Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız, İsrail'in BM Güvenlik Konseyi'ndeki Suriye oturumunda Türkiye'yi hedef alan açıklamalarına cevabında, "Türkiye'nin Suriye ile askeri iş birliği, Suriye hükümetinin rızasıyla yürütülmektedir" dedi.
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nde Beşar Esed rejimi sonrasında Suriye'nin geçiş sürecine ilişkin aylık toplantısı, İsrail'in Suriye topraklarındaki yasa dışı işgalini meşru gösterme teşebbüsü ve Türkiye'yi hedef alan saldırgan açıklamalarına sahne oldu.
Oturumda konuşan Suriye'nin BM Daimi Temsilcisi İbrahim Olabi, Güvenlik Konseyi üyelerine ülkesinin kaydettiği ilerlemeye odaklanmayı umduğunu ancak, İsrail'in Suriye'deki eylemlerine yanıt vermek zorunda kaldığını söyledi. Olabi, "Biz bölgenin daha fazla acı çekmesini önlemeyi tercih ederken, İsrail köylerimize girdi, halkımızı yerinden etti, tesislerimizi bombaladı" dedi.
İsrail'in arabuluculuk çabalarına ve diyaloğa "hava saldırıları, ihlaller ve sınır ötesi geçişlerle" karşılık verdiğini aktaran Olabi, "İsrail saldırganlığı, yalnızca Suriye'ye değil, tüm bölgenin istikrarının karşı karşıya olduğu en büyük tehdit" ifadelerini kullandı.
Olabi, 44 ülkenin Güvenlik Konseyi salonu dışında yayımladığı acil ortak açıklamaya da dikkat çekerek, İsrailli liderlerin 9 Eylül'de Suriye topraklarındaki Şeyh Dağı (Hermon) ziyaret etmesinin uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu söyledi.
"Türkiye, Suriye'yi ele geçirmeyi amaçlıyor"
İsrail'in BM Daimi Temsilcisi Danny Danon ise oturumdaki konuşmasında Suriye'deki dönüşüm sürecine odaklanmak ve İsrail'e yönelik eleştirilere cevap vermek yerine İsrail'in Suriye'deki işgalini küçümseyerek odağı Türkiye'ye yöneltti.
Türkiye'nin Suriye içindeki askeri kapasitesini genişletmeyi ve "ülkeyi kontrol altına almayı" planladığını iddia eden Danon, "Eğer, İsrail'in Suriye içindeki küçük savunma tampon bölgesi tehdit olarak görülüyorsa, Suriye topraklarının çok daha büyük bir bölümünü kontrol eden ve oradaki askeri varlığını güçlendiren yabancı bir güç için ne diyeceğiz? Burada Türkiye'den söz ediyorum" dedi.
İsrail'in kontrolündeki bölgenin Suriye'nin yüzde 0,1'ini kapsadığını söyleyen Danon, "Türkiye'nin Suriye'de 20 bin askeri ve 100'den fazla üssü bulunuyor. Belki bu davranış size tanıdık geliyordur. Türkiye, İran'ın vekil güç modelini izliyor" diye konuştu.
Türkiye'nin sınır ötesindeki barış ve istikrara destek amaçlı askeri misyonlarını da hedef aldığı yönünde asılsız iddialarda bulunan Danon, "Bu yalnızca bir komşunun yeniden inşasına yardım etmekle ilgili değil. Bu nüfuzu derinleştirmekle ilgili. Bu, askeri emelleri ilerletmekle ilgili. Bu, komşu ülkeyi ele geçirmekle ilgili" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Türkiye, ufukları sınırlandırılamayacak bir ülkedir" şeklindeki açıklamasını da bağlamından çıkaran Danon, "Şu an itibarıyla Türkiye, Suriye'nin yüzde 5'ini kontrol ediyor. Bu, İsrail'in güvenlik tampon bölgesinin 50 katı büyüklükte. Ama bir şekilde, İsrail'in küçücük savunma tampon bölgesi, Suriye'nin egemenliğine tehdit olarak sunuluyor" şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail'in "masumların kanıyla beslendiği" ve siyonizmi eleştirdiği açıklamalarını da "anti-semitizm" olarak nitelendiren Danon, Türkiye'yi "Suriye topraklarını İsrail'e karşı saldırı için platform haline getirme" yönünde hareket etmekle suçladı. Suriye'yi de Türkiye'ye karşı "sessiz kalmakla" suçlayan Danon, "Topraklarının İsrail'i tehdit etmek için kullanıldığı bir Suriye'yi asla kabul etmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.
