Tacettin DURMUŞ / KARS
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, memleketi Kars’ta yaptığı açıklamada, Ülke gündemine ve Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşanan çatışmalara dikkat çekti.
Bilgen, Türkiye’nin bir taraftan Suriye’de yaşanan büyük savaşın ve kaosun bedeli hala ödeyemezken, mülteci krizi nedeniyle de sosyal, siyasi ve ekonomik olarak ciddi risklerle karşı karşıyayken, bir de Kafkasya’da, Türkiye’nin iki komşusu arasında bir savaşın başlama ihtimalinin çok ciddi ve kaygı verici bir durum olduğunu söyledi.
Türkiye’nin, Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşanan çatışmalar karşısında taraf değil barıştan yana bir tavır sergilemesi gerektiğini de ifade eden Bilgen, Türkiye’nin bölgede kan akmaması, sorunların siyaset zemininde, diyalogla çözülmesinden yana bir irade ortaya koyması gerektiğini de açıkladı.
Savaşın sadece silah tüccarlarının işine yarayacağın da altını çizen HDP Sözcüsü Bilgen: “Ne Türkiye’de yaşayan farklı toplumsal kesimlerin, nede bölgedeki farklı ülkelerin savaştan kazanacağı hiçbir şey olmaz. Savaş, sadece silah tüccarlarının işine yarar. Dolayısıyla Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki sorunun, ‘Dağlık Karabağ Sorunu’ yada ‘Nahçıvan sorunu’ olmasının ötesinde, ‘Bir bölgesel barış sorunu’ olarak ele alınması ve böyle yaklaşılması gerekiyor.”dedi.
KİŞİSEL VERİLERİN PAYLAŞILMASI, BU ÜLKENİN GÜVENLİĞİ AÇISINDAN CİDDİ BİR RİSK VE ZAAFTIR
Bilgen açıklamasında ayrıca, Türkiye’nin önemli gündemlerinden birisin de kişisel verilerin paylaşılması olduğunu hatırlatarak, bu konuda yeni bir kanun yapılmasına rağmen, kişisel verilerin paylaşıma açılmasının, çalınmasının ve sızdırılmasının, hangi şekilde olursa olsun, bir ihmal, bir kusur ve bir siyasi sorumluluk odluğunu da söyledi.
Bakanların da bu konuda bir birinden çelişkili açıklamalar yaptıklarına dikkat çeken Bilgen: “Bakanların bir birinden çelişkili açıklamalar yapmaları, bu konuya ciddi bir yaklaşanımın, sorumlu bir tavrın sergilenmediğini ortaya koyuyor. Bu konu doğrudan doğruya bir ülkenin güvenliği ile ilgilidir. Eğer kişisel verilere bu kadar ulaşılabiliniyorsa, teknik ve teknolojik yöntemler kullanılarak siber suçlar işlenerek böylesine aleni ve açık hale getiriliyorsa, bu ülkenin her şeyi aslında güvenlik açısından bir risk ve zaafla karşı karşıyadır demektir. “ dedi
MHP LİDERİ BAHÇELİ’NİN ‘TAŞ ÜSTÜDE TAŞ, GÖVDE ÜSTÜNDE BAŞ BIRAKMAMALI” SÖZLERİNE GÖNDERMEDE BULUNDU.
“TÜRKÇEYİ İYİ BİLMEDEN, TÜRKÇEYİ İYİ KONUŞMADAN TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ YAPILAMAZ”
Bilgen: MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Salı günkü gurup toplantısında sarf ettiği “Taş üstüde taş, gövde üstünde baş bırakmamalı” sözlerini ise “Türkçeyi iyi bilmeden, Türkçeyi iyi konuşmadan Türk milliyetçiliği yapılamaz” şeklinde eleştirdi.
