşek, bu nedenle önceliğin küçük işletmelere yönelik bir düzenleme olabileceğini ifade etti. Teminat şartlarında önemli kolaylıklar sağlandığını hatırlatan Şimşek, faiz konusunda da radikal bir yaklaşım benimseyebileceklerini kaydetti.
Şimşek, sermaye piyasalarına ilişkin denetim, inceleme ve yaptırım yetkisinin 6362 sayılı Kanun kapsamında Sermaye Piyasası Kuruluna verildiğini belirterek, Bakanlığın veya bakanın SPK'nın yerine geçerek piyasaya doğrudan müdahale etme yetkisinin bulunmadığını ifade etti.
"Süreçte ihmali ve suistimali olan varsa hesap verecektir"
Serbest fonlara yönelik düzenlemeler konusunda risklerin gündeme gelmesinin ardından gerekli adımların atılması için ilgili kurumları uyardıklarını belirten Şimşek, 4 Kasım 2025'te düzenlenen Sermaye Piyasaları Kongresi'nde konuyu kamuoyunun ve paydaşların gündemine taşıdıklarını söyledi. Bu uyarıların ardından 2 Aralık 2025'te Finansal İstikrar Komitesi'nin toplandığını aktaran Bakan Şimşek, toplantıda serbest fonlarda yatırımcı eşiğinin önce 10 milyon liraya, ardından 2026 yılı içerisinde en az 1 milyon dolara yükseltilmesinin değerlendirildiğini ifade etti. Şimşek, yatırımcı eşiğinin 10 milyon liraya çıkarılması yönünde adım atıldığını belirterek, "Hiçbir şey yapılmadı denilemez. Bu adım atıldı" dedi.
Aynı toplantıda serbest fonlar ve para piyasası fonlarına yönelik ilave tedbirlerin de gündeme geldiğini kaydeden Şimşek, repo ve para piyasası işlemlerinin Takasbank'a taşınması, yoğunlaşma ve ilişkili taraf yatırımlarına sınır getirilmesi ve portföy içeriklerinin Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) daha sık yayımlanması konularının değerlendirildiğini bildirdi.
Finansal İstikrar Komitesi'nde alınan kararların ardından Hazine ve Maliye Bakanlığı Finansal Piyasalar Genel Müdürlüğünün 9 Aralık 2025'te SPK'ya yazı gönderdiğini belirten Şimşek, ilgili kurumdan söz konusu tedbirler konusunda çalışma yapmasının istendiğini aktardı. SPK'nın ise 9 Aralık'ta verdiği yanıtta bir çalışma grubu oluşturularak konuların değerlendirileceğini bildirdiğini söyledi.
"Hiçbir şekilde taviz verilmeyecektir. Kim olursa olsun"
Ocak ayı sonunda fon rehberine ilişkin taslağın Bakanlığa iletildiğini kaydeden Bakan Şimşek, Finansal Piyasalar Genel Müdürlüğünün 11 Şubat'ta SPK'ya yeniden yazı göndererek taslağın ivedilikle uygulanmasını istediğini ifade etti. Şimşek, düzenlemelerin hazırlanması sürecinde paydaşlarla istişare edilmesinin ilgili kurumların görüşlerinin alınmasına yönelik olağan bir uygulama olduğunu vurguladı.
SPK başkanının görev süresinin tamamlanmasının ardından yeni başkanın atanması ve göreve başlamasının bir miktar zaman aldığını belirten Şimşek, yeni başkanın yönetiminde SPK'nın 17 Haziran 2026'da serbest fonlara yönelik yeni düzenlemeler kapsamında TEFAS uygulama esaslarını onayladığını aktardı. TEFAS'ın altyapısını yenilemesi gerektiğini bildirdiğini ve bu çalışmaların 20 Temmuz 2026'da tamamlandığını kaydetti.