"Türkiye'nin Suriye ile askeri iş birliği, Suriye hükümetinin rızasıyla yürütülmektedir"
Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız, oturumda İsrailli temsilcinin Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan aleyhindeki açıklamalarını şiddetle reddederek İsrail'i Suriye'yi istikrarsızlaştırmakla suçladı.
Suriye'nin karşı karşıya olduğu tüm zorluklara rağmen istikrar yolunda ilerlemeye devam ettiğine dikkat çeken Yıldız, "Suriye hükümeti, bu Konsey de dahil olmak üzere uluslararası toplumla yürüttüğü yapıcı temaslar sayesinde eski rejimin geride bıraktığı ağır mirasın ele alınması konusunda anlamlı ilerleme kaydetmeye devam ediyor. Bu bağlamda, Suriye'yi Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması kapsamında yükümlülüklerini yerine getirme kararlılığı, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile yakın işbirliği ve sergilediği şeffaflık nedeniyle takdir ediyoruz" dedi.
Suriye'nin yapıcı yaklaşımı sayesinde UAEA'nın 9 Eylül'de Suriye'nin nükleer yükümlülüklerine uyumsuzluk dosyasını kapattığını hatırlatan Büyükelçi Yıldız, gelişmelerden dolayı Suriye halkını ve hükümetini tebrik etti.
Oturumdaki konuşmasında Suriye'ye yönelik sürdürülebilir uluslararası desteğin bölge ve ötesinde istikrar açısından önemini koruduğunu vurgulayan Yıldız, "Sözde SDG'nin feshedildiğinin açıklanması ve entegrasyon sürecinde kaydedilen ilerleme özellikle önemli gelişmelerdir. Bundan sonraki adımları Suriye Hükümeti ve uluslararası toplumla birlikte takip etmeye devam edeceğiz. Bu sürecin Suriye'nin egemenliğini, toprak bütünlüğünü, birliğini ve toplumsal bütünlüğünü güçlendirecek şekilde sonuçlandırılması gerekiyor" dedi.
Eski rejim ile terör örgütü DEAŞ'ın vahşetinden kaçarak ülkelerinden ayrılan tüm Suriyelilerin geri dönüşü için gerekli şartların oluşturulması ve yeniden imar çalışmalarının sürdürülmesinin önemine dikkat çeken Yıldız, "Bu bağlamda, Suriye makamlarıyla artan uluslararası ekonomik angajmanı memnuniyetle karşılıyoruz. Uluslararası toplum bu olumlu ivmeyi ilerletmelidir" diye konuştu.
"İsrail, Suriye'ye yönelik pervasız saldırıları ve açıklamalarıyla bu olumlu gidişatı baltalamaya devam ediyor"
İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırılarına da değinen Büyükelçi Yıldız, "Ne yazık ki İsrail, Suriye'ye yönelik pervasız saldırıları ve açıklamalarıyla bu olumlu gidişatı baltalamaya devam ediyor. Üst düzey İsrailli yetkililerin işgal altındaki Suriye topraklarına yasa dışı biçimde girmesi, İsrail'in Suriye'ye karşı kışkırtıcı ve istikrarsızlaştırıcı eylemlerinin bir başka örneğidir. Suriye'nin altyapısını ve kapasitesini hedef alan, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden İsrail'in aralıksız saldırılarını kınıyoruz. İsrail'e 1974'te imzalanan Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'na tam olarak uyması, gerginliği daha fazla tırmandırmaktan kaçınması ve Suriye topraklarındaki ihlallerine son vererek geri çekilmesi yönündeki çağrımızı yineliyoruz" dedi.
Yıldız, "Uluslararası toplum ve bilhassa bu Konsey, İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırganlığına ve Suriye topraklarını işgaline son vermek için elindeki tüm araçları kullanmalıdır. İsrail'in desteğine güvenen yasa dışı Dürzi silahlı grupların, öğrencilerin sınavlara girmelerini engellemek ve vilayete temel ihtiyaç malzemelerinin girişini aksatmak da dahil olmak üzere istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerini sürdürmeleri de endişe vericidir" ifadelerini kullandı.