Özellikle dokunulmazlıklar ve Anayasa tartışmaları dolayısıyla HDP’ye yönelik sözlü saldırlar yapıldığını da belirten Bilgen: “Türkçeyi iyi bilmeden, Türkçeyi iyi konuşmadan Türk milliyetçiliği yapılamaz. MHP Lideri Bahçeli’nin ‘Taş üstüde taş, gövde üstünde baş bırakmamalı” sözleri, güzel bir tarif ve tanımlama değildir. Galiba Türkçeyi iyi ve doğru konuşmak, sözü doğru aktarmak, sözleri, değimleri ve ifadeleri doğru paylaşmayı başarmak gerekir.
SİYASİ PARTİLER, AYNI ŞEYİ DÜŞÜNMEK ZORUNDA DEĞİLDİR
Siyasi partiler, aynı şeyi düşünmek zorunda değildir. Sorunlara farklı yaklaşabilirler, sorunların çözümüne dair farklı programlarının olmasından daha doğal bir şey olmaz. Ama hiçbir siyasi partinin kendi iç sorunlarını bizim patimize saldırarak, Türkiye’nin bir kesimini hedef haline getirerek, nefret söylemleri ile öfkeyi ve tepkiyi bize yönelterek aşmaya çalışması doğru bir siyasal yöntem değildir.
AMA HERKESİN DİLİNE, SÖZÜNE VE YAKLAŞIMINA DİKKAT ETMESİ GEREKİYOR
Bir muhalefet partisinin, ciddi bir parti içi demokrasi sorunu kongre süreci sorunu olabilir. Bir ciddi kayyum stresi ve gerilimi içerisine olabilirler. Bu onların kendi iç işleridir. Bizi ilgilendirmez. Ama kendi iç gerilimlerini aşmak için bizi hedef haline getiren, Kürt sorunu üzerinden hamaset söylemi ile bunu bastırmaya çalışan bir siyasetin de, ne bu ülkeye, nede bu vatana bir faydası olamaz.
İktidar partisi de, Sayın Cumhurbaşkanı ile çok iyi bir ilişki içerisinde olabilirler. Hatta meşhur eski ifadeyle kendileri muhalefette olsa da aslında fikirleri düşünceleri olabilir. Cumhurbaşkanı tarafından çok beğenilir olabilir. Cumhurbaşkanı ile birbirlerini çok seviyor da olabilirler ki, o önermeden Cumhurbaşkanı onaylamadan Cumhurbaşkanı görevini ifa ediyor olabilir. Ama herkesin diline, sözüne ve yaklaşımına dikkat etmesi gerekiyor. Partinin Genel Başkan Yardımcısının doğrudan doğruya genel başkanımızı hedef alan ve nefret suçu içeren, öfke içeren, şiddet çağrısı içeren sözleri doğrudan doğruya suçtur. Dolayısıyla bu konuda herkesi hem dikkatli davranmaya, hem sorumlu davranmaya, kamplaştırarak, gererek bundan siyasi medet uman tarzdan da vazgeçmeye davet ediyoruz.”
MARİFET SİYASETİN SORUMLULUK ÜSTLENMESİDİR
Şöyle bir tablo var önümüzde: Bazı siyasi partiler, ülke sorunlarının çözümü konusunda geçmişte denenmiş ve ülkeye çok pahalıya mal olmuş, Türkiye’de kan, can ve mal kaybına sebep olmuş yöntem ve söylemleri, bir kez daha sanki bir umut varmış gibi, bir alternatif, bir çözüm potansiyeli varmış gibi yeniden ısıtıp ısıtıp ülkenin önüne koyuyorlar.
Marifet siyasetin sorumluluk üstlenmesidir. Bu yöntemler askeri, polisi hamasetle ölüme göndermektir. Marifet, gençleri, sivilleri toplumsal hayatı savaşın, şiddetin çıkmazından kurtarmaktır. Parlamento bu konuda sorumluluk alacağına, siyasi partiler bu anlamda hiçbir küçük hesap yapmadan bu söylem bu slogan benim partime ne kazandırır yaklaşımına girmeden, ülkeye neyi kaybettirdiğinin idraki ile farkında lığı içerisinde siyaset geliştirmesi gerekiyor.” İfadelerini kullandı