Bakan Şimşek, 31 Temmuz 2026'da fonların portföylerinde bulunan borsada işlem gören gayrimenkul yatırım fonları ile girişim sermayesi yatırım fonlarının, borsa fiyatı yerine açıklanan son birim net aktif değer üzerinden değerlenmesine karar verildiğini belirtti. Sürecin 28 Ağustos 2026'da Sermaye Piyasası Kurulunun yatırım fonu rehberini yayımlamasıyla tamamlandığını ifade eden Şimşek, "Elbette bu süreçte ihmali ve suistimali olan varsa hesap verecektir. Tekrar söylüyorum. Bu fon soruşturmasına ilişkin yürütülen süreçte hiçbir şekilde taviz verilmeyecektir. Kim olursa olsun. Kim olursa olsun" diye konuştu.
"MASAK'ın kendiliğinden işlemlere müdahale etmesi işin doğasına aykırı"
Türkiye'de sermaye hareketlerinin 1989 yılından bu yana serbest olduğunu vurgulayan Şimşek, yurt dışına yapılan para transferlerinin önceden kamu kurumlarının onayına bağlanmasının mevcut hukuki ve fiili koşullarda mümkün olmadığını, bu nedenle MASAK'ın işlemleri önceden onaylayan veya durduran bir kurum olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğunu ifade etti. Suç gelirlerinin tespiti ve bu gelirlerin aklanmasıyla mücadele Türkiye'de de dünyada da her yerde "müşterini tanı" ilkesi üzerinden yapıldığını aktaran Şimşek, şu ifadelere yer verdi:
"Ona dayanıyor. Bu sistemde bankalar, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri yükümlüdür. Ve müşterilerin işlemlerini izler. Eğer kurala uymayan, yasaklılık şüphesi taşıyan bir işlem gördüklerinde en geç 10 iş günü içerisinde MASAK'a şüpheli işlem bildiriminde bulunurlar. Ve bu bildirimle söz konusu işlem otomatik olarak durdurulmuş olmaz. Ama şüpheli işlemin gerçekleştirilmeden askıya alınması ise ancak işlem erteleme talebinde bulunulmasıyla gerçekleşiyor. Şimdi tekrar söylüyorum: Eğer bir işlem şüpheli ise ve bildirilmişse gereğini yapıyorsunuz. Erteleme talebi varsa tabii ki o zaman MASAK gereğini yapıyor. Biz bu fonların temel ödemesinden sonra ve tasfiye kararını verdiğimiz andan itibaren MASAK işlem erteleme sürecini kendi başlattı. Fon satışları normal, olağan piyasa işlemleridir. Şimdi işlemler hakkında en yeterli bilgiye sahip olan finansal kuruluş kaynaklı bir erteleme talebi yoksa, bir şüpheli işlem bildirimi yoksa MASAK'ın çıkıp kendisinin bu işlere girmesi, takdir edersiniz, işin doğasına aykırıdır."
Şimşek, 16 Eylül tarihleri arasında 440 kişinin 401 milyar lira çektiği iddiasına ilişkin MASAK hesaplamalarına göre söz konusu tutarın 306 milyar lirasının fonlar ve grup şirketleri arasındaki işlemlerden kaynaklandığını belirterek, bu miktarın yatırımcı çıkışı değil, fon içi hareketlerden oluştuğunu ifade etti.
"Bu listelerin açıklanıp açıklanmaması hususunda benim bir engelim yok"
Bakan Şimşek, fonlara ilişkin listelerin açıklanmasına yönelik sorular üzerine, "Bu listelerin açıklanıp açıklanmaması hususunda benim bir engelim yok. Açıklanmasında ben şahsen mümkünse açıklanmasını tercih ederim" dedi.