Geçtiğimiz ay gerçekleştirilen Güvenlik Konseyi toplantısında Türkiye'nin Suriye de dahil olmak üzere bölge ülkeleriyle ilişkileri ve iş birliğinin niteliğini izah ettiğini kaydeden BM Daimi Temsilcisi Yıldız, "İsrail temsilcisinin bugün yaptığı açıklamada ve bu toplantıda sarf ettiği ifadeler ışığında, bu hususları yeniden vurgulamak gerektiğinin faydalı olacağı görüşündeyim. Her şeyden önce, ulusal kapasitesini güçlendirmek Suriye'nin hakkıdır. Bu, herhangi bir ülkeye karşı tehdit oluşturmaz ve İsrail'i de ilgilendirmez. Türkiye'nin Suriye de dahil olmak üzere bölge ülkeleriyle ilişkileri, onların istikrarına, güvenliğine ve refahına olan güçlü bağlılığımız çerçevesinde şekillenmektedir. Bu üç unsuru yalnızca kendi ulusal güvenliğimiz açısından değil, bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından da vazgeçilmez görüyoruz" şeklinde konuştu.
Tüm ülkelerin bu hedeflere ortak bir bağlılık göstermesinin bölgede kalıcı barış ve istikrara önemli katkı sağlayacağını belirten Yıldız, İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırılarına gönderme yaparak, "Buna karşılık Suriye'nin güvenlik kapasitesini oluşturma ve güçlendirme çabalarını engellemeye yönelik girişimler, yalnızca DEAŞ gibi terör örgütlerinin yeniden ortaya çıkmasına elverişli şartlar oluşturma riski taşır" dedi.
"Suriye'deki hiçbir faaliyetimiz herhangi bir üçüncü ülkeye yönelik değildir"
Yıldız, "Bu çerçevede, İsrail'in kendi uluslararası hukuk ihlallerini meşrulaştırmak amacıyla Türkiye'nin Suriye ile meşru iş birliğini karalamaya ve bunu bir tehdit olarak göstermeye yönelik girişimlerini kategorik olarak reddediyoruz. Türkiye'nin Suriye ile askeri iş birliği, Suriye hükümetinin rızasıyla yürütülmektedir. Suriye'deki hiçbir faaliyetimiz herhangi bir üçüncü ülkeye yönelik değildir ve hiçbir üçüncü ülke için tehdit oluşturmamaktadır. Bu bağlamda, İsrail'in Suriye topraklarını onlarca yıldır işgal etmesi ile Türkiye'nin Suriye hükümetiyle yürüttüğü meşru güvenlik iş birliği arasında paralellik kurma girişimleri tamamen temelsizdir" ifadelerini kullandı.
İsrail'e yönelik açıklamalarında Yıldız, "Ne yazık ki İsrail temsilcisi ülkem ve Cumhurbaşkanımız hakkında tüm kırmızı çizgileri aşmıştır. Aslında onun sorularının cevapları açıktır. İsrail ile Türkiye arasındaki fark nedir? Türkiye, İsrail'in aksine Suriye'nin dostudur. Türkiye, Orta Doğu'da birçok ülkeye karşı saldırgan bir devlet olan İsrail'in aksine, köklü ve sorumlu bir devlettir" dedi.
Türkiye'nin Suriye ile dostluğunu Suriye halkını hem on yıllık savaş sırasında hem Türkiye'de hem de Suriye'de koruyarak ve savaş sonrası dönemde de modern Suriye'nin inşasına yardımcı olarak kanıtladığını vurgulayan Yıldız, "Bu Konseyde bu tür çarpıtmalar daha önce de eski rejimin temsilcisi tarafından ülkemin Suriye'deki varlığı ve rolü hakkında yapılmıştı. İsrail temsilcisinin şimdi bu rolü devralmış, bu role gönüllü olmuş olması üzücüdür. Bu nedenle onun tüm temelsiz iddialarını reddediyorum. Türkiye'nin bölgenin herhangi bir yerindeki rolü her zaman olumlu ve yapıcı olmuştur ve herkesten yalnızca bir teşekkür hak etmektedir. Ancak bunu İsrail'den beklemiyorum" ifadelerine yer verdi.
Suriye'den Türkiye'ye destek
İsrail ve Türkiye temsilcilerinin açıklamalarının ardından tekrar söz alan Suriye'nin BM Daimi Temsilcisi Olabi, doğrudan İsrailli büyükelçiye hitap ederek İsrail'in Golan Tepeleri'ni yasa dışı bir şekilde işgal ettiğini, Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığının ise Suriye'nin rızasıyla gerçekleştiğini ifade etti. Olabi, "Suriye'deki askeri varlık meselesine gelince, hukuki birikiminizi bildiğim için, bir devletin rızasıyla gerçekleşen askeri varlık ile diğer durum arasındaki farkı ve kiminle çalışacağımıza karar verme hakkımızı anladığınızı varsayıyorum" dedi.