"Olağanüstü tasfiyede de şu ana kadar kamudan bir kuruş kaynak kullanılmadı"
Fonların tasfiye sürecinde kamu kaynaklarının kullanılmadığını dile getiren Şimşek, "Şu ana kadar kamunun, Hazinenin bir kuruşu tasfiyede kullanılmadı. Zaten 93 fon normal tasfiyeye tabi tutuldu. 71 bin 899 hesaba bu fonlarda ne varsa, yani 68 milyar lira ödeme yapıldı ve tamamen fonun kendi kaynaklarından yapıldı. Bu normal tasfiye. Yani bir kuruş dahi kamu kaynağı olmadı ve olmaması hususunda bir prensip kararımız var. Fonun kaynağı dediğiniz ne? Varsa fonun içinde mevduat, hisse senedi ve tahvillerdir. Şimdi olağanüstü ödeme kapsamında biliyorsunuz, 4 Kasım itibarıyla 15 fonda 542 bin 975 hesaba 62,2 milyar lira ara ödeme yapıldı. Burada 10,7 milyar lira az önce dediğim TMSF'den geldi. Diğeri tamamen fonların kendi kaynaklarından. Şimdi geriye kalan 51,5 milyar lira fonların kendi kaynağı. Tekrar söyleyeyim; Olağanüstü tasfiyede de şu ana kadar kamudan bir kuruş kaynak kullanılmadı" dedi.
Tasfiye sürecinde yapılan ara ödemelerden stopaj kesildiği iddialarına yanıt veren Şimşek, tasfiye tamamlanmadığı için 7596 sayılı Kanun kapsamında gerçekleştirilen ara ödemelerden tevkifat yapılmadığını belirtti.
"Tasfiyeye tabi tutulan para piyasası fonlar ile her şey buharlaşmış gibi konuşuluyor, bunlar külliyen doğru değil"
Fon krizinin Türkiye ekonomisine etkilerine ve borsadaki değer kaybına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Şimşek, "Normal tasfiyeye tabi tutulan para piyasası fonlarının bütün yatırımları ödenmekle kalmadı, neması da ödeniyor. Yani normal tasfiyeye tabi şu ana kadarki para piyasası fonlarında hiçbir kayıp yok. Her şey kaybolmuş gibi, her şey buharlaşmış gibi burada konuşuluyor. Bunlar külliyen doğru değil. Servet kanalı tabii ki borsada bir değer kaybı var. Bunun ne kadarı fonla ilişkili, ne kadarı küresel konjonktürle ilişkili tartışılır. Ama size birkaç rakam vereyim. 16 Eylül-4 Kasım arasında Endonezya borsası yüzde 23,5, Mısır borsası yüzde 15,5, Güney Kore borsası yüzde 15,4, Türkiye borsası yüzde 12,5, Brezilya borsası yüzde 9,6 aşağıda. MSCI gelişmekte olan ülkelerin tamamı o dönemde yüzde 7,6 aşağıda. Dolayısıyla dünyada hiçbir şey yokmuş gibi, petrol fiyatları oynamamış gibi, savaş riski fiyatlanıyor, fiyatlanmıyor, faiz artışları bu dönemde fiyatlanıyor. Bunlardan bağımsız bir şekilde her şeyi sanki fon kaynaklıymış gibi değerlendirmek doğru değil" ifadelerine yer verdi.
Şimşek, bütçe komisyonlarına neden gelmediğine ilişkin yapılan eleştirilere de cevap vererek, "Yeni sistemde bizim buraya gelmemize ilişkin bir düzenleme vardı da benim haberim mi yok? Ben doğrusu yakıştıramadım ama herkesin kendisine bırakıyorum takdirini. Fakat tekrar söyleyeyim, yeni sistemde böyle bir gelenek yok" diye konuştu.
Şimşek'in konuşmasının ardından, esnaf ve sanatkârların finansman ihtiyaçlarının uygun koşullarda karşılanabilmesi amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesine 33 milyar lira ödenek ilave edilmesine ilişkin önerge, Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi. Önergede, 5570 sayılı Kanun kapsamında Türkiye Halk Bankası A.Ş. tarafından kullandırılan faiz destekli kredi ve kâr payı destekli fonlar için ilave ödenek ayrılması öngörüldü. Komisyon, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın 2027 yılı bütçesinin kabul edilmesinin ardından sona erdi.